trabzonspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
trabzonspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

TRABZONSPOR TARİHÇESİ

ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor kuruluşu,

ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor kuruluşu, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor, trabzon, bordo mavi, karadeniz fırtınası, karadeniz, laz, lazlar, horon, kemençe trabzonspor eski

Trabzonspor tarihi üzerine yapılan çalışmaların birçoğu, hikâyeyi 1967’den değil, çok daha eskilerden başlatır. Bordo-Mavi renklere sahip Karadeniz Fırtınası, 2 Ağustos 1967 günü resmi olarak kurulmuştur; ancak kentin spor geçmişi 20. yüzyılın başlarına dek uzanır. Kentte yaşayan yabancı ülke temsilcilerinin (O tarihlerde Trabzon’da 12 ülkenin konsolosluğu vardır!) ve gayrimüslim tebaanın önderliğinde başlayan spor faaliyetleri kısa bir süre sonra Türk gençlerinin de ilgisini çekmeye başlamıştır. 1911’de kurulan İdmanyurdu, savaş nedeniyle pek uzun ömürlü olamasa da Trabzon’da Türklerin kurduğu ilk spor kulübü olarak tarihteki yerini almıştır. Trabzon’un ileri gelen ailelerine mensup Türk gençleri, 1920’li yılların başında kentin sportif ve kültürel hayatına uzun yıllar damgasını vuracak İdmanocağı, İdmangücü ve Necmiati gibi kulüpleri kuracaklardı. İşte Trabzonspor 1967 yılında dünyaya geldiğinde, aslında yarım asırlık bir sportif, kültürel ve kurumsal bir mirası devralacaktı.


ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor kuruluşu, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor, trabzon, bordo mavi, karadeniz fırtınası, karadeniz, laz, lazlar, horon, kemençe trabzonspor eski

1967’den önce…
Osmanlı Devleti’nin Karadeniz’deki en önemli limanlarından biri olan Trabzon, sadece ticari olarak değil; sosyo-kültürel olarak da önemli bir geçiş noktasıydı. Batı’dan gelen her türlü ‘yenilik’ ilk olarak Trabzon’da hayat bulur; ardından kentin hinterlandında kalan coğrafyaya yayılırdı. Futbol, bunlardan biriydi. 1922 yılında basılan ve Osmanlı döneminde yayımlanan ilk üç futbol kitabından biri olan ‘Asosyeşın Futbol’ İdmanocaklı Süleyman Rıza Kuğu tarafından Trabzon’da kaleme alınmıştı. Önsözünde kitabın yayınlanma amacı ‘Doğu vilayetlerine futbol öğretmek’ olarak açıklanmıştı. Trabzon, öğreten, aktaran, öncülük eden bir konumdaydı ve iddiası da tarihsel olarak bundan kaynaklanmaktaydı. Bu açıdan düşünüldüğünde, Trabzonspor’un 1976 yılında Anadolu’ya şampiyonluğu taşıyan ilk kulüp olmasına kimseler şaşmamalıydı!
Trabzon, İstanbul, İzmir ve Ankara’nın ardından Türkiye’nin ilk spor örgütü olan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’nın dördüncü üyesiydi. Kentte 1921 yılından itibaren bir fikstür dahilinde lig maçları organize edilir. 1923 yılının Temmuz ayında Trabzon İdmanocaklı gençler, oynadıkları futbolu geliştirmek için İstanbul’a bir gezi düzenlemiş ve o tarihlerde İstanbul’u ziyaret eden yabancı takımlarla Türk takımlarının maçlarını izlemişlerdi. Trabzon gençliği, kendi futbolu ve bilgisi ile yetinmemekte, sportif tecrübelerini arttırmak için sürekli arayış içindeydi. Trabzon sınırlarını sürekli zorlayan bir kentti. Henüz 1925 yılında Sovyetler Birliği’nden kente davet edilen spor kafilesi ile ilk yurtdışı temas da gerçekleştirilmişti. Bu da bir ilkti. İlerleyen yıllarda ise her fırsatta kente İstanbul, İzmir, Ankara, hatta İran ve hatta Avusturya’dan takımlar davet edilecek; Trabzonlular meşin yuvarlakla tanıştıkları ilk günden bu yana, futbola ‘yerel’in ötesinde bir anlam atfedecekti.
Trabzon’da erken Cumhuriyet döneminden itibaren oldukça canlı bir spor iklimi hakim olmaya başlamıştı. Trabzon’un unutulmaz spor önderlerinden Hüseyin Avni Aker, Cumhuriyet’in ilk yıllarında İstikbal gazetesinde şu satırları kaleme alacaktı: “Trabzon şehri spor ibtilası geçiriyor. İstanbul’da dans ibtilası, Ankara’da ud, Trabzon’da futbol… Bunlar birer hastalık gibi yakaladıkları adamın yakasını bırakmıyorlar. Trabzon’da mahalle aralarında, ta Kavak Meydanı’na kadar ne kadar meydan, cami havlisi, bahçe varsa birkaç çocuk toplanmış! – Gol gol diye bağırıyor. Hele şu hafta tatilinin işsiz bir sürü halkının Kavak meydanına doğru toplanması bu ibtilayı azdırdı. Şimdi herkeste bir spor heyecanı var.”


ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor kuruluşu, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor, trabzon, bordo mavi, karadeniz fırtınası, karadeniz, laz, lazlar, horon, kemençe trabzonspor eski
Güç-Ocak Rekabeti
İdmanocağı, İdmangücü, Necmiati, Birlikspor, Karadenizgücü, Doğanspor, Yolspor, Martıspor, Erdoğdu Gençlik ve Trabzon Lisesi başta olmak üzere Trabzon amatör liginden pek çok kulüp gelip geçti. Bu kulüpler aynı zamanda “içtimai” birer dernek olarak faaliyet gösteriyor; tiyatro, piyes, balo ve musiki konseri gibi düzenledikleri farklı etkinliklerle kentin kültürel yaşamını renklendiriyordu. Ellili yıllara gelindiğinde ise futbol ‘iptilası’ kenti öylesine kasıp kavuruyordu ki mahalli ligdeki kulüp sayısı bir ara 20’yi aşınca maçlar iki kümeli olarak yeniden organize edilmişti. İdmanocağı ve İdmangücü Trabzon futbolunda başa güreşen iki kulüptü. Kent futboluna bu iki kulübün arasındaki ateşli rekabet damga vuracaktı.
Ocak-Güç derbisi şehirde adeta bir karnaval havası yaratırdı. Rengârenk flama ve bayraklarla donatılan kentte binlerce futbolsever maç saatinin gelmesini beklerken, tutuşulan bahisler ve iddialarla rekabetin dozu arttırılırdı. Rakip taraftarlar karşı tarafın renklerine boyadıkları bir tabutu veya eşeği kentin meydanlarında, sokak aralarında gezdirirlerdi. Maç saati geldiğinde Şehir Stadı’ndaki yerlerini alan futbolseverler “şa-şa-şa”dan pek de öteye gidemeyen tezahürat, ama bitmeyen coşkularıyla takımlarına destek olurlardı.
Sarı-kırmızı Ocaklılar ve yeşil-beyaz Güçlüler arasındaki mücadeleyi, sportif olarak Galatasaray-Fenerbahçe; politik olaraksa CHP-DP çekişmesine benzetenler vardı. Farklı bireysel ve sosyal motivasyonlarla şekillenen bu büyük rekabetten sonuçta kent futbolu karlı çıktı. Futbol sevgisi ve kültürünün yükseldiği kentte aynı zamanda üst düzey futbolcular yetişmişti. Futbol tutkusuna doğup büyüdükleri Trabzon’da kapılan bu gençlerden bazıları yükseköğrenim uğruna memleketlerini terk ederken, gittikleri şehirlerde futbol yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Daha sonra Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı’nı da yapacak olan Gençlerbirliği efsanesi Hasan Polat, kardeşi Ali Polat, Galatasaray’ın unutulmaz yıldızlarından Salim Satıroğlu ve Ahmet Karlıklı, Fenerbahçeli Taka Naci, Zekeriya Bali, Beykoz’un ünlü kalecisi Sıtkı Taşer, Beşiktaş’ta kaptanlık da yapacak olan milli futbolcu Nazmi Bilge “Trabzon’un futbol elçileri” arasında ilk akla gelen isimlerdir.


ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor kuruluşu, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor, trabzon, bordo mavi, karadeniz fırtınası, karadeniz, laz, lazlar, horon, kemençe

Trabzonspor’a Doğru…
İdmanocağı, mahalli ligdeki şampiyonluklarının yanı sıra üç defa Türkiye amatör şampiyonluğunu da kazanarak yurt çapında tanınan bir kulüp haline gelmişti. İdmanocağı ve Kayseri Havagücü’nün 1958 yılında düzenlenen Türkiye Amatör Şampiyonası’nı aynı puan ve averajla tamamlaması üzerine kupa ikiye bölünmüş ve Ocaklılar yarım bir kupayı müzelerine götürmüşlerdi. Ocak’ın tarihi, sayısız başarı ve enteresan hikâyelerle doluydu. Onların ulusal çaptaki haklı şöhreti, 1965 senesinde Beşiktaş takımını Mithatpaşa’da 1-0 yenerek Türkiye Kupası’ndan elemeleriyle de perçinlenmişti. Başarılarla dolu bir tarihe, güçlü bir kimlik ve yaklaşık yarım asırlık kurumsal bir deneyime sahip bu kulüp, Trabzon’u profesyonel liglerde temsil etme misyonunu kendi ismi ve renkleri ile üstlenmek için direnecekti...
Bilindiği gibi 1960’ların ilk yarısında Futbol Federasyonu Başkanı Orhan Şeref Apak’ın öncülüğünde profesyonel ikinci ve üçüncü ligler kurulmuştu. Tüm yurtta bu liglerde mücadele edecek profesyonel şehir takımlarının kurulması öngörülüyordu. Kentin maddi, manevi ve sportif tüm imkânlarının profesyonel bir spor kulübüne seferber edilebilmesi için o kentteki amatör kulüplerin birleşmesi gerekiyordu. Trabzon elbette ki bu seferberliğin dışında kalamazdı. Ancak İdmanocağı-İdmangücü rekabeti Trabzon futboluna öylesine hakimdi ki bu iki kulübün bir çatı altında toplanması neredeyse imkansızdı. Nitekim böyle bir girişimde bulunmak isteyen bir avuç idealistin daha ilk çalışmalarında bu sürecin oldukça sıkıntılı olacağı hemen anlaşılmıştı. Kendi kimlik ve renklerinden feragat etmek istemeyen Ocaklılar birleşmeye yanaşmıyordu. 21 Haziran 1966 tarihinde, Martıspor ve Yıldızspor'la birleşen İdmanocağı ile kendi isim ve renklerini muhafaza ederek profesyonel bir kulüp namı ile önce Türkiye 2. Ligi’ne alındı; ancak resmi yazışmalar ve tebliğde yaşanan sorunlar nedeni ile İdmanocağı'nın İkinci Lig’de oynamasına izin verilmedi. 20 Temmuz 1966'da bu kez İdmangücü, Karadenizgücü, Martıspor ve Yolspor'un katılmasıyla kırmızı-beyaz renkler altında Trabzonspor’u kurdu ve 1966-67 sezonunda İkinci Lig’de mücadele etmeye başladı.


ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor kuruluşu, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor, trabzon, bordo mavi, karadeniz fırtınası, karadeniz, laz, lazlar, horon, kemençe

İdmanocağı’nın dahil olmadığı bir Trabzonspor’un şehir temsiliyeti bakımından eksik bir görüntü ortaya koyduğu düşünülüyordu. İdmanocağı’nın Trabzonspor’a karşı Danıştay'da açtığı davadan, yürütmeyi durdurma kararı çıkmıştı. Sezon sonunda birleşme tartışmaları yeniden alevlendi. Federasyon Başkanı Orhan Şeref Apak’tan Devlet Bakanı Kamil Ocak’a, Hasan Polat’tan Cumhuriyet Gazetesi Spor Müdürü Erdoğan Arıpınar’a pek çok üst düzey yetkilinin araya girmesi dahi sonucu pek değiştirmiyordu. Trabzon'da gergin geçen 1967 yazını sona erdiren komut zamanın Beden Terbiyesi Genel Müdürü Ulvi Yenal’dan geldi. Yenal, İdmanocağı ve İdmangücü'nün birleşmemeleri halinde iki kulübün de Türkiye 2. Ligi’ne alınmayacağı ve “mazisiyle övünen” Trabzon’un profesyonel liglerde temsil edilmeyeceğini bildirdi. Bu durum Trabzon'da şok etkisi yaratmıştı. Artık her gün, her akşam toplantı üstüne toplantı yapılıyordu. Bazen tam bir anlaşma zemini ortaya çıkıyor ama yine en ufak bir ayrıntı her şeyi berbat ediyordu. Öte yandan Futbol Federasyonunun il kulüpleri için tanıdığı sürenin de sonu yaklaşıyordu… Tüm kent, Trabzonspor adıyla bir kulübün kurulmasını yürekten arzuluyordu. Öyle ki Trabzonlular, 1967 yılının Temmuz sonunda sessiz bir yürüyüş düzenleyerek bir türlü uzlaşamayan kulüp başkanlarını protesto edecekti... Nihayet 2 Ağustos 1967 günü, geceli gündüzlü yapılan toplantılardan müsbet bir netice çıkacak ve her iki kulüp birleşmeyi kabul edecekti. Bordo-Mavi renkler altında, İdmanocağı, İdmangücü, Karadenizgücü ve Martıspor'un birleşmesi ile kurulan Trabzonspor Kulübü, 1967-68 sezonu itibarıyla İkinci Lig’e “merhaba” dedi.
ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor kuruluşu, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor, trabzon, bordo mavi, karadeniz fırtınası, karadeniz, laz, lazlar, horon, kemençe
Futbolda Anadolu Devrimi
Trabzonspor uzun uğraşlar sonucu kurulduktan sonra İkinci Lig’deki mücadelesine daha ilk sezondan itibaren Birinci Lig’e çıkma hedefi ile başladı. ‘Trabzon futbolu’nun layık olduğu yer kesinlikle İkinci Lig olarak görülmüyor; Trabzonluların Bordo-Mavili kulüpten beklentisi, gücünü övgülerle anılan bir maziden alıyordu. “Yıllarca memleket sporuna önderlik etmiş” bir kent, nasıl İkinci Lig’de kalabilirdi? Trabzonspor’un 1971-72 sezonu son maçında PTT’ye 1-0 yenilerek Birinci Lig biletini rakibine kaptırması ile yıkıma uğrayan camiada futbol politikası birden seyir değiştirecek ve “öze dönüş” olarak da adlandırılan yeni bir transfer anlayışı benimsenecekti. Kulübün kendi öz kaynaklarına dönerek, Trabzonlu futbolcuları bünyesine katmasıyla efsane takımın iskeleti kurulmuş oldu. Ve 1973-74 sezonunu şampiyon tamamlayan Bordo-Mavililer’in Birinci Lig serüveni, sonraki sezon itibarıyla başlamış oldu.
Trabzonspor, Birinci Lig’e çıktığı ilk sene Hayatspor dergisi tarafından Kıbrıs’ta düzenlenen Barış Kupası’nı almıştı. Bu, kupalarla dolup taşacak on yılın başlangıcıydı. 1975-76 sezonu sonunda şampiyonluk ipini göğüsleyen Bordo-Mavililer, şampiyonluğu ilk defa İstanbul dışına taşıyarak Türk futbolunda yerleşik her ne varsa altüst etmiş ve bir devrime imza atmıştı. Bordo-Mavili ekip aynı sene Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık kupalarını da almayı başardı. Spor basınının “Kupa Beyi” olarak anmaya başladığı Trabzonspor, kamuoyunda büyük bir saygınlık kazanmıştı. Öte yandan söz konusu başarıyı hala ‘tesadüfi’ olarak değerlendirenler de vardı. Neticede Türk futbolunda sarsılmaz sanan bir paradigma kökünden sarsılmıştı. Ancak Trabzonsporluların kendilerine güveni tamdı. Çünkü ‘Trabzonspor’ gerçeğinin sağlam temeller üstüne oturduğunu iyi biliyorlardı. Bordo-Mavililerin unutulmaz teknik direktörü Ahmet Suat Özyazıcı, kentin köklü futbol mirasına işaret ederek, yaşananlar için “Bu bir ‘devrim’den ziyade, ‘evrim’dir” diyordu. Trabzonspor, gümbür gümbür geliyordu…


ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor kuruluşu, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor, trabzon, bordo mavi, karadeniz fırtınası, karadeniz, laz, lazlar, horon, kemençe

50. Yılında Karadeniz Fırtınası
Karadeniz Fırtınası, 1975-1985 yılları arasında toplamda 6 lig şampiyonluğu, 6 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 3 Türkiye Kupası ve 3 Başbakanlık Kupası’nı müzesine götürmeyi başardı. 1980’li yılların ortalarından itibaren gerek kulüp içinde gerek Türk futbolunda yaşanan gelişmeler Bordo-Mavililer’i şampiyonluktan 2010-11 yılına kadar alıkoydu belki; ama Trabzonspor zirveye oynamaktan asla vazgeçmedi. Müzesindeki Türkiye Kupası sayısını 8’e; Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı 7’ye; Başbakanlık Kupası’nı 5’e çıkarmasını bildi. Tarihinde ilk defa 2009-2010 sezonunda TFF Süper Kupa’yı kazanmanın onurunu yaşadı. 15 Eylül 1976 günü Akranes galibiyeti ile başlayan Avrupa serüveninde Liverpool, Aston Villa, Inter, Barcelona ve Olimpik Lyon gibi unutulmaz zaferlere imza attı.
Trabzonspor, 50 yıllık mazisi boyunca kimi zaman dramatik kaybedişlerin kimi zaman sarsıcı başarı ve unutulmaz galibiyetlerin takımı oldu. Ama her dönem ve koşulda bir spor kulübünden çok daha fazla şeyi temsil ediyordu. Kemençeden tuluma, horondan kolbastıya, hamsisi, şivesi ve hırçın doğasıyla Karadeniz’e dair pek çok folklorik ve kültürel sembolün taşıyıcısı ve ulusal düzeyde sergilendiği zemindi Trabzonspor. Bu, şüphesiz ki onu diğer kulüplerden ayıran en belirleyici özelliklerden biriydi. Diğeri mi? Umudun, inanç, mücadele ve sevdanın takımı olması…
Trabzonspor taraftarları başarı gibi başarısızlığın da kalıcı olmadığını iyi biliyor. Kulüp yönetimi, benimsediği “yeniden yapılanma ve yükseliş” anlayışına Bordo-Mavili taraftarları da ortak etmeyi başardı. Sezonun ikinci devresinde yeni stadyumla beraber yakalanan pozitif ivme, kulübün kuruluşunun 50. yılını kutladığı bugünlerde gelecek için ümit veriyor. Taraftar ve kulüp arasında sağlanan dayanışma ve duygu ortaklığı ise, “Karadeniz Fırtınası”nın sadece sportif değil; toplumsal, kültürel ve ekonomik potansiyelini gerçekleştirme konusunda da yardımcı olacağa benziyor.






ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor kuruluşu, 

TÜRKİYE KUPASI TARİHİ

türkiye kupası tarihi, ziraat türkiye kupası tarihçesi, türkiye kupası şampiyonları, türkiye kupasını kazanan takımlar,
türkiye kupası şampiyonları, türkiye kupası tarihi, türkiye kupasını kazanan takımlar, ziraat türkiye kupası tarihçesi, galatasaray, fenerbahçe, beşiktaş, trabzonspor, Türkiye Kupası Tarihçesi

1962-1963 Sezonunda başlayan ve ilk şampiyonu Galatasaray olan Türkiye Kupası'nın adı 1980-1981 sezonunda Federasyon Kupası olarak değiştirildi. Ancak 1992-1993 sezonundan itibaren tekrar Türkiye Kupası adı verilirken, 2005-06 ile 2008-09 sezonları arasında Fortis Bankası'nın sponsor olması ile Fortis Türkiye Kupası, 2009-10 sezonu ile birlikte Ziraat Bankası'nın sponsor olması ile Ziraat Türkiye Kupası adını aldı.

Türkiye Kupası ve Federasyon Kupası isimleri altında düzenlenen organizasyonda Galatasaray 17 kez bu kupayı müzesine taşırken, Beşiktaş  9, Trabzonspor 8 ve Fenerbahçe 6 defa kupayı kazandı.  Altay, Ankaragücü, Gençlerbirliği, Göztepe ve Kocaeli ikişer, Kayserispor, Bursaspor, Eskişehirspor, Sakaryaspor ve Konyaspor da birer kez kupa sevinci yaşayan takımlar oldu.


Türkiye Kupası Şampiyonları

2016 - 17

KONYASPOR - Başakşehir
0-0
(4-1 Pen.)

2015 - 16

GALATASARAY-Fenerbahçe
1-0

2014 - 15

GALATASARAY-Bursaspor
3-2

2013 - 14

GALATASARAY-Eskişehirspor
1-0

2012 - 13

FENERBAHÇE - Trabzonspor

1-0

2011 - 12

FENERBAHÇE - Bursaspor

4-0

2010 - 11

BEŞİKTAŞ - Büyükşehir Belediyespor

2-2
(6-5 Pen.)

2009 - 10

TRABZONSPOR - Fenerbahçe

3-1

2008 - 09

BEŞİKTAŞ - Fenerbahçe

4-2

2007 - 08

KAYSERİSPOR - Gençlerbirliği

0-0
(11-10 Pen.)

2006 - 07

BEŞİKTAŞ - Kayseri Erciyesspor

1-0

2005 - 06

BEŞİKTAŞ - Fenerbahçe

3-2

2004 - 05

GALATASARAY - Fenerbahçe

5-1

2003 - 04

TRABZONSPOR - Gençlerbirliği

4-0

2002 - 03

TRABZONSPOR - Gençlerbirliği

3-1

2001 - 02

KOCAELISPOR - Besiktas

4-0

2000 - 01

GENÇLERBİRLİĞİ -Fenerbahçe

2-2
(6-3 pen.)

1999 - 00

GALATASARAY - Antalya

5-3

İLK MAÇ

İKİNCİ MAÇ

1998 - 99

GALATASARAY - Beşiktaş

0-0

2-0

1997 - 98

BEŞİKTAŞ - Galatasaray

1-1

1-1
(5-3 Pen.)

1996 - 97

KOCAELİSPOR - Trabzonspor

1-1

1-0

1995 - 96

GALATASARAY - Fenerbahçe

1-0

1-1

1994 - 95

TRABZONSPOR - Galatasaray

3-2

1-0

1993 - 94

BEŞİKTAŞ - Galatasaray

0-0

3-2

1992 - 93

GALATASARAY - Beşiktaş

1-0

2-2

1991 - 92

TRABZONSPOR - Bursaspor

0-3

5-1

1990 - 91

GALATASARAY - Ankaragücü

3-1
(Uzatmada)

-

1989 - 90

BEŞİKTAŞ - Trabzonspor

2-0

-

1988 - 89

BEŞİKTAŞ - Fenerbahçe

1-0

2-1

1987 - 88

SAKARYASPOR - Samsunspor

2-0

1-1

1986 - 87

GENÇLERBİRLİĞİ - Eskişehirspor

5-0

1-2

1985 - 86

BURSASPOR - Altay

2-0

-

1984 - 85

GALATASARAY - Trabzonspor

2-1

0-0

1983 - 84

TRABZONSPOR - Beşiktaş

2-0
(Uzatmada)

-

1982 - 83

FENERBAHÇE - Mersin İdman Yurdu

2-1

2-0

1981 - 82

GALATASARAY - Ankaragücü

3-0

1-2

1980 - 81

ANKARAGÜCÜ - Boluspor

2-1

0-0

1979 - 80

ALTAY - Galatasaray

1-0

1-1

1978 - 79

FENERBAHÇE - Altay

1-2

2-0

1977 - 78

TRABZONSPOR - Adana Demirspor

3-0

0-0

1976 - 77

TRABZONSPOR - Beşiktaş

1-0

0-0

1975 - 76

GALATASARAY - Trabzonspor

0-1

1-0
(5-4 Pen.)

1974 - 75

BEŞİKTAŞ - Trabzonspor

0-1

2-0

1973 - 74

FENERBAHÇE - Bursaspor

0-1

3-0

1972 - 73

GALATASARAY - Ankaragücü

3-1

1-1

1971 - 72

ANKARAGÜCÜ - Altay

0-0

3-0

1970 - 71

ESKİŞEHİRSPOR - Bursaspor

0-1

2-0

1969 - 70

GÖZTEPE - Eskişehirspor

1-2

3-1

1968 - 69

GÖZTEPE - Galatasaray

1-0

1-1
(Uzatmada)

1967 - 68

FENERBAHÇE - Altay

2-0

0-1

1966 - 67

ALTAY - Göztepe

2-2

(**)

1965 - 66

GALATASARAY - Beşiktaş

1-0

-

1964 - 65

GALATASARAY - Fenerbahçe

0-0

1-0

1963 - 64

GALATASARAY - Altay

0-0

(*)

1962 - 63

GALATASARAY - Fenerbahçe

2-1

2-1


(*) Hükmen kazandı.
(**) Kura ile kazandı.


Bu haber, türkiye kupası tarihi, ziraat türkiye kupası tarihçesi, türkiye kupası şampiyonları, türkiye kupasını kazanan takımlar, ile ilgilidir.

KİMLER GELDİ? KİMLER GEÇTİ?

TÜRKİYE'DE FUTBOL OYNAYAN DÜNYA YILDIZLARI

Türkiye'ye gelen yıldız futbolcu transferlerinin yarısına yakını geldikleri takımda başarılı olamazken, bir çok yıldız ise takımlara büyük katkı sağladı. Galatasaray ise Yıldız futbolculardan en çok verimi alan Türk takımı oldu. Yaşı nedeniyle eleştirilere maruz kalan Didier Drogba, gibi Galatasaray'a yaşı ilerlemiş olarak gelen yıldız futbolcular başarılı oluyor. Bu futbolcuların başında ise "Artık Futbol hayatı bitti" denildikten sonra Galatasaray'a gelerek UEFA kupasında büyük pay sahibi olan Hagi yer alıyor.
alex de souza, amokachi, beşiktaş, droğba, fenerbahçe, galatasaray, hagi, sneijder, şota, tafarel, trabzonspor, tükiyede futbol oynamış dünya yıldızları, türkiyeye transfer olan yabancı futbolcular, 
tükiyede futbol oynamış dünya yıldızları, türkiyeye transfer olan yabancı futbolcular, hagi, droğba, alex de souza, şota, sneijder, amokachi, tafarel, galatasaray, beşiktaş, fenerbahçe, trabzonspor,

DİDİER DROGBA: (GALATASARAY)

Dünya futbolunun en iyi santraforları arasında gösterilen Drogba, ilerleyen yaşı nedeniyle öncelikle gittiği Çin'de eleştirilmişti. Ancak oynadığı futbol ile alkış aldı. Kulübüyle yaşadığı maddi problemler nedeniyle FİFA'lık olan futbolcu menajeri tarafından Galatasaray'a önerildikten sonra Galatasaray ile sözleşme imzaladı. Drogba'nın imzası, dünya medyasında da büyük yankı buldu

tükiyede futbol oynamış dünya yıldızları, türkiyeye transfer olan yabancı futbolcular, hagi, droğba, alex de souza, şota, sneijder, amokachi, tafarel, galatasaray, beşiktaş, fenerbahçe, trabzonspor,

ALEX DE SOUZA: (FENERBAHÇE) 

Futbol'a 1995 yılında Coritiba FC Takımında başlamıştır. 2 sene oynadıktan sonra 1997 yılında Palmeiras'a geçmiştir. 2001 yılına kadar Palmeiras'ta oyanayan futbolcu buradaki performansıyla Brezilya Milli Takımında da oynamaya başlamıştır. 2001-2002 sezonunda Parma takımına transfer olmuştur. Ancak 5 maça çıkabilmiştir ve ligin ikinci yarısında Flamengo'ya transfer olmuştur. Diğer sezon ise Cruzeiro Takımına transfer olmuştur. 2004 yılında ise Fenerbahçe'ye transfer olmuştur. Alex, Fenerbahçe'nin yanı sıra Türk futbol tarihine geçen bir futbolcu olarak anılıyor.

tükiyede futbol oynamış dünya yıldızları, türkiyeye transfer olan yabancı futbolcular, hagi, droğba, alex de souza, şota, sneijder, amokachi, tafarel, galatasaray, beşiktaş, fenerbahçe, trabzonspor,

AMOKACHİ: (BEŞİKTAŞ)

Özellikle Nijerya Milli takımı ile 1994 ve 1998 yıllarında Dünya Kupası ve 1994 Afrika Kupası'nda gösterdiği performans ile dünya çapında tanınmıştır. Aynı zamanda milli forma ile 1996'da Olimpiyatlar altın madalyasının kazanılmasında önemli rol oynamıştır. Beşiktaş Jimnastik Kulübünde oynarken Fenerbahçe Spor Kulübü maçında orta sahaya helikopterle indirildi.

tükiyede futbol oynamış dünya yıldızları, türkiyeye transfer olan yabancı futbolcular, hagi, droğba, alex de souza, şota, sneijder, amokachi, tafarel, galatasaray, beşiktaş, fenerbahçe, trabzonspor,


ŞOTA: (TRABZONSPOR)

1993-94 sezonu devre arasında dönemin başkanı Sadri Şener tarafından ikiz kardeşi Arçil Arveladze ile birlikte Trabzonspor'a alındı. Trabzonspor'a geldiğinde çok genç olmasına rağmen mükemmel bir performans gösterip penaltı bile atmadan 1995-96 sezonunda 25 gol atarak gol kralı oldu.

ROBERTO CARLOS: (FENERBAHÇE) Dünya futbol tarihinin en iyi sol kanat oyuncularından biri olarak gösterilen Brezilya'lı futbolcu Türk futbol tarihinin en önemli transferleri sıralamasında ilk sıralarda yer alıyor. 2007 yılında Fenerbahçe'ye transfer oldu. 3 yıllık sözleşmeye imza attı. 1999 yılında Real Madrid'de forma giyerken CD Tenerife'ye sıfırdan attığı gol matematikçiler tarafından incredible gol (inanılmaz gol) olarak nitelendirilmiştir.

POPESCU: (GALATASARAY) Rumen futbolcu. Steaua Bükreş'te ve PSV Eindhoven'da oynadığı yıllarda kendini gösterdi. Kısa bir süre Tottenham'da forma giydikten sonra Barcelona'ya transfer oldu ve takımın kaptanlığını üstlendi. Kupa Galipleri Kupası şampiyonluğunu yaşadıktan sonra 1997'de Galatasaray'a transfer oldu. Popescu 2001-02 sezonunda Lecce'ye transfer olana kadar sarı-kırmızılı forma ile 3 lig şampiyonluğu, 2 Türkiye, 1 UEFA Kupası ve 1 de Süper Kupa kazanarak Galatasaray'a büyük emekler vermiştir. Ayrıca 2000 yılındaki Galatasaray-Arsenal UEFA KUPASI finalinde maç penaltılara gitmiş ve son penaltıyı gole çevirerek UEFA Kupasını takımına kazandırmıştır.

MARİO JARDEL: (GALATASARAY) FC Porto'nun ardından 4 büyüklerden Galatasaray'a transfer olarak 2000 yılında 48 resmi maçlarda attığı 58 gol ile Avrupa'nın en golcü futbolcusu olmayı başarmıştır. Türk futbol tarihinin en önemli transferleri sıralamasında ilk sıralarda yer alıyor. 2001 yılında Portekiz'e geri dönerek Sporting Lisbon ile şampiyonluğu ve lig kupa sahipliğini elde etmiştir.Üstelik o sezonda 30 lig maçında 42 gol atarak sükse yapmıştır.

HAİM REVİVO: (GALATASARAY/FENERBAHÇE) Fenerbahçe'deki ilk 2 yılı başarılıydı. Daha sonra birçok yabancı oyuncu takıma transfer edildiğinden serbest bırakıldı. Revivo o sıralardı çok iyi bir oyun sergileyerek herkesin takdirini topladı. Galatasaray'a bedelsiz transfer olarak Fenerbahçe'ye rakip oldu. Galatasaray'da birkaç hafta iyi top oynadıktan sonra düşüşe geçti ve ayrılmak zorunda kaldı.

CASSİO LİNCOLN: (GALATASARAY) Lincoln, 2007 Haziran ayında Galatasaray'a transfer oldu. Oynadığı ilk iki resmi maçında da gol atarak dikkatleri üzerine çekti. Beşiktaş maçında yedek kalması ile performansı düşmüş ve sık sık sakatlık geçirmiştir. Michael Skibbe'nin gelmesiyle performansı aşırı derecede arttı ve özlenen Lincoln geri döndü. Lincoln, 3 Aralık 2008 tarihindeki UEFA Kupası B Grubundaki Hertha Berlin karşılaşmasında ilk defa takım kaptanı olarak sahaya çıkmıştır. Daha sonra Galatasaray'dan ayrılarak ülkesine döndü.

JAY JAY OKOCHA: (FENERBAHÇE) 1996'da Almanya'nın Eintracht Frankfurt takımından Fenerbahçe'ye transfer oldu. Türk vatandaşlığına geçen Okocha Muhammed Yavuz adını değiştirdi. 1998 Dünya Kupası'nda Nijerya Milli Takımı formasını giydi. 1998'de 16,5 milyon dolara Fransa'nın Paris St-Germain takımına transfer oldu.

GEORGE HAGİ-(GALATASARAY) Galatasaray'a transfer olduğunda kariyerinin son demleriydi ama Türkiye'de öyle bir performans sergiledi ki, halen daha 7'den 77'ye herkesin aklı "Karpatların Maradonası"nda kaldı. Galatasaray'ın UEFA Kupası'nı kazanmasında büyük söz sahibi oldu. Otoriteler tarafından Türkiye'ye gelmiş geçmiş en iyi yabancı futbolcu olarak gösterilmektedir.

STEPHAN KUNTZ: (BEŞİKTAŞ) Kuntz, Borussia Neunkirchen, VFL Bochum, Bayer Uerdingen ve Kaiserslautern takımlarında oynadıktan sonra, 1995’te Beşiktaş’a transfer oldu. Beşiktaş’ta oynadığı tek sezonda 30 lig maçında 9, iki Avrupa Kupası maçında da 2 gol attı. Almanya’nın en çok sevilen bir futbolcuları arasında yer aldığından onun futbolunu izlemek için Almanya’dan seyirciler Beşiktaş maçlarına dahi geliyordu. 1996 Avrupa Şampiyonası finallerinde 34 yaşında olmasına rağmen, Almanya’nın Avrupa Şampiyonu olmasında başrolü oynadı. İngiltere’ye attığı gol, unutulmaz goller arasında yer aldı. 1996 Temmuz’unda Arminia Bielefeld’e transfer oldu. Almanya’da 429 lig maçında 173 gol attı, 24 defa A Milli oldu.

ELVİR BALİÇ: (FENERBAHÇE) 1998 yılında rekor bir transfer ücretiyle 9.5 milyon Euro'ya Fenerbahçe'ye geçen Baliç, Türk vatandaşlığına geçti. 1999-2000 sezonunda İspanya’nın dünyaca ünlü kulübü Real Madrid'e 26 milyon Euro'ya transfer oldu. Geçirdiği ağır sakatlık neticesinde fazla forma şansı bulamayınca 2000-2001 sezonunda kiralık olarak yeniden Fenerbahçe'ye döndü ve şampiyon kadroda yer aldı. Sezon sonu tekrar Real Madrid'e giden Baliç, Rayo Vallecano takımında da vatandaşı ve Fenerbahçe'den takım arkadaşı Boliç'le beraber 1 sezon oynadı.

PİERRE VAN HOOİJDONK: (FENERBAHÇE)2003 yılında Hollanda'nın Feyenoord takımından ayrılarak Fenerbahçe'ye gelen oyuncu, ilk şampiyonluğunu 2003-2004 futbol sezonu sonunda bu takımda yaşadı. Pierre Paulus Wielaartus Van Hooijdonk aynı sezon 24 gol atarken, 10 gol pasına da imzasını koydu ve 5 topu çizgiden çıkardı. Fenerbahçe'den ayrılarak NAC Breda takımına transfer olmuş ve burada da teknik heyet ile yaşadığı problemler nedeniyle devre arasında takımdan ayrılıp eski takımı Feyenoord'a döndü. 2007'de ise futbolu bıraktı.

HARRY KEWELL: (GALATASARAY) Leeds United'da oynadığı futbolla dikkat çeken oyuncu bu performansıyla Liverpool'a transfer oldu ancak sakatlıklar dolayısıyla fazla şans bulamadı. 2007-2008 sezonunun sonunda takımı Liverpool ile kontrat yenilemeyen Kewell, 2008-2009 sezonunun başında bonservis bedeli ödenmeden Galatasaray tarafından transfer edilmiştir. Rakip yarı sahanın her yerinde oynayabilen Kewell genellikle kanatlarda görev aldı. Attığı imkansıza yakın gollerle tüm dünyada "The Wizard of Oz" (Oz Büyücüsü) lakabını aldı.

PASCAL NOUMA: (BEŞİKTAŞ) 2000 sezonunda Nevio Scala'nın çalıştırdığı Beşiktaş'a transfer oldu. Ancak sezon sonunda Türkiye'den ayrıldı ve Fransa'ya geri döndü. Bir senelik Marsilya kariyerinden sonra tekrar Beşiktaş'a transfer oldu. Ancak 20 Nisan 2003 günü oynanan Fenerbahçe maçı kendi kariyeri için dönüm noktası oldu. Takımı şampiyonluğa giderken bu maçta Fenerbahçe'ye attığı gol sonrası tribünlere yaptığı hareketi çok konuşuldu. Beşiktaş Yönetim Kurulu baskılara dayanamayarak ligin bitimine birkaç hafta kala sözleşmesini feshetti ve futbolcunun şampiyonluk kutlamalarına katılmasına izin vermedi. Bu hareketi ile ayrıca Türkiye Futbol Federasyonu'ndan 7 ay men cezası aldı. Beşiktaş'ta 44 lig maçında 22 gole imzasını atarak Türkiye'ye gelerek başarılı olan en önemli yıldızlardan biri olarak tarihe geçti.

UCHE: (FENERBAHÇE-İSTANBULSPOR) Fenerbahçe takımında futbol oynadığında oldukça başarılı bir defans oyuncusu olan Uche, son derece kritik derbi maçlarda attığı gollerle de adından söz ettirdi. Türkiye'de İstanbulspor takımında 3 sene oynadıktan sonra Nijerya'da futbol hayatına devam etmeyi tercih etmiştir. Yaşadığı en büyük talihsizlik ise Fenerbahçe'de oynadığı dönemde yedek kaleci Murat Şahin tarafından şansız bir şekilde ayağının kırılmasıydı.

FRANK DE BOER: (GALATASARAY) Hollanda Milli Futbol Takımı'nın en çok milli oyuncusu olan Frank de Boer, 2007'de Katar'da aktif futbol hayatını sonlandırmaya karar verdi. 2003-2004 sezonunda Galatasaray forması giymiştir. Ronald de Boer'in ikiz kardeşidir. Ancak Galatasaray'da çok başarılı bir grafik sergileyememiştir.

MATEJA KEZMAN: (FENERBAHÇE) Fenerbahçe'de oynadığı ilk sezonda 35 maçta 11 (ligde 9) gol attı. Oynadığı ikinci sezonda ligde oynadığı 22 maçta 11 gol attı. Türkiye Kupası'nda 5, Şampiyonlar Ligi'nde de 2 gol atan Kezman 2008-2009 sezonunda Fransa'nın PSG takımına kiralandı.

FRANK RİBERY-(GALATASARAY) Bayern Münih'te oynayan eski Galatasaraylı Fransız Müslüman futbolcudur. Futbolda yıldızı Marsilya'da parlamıştır. Ancak daha sonra Galatasaray'dan parasını almadığı gerekçesiyle Fransa'nın Marsilya takımına sözleşmesindeki madde gereğince kendi isteği üzerine gitmiştir. Daha sonra da Marsilya'dan B. Münih'e 26 milyon Euro'ya transfer oldu.

CEVAD PREKAZİ: (GALATASARAY-ALTAY-BAKIRKÖY) 1988-1989 sezonunda Şampiyon Kulüpler Kupası'nda yarı finale kadar çıkan Galatasaray'ın en önemli oyuncularındandı. 15 Mart 1989 tarihinde Köln'deki Monako-Galatasaray maçının 61. dakikasında 37 metre mesafeden attığı inanılmaz gol ile Galatasaray taraftarlarının hafızasına kazınmıştır. Tanju ve Mirsad Kovaceviç ikilisine yaptığı asistlerle sayısız golü hazırladı. 1987 ve 1988 yıllarında Galatasaray'da lig şampiyonlukları yaşadı. Cevad Prekazi, 1991 yılında Galatasaray'a veda etti. Kısa bir süre Altay ve Bakırköyspor'da futbol oynadıktan sonra ülkesine geri döndü.

MATTEO FERRARİ: (BEŞİKTAŞ) Kariyerine S.P.A.L takımında başlayan Ferrari, İtalya'nın büyük kulüplerinden Internazionale, Parma ve Roma forması giydi. Kariyerinin tek yurtdışı deneyimini Everton formasıyla yaşayan Ferrari, 1 Temmuz 2009 tarihinde Beşiktaş ile 4 yıllık sözleşme imzaladı.

STEPHEN APPİAH: (FENERBAHÇE)Futbol'a Gana takımlarından "Hearts of Oak" kulübünde başlamıştır. Daha sonra Fatih Terim tarafından Galatasaray'ın alt yapısına transfer olmuştur. Tamer Güney'in verdiği rapor sonucu gönderilmiştir. 1999 yılında İtalya'nın Udinese takımına transfer olmuştur. 3 sezon oynadıktan sonra 2000-2001 sezonunda Parma'ya geçmiştir. 2 sezon ardından 1 yıllığına Brescia'ya kiralanmıştır. 1 yıl oynayıp sezon başında ise İtalyan devi Juventus'a transfer olmuştur. 2 sezon oynadıktan sonra 2006 İtalyan futbolu skandalı ile Juventus alt lige düşürülmüş, birçok futbolcu gibi Appiah'ta takımdan ayrılmıştır. 2005-2006 sezonunda Fenerbahçe'ye 8 Milyon Euro bonservis bedeli karşılığında transfer olmuş ve attığı gollerle takıma büyük katkı sağlamıştır.

MİLAN BAROS: (GALATASARAY) 2008-2009 sezonunda 20 gol atarak Turkcell Süper Lig'in en çok gol atan oyuncusu olmuştur. 2004 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda attığı 5 golden dolayı Altın Ayakkabı Ödülü'ne layık görülmüştür. Galatasaray'dan önce Liverpool, Aston Villa ve Lyon gibi takımların formasını giymiş ve dünyanın en iyi forvetleri arasında gösterilmiştir. Ancak son 2 sezondur başarılı olamayan Baros, Galatasaray'ın gönderilecek futbolcuları arasında yer alıyor.

TAFFAREL: (GALATASARAY): Taffarel, Brezilya Milli Futbol Takımı tarihinde en fazla kaleci forması giymiş oyuncudur (tam olarak 101 karşılaşma). 1994'deki zaferden başka, 1990 ve 1998 Dünya Kupası'nda da forma giymiştir. Galatasaray'ın 2000 yılında kazandığı UEFA şampiyonluğu ve Süper Kupa şampiyonluğunda takıma önemli katkılarda bulunmuştur.bu dönemde dünyanın en iyi kalecilerinden biri olarak gösterilmiştir. Beyefendi kişiliği ve örnek aile babası olması sebebiyle Türkiye'de taraflı tarafsız birçok kişinin gönlünü fethetmiştir. Başarısız geçen Parma deneyiminin ardından futbolu bırakmıştır.

ELANO BLUMER: (GALATASARAY)Temmuz 2009 da İngiltere'nin Premier League ekibi Manchester City'den, Galatasaray'a 7 Milyon Euro'a transfer oldu ve 4 yıllık sözleşmeye imza attı. İlk golünü 2009/2010 sezonunda Kayserispor'a 35 metreden sol ayağıyla attı. Diğer kalan iki golünü ise Panathinaikos maçında 2. golünü frikikle atmıştır.

ARİEL ORTEGA: (FENERBAHÇE) Ortega için Fenerbahçe, River Plate takımına 5, Parma'ya 2.5 milyon dolar ödedi ve Ortega'ya da yıllık 2 milyon dolar vererek bu transferi gerçekleştirdi. Fenerbahçe'de 2002-2003 sezonunun ilk yarısında 14 maça çıktı. 5 gol attı, 4 sarı, 1 de kırmızı kart gördü. Fenerbahçe'nin Galatasaray'a karşı kazandığı 6-0’lık zaferin mimarlarındandır, bu maçta bir de gol atmıştır. Takımın o dönemdeki hocası Werner Lorant'la yıldızı barışmadı, Türkiye'ye uyum sağlayamadı. Devre arasında Arjantin'e gidip dönmeyince Fenerbahçe, FIFA'ya başvurdu. Uzun süren hukuki mücadelede FIFA Fenerbahçe'yi haklı bulur ve Ariel Ortega'ya para cezası ve 1 yıl futbol oynama yasağı getirilir.

NİCOLAS ANELKA: (FENERBAHÇE) 27 Ocak 2005 tarihinde Fenerbahçe`ye transfer olmuştur. 31 Ocak`ta resmi sözleşmeye imza atmıştır. Türkiye`ye gelen en kariyerli futbolculardan biri olan Anelka, 2005-06 sezonuyla birlikte kendini tam anlamıyla göstermeye başlamış ve yeniden milli takıma kadar yükselmiştir ama geçmiş dönemde yaşadığı sorunların bir benzerini Fenerbahçe'de yaşayarak 2006-07 sezonunda 14 milyon Euro karşılığında Bolton'a transfer olmuştur. Anelka top üstündeki harika hakimiyeti, yaptığı şık hareketler, hızı ve bitirici vuruşlarıyla her zaman çok gözde bir futbolcu olmuştur. Ayrıca Anelka Dünya üzerinde bonservisine en çok para ödenen oyuncudur.

QUARESMA (BEŞİKTAŞ) Oyun tekniği ve attığı gollerle dünya futbolunun hayranlıkla izlediği Quaresma, İner, Barcelona, Chelsea gibi dünya kulüplerinde forma giymiş birr futbolcu. form düşüklüğü nedeniyle oynadığı takımlardan gönderilen futbolcu Beşiktaş'a geldiğinde de tam bit yıldız gibi oynamasına rağmen, daha sonraları form düşüklüğü nedeniyle forma şansı bulamamıştır.

GUTİ HERNANDEZ (BEŞİKTAŞ) Türkiye'ye gelen en önemli dünya yıldızlarından biri olan Guti Herhandez de gece hayatı ve başarısız futbolu nedeniyle Beşiktaş'ta başarılı olamadığından kadro dışı kaldı.

WESLEY SNEIJDER (GALATASARAY) Dünyanın en iyi futbolcuları sırlamasında en üst sıralarda yer alan futbolculardan biri olan Wesley Sneijder Galatasaray'ın bu sezon kadrosuna kattığı çok önemli bir isim. Dünya futbol otoriteleri tarafından en çalışkan 10 futbolcu arasında gösterilen Wesley Sneijder Galatasaray'a forma şansı bulmak için geldiğini paranın bir önemi olmadığı açıklamasıyla da geldiği andan itibaren taraftarın gönlünde taht kurdu.


Bu haber, tükiyede futbol oynamış dünya yıldızları, türkiyeye transfer olan yabancı futbolcular, hagi, droğba, alex de souza, şota, sneijder, amokachi, tafarel, galatasaray, beşiktaş, fenerbahçe, trabzonspor, ile ilgilidir. 



SÜPER LİG TARİHÇESİ VE ŞAMPİYON TAKIMLAR

beşiktaş, bursaspor, en fazla şampiyon olan takımlar, fenerbahçe, galatasaray, sportoto süper lig tarihçesi, trabzonspor, süper lig şampiyonları, en fazla şampiyon olan futbol takımı, en çok şampiyon olan takım,

Türkiye 1. Futbol Ligi şimdiki adıyla Süper Lig'in başlangıç tarihi 1959 olarak kabul edilir. 1959 yılında düzenlenen Türkiye 1. Futbol Ligi'nin ilk sezonunda maçlar, 8'er takımdan oluşan Beyaz ve Kırmızı adlı iki grupta oynandı. O tarihteki  statü uyarınca  beyaz grubun lideri  Fenerbahçe ile kırmızı grubun lideri Galatasaray finalde karşılaştı. İlk maçı Galatasaray 1-0, ikinci maçı ise Fenerbahçe 4-0 kazanınca, Türkiye 1. futbol Ligi'nin ilk şampiyonu Fenerbahçe oldu.

1959-1960 sezonundan itibaren ise grup sistemi kaldırıldı ve Türkiye 1. Ligi bugünkü statüsü ile oynanmaya başlandı.

Lig'de 1987-1988 sezonuna kadar galibiyete 2 puan verilirken, bu sezondan itibaren galibiyete 3 puan verilmeye başlandı.

2002-03 sezonunda adı Türkiye Süper Ligi olarak değiştirilen lig, 2005-06 - 2009-2010 sezonları arasında Turkcell Süper Lig adı ile kullanılırken, 2010-2011 sezonundan itibaren Spor Toto Süper Lig oldu.

beşiktaş, galatasaray kaç kez şampiyon oldu, fenerbahçe, galatasaray, sportoto süper lig tarihçesi, trabzonspor, süper lig şampiyonları, en fazla şampiyon olan futbol takımı, en çok şampiyon olan takım,

SPOR TOTO SÜPER LİG ŞAMPİYONLUKLARI

1959-FENERBAHÇE
1959 - 1960-BEŞİKTAŞ
1960 - 1961-FENERBAHÇE
1961 - 1962-GALATASARAY
1962 - 1963-GALATASARAY
1963 - 1964-FENERBAHÇE
1964 - 1965-FENERBAHÇE
1965 - 1966-BEŞİKTAŞ
1966 - 1967-BEŞİKTAŞ
1967 - 1968-FENERBAHÇE
1968 - 1969-GALATASARAY
1969 - 1970-FENERBAHÇE
1970 - 1971-GALATASARAY
1971 - 1972-GALATASARAY
1972 - 1973-GALATASARAY
1973 - 1974-FENERBAHÇE
1974 - 1975-FENERBAHÇE
1975 - 1976-TRABZONSPOR
1976 - 1977-TRABZONSPOR
1977 - 1978-FENERBAHÇE
1978 - 1979-TRABZONSPOR
1979 - 1980-TRABZONSPOR
1980 - 1981-TRABZONSPOR
1981 - 1982-BEŞİKTAŞ
1982 - 1983-FENERBAHÇE
1983 - 1984-TRABZONSPOR
1984 - 1985-FENERBAHÇE
1985 - 1986-BEŞİKTAŞ
1986 - 1987-GALATASARAY
1987 - 1988-GALATASARAY
1988 - 1989-FENERBAHÇE
1989 - 1990-BEŞİKTAŞ
1990 - 1991-BEŞİKTAŞ
1991 - 1992-BEŞİKTAŞ
1992 - 1993-GALATASARAY
1993 - 1994-GALATASARAY
1994 - 1995-BEŞİKTAŞ
1995 - 1996-FENERBAHÇE
1996 - 1997-GALATASARAY
1997 - 1998-GALATASARAY
1998 - 1999-GALATASARAY
1999 - 2000-GALATASARAY
2000 - 2001-FENERBAHÇE
2001 - 2002-GALATASARAY
2002 - 2003-BEŞİKTAŞ
2003 - 2004-FENERBAHÇE
2004 - 2005-FENERBAHÇE
2005 - 2006-GALATASARAY
2006 - 2007-FENERBAHÇE
2007 - 2008-GALATASARAY
2008 - 2009-BEŞİKTAŞ
2009 - 2010-BURSASPOR
2010 - 2011-FENERBAHÇE
2011 - 2012-GALATASARAY
2012 - 2013-GALATASARAY
2013 - 2014-FENERBAHÇE
2014 - 2015-GALATASARAY
2015 - 2016-BEŞİKTAŞ

beşiktaş, galatasaray kaç kez şampiyon oldu, fenerbahçe, galatasaray, sportoto süper lig tarihçesi, trabzonspor, süper lig şampiyonları, en fazla şampiyon olan futbol takımı, en çok şampiyon olan takım,

TAKIMLARIMIZIN ŞAMPİYONLUK SAYILARI

GALATASARAY  - 22
FENERBAHÇE    - 19
BEŞİKTAŞ            - 14
TRABZONSPOR   - 6
BURSASPOR         - 1


Türkiye 1.Liginin başladığı tarih TFF tarafından 1959 yılı olarak kabul edilmesine karşın, TFF Tahkim Kurulunun 09.05.2002 tarih, 2002/52E ve 2002/68K sayılı kararı tahtında BEŞİKTAŞ Kulübünün 1956-1957 ve 1957-1958 sezonlarında Türkiye Ligi şampiyonu olduğuna ve bu şampiyonlukların TFF Yıldız Kriterine dahil edileceğine karar verilmesi sebebi ile toplam şampiyonluk sayısı, toplam lig sezonu sayısından 2 fazladır.

beşiktaş, bursaspor, en fazla şampiyon olan takımlar, fenerbahçe, galatasaray, sportoto süper lig tarihçesi, trabzonspor, süper lig şampiyonları, en fazla şampiyon olan futbol takımı, en çok şampiyon olan takım, 

TRABZONSPOR-GALATASARAY

trabzonspor, galatasaray, erman özgür, köşe yazısı erman özgür, trabzonspor-galatasaray maçı, süper lig, süper ligde bu hafta, sörloth, ünal karaman

Favori Trabzon

Erman Özgür, Getafe ve Galatasaray maçları öncesinde Trabzonspor’un son durumunu değerlendirdi...

Neredeyse tüm Türk takımları için Avrupa kupası maçlarının formalite haline geldiği bir dönemde Ünal Karaman’ın, Galatasaray karşılaşmasında oynatmayı düşündüğü hiçbir oyuncusunu Getafe karşılaşmasında oynatacağını düşünmüyorum. Fakat çok genç oyuncular ile oynamanın oyuncu yetiştirmek konusunda da çok faydalı olmayacağı bir gerçek. Avrupa kupası maçları, ülke puanı için önemli olsa da ekstra başarısızlığın söz konusu olduğu bir sezonda bu formalite maçları, önemini daha yitirdi. Trabzonspor’un, bundan sonraki şampiyonluk yarışında takımı sürükleyen, Sosa, Nwakaeme, Sörloth ve Pereira gibi oyuncuları kaybetme lüksü kalmadığı düşünülürse Avrupa kupasına çıkacağı genç ağırlıklı kadro da mazur görülebilir.

Ne olursa olsun...

Galatasaray gibi bir maça Trabzonspor’un, yüksek motivasyon, iç saha avantajı ve form durumuyla favori çıktığını söyleyebilirim. Bu maçın özelinde en büyük sıkıntıları ise bu motivasyonun baskıya dönüşmesi olabilir. Bu yüzden büyük bir maç oynayacak olmanın yanı sıra Trabzonsporlu oyuncuların, Galatasaray maçını sadece üç puan anlamına geldiğini de aklından çıkartmaması şart. Sezonun şimdiye kadarki performansına bakınca Galatasaray mücadelesinden nasıl bir sonuç çıkarsa çıksın, Trabzonspor hâlâ çok başarılı bir sezon başı oynuyor.

Yazar:Erman Özgür / Fanatik Gazetesi
trabzonspor, galatasaray, erman özgür, köşe yazısı erman özgür, trabzonspor-galatasaray maçı, süper lig, süper ligde bu hafta, sörloth, ünal karaman

SPOR ANALİZ


beşiktaş, trabzonspor, derbi, şampiyonluk, ünal karaman, şenol güneş, abdulkadir ömür, yusuf yazıcı, uğurcan, güven yalçın, dorukhan toköz


ALKIŞLIYORUM!

Deplasmanda olmasına rağmen Trabzonspor, coşkulu, mücadeleci ve göze hoş gelen futbol oynamak için elinden gelen her şeyi yaptı. Tek eksik 2-0’lık skoru maçın son dakikalarında koruyamamış olması idi.

Trabzonspor’da genç yıldız Abdulkadir, Sosa ve Anthony hafta boyunca antrenmanlara tam kapasite ile katılamadılar. Maça da ilaç kullanarak başlayabildiler. Ancak buna rağmen ellerinden geleni sahaya yansıttılar. Teknik Direktör Ünal Karaman’ın takıma katkısı çok büyük. Futbolcular Ünal Karaman’a inanıyor ve seviyorlar. Bu da sahaya pozitif olarak yansıyor. 

Maça gelen taraftarlar,  iki devresi siyah ile beyaz kadar farklı bir maç izlediler. İlk yarıda önde basan, sürekli markaj uygulayan ve Rodallega ile 1-0’ı yakalayan Trabzonspor, oyunun net hakimiydi.

Bordo-Mavililer, ikinci yarının başında da Anthony Nwakaeme’nin golüyle iyice morallendi. Maç belki de koptu ya da farka gidebilir diye beklentiye girenler bile oldu. İkinci yarının hemen başında deplasmanda 2-0’ı yakalamak büyük bir avantaj idi.

Ancak sonrasında Beşiktaş taraftarları devreye girdi. “Beşiktaş taraftarı takıma ve yönetime tepki gösterecek” diye beklerken, tribünler tam tersi bir reaksiyon gösterdi. Takımlarına öyle bir coşku ile destek verdiler ki, futbolcular kendine geldi ve maçın seyri Beşiktaş lehine değişti. Her takımın taraftarı, dün gece takımları zorda iken, tribünlerde coşku ile desteğini artıran ve futbolcularını motive eden Beşiktaş taraftarlarını örnek almalı. Tribünlerde görmek istediğimiz manzaraları dün gece görme fırsatı bulduk. Alkışlar Siyah Beyazlı taraftarlara…

Siyah beyazlı tribünlerin müthiş coşkusu, son saniyelerde meyvesini verdi. Mustafa Pektemek’in golüyle sevinen Beşiktaşlı taraftarlar, 90 dakika sonunda ise her şeye rağmen pes etmeyen futbolcuları alkışladı.

Sahada ‘rütbesiz futbolcular’ da asıl maçın kazananları idi. Adı yeni yeni anılmaya başlayan gençlerimiz sahada pırıl pırıl parladılar. Beşiktaş’ta Dorukhan ve Güven Yalçın, Trabzonspor’da kaleci Uğurcan, Hüseyin, Abdulkadir ve Yusuf Yazıcı hocalarının güvenini boşa çıkarmadılar ve Türk Futbolu için umutlanmamızı sağladılar. Hem gençlerimize hem de onlara güvenen hocalarına da özel alkış gönderiyorum.

Dün gece Beşiktaş ve Trabzonsporlu futbolcular derbiye yakışır bir mücadele sergiledi. Her iki takımı da tebrik ediyorum. Süper Ligde bu tür maçları her zaman görmek istiyoruz.

Süper Ligimizde yeşil sahalarda böyle mücadeleler ve tribünlerde taraftar şovları daha fazla olmalı. Futbol; rekabet, mücadele, hırs, kazanma arzusu ve heyecanın yanında eğlence, seyir zevki, dostluk,  barış ve stres atma aracı olarak düşünülmesi gereken bir spor dalı. Asla düşmanlık, nefret ve öfke ile anılmamalı. Kazananı tebrik etmeyi başarabilmeliyiz…

Abdurrahman ACER/www.sporyazari.net


beşiktaş, trabzonspor, derbi, şampiyonluk, ünal karaman, şenol güneş, abdulkadir ömür, yusuf yazıcı, uğurcan, güven yalçın, dorukhan toköz

SPOR ANALİZ


sporyazari.net, karadeniz fırtınası, trabzonspor, fenerbahçe, gol, şampiyonluk, süper lig

FIRTINA ESTİ, KASIRGA YAKIN!

Trabzonspor-Fenerbahçe maçı öncesi ‘Fırtına esecek mi?’ diye sormuştum. Çünkü hafiften rüzgar sesine karışık bir kıpırdanma görmüştüm. Ve FIRTINA ESTİ! Kasırgaya dönüşür mü bilinmez…

Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu, her konuşmasında kulübün ekonomik sıkıntılarına dikkat çekmiş, “Bu sorunu ancak özümüze dönerek çözebiliriz” vurgusu yapmıştı. Takımın başına da bu özüne dönüşe uygun bir isim olan Ünal Karaman’ı getirmişti.
Tabii ki bu öze dönüş birden olacak bir iş değil. Altyapının eskiden olduğu gibi işlemesi ve Trabzonlu gençleri ortaya çıkarması gerekiyor. Ünal Karaman’a düşen de bu gençlere şans vermek.

Geçen hafta yaşanan ve Onur Kıvrak ile Burak Yılmaz gibi iki yıldızın kadro dışı bırakılması ile sonuçlanan süreç, bu öze dönüşü hızlandırdı.  Yusuf Yazıcı ve Abdülkadir Ömür’ün yanı sıra kaleci Uğurcan ve stoper Hüseyin 11’de maça başladı. Batuhan ise sonradan oyuna girdi. Trabzonspor’un kurtuluşu olarak görülen gençler, kritik karşılaşmada görevlerini fazlasıyla yerine getirdi.

Yıllar sonra gelen Fenerbahçe galibiyeti sonrası, Trabzonspor'un hocası Ünal Karaman, zaferin şifresini şöyle açıkladı: “Maçın başından sonuna kadar inanmış bir futbolcu ordusu ve taraftar vardı sahada. Karşılaşma 2-1’e geldiğinde ‘kaybedeceğiz’ diye hiç düşünmedim. Aklıma bile getirmedim. Çünkü futbolun adaleti olması lazım. Sonuçta çok daha farklı kazanabileceğimiz maçtı ve galip geldik”

‘İnanmış bir futbolcu ordusu ve taraftar’ ifadesi öze dönüşün sloganı gibi. Trabzonspor kendi yıldızlarını kendi gençlerinden çıkarmak zorunda. Geçmiş yıllarda ligde ve Avrupa Kupalarında elde edilen başarılar hep böyle kazanıldı. Özkan Sümer, Ahmet Suat Özyazıcı, Ali Kemal, Dobi Hasan, Şenol Güneş, Bahattin, Hamdi, İskender, Hami, Lemi, Tuncay, Gökdeniz….o kadar çok ki.

‘Karadeniz Fırtınası’ böyle esmişti. Son Fenerbahçe maçında da bunların izleri sahada vardı. Yusuf ve Abdulkadir müthiş bir maç çıkardı. Onları izlerken ‘Diğer maçlarda neden böyle oynamıyorlar?’ sorusu beynimi tırmaladı. Genç kaleci Uğurcan ve stoper Hüseyin sanki yıllardır oynuyormuş gibiydiler. Batuhan da ’Ben de varım’ dedi. Ancak, bu gibi gençlerle Karadeniz Fırtınası sürekli esebilir. Belki de ‘Kasırga’ya dönüşür.
Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu’nu, Yönetim Kurulunu ve Ünal Karaman’ı tebrik etmek lazım. Cesaretleri ve özüne dönme konusundaki gayretleri için.

‘Öze dönüş’ amatör ya da profesyonel tüm takımlarımıza örnek olmalı. Hatta Futbol Federasyonu teşvik edici tedbirler almalı. Sadece takımlarımızın değil, Türk Futbolunun kurtuluşunun ‘Öze Dönüş’ten geçtiği unutulmamalı…

 www.sporyazari.net/Abdurrahman ACER




sporyazari.net, karadeniz fırtınası, trabzonspor, fenerbahçe, gol, şampiyonluk, süper lig



2017-2018 FUTBOL SEZONUNDA DERBİLER

2017-2018 futbol sezonu derbi haftaları, türkiyede derbiler, galatasaray, fenerbahçe, beşiktaş, trabzonspor, en zor derbi maçlar

2017-2018 FUTBOL SEZONU DERBİ HAFTALARI

Türkiye Futbol Federasyonunun Riva'da yer alan idari merkezindeki Orhan Saka Salonu'nda gerçekleştirilen kura çekimi sonrası, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray'ın kendi aralarında oynayacağı derbi müsabakaların haftaları netleşti.

Sezonun ilk derbi karşılaşması, ligin 5. haftasında Beşiktaş ile Galatasaray arasında Vodafone Arena'da yapılacak. Bu müsabakanın rövanşı, 22. haftada gerçekleştirilecek.

Fenerbahçe ile Galatasaray'ın karşı karşıya geleceği ikinci derbi maçı ise 11. haftada Ülker Stadı'nda oynanacak. İki takım, ligin ikinci yarısında ise 28. haftada kozlarını paylaşacak.

Ligde ilk yarının son derbisinde ise 13. haftada Fenerbahçe ile Beşiktaş, Ülker Stadı'nda karşı karşıya gelecek. Bu derbinin rövanşını ise takımlar 30. haftada oynayacak.

Sezonun ilk yarısındaki derbilerde Galatasaray'ın iki maçını da dış sahada, Fenerbahçe'nin ise iki müsabakasını da kendi sahasında yapacak olması dikkati çekti.

Öte yandan Trabzonspor, ligin 8. haftasında Galatasaray ve 10. haftasında Beşiktaş ile deplasmanda karşılaşacak. Bordo-mavili ekip, 16. haftada ise Fenerbahçe'yi evinde konuk edecek.

5. Hafta Beşiktaş - Galatasaray
8. Hafta Galatasaray - Trabzonspor
10. hafta Beşiktaş - Trabzonspor
11. hafta Fenerbahçe - Galatasaray
13. hafta Fenerbahçe - Beşiktaş
16. hafta Trabzonspor - Fenerbahçe
22. hafta Galatasaray - Beşiktaş
25. hafta Trabzonspor - Galatasaray
27. hafta Trabzonspor - Beşiktaş
28. hafta Galatasaray - Fenerbahçe
30. hafta Beşiktaş - Fenerbahçe
33. hafta Fenerbahçe - Trabzonspor


Bu haber, 2017-2018 futbol sezonu derbi haftaları, türkiyede derbiler, galatasaray, fenerbahçe, beşiktaş, trabzonspor, en zor derbi maçlar, ile ilgilidir.

NDİAYE İÇİN 2.5 MİLYON EURO VE 5 FUTBOLCU TEKLİF ETTİ!

Trabzonspor, Osmanlıspor'da forma giyen Badou Ndiaye'nin transferi için 2.5 milyon Euro ve 5 futbolcu teklif etti.

Trabzonspor, teknik direktör Ersun Yanal'ın bizzat istediği 26 yaşındaki hücum oyuncusu için Başkent ekibine 2.5 milyon Euro'nun yanı sıra; Sefa Yılmaz, İbanez, Muhammet Demir, Aykut Demir ve Ramazan Övünç'ün gibi 5 futbolcunun yer aldığı bir paket teklif yaptı.

NDIAYE TRABZONSPOR'DA OYNAMAK İSTİYOR
Osmanlı'nın bu cazip teklife sıcak baktığı belirtilirken, Ndiaye'nin de Trabzonspor'da oynamak istemesi 'Fırtına'nın elini güçlendirdi.
Bordo-Mavili yöneticilerin, bu transfere büyük ihtimalle 'bitti' gözüyle baktıkları öğrenildi. Ndiaye, bu sezon 40 resmi maçta 7 gol attı, 3 asist yaptı.

KÜME DÜŞEN İLK TAKIM ADANASPOR OLDU

Süper Lig'in 31. haftasında Trabzonspor deplasmanda Adanaspor ile karşılaştı.

Mücadelenin 20. dakikasında gelişen Trabzonspor atağında Yusuf Yazıcı, ceza sahası sol çaprazından yaptığı aşırtma vuruşla topu uzak köşeye gönderdi. Bordo-mavililer bu harika golle 1-0 öne geçti.

RENAN SKORU EŞİTLEDİ
Maçın 31. dakikasında sol kanattan kazanılan köşe vuruşunda, Renan'ın kafa vuruşunda top Trabzonspor ağlarına gitti. Adanaspor bu golle skoru 1-1'e getirdi.

MAGAYE GOLE YAKLAŞTI
Mücadelenin ilk yarısı 1-1'lik skorla tamamlanırken, 2. yarının ilk pozisyonunu Adanaspor yakaladı. Sol çaprazdan Trabzonspor ceza sahası içine giren Magaye Gueye'nin şutunda Onur Kıvrak gole izin vermedi.

ADANASPOR 10 KİŞİ
Maçın 81. dakikasında Okay'a yaptığı müdahale sonrası sarı kart gören Adanasporlu Magaye Gueye, karşılaşmanın hakemine yaptığı itirazlardan dolayı ikinci sarı kartı görerek takımını 10 kişi bıraktı.
Kalan dakikalarda da gol olmayınca karşılaşma 1-1 tamamlandı ve bu sonuçla Adanaspor, Süper Lig'den düşen ilk takım oldu.

SÜPR LİGDE YILIN TAKASI!

50. yılında şampiyonluk kadrosu kurmak için düğmeye basan Trabzonspor, devre arasında renklerine bağlayıp inanılmaz verim aldığı Olcay Şahan'ın ardından 2 Beşiktaşlı oyuncuya daha göz koydu.

Teknik direktör Ersun Yanal'ın kadrosunda görmeyi çok istediği Tolgay Arslan ve Gökhan Töre için bizzat Başkan Muharrem Usta'nın devreye girdiği, yakın dostu Beşiktaş Başkanı Fikret Orman'a düşüncesini ilettiği öğrenildi.
Bu görüşmenin ardından Orman'ın konuyu teknik direktör Şenol Güneş'e aktardığı ve onay aldığı ortaya çıktı. Taraflar arasındaki pazarlık bu 2 isimle sınırlı kalmadı.

GÖKHAN VE TOLGAY'A KARŞILIK YUSUF YAZICI

Fanatik'in haberine göre; Kartal'ın patronu, "Gökhan ve Tolgay'ı ikna edin, biz gereken tüm kolaylığı yaparız" dedikten sonra şu kritik teklifi de ekledi: "Biz de Yusuf Yazıcı'yı isteriz, bir miktar da para." Bu karşı teklifi şimdi Usta'nın kendi hocası Ersun Yanal'a aktaracağı ve gelen yanıtı Fikret Orman ile paylaşacağı dile getirildi.

ERSUN YANAL:'BEŞİKTAŞ'I YENECEĞİZ'

Trabzonspor'da cumartesi günü oynanacak Beşiktaş derbisi öncesi teknik direktör Ersun Yanal, oyuncularının motivasyonunu artırmak için yoğun çaba sarf ediyor.

Kazanılan maçlar sonrası takımda bir rehavet havasının yaşanmamasını isteyen tecrübeli hoca, sağlık kurulu ile de görüşme yaparak hafif sakatlıkları bulunan Onur ve Olcay'ın maça kadar tam hazır hale getirilmelerini istedi. Beşiktaş'ın verdiği şampiyonluk yarışına asla bakmayacaklarını dile getiren Yanal, "Bizim ikinci yarı başında bir hedefimiz vardı, o da her maçı tek tek düşünmek. Beşiktaş derbisine de böyle bakacağız" dedi.

HERKESİ BEKLİYORUZ

Taraftarların tribünleri tamamen dolduracağına inandığını da vurgulayan Yanal, şöyle konuştu: "Beşiktaş derbisine sadece kazanılması gereken bir 90 dakika olarak bakıyoruz. Farklı anlamlar yükleyerek kendimizi baskı altına almayacağız. Ligin ikinci yarısının lideri biziz ve rakibin ismine bakmadan kendimiz neler yapabiliriz buna bakacağız. Sahada kazanmak için mücadele eden bir takım olacak ve bu takımı izlemek için herkesi yeni stadımıza bekliyoruz."

FIRTINA'DA HEDEF DAHA ÜST SIRALAR

Ligin ikinci yarısında şaha kalkan Trabzonspor, üst sıralara doğru tırmandı ve Fenerbahçe ile arasındaki puan farkını 3'e indirdi. Ersun Yanal'ın ekibi, bu hafta lider Beşiktaş'la karşı karşıya gelecek. Bu maçı kazanması halinde, Galatasaray'ın Fenerbahçe'yi ağırlayacağı haftaya kayıp yaşamadan girecek olan bordo-mavililer, rakipleriyle arasındaki puan farkını kapatmanın peşinde. Ligin kalan 8 haftasında Beşiktaş ve Başakşehir'i sahasında ağırlayacak olan Trabzonspor, Fenerbahçe ile de deplasmanda karşılaşacak.

(Fotomaç)

OLCAY ŞAHAN, TUNAY TORUN'U İKNA ETTİ!

Olcay Şahan, Trabzonspor'da bir çok sorumluluk üstlenmiş durumda. Trabzonspor'un başarısı için saha içinde olduğu gibi saha dışında da elinden geleni yapmak istiyor.

Yusuf Yazıcı'nın hamiliğini yapan takımda abiliğe soyunan ve takımın neşesi haline gelen Olcay'ın bir başka görevi ise Ersun Yanal'a transferde yardımcı olmak.

KANKİSİNİ İKNA ETTİ!

Ersun Yanal, Kasımpaşa ile sözleşmesi sezon sonunda bitecek olan Tunay Torun'u istiyor. Kendisi gibi bir gurbetçi olan Tunay'ı ikna etme görevini ise Olcay'a verdi. Olcay ise her fırsatta Trabzon'un güzelliklerini anlattığı Tunay'ı, bordo-mavili formayı giymeye ikna etti.

ERSUN YANAL ESKİ BAŞKANIN KIZI İLE NİŞANLANDI

Trabzonspor'un teknik direktörü Ersun Yanal, Galatasaray galibiyetinin ardından Bodrum'a gelerek yaklaşık iki yıldır birlikte olduğu İren Ağan ile nişanlandı.

ESKİ BAŞKAN MAZLUM AĞAN'IN KIZI İLE NİŞANLANDI

Muğla'nın Bodrum İlçesi'nde yaşayan eski CHP'li Belediye Başkanı Mazlum Ağan'ın kızı 29 yaşındaki İren Ağan ile yaklaşık iki yıldır birlikte olan Trabzonspor'un teknik direktörü 56 yaşındaki Ersun Yanal, Kumbahçe Mahallesi'ndeki Mandarin Otel'de nişanlandı.
Nişan törenine Mazlum Ağan, eşi Asuman Ağan, kız kardeşi Deniz Ağan ve yakınları katıldı.
Son derece sade ve az sayıda katılımcının bulunduğu nişan törenine basın mensupları alınmadı.

50. YILDA BURAK YILMAZ'LA YENİDEN!


50. yılda şampiyonluk sevinci yaşamak isteyen Trabzonspor'da gelecek sezonun transfer hedefleri arasında gündeme gelen en flaş isim kuşkusuz Burak Yılmaz olmuştu. Bordo-Mavili takımda unutulmaz performanslar yaşayan ve kariyerini Çin'de sürdüren milli forvetle yönetimin sıcak temas halinde olduğu ortaya çıktı.

BURAK DA GELMEK İSTİYOR

Fanatik'in haberine göre yeniden Trabzonspor'da forma giymeye son derece sıcak baktığını sık sık yakın çevresiyle de paylaşan başarılı oyuncu, resmi adımların atılmasını bekliyor. Maliyet olarak şu anki bütçeyi aşan transfer için ise Trabzonspor Yönetimi formül arayışlarını sürdürüyor. En kısa sürede somut bir adım atmayı planlayan idarecilerin bu konuda Burak'la da sıklıkla durum değerlendirmesi yaptıkları gelen haberler arasında.

7 FUTBOLCUYU KAPININ ÖNÜNE KOYDU!

 Ersun Yanal kiralık gönderilen tüm oyuncuların satılabileceğini, hiçbirisinin 50'nci yıl kadrosunda yer almasının imkanı olmadığını Başkan Muharrem Usta'ya iletti.

Alt yapıdan gelen Muhammed Beşir ve Ramazan Övüç ile Ramil Şeydayev dahil; Muhammed Demir, Aykut Demir, Sefa Yılmaz ve Musa Nizam'a kadrosunda yer olmadığını paylaştı.

EL BAB'TAN TRABZONSPOR MESAJI!

Kahraman Türk askeri,  Suriye'de DAEŞ'e karşı aslanlar gibi savaşırken moralini de hep yüksek tutuyor. El Bab'ta DAEŞ mevzilerini darmadağın etmek için hazırlanan mühimmatın üzerine bordo-mavili renklere gönül veren bir asker "2010- 11 şampiyonu  Trabzonspor" diye yazdı.

Trabzonspor taraftarı sosyal medyada bu kareyi defalarca beğendi.

TRABZONSPOR'DA KALE GOLE KAPALI!

Bordo-mavililer, 17. haftada 2-1 kazandığı Bursaspor maçının ardından, Süper Lig ve Türkiye Kupası'nda olmak üzere son 6 resmi müsabakada gol yemedi.

Karadeniz ekibi, Bursaspor maçında golü kalesinde gördüğü 39. dakikadan itibaren olmak üzere son 7 maçta toplam 591 dakikadır rakiplerine gol şansı vermiyor.

Kaleci Onur Kıvrak dün de rakip futbolculara gol şansı tanımazken; maç sonrası, "Son vuruşlarda şanssızlık yaşadık" dedi. (Kaynak:Fotomaç)

OLCAY ŞAHAN: '5'TE 5 ZAMANI!'

İkinci yarıdaki ilk 4 maçını da kazanan Trabzon, gözünü bugünkü Aytemiz Alanya maçına çevirdi. Hedeflerinin rakiplerini yenmek olduğunu belirten Olcay Şahan, seriye devam istediklerini söyledi.

Osmanlı deplasmanında attığı harika golle takımına maçı kazandıran yıldız oyuncu, “Çıkıp normal oyunumuzu oynayıp üç puanı hanemize yazdırmalıyız ve yakaladığımız galibiyet serisini devam ettirmeliyiz. Önemli bir rakipler oynadığımızı unutmamalıyız. Bu nedenle erkenden havaya girmemeliyiz. Futbolda bu gibi şeylere yer olmadığını öğrendim. 4 maç kazandık. Bu tempomuz devam etsin ki daha da yukarıları zorlayalım. Benim asıl isteğim şudur; 12. adam tribünleri doldursun, bize de iyi oyunla beş de beş yapmak kalsın, şimdi beşte beş zamanıdır” dedi.

SÜPER LİG ŞAMPİYONLARI




GALATASARAY
20
FENERBAHÇE
19
BEŞİKTAŞ
14
TRABZONSPOR
6
BURSASPOR
1

Türkiye 1.Liginin başladığı tarih TFF tarafından 1959 yılı olarak kabul edilmesine karşın, TFF Tahkim Kurulunun 09.05.2002 tarih, 2002/52E ve 2002/68K sayılı kararı tahtında BEŞİKTAŞ Kulübünün 1956-1957 ve 1957-1958 sezonlarında Türkiye Ligi şampiyonu olduğuna ve bu şampiyonlukların TFF Yıldız Kriterine dahil edileceğine karar verilmesi sebebi ile toplam şampiyonluk sayısı, toplam lig sezonu sayısından 2 fazladır.

Kategori

Profesyonel Sporlar-Amatör Sporlar-Ekstrem Sporlar-Spor Tarihi-Sporcular-Futbol-Basketbol-Voleybol-Spor Tarihi-Spor Arşivi

Önemli Konular

%100 futbol- 1. lig- 12 dev adam- 2 lig- 3. lig- a milli ampute futbol milli takımı- a milli basketbol takımı- a milli futbol takımı- a milli kadın futbol takımı- a milli voleybol takımı- altyapı- amatör kulüpler- amatör sporlar- atıcılık tarihçesi - atletizm- basketbol- beşiktaş- bisiklet sporu- boks- buz hokeyi- buz pateni- dünya futbol yıldızları- dünya kupası- egzersiz çeşitleri- eksrim spor tarihi- engelli sporcular- fenerbahçe- futbol- galatasaray- gol krallığı- güreş- hakemler- hentbol tarihçesi- kadın futbolu- kadınlar voleybol- olimpiyat- premier lig- santraç- spor dalları- spor terimleri ve anlamları- spor ve sağlık- spor yazıları- su kayağı tarihçesi- su topu sporu- süper lig- şampiyonlar ligi- tenis- TFF- trabzonspor- uefa- voleybol- vücut geliştirme sporu nedir-