trabzonspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
trabzonspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

ABDULKADİR ÖMÜR

 

Abdülkadir Ömür kimdir?

Abdülkadir Ömür, futbola okul takımlarında oynayarak başladı ve Trabzon'daki okullara gidip seçme yapan Trabzonspor hocaları tarafından keşfedildi. 2011'de filiz lisans çıkartıldı. 2012-13 sezonunda U-14 takımı ile Türkiye finallerine kaldı ve dördüncülük yaşadı. 2014-15 sezonunda U-16 ile Türkiye şampiyonluğu yaşadı.

20 Temmuz 2015'te profesyonel sözleşme imzaladı. Kasım 2015'te UEFA'nın internet sitesinde "haftanın genç yeteneği" olarak lanse edildi ve oyun tarzı Lionel Messi ve Gheorghe Hagi'ye benzetildi. 12 Ocak 2016'da Adanaspor ile oynanan Türkiye Kupası maçında 65. dakikada teknik direktör Sadi Tekelioğlu tarafından Soner Aydoğdu'nun yerine oyuna dahil edilerek ilk resmi maçına çıktı. Bir sonraki sezon Trabzonspor U-21'de oynarken Ersun Yanal yönetimindeki A takım ile çalışmalara devam etti. 5 Ekim 2016'da The Guardian tarafından yayınlanan '99 doğumlu 60 yetenek listesinde Türkiye'den yer alan tek futbolcu oldu. 17 Aralık 2016'da Medipol Başakşehir ile oynanan maçta son sekiz dakika şans bularak ilk Süper Lig maçına çıktı. 22 Aralık 2016'da Kızılcabölükspor ile oynanan kupa maçında kariyerinde ilk kez ilk 11'de sahaya çıkan futbolcu, 5-0 kazandıkları maçta ilk golünü de kaydetti.

2017-18 sezonu Ömür'ün tamamen A takıma yükseldiği sezon oldu. Düzenli olarak forma şansı bulan futbolcunun adı Bayern Münih ve Atletico Madrid ile anıldı. Ligde iki asist yaptıktan sonra ilk Süper Lig golünü 15 Ekim 2017'de Akhisar Belediyespor'a 6-1 yenildikleri maçta kaydetti.

2012'de U14 kadrosuna dahil edilerek millî kariyerine başladı. 5 Ekim 2017'de ilk defa Ümit millî futbol takımı forması giydi.

A millî takım ile ilk maçına 30 Mayıs 2019'daki Yunanistan maçıyla çıktı.

Yaptığı açıklamalarda oyun zekası ve vizyonu nedeniyle Andres Iniesta ve defansı geçme becerisi nedeniyle Messi'den etkilendiğini söyledi. Ayrıca hem hucüm hem de defans yönünün kuvvetli olması nedeniyle Luca Modric'i örnek aldığını belirtti.


abdulkadir ömür,abdulkadir ömür kimdir,abdulkadir ömür kariyeri,abdulkadir ömür nereli,abdulkadir ömür kaç yaşında,son dakika,trabzonspor,abdullah avcı,süper lig

KİMLER GELDİ? KİMLER GEÇTİ?

TÜRKİYE'DE FUTBOL OYNAYAN DÜNYA YILDIZLARI

Türkiye'ye gelen yıldız futbolcu transferlerinin yarısına yakını geldikleri takımda başarılı olamazken, bir çok yıldız ise takımlara büyük katkı sağladı. Galatasaray ise Yıldız futbolculardan en çok verimi alan Türk takımı oldu. Yaşı nedeniyle eleştirilere maruz kalan Didier Drogba, gibi Galatasaray'a yaşı ilerlemiş olarak gelen yıldız futbolcular başarılı oluyor. Bu futbolcuların başında ise "Artık Futbol hayatı bitti" denildikten sonra Galatasaray'a gelerek UEFA kupasında büyük pay sahibi olan Hagi yer alıyor.
alex de souza, amokachi, beşiktaş, droğba, fenerbahçe, galatasaray, hagi, sneijder, şota, tafarel, trabzonspor, tükiyede futbol oynamış dünya yıldızları, türkiyeye transfer olan yabancı futbolcular, 
tükiyede futbol oynamış dünya yıldızları, türkiyeye transfer olan yabancı futbolcular, hagi, droğba, alex de souza, şota, sneijder, amokachi, tafarel, galatasaray, beşiktaş, fenerbahçe, trabzonspor,

DİDİER DROGBA: (GALATASARAY)

Dünya futbolunun en iyi santraforları arasında gösterilen Drogba, ilerleyen yaşı nedeniyle öncelikle gittiği Çin'de eleştirilmişti. Ancak oynadığı futbol ile alkış aldı. Kulübüyle yaşadığı maddi problemler nedeniyle FİFA'lık olan futbolcu menajeri tarafından Galatasaray'a önerildikten sonra Galatasaray ile sözleşme imzaladı. Drogba'nın imzası, dünya medyasında da büyük yankı buldu

tükiyede futbol oynamış dünya yıldızları, türkiyeye transfer olan yabancı futbolcular, hagi, droğba, alex de souza, şota, sneijder, amokachi, tafarel, galatasaray, beşiktaş, fenerbahçe, trabzonspor,

ALEX DE SOUZA: (FENERBAHÇE) 

Futbol'a 1995 yılında Coritiba FC Takımında başlamıştır. 2 sene oynadıktan sonra 1997 yılında Palmeiras'a geçmiştir. 2001 yılına kadar Palmeiras'ta oyanayan futbolcu buradaki performansıyla Brezilya Milli Takımında da oynamaya başlamıştır. 2001-2002 sezonunda Parma takımına transfer olmuştur. Ancak 5 maça çıkabilmiştir ve ligin ikinci yarısında Flamengo'ya transfer olmuştur. Diğer sezon ise Cruzeiro Takımına transfer olmuştur. 2004 yılında ise Fenerbahçe'ye transfer olmuştur. Alex, Fenerbahçe'nin yanı sıra Türk futbol tarihine geçen bir futbolcu olarak anılıyor.

tükiyede futbol oynamış dünya yıldızları, türkiyeye transfer olan yabancı futbolcular, hagi, droğba, alex de souza, şota, sneijder, amokachi, tafarel, galatasaray, beşiktaş, fenerbahçe, trabzonspor,

AMOKACHİ: (BEŞİKTAŞ)

Özellikle Nijerya Milli takımı ile 1994 ve 1998 yıllarında Dünya Kupası ve 1994 Afrika Kupası'nda gösterdiği performans ile dünya çapında tanınmıştır. Aynı zamanda milli forma ile 1996'da Olimpiyatlar altın madalyasının kazanılmasında önemli rol oynamıştır. Beşiktaş Jimnastik Kulübünde oynarken Fenerbahçe Spor Kulübü maçında orta sahaya helikopterle indirildi.

tükiyede futbol oynamış dünya yıldızları, türkiyeye transfer olan yabancı futbolcular, hagi, droğba, alex de souza, şota, sneijder, amokachi, tafarel, galatasaray, beşiktaş, fenerbahçe, trabzonspor,


ŞOTA: (TRABZONSPOR)

1993-94 sezonu devre arasında dönemin başkanı Sadri Şener tarafından ikiz kardeşi Arçil Arveladze ile birlikte Trabzonspor'a alındı. Trabzonspor'a geldiğinde çok genç olmasına rağmen mükemmel bir performans gösterip penaltı bile atmadan 1995-96 sezonunda 25 gol atarak gol kralı oldu.

ROBERTO CARLOS: (FENERBAHÇE) Dünya futbol tarihinin en iyi sol kanat oyuncularından biri olarak gösterilen Brezilya'lı futbolcu Türk futbol tarihinin en önemli transferleri sıralamasında ilk sıralarda yer alıyor. 2007 yılında Fenerbahçe'ye transfer oldu. 3 yıllık sözleşmeye imza attı. 1999 yılında Real Madrid'de forma giyerken CD Tenerife'ye sıfırdan attığı gol matematikçiler tarafından incredible gol (inanılmaz gol) olarak nitelendirilmiştir.

POPESCU: (GALATASARAY) Rumen futbolcu. Steaua Bükreş'te ve PSV Eindhoven'da oynadığı yıllarda kendini gösterdi. Kısa bir süre Tottenham'da forma giydikten sonra Barcelona'ya transfer oldu ve takımın kaptanlığını üstlendi. Kupa Galipleri Kupası şampiyonluğunu yaşadıktan sonra 1997'de Galatasaray'a transfer oldu. Popescu 2001-02 sezonunda Lecce'ye transfer olana kadar sarı-kırmızılı forma ile 3 lig şampiyonluğu, 2 Türkiye, 1 UEFA Kupası ve 1 de Süper Kupa kazanarak Galatasaray'a büyük emekler vermiştir. Ayrıca 2000 yılındaki Galatasaray-Arsenal UEFA KUPASI finalinde maç penaltılara gitmiş ve son penaltıyı gole çevirerek UEFA Kupasını takımına kazandırmıştır.

MARİO JARDEL: (GALATASARAY) FC Porto'nun ardından 4 büyüklerden Galatasaray'a transfer olarak 2000 yılında 48 resmi maçlarda attığı 58 gol ile Avrupa'nın en golcü futbolcusu olmayı başarmıştır. Türk futbol tarihinin en önemli transferleri sıralamasında ilk sıralarda yer alıyor. 2001 yılında Portekiz'e geri dönerek Sporting Lisbon ile şampiyonluğu ve lig kupa sahipliğini elde etmiştir.Üstelik o sezonda 30 lig maçında 42 gol atarak sükse yapmıştır.

HAİM REVİVO: (GALATASARAY/FENERBAHÇE) Fenerbahçe'deki ilk 2 yılı başarılıydı. Daha sonra birçok yabancı oyuncu takıma transfer edildiğinden serbest bırakıldı. Revivo o sıralardı çok iyi bir oyun sergileyerek herkesin takdirini topladı. Galatasaray'a bedelsiz transfer olarak Fenerbahçe'ye rakip oldu. Galatasaray'da birkaç hafta iyi top oynadıktan sonra düşüşe geçti ve ayrılmak zorunda kaldı.

CASSİO LİNCOLN: (GALATASARAY) Lincoln, 2007 Haziran ayında Galatasaray'a transfer oldu. Oynadığı ilk iki resmi maçında da gol atarak dikkatleri üzerine çekti. Beşiktaş maçında yedek kalması ile performansı düşmüş ve sık sık sakatlık geçirmiştir. Michael Skibbe'nin gelmesiyle performansı aşırı derecede arttı ve özlenen Lincoln geri döndü. Lincoln, 3 Aralık 2008 tarihindeki UEFA Kupası B Grubundaki Hertha Berlin karşılaşmasında ilk defa takım kaptanı olarak sahaya çıkmıştır. Daha sonra Galatasaray'dan ayrılarak ülkesine döndü.

JAY JAY OKOCHA: (FENERBAHÇE) 1996'da Almanya'nın Eintracht Frankfurt takımından Fenerbahçe'ye transfer oldu. Türk vatandaşlığına geçen Okocha Muhammed Yavuz adını değiştirdi. 1998 Dünya Kupası'nda Nijerya Milli Takımı formasını giydi. 1998'de 16,5 milyon dolara Fransa'nın Paris St-Germain takımına transfer oldu.

GEORGE HAGİ-(GALATASARAY) Galatasaray'a transfer olduğunda kariyerinin son demleriydi ama Türkiye'de öyle bir performans sergiledi ki, halen daha 7'den 77'ye herkesin aklı "Karpatların Maradonası"nda kaldı. Galatasaray'ın UEFA Kupası'nı kazanmasında büyük söz sahibi oldu. Otoriteler tarafından Türkiye'ye gelmiş geçmiş en iyi yabancı futbolcu olarak gösterilmektedir.

STEPHAN KUNTZ: (BEŞİKTAŞ) Kuntz, Borussia Neunkirchen, VFL Bochum, Bayer Uerdingen ve Kaiserslautern takımlarında oynadıktan sonra, 1995’te Beşiktaş’a transfer oldu. Beşiktaş’ta oynadığı tek sezonda 30 lig maçında 9, iki Avrupa Kupası maçında da 2 gol attı. Almanya’nın en çok sevilen bir futbolcuları arasında yer aldığından onun futbolunu izlemek için Almanya’dan seyirciler Beşiktaş maçlarına dahi geliyordu. 1996 Avrupa Şampiyonası finallerinde 34 yaşında olmasına rağmen, Almanya’nın Avrupa Şampiyonu olmasında başrolü oynadı. İngiltere’ye attığı gol, unutulmaz goller arasında yer aldı. 1996 Temmuz’unda Arminia Bielefeld’e transfer oldu. Almanya’da 429 lig maçında 173 gol attı, 24 defa A Milli oldu.

ELVİR BALİÇ: (FENERBAHÇE) 1998 yılında rekor bir transfer ücretiyle 9.5 milyon Euro'ya Fenerbahçe'ye geçen Baliç, Türk vatandaşlığına geçti. 1999-2000 sezonunda İspanya’nın dünyaca ünlü kulübü Real Madrid'e 26 milyon Euro'ya transfer oldu. Geçirdiği ağır sakatlık neticesinde fazla forma şansı bulamayınca 2000-2001 sezonunda kiralık olarak yeniden Fenerbahçe'ye döndü ve şampiyon kadroda yer aldı. Sezon sonu tekrar Real Madrid'e giden Baliç, Rayo Vallecano takımında da vatandaşı ve Fenerbahçe'den takım arkadaşı Boliç'le beraber 1 sezon oynadı.

PİERRE VAN HOOİJDONK: (FENERBAHÇE)2003 yılında Hollanda'nın Feyenoord takımından ayrılarak Fenerbahçe'ye gelen oyuncu, ilk şampiyonluğunu 2003-2004 futbol sezonu sonunda bu takımda yaşadı. Pierre Paulus Wielaartus Van Hooijdonk aynı sezon 24 gol atarken, 10 gol pasına da imzasını koydu ve 5 topu çizgiden çıkardı. Fenerbahçe'den ayrılarak NAC Breda takımına transfer olmuş ve burada da teknik heyet ile yaşadığı problemler nedeniyle devre arasında takımdan ayrılıp eski takımı Feyenoord'a döndü. 2007'de ise futbolu bıraktı.

HARRY KEWELL: (GALATASARAY) Leeds United'da oynadığı futbolla dikkat çeken oyuncu bu performansıyla Liverpool'a transfer oldu ancak sakatlıklar dolayısıyla fazla şans bulamadı. 2007-2008 sezonunun sonunda takımı Liverpool ile kontrat yenilemeyen Kewell, 2008-2009 sezonunun başında bonservis bedeli ödenmeden Galatasaray tarafından transfer edilmiştir. Rakip yarı sahanın her yerinde oynayabilen Kewell genellikle kanatlarda görev aldı. Attığı imkansıza yakın gollerle tüm dünyada "The Wizard of Oz" (Oz Büyücüsü) lakabını aldı.

PASCAL NOUMA: (BEŞİKTAŞ) 2000 sezonunda Nevio Scala'nın çalıştırdığı Beşiktaş'a transfer oldu. Ancak sezon sonunda Türkiye'den ayrıldı ve Fransa'ya geri döndü. Bir senelik Marsilya kariyerinden sonra tekrar Beşiktaş'a transfer oldu. Ancak 20 Nisan 2003 günü oynanan Fenerbahçe maçı kendi kariyeri için dönüm noktası oldu. Takımı şampiyonluğa giderken bu maçta Fenerbahçe'ye attığı gol sonrası tribünlere yaptığı hareketi çok konuşuldu. Beşiktaş Yönetim Kurulu baskılara dayanamayarak ligin bitimine birkaç hafta kala sözleşmesini feshetti ve futbolcunun şampiyonluk kutlamalarına katılmasına izin vermedi. Bu hareketi ile ayrıca Türkiye Futbol Federasyonu'ndan 7 ay men cezası aldı. Beşiktaş'ta 44 lig maçında 22 gole imzasını atarak Türkiye'ye gelerek başarılı olan en önemli yıldızlardan biri olarak tarihe geçti.

UCHE: (FENERBAHÇE-İSTANBULSPOR) Fenerbahçe takımında futbol oynadığında oldukça başarılı bir defans oyuncusu olan Uche, son derece kritik derbi maçlarda attığı gollerle de adından söz ettirdi. Türkiye'de İstanbulspor takımında 3 sene oynadıktan sonra Nijerya'da futbol hayatına devam etmeyi tercih etmiştir. Yaşadığı en büyük talihsizlik ise Fenerbahçe'de oynadığı dönemde yedek kaleci Murat Şahin tarafından şansız bir şekilde ayağının kırılmasıydı.

FRANK DE BOER: (GALATASARAY) Hollanda Milli Futbol Takımı'nın en çok milli oyuncusu olan Frank de Boer, 2007'de Katar'da aktif futbol hayatını sonlandırmaya karar verdi. 2003-2004 sezonunda Galatasaray forması giymiştir. Ronald de Boer'in ikiz kardeşidir. Ancak Galatasaray'da çok başarılı bir grafik sergileyememiştir.

MATEJA KEZMAN: (FENERBAHÇE) Fenerbahçe'de oynadığı ilk sezonda 35 maçta 11 (ligde 9) gol attı. Oynadığı ikinci sezonda ligde oynadığı 22 maçta 11 gol attı. Türkiye Kupası'nda 5, Şampiyonlar Ligi'nde de 2 gol atan Kezman 2008-2009 sezonunda Fransa'nın PSG takımına kiralandı.

FRANK RİBERY-(GALATASARAY) Bayern Münih'te oynayan eski Galatasaraylı Fransız Müslüman futbolcudur. Futbolda yıldızı Marsilya'da parlamıştır. Ancak daha sonra Galatasaray'dan parasını almadığı gerekçesiyle Fransa'nın Marsilya takımına sözleşmesindeki madde gereğince kendi isteği üzerine gitmiştir. Daha sonra da Marsilya'dan B. Münih'e 26 milyon Euro'ya transfer oldu.

CEVAD PREKAZİ: (GALATASARAY-ALTAY-BAKIRKÖY) 1988-1989 sezonunda Şampiyon Kulüpler Kupası'nda yarı finale kadar çıkan Galatasaray'ın en önemli oyuncularındandı. 15 Mart 1989 tarihinde Köln'deki Monako-Galatasaray maçının 61. dakikasında 37 metre mesafeden attığı inanılmaz gol ile Galatasaray taraftarlarının hafızasına kazınmıştır. Tanju ve Mirsad Kovaceviç ikilisine yaptığı asistlerle sayısız golü hazırladı. 1987 ve 1988 yıllarında Galatasaray'da lig şampiyonlukları yaşadı. Cevad Prekazi, 1991 yılında Galatasaray'a veda etti. Kısa bir süre Altay ve Bakırköyspor'da futbol oynadıktan sonra ülkesine geri döndü.

MATTEO FERRARİ: (BEŞİKTAŞ) Kariyerine S.P.A.L takımında başlayan Ferrari, İtalya'nın büyük kulüplerinden Internazionale, Parma ve Roma forması giydi. Kariyerinin tek yurtdışı deneyimini Everton formasıyla yaşayan Ferrari, 1 Temmuz 2009 tarihinde Beşiktaş ile 4 yıllık sözleşme imzaladı.

STEPHEN APPİAH: (FENERBAHÇE)Futbol'a Gana takımlarından "Hearts of Oak" kulübünde başlamıştır. Daha sonra Fatih Terim tarafından Galatasaray'ın alt yapısına transfer olmuştur. Tamer Güney'in verdiği rapor sonucu gönderilmiştir. 1999 yılında İtalya'nın Udinese takımına transfer olmuştur. 3 sezon oynadıktan sonra 2000-2001 sezonunda Parma'ya geçmiştir. 2 sezon ardından 1 yıllığına Brescia'ya kiralanmıştır. 1 yıl oynayıp sezon başında ise İtalyan devi Juventus'a transfer olmuştur. 2 sezon oynadıktan sonra 2006 İtalyan futbolu skandalı ile Juventus alt lige düşürülmüş, birçok futbolcu gibi Appiah'ta takımdan ayrılmıştır. 2005-2006 sezonunda Fenerbahçe'ye 8 Milyon Euro bonservis bedeli karşılığında transfer olmuş ve attığı gollerle takıma büyük katkı sağlamıştır.

MİLAN BAROS: (GALATASARAY) 2008-2009 sezonunda 20 gol atarak Turkcell Süper Lig'in en çok gol atan oyuncusu olmuştur. 2004 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda attığı 5 golden dolayı Altın Ayakkabı Ödülü'ne layık görülmüştür. Galatasaray'dan önce Liverpool, Aston Villa ve Lyon gibi takımların formasını giymiş ve dünyanın en iyi forvetleri arasında gösterilmiştir. Ancak son 2 sezondur başarılı olamayan Baros, Galatasaray'ın gönderilecek futbolcuları arasında yer alıyor.

TAFFAREL: (GALATASARAY): Taffarel, Brezilya Milli Futbol Takımı tarihinde en fazla kaleci forması giymiş oyuncudur (tam olarak 101 karşılaşma). 1994'deki zaferden başka, 1990 ve 1998 Dünya Kupası'nda da forma giymiştir. Galatasaray'ın 2000 yılında kazandığı UEFA şampiyonluğu ve Süper Kupa şampiyonluğunda takıma önemli katkılarda bulunmuştur.bu dönemde dünyanın en iyi kalecilerinden biri olarak gösterilmiştir. Beyefendi kişiliği ve örnek aile babası olması sebebiyle Türkiye'de taraflı tarafsız birçok kişinin gönlünü fethetmiştir. Başarısız geçen Parma deneyiminin ardından futbolu bırakmıştır.

ELANO BLUMER: (GALATASARAY)Temmuz 2009 da İngiltere'nin Premier League ekibi Manchester City'den, Galatasaray'a 7 Milyon Euro'a transfer oldu ve 4 yıllık sözleşmeye imza attı. İlk golünü 2009/2010 sezonunda Kayserispor'a 35 metreden sol ayağıyla attı. Diğer kalan iki golünü ise Panathinaikos maçında 2. golünü frikikle atmıştır.

ARİEL ORTEGA: (FENERBAHÇE) Ortega için Fenerbahçe, River Plate takımına 5, Parma'ya 2.5 milyon dolar ödedi ve Ortega'ya da yıllık 2 milyon dolar vererek bu transferi gerçekleştirdi. Fenerbahçe'de 2002-2003 sezonunun ilk yarısında 14 maça çıktı. 5 gol attı, 4 sarı, 1 de kırmızı kart gördü. Fenerbahçe'nin Galatasaray'a karşı kazandığı 6-0’lık zaferin mimarlarındandır, bu maçta bir de gol atmıştır. Takımın o dönemdeki hocası Werner Lorant'la yıldızı barışmadı, Türkiye'ye uyum sağlayamadı. Devre arasında Arjantin'e gidip dönmeyince Fenerbahçe, FIFA'ya başvurdu. Uzun süren hukuki mücadelede FIFA Fenerbahçe'yi haklı bulur ve Ariel Ortega'ya para cezası ve 1 yıl futbol oynama yasağı getirilir.

NİCOLAS ANELKA: (FENERBAHÇE) 27 Ocak 2005 tarihinde Fenerbahçe`ye transfer olmuştur. 31 Ocak`ta resmi sözleşmeye imza atmıştır. Türkiye`ye gelen en kariyerli futbolculardan biri olan Anelka, 2005-06 sezonuyla birlikte kendini tam anlamıyla göstermeye başlamış ve yeniden milli takıma kadar yükselmiştir ama geçmiş dönemde yaşadığı sorunların bir benzerini Fenerbahçe'de yaşayarak 2006-07 sezonunda 14 milyon Euro karşılığında Bolton'a transfer olmuştur. Anelka top üstündeki harika hakimiyeti, yaptığı şık hareketler, hızı ve bitirici vuruşlarıyla her zaman çok gözde bir futbolcu olmuştur. Ayrıca Anelka Dünya üzerinde bonservisine en çok para ödenen oyuncudur.

QUARESMA (BEŞİKTAŞ) Oyun tekniği ve attığı gollerle dünya futbolunun hayranlıkla izlediği Quaresma, İner, Barcelona, Chelsea gibi dünya kulüplerinde forma giymiş birr futbolcu. form düşüklüğü nedeniyle oynadığı takımlardan gönderilen futbolcu Beşiktaş'a geldiğinde de tam bit yıldız gibi oynamasına rağmen, daha sonraları form düşüklüğü nedeniyle forma şansı bulamamıştır.

GUTİ HERNANDEZ (BEŞİKTAŞ) Türkiye'ye gelen en önemli dünya yıldızlarından biri olan Guti Herhandez de gece hayatı ve başarısız futbolu nedeniyle Beşiktaş'ta başarılı olamadığından kadro dışı kaldı.

WESLEY SNEIJDER (GALATASARAY) Dünyanın en iyi futbolcuları sırlamasında en üst sıralarda yer alan futbolculardan biri olan Wesley Sneijder Galatasaray'ın bu sezon kadrosuna kattığı çok önemli bir isim. Dünya futbol otoriteleri tarafından en çalışkan 10 futbolcu arasında gösterilen Wesley Sneijder Galatasaray'a forma şansı bulmak için geldiğini paranın bir önemi olmadığı açıklamasıyla da geldiği andan itibaren taraftarın gönlünde taht kurdu.


Bu haber, tükiyede futbol oynamış dünya yıldızları, türkiyeye transfer olan yabancı futbolcular, hagi, droğba, alex de souza, şota, sneijder, amokachi, tafarel, galatasaray, beşiktaş, fenerbahçe, trabzonspor, ile ilgilidir. 



BERAT AYBERK ÖZDEMİR

 

Berat Özdemir Kimdir?

Tam adı, Berat Ayberk Özdemir olan genç futbolcu, 23 Mayıs 1998 yılında doğmuştur.  Futbol hayatına ise, 2008 yılında Gençlerbirliği kulübü alt yapısında başlamıştır. 

2016- 2017 sezonu devre arasında profesyonel futbolcu olmuştur. Bu sayede Gençlerbirliği’nin pilot takımında görev alarak, 2. Lig ekibi Hacettepe’de oynamaya başlamış ve Hacettepe’de bir buçuk yıl forma giymiştir.

Ardından, 2017- 2018 sezonunda  Gençlerbirliği A Takımında forma giymeye başlamıştır. 31 Ağustos 2018 yılında, Osmanlıspor ile oynanan maçta, ilk kez 1. lig maçında A Takım forması giyen Berat, Başarılı futbolu sayesinde büyük takımların dikkatini çekmeyi başarmıştır.

Berat Ayberk Özdemir Nereli?

Berat Özdemir, 23 Mayıs 1998 yılında Kayseri’nin Melikgazi ilçesinde dünyaya gelmiştir.dünyaya gelmiştir. Başarılı futbolcunun babası Konyalı, annesi ise Trabzon Maçkalı’dır. Berat Özdemir, anne tarafından Trabzon’lu, baba tarafından Konyalı’dır.

Berat  Ayberk Özdemir'in Özel Hayatı

Berat Özdemir’in annesi diş teknisyeni, babası ise emekli askerdir.  Asker olan babasının mesleğinden dolayı sık sık yer değiştiren Berat Özdemir, ailenin tek çocuğudur. Sık sık taşınan bir ailede büyüyen genç futbolcu yurt dışında da yaşamıştır, bu sayede 4 dil öğrenmiştir. Berat’ın babasının tayini Atina’ya çıkmıştır. Berat Atina’da 2 yıl Fransız okulunda eğitim görmüştür. Türkiye’ye döndüklerinde ise yine Fransız okulunda eğitimine devam etmiştir. Ancak, genç Berat futbol ve eğitim hayatını beraber götürmekte zorlanmaya başlamıştır. Bu nedenle antrenman saatlerine uyum sağlayan bir okula kaydını aldırmıştır. Berat Özdemir eğitim hayatına Ankara Üniversitesi’nde devam etmektedir.  Berat, Ankara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi antrenörlük bölümü öğrencisidir.

Berat Ayberk Özdemir'in Yaşı, Boyu ve Mevkisi

Trabzonspor’unn çiçeği burnunda futbolcusu 22 yaşında, 1.87m boyundadır. Sağ ayağını kullanan Berat Özdemir, orta saha ve ön libero mevkiinde oynamaktadır.

Berat Ayberk Özdemir'in oynadığı takımlar:

2008-2016 Gençlerbirliği altyapı

2017 Gençlerbirliği

2017-2018 Hacettepe( kiralık)

2018-2020 Gençlerbirliği

2020-...Trabzonspor

Milli Takım Kariyeri

2017 Türkiye U-19

2018 Türkiye U-21


berat özdemir,berat ayberk özdemir,berat,berat ayberk özdemir kimdir,berat ayberk özdemir nereli,berat özdemir yaşı,trabzonspor,berat ayberk özdemir kariyeri,

ŞENOL GÜNEŞ

 

Şenol Güneş Kimdir?

Şenol Güneş, 1 Haziran 1952 tarihinde Trabzon’da doğdu. Güneş, aslında futbol yerine basketbola ilgi duyan bir çocuktu. Ancak mahallede gidebileceği bir basketbol takımı bulunmuyordu, bu yüzden diğer arkadaşları futbol topunun peşinden koşmaya başladı. İyi bir kaleci olsa da mahalle maçlarında forvet oynardı.

KARİYERİ ERDOĞDU GENÇLİK'TE BAŞLADI

Şenol Güneş futbol kariyerine Erdoğdu Gençlik'te kaleci olarak başladı. 17 yaşındayken Trabzonspor'un amatör takımına geçtikten sonra, buradan da Sebat Gençlik’e transfer olarak profesyonel futbolculuğa ilk adımını attı. Şenol Güneş bu süreler içinde öğrenimine devam etti. 1972 yılında Trabzonspor'a geri transfer oldu. 20 yaşındaydı ve bir yandan da Eğitim Enstitüsüne devam etti.


TRABZONSPOR'LA 1.LİG'E ÇIKTI

23 Eylül 1972'de İstanbulspor ile oynanan maçta 22. dakikada İkican'ın yerine oyuna dahil olarak ilk kez Trabzonspor forması giydi. 4 Mart 1973'te Bandırmaspor ile oynanan maçta ilk kez 11'de sahaya çıktı ve 90 dakika forma giydi. Maçı gol yemeden tamamladı. İlk sezonunda 10 maçta forma giyen kaleci, bunların yedisinde gol yememe başarısı gösterdi. Trabzonspor, birinci Kayserispor'un averajla gerisine düşüp, 1. Lig'e çıkamadı. Bir sonraki sezon ise 18 maçta forma giydi ve Trabzonspor'un grup birincisi olarak 1. Lig'e çıkmasına büyük katkıda bulundu. Güneş, 18 maçta sadece dört gol yedi. Türkiye Kupası'nda da çeyrek finale çıkma başarısı gösterdiler ancak Fenerbahçe'ye elendiler.


8 Eylül 1974'te Fenerbahçe ile oynanan maçta 90 dakika kaleyi koruyarak ilk Süper Lig maçına çıktı. İlk sezonunda 26 maça çıktı. Trabzonspor, ligi dokuzuncu bitirirken yediği 17 golle ligin en az gol yiyen takımı oldu. 


KUPALAR VE REKORLARLA DOLU YILLAR

Trabzonspor forması altında 1972–1987 yılları arasında kalecilik yapan Şenol Güneş, 6 Türkiye 1. Lig Şampiyonluğu, 3 Türkiye Kupası Şampiyonluğu, 5 Cumhurbaşkanlığı Kupası Şampiyonluğu ve 3 de Başbakanlık Kupası Şampiyonluğu yaşadı. Trabzonspor’un Türkiye 1. Ligi’nde 3 büyüklerin hakimiyetine son verip 4. büyük olarak bu yarışa dahil olmasında en büyük payı olan oyuncu olan Güneş, halen kırılamamış olan Türk futbol tarihinde Süper Lig’de en uzun süre gol yememe rekoru (1.112 dakika) ve bir sezonda en az gol yiyen kaleci (6 gol) olma rekorlarını bu dönemde kırdı.

31 KEZ MİLLİ FORMAYI GİYDİ

1976-1987 yılları arasında Türkiye A Milli Futbol Takımı’nın da kalesini koruyan Güneş, milli forma altında 31 uluslararası maça çıktı. 1987 yılında hem Trabzonspor’dan hem de Milli Takım’dan ayrılan Güneş, emekli olmasının ardından teknik direktör olarak çalışmaya başladı.

İKİ AYRI JÜBİLE MAÇI OLDU

Şenol Güneş'in jübilesi için iki maç düzenlendi. Önce 1 Ağustos 1987'de Fenerbahçe Stadı'nda Trabzonspor ile Beşiktaş arasında oynanan bir maç oynandı. Bu maçı Beşiktaş 4-1 kazandı.

9 Ağustos 1987'de ise bu sefer Hüseyin Avni Aker Stadı'nda taraftarının karşısına son kez çıktı ve beşinci dakikada oyundan alındı. Trabzonspor, bu maçta Samsunspor'u 2-0 yendi.

TEKNİK DİREKTÖRLÜK KARİYERİ 1988'DE BAŞLADI

Ocak 1988'de Şenol Güneş, Trabzonspor teknik direktörü Metin Türel'in yardımcılığına getirilerek antrenörlük hayatına başladı. Eylül 1988'de Alman teknik adam Werner Biskup'un istifasından sonra Şenol Güneş, Trabzonspor'un başına geçerek teknik direktörlük kariyerine adımını attı. İlk sezonunu 5. sırada tamamlayan Şenol Güneş, Trabzonspor'daki ikinci sezonunda yeni transfer Belçikalı kaleci Jean-Marie Pfaff ile anlaşamadı. Bu süreç bir türlü çözümlenemeyince, Güneş ve yardımcısı Sadi Tekelioğlu 17 Ağustos 1989'da görevlerinden istifa ettiler.

TRABZONSPOR'DA İKİNCİ DÖNEM

1989-1993 yılları arasında Boluspor ve İstanbulspor'da teknik direktörlük yapan Şenol Güneş, 1993-1994 sezonuna iyi başlayamayan Trabzonspor'da Georges Leekens'in yerine yeniden göreve getirildi. İyi bir sezon geçiren Şenol Güneş, ilk sezonunda Trabzonspor'la ligi üçüncü olarak bitirdi. Türkiye Kupası'nda ise yarı finale çıktı. Sezon sonunda Fenerbahçe ile Başbakanlık Kupası finaline çıkıp, rakibini 4-3 yenerek Trabzonspor'da ilk kupasını kazandı. Bir sonraki sezonda da Güneş başarılı performansını sürdürdü. Ligi ikinci olarak bitiren Trabzonspor, Türkiye Kupası'nda finale çıkarak Galatasaray'ı 3-2 ve 1-0'la geçip kupayı müzesine götürdü. Sezon sonunda Beşiktaş ile Cumhurbaşkanlığı Kupası finaline çıkan Trabzonspor, bu maçı 2-0 kazanarak bir kupa daha aldı. Böylece Güneş, Trabzonspor'daki ikinci sezonunun sonunda Türkiye'de kazanabilecek dört resmi kupanın üçünü kazanmış oldu.

MİLLİ TAKIMI 48 YIL SONRA DÜNYA KUPASI'NA GÖTÜRDÜ

Trabzonspor'dan ayrıldıktan kısa dönem Antalyaspor ve Sakaryaspor'u çalıştıran Şenol Güneş, Ağustos 2000'de Mustafa Denizli'nin yerine Türk Milli Takımı'nın başına getirildi. Eylül ayında 2002 FIFA Dünya Kupası elemeleri başladı. Güneşli milli takım, 10 maçta sadece son dakikalarda yediği gollerle grup birincisi İsveç'e yenildi. Grup ikincisi olarak play-off'lara kalan Türkiye, Avusturya'yı 1-0 ve 5-0'lık galibiyetlerle geçerek, 48 yıl aradan sonra ilk kez bir FIFA Dünya Kupası'na katılmaya hak kazandı.

TÜRK FUTBOL TARİHİNİN EN BÜYÜK BAŞARISINA İMZA ATTI:

DÜNYA KUPASI ÜÇÜNCÜLÜĞÜ!

Japonya ve Güney Kore'de düzenlenen Dünya Kupası'nda Brezilya, Kostarika ve Çin ile aynı grupta yer alan Milli Takım grubu Brezilya'nın ardından 2. tamamlayarak 2. tura çıkmaya hak kazandı. 2. turda turnuvanın ev sahibi Japonya'yı eleyen Milliler çeyrek finalde de Senegal'i saf dışı etti. Yarı finalde Brezilya'ya 1-0 yenilen Şenol Güneş'in öğrencileri 3.lük maçında ev sahibi Güney Kore'yi 3-2 mağlup ederek 48 yıl aradan sonra katıldıkları turnuvada 3. olma başarısı gösterdi.  Güneş turnuvanın ardından, UEFA’nın resmi internet sitesinde düzenlenen ankette 2002 yılının en iyi teknik adamı seçildi.

LETONYA SÜRPRİZİ VE AYRILIK

Türkiye, 2004 Avrupa Futbol Şampiyonası elemelerinde de sadece bir kez (grubunun birincisi olan İngiltere'ye) yenilerek, İngiltere'nin bir puan arkasında grup ikincisi oldu. Play-off'larda pek şans verilmeyen Letonya ile eşleşen Türkiye, sürpriz bir şekilde rakibine elendi. Güneş, bu mağlubiyetin ardından 6 Mart 2004'te görevinden ayrıldı.

FENERBAHÇE ŞAMPİYONLUĞU VE AYRILIK

2005 yılında Trabzonspor'da bir kez daha göreve getirilen Şenol Güneş, şampiyonluğu yine Fenerbahçe'ye kaptırdı. İlk sezonunda başarılı bir grafik çizen Şenol Güneş şampiyonluğu ezeli rakibe kaptırsa da Türkiye Kupası'nda yarı finale çıkmış ve Şampiyonlar Ligi ön elemesi oynamaya hak kazanmıştı. Ancak bir sonraki sezona kötü başlayan Trabzonspor, Devler Ligi'ne ön eleme aşamasında veda etti. Ardından da ligde üst üste kötü sonuçlar alındı. Tecrübeli teknik adam yedinci hafta sonunda görevinden istifa etti.

GÜNEY KORE YILLARI

Güney Kore'deki FIFA Dünya Kupası performansı ile tanınan Şenol Güneş, 8 Aralık 2006'da bu ülke takımlarından FC Seoul'da yurt dışı deneyimi yaşadı. İlk sezonunda ligi 7. sırada tamamlayan FC Seoul, bir sonraki sezon ise Güneş yönetiminde ligi 2. sırada tamamladı. Ancak takım 2009 Asya Şampiyonlar Ligi'ne katılma hakkı kazandı. 2009'da Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale kadar çıkan takım, ligi ise averajla yine 2. sırada bitirdi. Şenol Güneş, Güney Kore kariyerini kupasız tamamlayarak sezon sonunda Türkiye'ye dönmeye karar verdi.

82 PUANLA KAÇAN ŞAMPİYONLUK

1 Aralık 2009'da Trabzonspor'da yeniden göreve getirilen Şenol Güneş, ilk yılında Fenerbahçe'yi finalde mağlup ederek Türkiye Kupası'nı müzesine götürdü. Ligi ise 5. sırada tamamladı. Bir sonraki sezon ise ligi kasıp kavuran Bordo-Mavililer 82 puan topladı ancak Fenerbahçe'ye ikili averajla geçildi ve şampiyonluğu ezeli rakibine kaptırdı.

2011-12 sezonunda şampiyon Fenerbahçe'nin yerine Şampiyonlar Ligi'ne giden Şenol Güneş'in ekibi grupta 7 puan topladı ve 3. olarak UEFA Avrupa Ligi'ne kaldı. PSV'ye karşı iki maçta da mağlup olan Trabzonspor normal ligi de 3. sırada tamamladı.

Bir sezon daha Trabzonspor'un başında lige başlayan Şenol Güneş 19. hafta sonunda üst üste alınan mağlubiyetlerin ardından görevinden istifa etti.

BURSASPOR DÖNEMİ

Trabzonspor'la yollarını ayıran Şenol Güneş bir sezon dinlendi ve 29 Mayıs 2014 tarihinde Bursaspor ile 1 yıllık sözleşme imzaladı. Bursaspor'un başında bir sezon kalan Şenol Güneş ligi 6. sırada tamamladı ve Türkiye Kupası finaline çıktı. Finalde Galatasaray'a yenilen Bursaspor'da Şenol Güneş dönemi böylece sona ermiş oldu.

BEŞİKTAŞ'LA 2 ŞAMPİYONLUK!

Şenol Güneş, 11 Haziran 2015 tarihinde Beşiktaş ile 2+1 yıllık sözleşme imzalayarak Beşiktaş'ın teknik direktörü oldu. İlk sezonuna müthiş başlayan Şenol Güneş, yine Fenerbahçe ile amansız bir şampiyonluk yarışına girdi. Fakat bu kez ipi göğüsleyen Güneş'in öğrencileri oldu. Beşiktaş 33. hafta kendi evinde Osmanlıspor'u 3-1 mağlup ederek şampiyonluğunu ilan etti. Böylece Güneş, başarılı kariyerine Türkiye Lig Şampiyonluğu'nu eklemiş oldu. 

2015-16 sezonunda da şampiyonluk yaşayan Güneş, Beşiktaş'ı üst üste şampiyon yapan ilk Türk teknik adam oldu. Şenol Güneş döneminde Siyah-Beyazlılar, Şampiyonlar Ligi'nde başarılı bir grafik çizdi. Şenol Güneş'le ilk Şampiyonlar Ligi deneyiminde grubu 7 puanla 3. sırada tamamlayan Beşiktaş, 2017-18 sezonunda tarihe geçecek bir başarıya imza attı. Şenol Güneş'in Beşiktaş'ı bu sezonki Şampiyonlar Ligi performansı takım tarihinin en iyi performansı oldu. Beşiktaş o sezon, beşinci maçlar sonunda mağlubiyet yüzü görmeden grubunu birinci bitiren ilk Türk takımı oldu ve son 16'ya yükseldi. Bir sonraki sezon Beşiktaş'la yollarını ayıran Şenol Güneş'in Milli Takım kariyeri yeniden başladı.

Şenol Güneş, Semra Güneş ile evli olup; Ayça Güneş Egemen, Günçe Güneş adlarında iki çocuk babasıdır. Bahaddin Güneş, Zekeriya Güneş adlarında iki kardeşi vardır.


şenol güneş,trabzonspor,a milli takım,a milli futbol takımı,tff,a milli takım teknik direktörü şenol güneş,şenol güneş nereli,şenol güneş kaç yaşında, şenol güneş beşiktaş

SÜPER LİG TARİHÇESİ VE ŞAMPİYON TAKIMLAR

beşiktaş, bursaspor, en fazla şampiyon olan takımlar, fenerbahçe, galatasaray, sportoto süper lig tarihçesi, trabzonspor, süper lig şampiyonları, en fazla şampiyon olan futbol takımı, en çok şampiyon olan takım,


Türkiye 1. Futbol Ligi şimdiki adıyla Süper Lig'in başlangıç tarihi 1959 olarak kabul edilir. 1959 yılında düzenlenen Türkiye 1. Futbol Ligi'nin ilk sezonunda maçlar, 8'er takımdan oluşan Beyaz ve Kırmızı adlı iki grupta oynandı. O tarihteki  statü uyarınca  beyaz grubun lideri  Fenerbahçe ile kırmızı grubun lideri Galatasaray finalde karşılaştı. İlk maçı Galatasaray 1-0, ikinci maçı ise Fenerbahçe 4-0 kazanınca, Türkiye 1. futbol Ligi'nin ilk şampiyonu Fenerbahçe oldu.

1959-1960 sezonundan itibaren ise grup sistemi kaldırıldı ve Türkiye 1. Ligi bugünkü statüsü ile oynanmaya başlandı.

Lig'de 1987-1988 sezonuna kadar galibiyete 2 puan verilirken, bu sezondan itibaren galibiyete 3 puan verilmeye başlandı.

2002-03 sezonunda adı Türkiye Süper Ligi olarak değiştirilen lig, 2005-06 - 2009-2010 sezonları arasında Turkcell Süper Lig adı ile kullanılırken, 2010-2011 sezonundan itibaren Spor Toto Süper Lig oldu.

beşiktaş, galatasaray kaç kez şampiyon oldu, fenerbahçe, galatasaray, sportoto süper lig tarihçesi, trabzonspor, süper lig şampiyonları, en fazla şampiyon olan futbol takımı, en çok şampiyon olan takım,

SPOR TOTO SÜPER LİG ŞAMPİYONLUKLARI

1959-FENERBAHÇE
1959 - 1960-BEŞİKTAŞ
1960 - 1961-FENERBAHÇE
1961 - 1962-GALATASARAY
1962 - 1963-GALATASARAY
1963 - 1964-FENERBAHÇE
1964 - 1965-FENERBAHÇE
1965 - 1966-BEŞİKTAŞ
1966 - 1967-BEŞİKTAŞ
1967 - 1968-FENERBAHÇE
1968 - 1969-GALATASARAY
1969 - 1970-FENERBAHÇE
1970 - 1971-GALATASARAY
1971 - 1972-GALATASARAY
1972 - 1973-GALATASARAY
1973 - 1974-FENERBAHÇE
1974 - 1975-FENERBAHÇE
1975 - 1976-TRABZONSPOR
1976 - 1977-TRABZONSPOR
1977 - 1978-FENERBAHÇE
1978 - 1979-TRABZONSPOR
1979 - 1980-TRABZONSPOR
1980 - 1981-TRABZONSPOR
1981 - 1982-BEŞİKTAŞ
1982 - 1983-FENERBAHÇE
1983 - 1984-TRABZONSPOR
1984 - 1985-FENERBAHÇE
1985 - 1986-BEŞİKTAŞ
1986 - 1987-GALATASARAY
1987 - 1988-GALATASARAY
1988 - 1989-FENERBAHÇE
1989 - 1990-BEŞİKTAŞ
1990 - 1991-BEŞİKTAŞ
1991 - 1992-BEŞİKTAŞ
1992 - 1993-GALATASARAY
1993 - 1994-GALATASARAY
1994 - 1995-BEŞİKTAŞ
1995 - 1996-FENERBAHÇE
1996 - 1997-GALATASARAY
1997 - 1998-GALATASARAY
1998 - 1999-GALATASARAY
1999 - 2000-GALATASARAY
2000 - 2001-FENERBAHÇE
2001 - 2002-GALATASARAY
2002 - 2003-BEŞİKTAŞ
2003 - 2004-FENERBAHÇE
2004 - 2005-FENERBAHÇE
2005 - 2006-GALATASARAY
2006 - 2007-FENERBAHÇE
2007 - 2008-GALATASARAY
2008 - 2009-BEŞİKTAŞ
2009 - 2010-BURSASPOR
2010 - 2011-FENERBAHÇE
2011 - 2012-GALATASARAY
2012 - 2013-GALATASARAY
2013 - 2014-FENERBAHÇE
2014 - 2015-GALATASARAY
2015 - 2016-BEŞİKTAŞ
2016 - 2017-BEŞİKTAŞ
2017 - 2018-GALATASARAY
2018 - 2019-GALATASARAY
2019 - 2020-BAŞAKŞEHİR

beşiktaş, galatasaray kaç kez şampiyon oldu, fenerbahçe, galatasaray, sportoto süper lig tarihçesi, trabzonspor, süper lig şampiyonları, en fazla şampiyon olan futbol takımı, en çok şampiyon olan takım,

TAKIMLARIMIZIN ŞAMPİYONLUK SAYILARI

GALATASARAY  - 24
FENERBAHÇE    - 19
BEŞİKTAŞ            - 15
TRABZONSPOR   - 6
BURSASPOR         - 1
BAŞAKŞEHİR       - 1


Türkiye 1.Liginin başladığı tarih TFF tarafından 1959 yılı olarak kabul edilmesine karşın, TFF Tahkim Kurulunun 09.05.2002 tarih, 2002/52E ve 2002/68K sayılı kararı tahtında BEŞİKTAŞ Kulübünün 1956-1957 ve 1957-1958 sezonlarında Türkiye Ligi şampiyonu olduğuna ve bu şampiyonlukların TFF Yıldız Kriterine dahil edileceğine karar verilmesi sebebi ile toplam şampiyonluk sayısı, toplam lig sezonu sayısından 2 fazladır.

beşiktaş, bursaspor, en fazla şampiyon olan takımlar, fenerbahçe, galatasaray, sportoto süper lig tarihçesi, trabzonspor, süper lig şampiyonları, en fazla şampiyon olan futbol takımı, en çok şampiyon olan takım, 

TRABZONSPOR TARİHÇESİ

ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor kuruluşu,

ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor kuruluşu, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor, trabzon, bordo mavi, karadeniz fırtınası, karadeniz, laz, lazlar, horon, kemençe trabzonspor eski

Trabzonspor tarihi üzerine yapılan çalışmaların birçoğu, hikâyeyi 1967’den değil, çok daha eskilerden başlatır. Bordo-Mavi renklere sahip Karadeniz Fırtınası, 2 Ağustos 1967 günü resmi olarak kurulmuştur; ancak kentin spor geçmişi 20. yüzyılın başlarına dek uzanır. Kentte yaşayan yabancı ülke temsilcilerinin (O tarihlerde Trabzon’da 12 ülkenin konsolosluğu vardır!) ve gayrimüslim tebaanın önderliğinde başlayan spor faaliyetleri kısa bir süre sonra Türk gençlerinin de ilgisini çekmeye başlamıştır. 1911’de kurulan İdmanyurdu, savaş nedeniyle pek uzun ömürlü olamasa da Trabzon’da Türklerin kurduğu ilk spor kulübü olarak tarihteki yerini almıştır. Trabzon’un ileri gelen ailelerine mensup Türk gençleri, 1920’li yılların başında kentin sportif ve kültürel hayatına uzun yıllar damgasını vuracak İdmanocağı, İdmangücü ve Necmiati gibi kulüpleri kuracaklardı. İşte Trabzonspor 1967 yılında dünyaya geldiğinde, aslında yarım asırlık bir sportif, kültürel ve kurumsal bir mirası devralacaktı.


ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor kuruluşu, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor, trabzon, bordo mavi, karadeniz fırtınası, karadeniz, laz, lazlar, horon, kemençe trabzonspor eski

1967’den önce…
Osmanlı Devleti’nin Karadeniz’deki en önemli limanlarından biri olan Trabzon, sadece ticari olarak değil; sosyo-kültürel olarak da önemli bir geçiş noktasıydı. Batı’dan gelen her türlü ‘yenilik’ ilk olarak Trabzon’da hayat bulur; ardından kentin hinterlandında kalan coğrafyaya yayılırdı. Futbol, bunlardan biriydi. 1922 yılında basılan ve Osmanlı döneminde yayımlanan ilk üç futbol kitabından biri olan ‘Asosyeşın Futbol’ İdmanocaklı Süleyman Rıza Kuğu tarafından Trabzon’da kaleme alınmıştı. Önsözünde kitabın yayınlanma amacı ‘Doğu vilayetlerine futbol öğretmek’ olarak açıklanmıştı. Trabzon, öğreten, aktaran, öncülük eden bir konumdaydı ve iddiası da tarihsel olarak bundan kaynaklanmaktaydı. Bu açıdan düşünüldüğünde, Trabzonspor’un 1976 yılında Anadolu’ya şampiyonluğu taşıyan ilk kulüp olmasına kimseler şaşmamalıydı!
Trabzon, İstanbul, İzmir ve Ankara’nın ardından Türkiye’nin ilk spor örgütü olan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’nın dördüncü üyesiydi. Kentte 1921 yılından itibaren bir fikstür dahilinde lig maçları organize edilir. 1923 yılının Temmuz ayında Trabzon İdmanocaklı gençler, oynadıkları futbolu geliştirmek için İstanbul’a bir gezi düzenlemiş ve o tarihlerde İstanbul’u ziyaret eden yabancı takımlarla Türk takımlarının maçlarını izlemişlerdi. Trabzon gençliği, kendi futbolu ve bilgisi ile yetinmemekte, sportif tecrübelerini arttırmak için sürekli arayış içindeydi. Trabzon sınırlarını sürekli zorlayan bir kentti. Henüz 1925 yılında Sovyetler Birliği’nden kente davet edilen spor kafilesi ile ilk yurtdışı temas da gerçekleştirilmişti. Bu da bir ilkti. İlerleyen yıllarda ise her fırsatta kente İstanbul, İzmir, Ankara, hatta İran ve hatta Avusturya’dan takımlar davet edilecek; Trabzonlular meşin yuvarlakla tanıştıkları ilk günden bu yana, futbola ‘yerel’in ötesinde bir anlam atfedecekti.
Trabzon’da erken Cumhuriyet döneminden itibaren oldukça canlı bir spor iklimi hakim olmaya başlamıştı. Trabzon’un unutulmaz spor önderlerinden Hüseyin Avni Aker, Cumhuriyet’in ilk yıllarında İstikbal gazetesinde şu satırları kaleme alacaktı: “Trabzon şehri spor ibtilası geçiriyor. İstanbul’da dans ibtilası, Ankara’da ud, Trabzon’da futbol… Bunlar birer hastalık gibi yakaladıkları adamın yakasını bırakmıyorlar. Trabzon’da mahalle aralarında, ta Kavak Meydanı’na kadar ne kadar meydan, cami havlisi, bahçe varsa birkaç çocuk toplanmış! – Gol gol diye bağırıyor. Hele şu hafta tatilinin işsiz bir sürü halkının Kavak meydanına doğru toplanması bu ibtilayı azdırdı. Şimdi herkeste bir spor heyecanı var.”


ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor kuruluşu, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor, trabzon, bordo mavi, karadeniz fırtınası, karadeniz, laz, lazlar, horon, kemençe trabzonspor eski
Güç-Ocak Rekabeti
İdmanocağı, İdmangücü, Necmiati, Birlikspor, Karadenizgücü, Doğanspor, Yolspor, Martıspor, Erdoğdu Gençlik ve Trabzon Lisesi başta olmak üzere Trabzon amatör liginden pek çok kulüp gelip geçti. Bu kulüpler aynı zamanda “içtimai” birer dernek olarak faaliyet gösteriyor; tiyatro, piyes, balo ve musiki konseri gibi düzenledikleri farklı etkinliklerle kentin kültürel yaşamını renklendiriyordu. Ellili yıllara gelindiğinde ise futbol ‘iptilası’ kenti öylesine kasıp kavuruyordu ki mahalli ligdeki kulüp sayısı bir ara 20’yi aşınca maçlar iki kümeli olarak yeniden organize edilmişti. İdmanocağı ve İdmangücü Trabzon futbolunda başa güreşen iki kulüptü. Kent futboluna bu iki kulübün arasındaki ateşli rekabet damga vuracaktı.
Ocak-Güç derbisi şehirde adeta bir karnaval havası yaratırdı. Rengârenk flama ve bayraklarla donatılan kentte binlerce futbolsever maç saatinin gelmesini beklerken, tutuşulan bahisler ve iddialarla rekabetin dozu arttırılırdı. Rakip taraftarlar karşı tarafın renklerine boyadıkları bir tabutu veya eşeği kentin meydanlarında, sokak aralarında gezdirirlerdi. Maç saati geldiğinde Şehir Stadı’ndaki yerlerini alan futbolseverler “şa-şa-şa”dan pek de öteye gidemeyen tezahürat, ama bitmeyen coşkularıyla takımlarına destek olurlardı.
Sarı-kırmızı Ocaklılar ve yeşil-beyaz Güçlüler arasındaki mücadeleyi, sportif olarak Galatasaray-Fenerbahçe; politik olaraksa CHP-DP çekişmesine benzetenler vardı. Farklı bireysel ve sosyal motivasyonlarla şekillenen bu büyük rekabetten sonuçta kent futbolu karlı çıktı. Futbol sevgisi ve kültürünün yükseldiği kentte aynı zamanda üst düzey futbolcular yetişmişti. Futbol tutkusuna doğup büyüdükleri Trabzon’da kapılan bu gençlerden bazıları yükseköğrenim uğruna memleketlerini terk ederken, gittikleri şehirlerde futbol yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Daha sonra Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı’nı da yapacak olan Gençlerbirliği efsanesi Hasan Polat, kardeşi Ali Polat, Galatasaray’ın unutulmaz yıldızlarından Salim Satıroğlu ve Ahmet Karlıklı, Fenerbahçeli Taka Naci, Zekeriya Bali, Beykoz’un ünlü kalecisi Sıtkı Taşer, Beşiktaş’ta kaptanlık da yapacak olan milli futbolcu Nazmi Bilge “Trabzon’un futbol elçileri” arasında ilk akla gelen isimlerdir.


ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor kuruluşu, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor, trabzon, bordo mavi, karadeniz fırtınası, karadeniz, laz, lazlar, horon, kemençe

Trabzonspor’a Doğru…
İdmanocağı, mahalli ligdeki şampiyonluklarının yanı sıra üç defa Türkiye amatör şampiyonluğunu da kazanarak yurt çapında tanınan bir kulüp haline gelmişti. İdmanocağı ve Kayseri Havagücü’nün 1958 yılında düzenlenen Türkiye Amatör Şampiyonası’nı aynı puan ve averajla tamamlaması üzerine kupa ikiye bölünmüş ve Ocaklılar yarım bir kupayı müzelerine götürmüşlerdi. Ocak’ın tarihi, sayısız başarı ve enteresan hikâyelerle doluydu. Onların ulusal çaptaki haklı şöhreti, 1965 senesinde Beşiktaş takımını Mithatpaşa’da 1-0 yenerek Türkiye Kupası’ndan elemeleriyle de perçinlenmişti. Başarılarla dolu bir tarihe, güçlü bir kimlik ve yaklaşık yarım asırlık kurumsal bir deneyime sahip bu kulüp, Trabzon’u profesyonel liglerde temsil etme misyonunu kendi ismi ve renkleri ile üstlenmek için direnecekti...
Bilindiği gibi 1960’ların ilk yarısında Futbol Federasyonu Başkanı Orhan Şeref Apak’ın öncülüğünde profesyonel ikinci ve üçüncü ligler kurulmuştu. Tüm yurtta bu liglerde mücadele edecek profesyonel şehir takımlarının kurulması öngörülüyordu. Kentin maddi, manevi ve sportif tüm imkânlarının profesyonel bir spor kulübüne seferber edilebilmesi için o kentteki amatör kulüplerin birleşmesi gerekiyordu. Trabzon elbette ki bu seferberliğin dışında kalamazdı. Ancak İdmanocağı-İdmangücü rekabeti Trabzon futboluna öylesine hakimdi ki bu iki kulübün bir çatı altında toplanması neredeyse imkansızdı. Nitekim böyle bir girişimde bulunmak isteyen bir avuç idealistin daha ilk çalışmalarında bu sürecin oldukça sıkıntılı olacağı hemen anlaşılmıştı. Kendi kimlik ve renklerinden feragat etmek istemeyen Ocaklılar birleşmeye yanaşmıyordu. 21 Haziran 1966 tarihinde, Martıspor ve Yıldızspor'la birleşen İdmanocağı ile kendi isim ve renklerini muhafaza ederek profesyonel bir kulüp namı ile önce Türkiye 2. Ligi’ne alındı; ancak resmi yazışmalar ve tebliğde yaşanan sorunlar nedeni ile İdmanocağı'nın İkinci Lig’de oynamasına izin verilmedi. 20 Temmuz 1966'da bu kez İdmangücü, Karadenizgücü, Martıspor ve Yolspor'un katılmasıyla kırmızı-beyaz renkler altında Trabzonspor’u kurdu ve 1966-67 sezonunda İkinci Lig’de mücadele etmeye başladı.


ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor kuruluşu, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor, trabzon, bordo mavi, karadeniz fırtınası, karadeniz, laz, lazlar, horon, kemençe

İdmanocağı’nın dahil olmadığı bir Trabzonspor’un şehir temsiliyeti bakımından eksik bir görüntü ortaya koyduğu düşünülüyordu. İdmanocağı’nın Trabzonspor’a karşı Danıştay'da açtığı davadan, yürütmeyi durdurma kararı çıkmıştı. Sezon sonunda birleşme tartışmaları yeniden alevlendi. Federasyon Başkanı Orhan Şeref Apak’tan Devlet Bakanı Kamil Ocak’a, Hasan Polat’tan Cumhuriyet Gazetesi Spor Müdürü Erdoğan Arıpınar’a pek çok üst düzey yetkilinin araya girmesi dahi sonucu pek değiştirmiyordu. Trabzon'da gergin geçen 1967 yazını sona erdiren komut zamanın Beden Terbiyesi Genel Müdürü Ulvi Yenal’dan geldi. Yenal, İdmanocağı ve İdmangücü'nün birleşmemeleri halinde iki kulübün de Türkiye 2. Ligi’ne alınmayacağı ve “mazisiyle övünen” Trabzon’un profesyonel liglerde temsil edilmeyeceğini bildirdi. Bu durum Trabzon'da şok etkisi yaratmıştı. Artık her gün, her akşam toplantı üstüne toplantı yapılıyordu. Bazen tam bir anlaşma zemini ortaya çıkıyor ama yine en ufak bir ayrıntı her şeyi berbat ediyordu. Öte yandan Futbol Federasyonunun il kulüpleri için tanıdığı sürenin de sonu yaklaşıyordu… Tüm kent, Trabzonspor adıyla bir kulübün kurulmasını yürekten arzuluyordu. Öyle ki Trabzonlular, 1967 yılının Temmuz sonunda sessiz bir yürüyüş düzenleyerek bir türlü uzlaşamayan kulüp başkanlarını protesto edecekti... Nihayet 2 Ağustos 1967 günü, geceli gündüzlü yapılan toplantılardan müsbet bir netice çıkacak ve her iki kulüp birleşmeyi kabul edecekti. Bordo-Mavi renkler altında, İdmanocağı, İdmangücü, Karadenizgücü ve Martıspor'un birleşmesi ile kurulan Trabzonspor Kulübü, 1967-68 sezonu itibarıyla İkinci Lig’e “merhaba” dedi.
ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor kuruluşu, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor, trabzon, bordo mavi, karadeniz fırtınası, karadeniz, laz, lazlar, horon, kemençe
Futbolda Anadolu Devrimi
Trabzonspor uzun uğraşlar sonucu kurulduktan sonra İkinci Lig’deki mücadelesine daha ilk sezondan itibaren Birinci Lig’e çıkma hedefi ile başladı. ‘Trabzon futbolu’nun layık olduğu yer kesinlikle İkinci Lig olarak görülmüyor; Trabzonluların Bordo-Mavili kulüpten beklentisi, gücünü övgülerle anılan bir maziden alıyordu. “Yıllarca memleket sporuna önderlik etmiş” bir kent, nasıl İkinci Lig’de kalabilirdi? Trabzonspor’un 1971-72 sezonu son maçında PTT’ye 1-0 yenilerek Birinci Lig biletini rakibine kaptırması ile yıkıma uğrayan camiada futbol politikası birden seyir değiştirecek ve “öze dönüş” olarak da adlandırılan yeni bir transfer anlayışı benimsenecekti. Kulübün kendi öz kaynaklarına dönerek, Trabzonlu futbolcuları bünyesine katmasıyla efsane takımın iskeleti kurulmuş oldu. Ve 1973-74 sezonunu şampiyon tamamlayan Bordo-Mavililer’in Birinci Lig serüveni, sonraki sezon itibarıyla başlamış oldu.
Trabzonspor, Birinci Lig’e çıktığı ilk sene Hayatspor dergisi tarafından Kıbrıs’ta düzenlenen Barış Kupası’nı almıştı. Bu, kupalarla dolup taşacak on yılın başlangıcıydı. 1975-76 sezonu sonunda şampiyonluk ipini göğüsleyen Bordo-Mavililer, şampiyonluğu ilk defa İstanbul dışına taşıyarak Türk futbolunda yerleşik her ne varsa altüst etmiş ve bir devrime imza atmıştı. Bordo-Mavili ekip aynı sene Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık kupalarını da almayı başardı. Spor basınının “Kupa Beyi” olarak anmaya başladığı Trabzonspor, kamuoyunda büyük bir saygınlık kazanmıştı. Öte yandan söz konusu başarıyı hala ‘tesadüfi’ olarak değerlendirenler de vardı. Neticede Türk futbolunda sarsılmaz sanan bir paradigma kökünden sarsılmıştı. Ancak Trabzonsporluların kendilerine güveni tamdı. Çünkü ‘Trabzonspor’ gerçeğinin sağlam temeller üstüne oturduğunu iyi biliyorlardı. Bordo-Mavililerin unutulmaz teknik direktörü Ahmet Suat Özyazıcı, kentin köklü futbol mirasına işaret ederek, yaşananlar için “Bu bir ‘devrim’den ziyade, ‘evrim’dir” diyordu. Trabzonspor, gümbür gümbür geliyordu…


ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor kuruluşu, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor, trabzon, bordo mavi, karadeniz fırtınası, karadeniz, laz, lazlar, horon, kemençe

50. Yılında Karadeniz Fırtınası
Karadeniz Fırtınası, 1975-1985 yılları arasında toplamda 6 lig şampiyonluğu, 6 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 3 Türkiye Kupası ve 3 Başbakanlık Kupası’nı müzesine götürmeyi başardı. 1980’li yılların ortalarından itibaren gerek kulüp içinde gerek Türk futbolunda yaşanan gelişmeler Bordo-Mavililer’i şampiyonluktan 2010-11 yılına kadar alıkoydu belki; ama Trabzonspor zirveye oynamaktan asla vazgeçmedi. Müzesindeki Türkiye Kupası sayısını 8’e; Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı 7’ye; Başbakanlık Kupası’nı 5’e çıkarmasını bildi. Tarihinde ilk defa 2009-2010 sezonunda TFF Süper Kupa’yı kazanmanın onurunu yaşadı. 15 Eylül 1976 günü Akranes galibiyeti ile başlayan Avrupa serüveninde Liverpool, Aston Villa, Inter, Barcelona ve Olimpik Lyon gibi unutulmaz zaferlere imza attı.
Trabzonspor, 50 yıllık mazisi boyunca kimi zaman dramatik kaybedişlerin kimi zaman sarsıcı başarı ve unutulmaz galibiyetlerin takımı oldu. Ama her dönem ve koşulda bir spor kulübünden çok daha fazla şeyi temsil ediyordu. Kemençeden tuluma, horondan kolbastıya, hamsisi, şivesi ve hırçın doğasıyla Karadeniz’e dair pek çok folklorik ve kültürel sembolün taşıyıcısı ve ulusal düzeyde sergilendiği zemindi Trabzonspor. Bu, şüphesiz ki onu diğer kulüplerden ayıran en belirleyici özelliklerden biriydi. Diğeri mi? Umudun, inanç, mücadele ve sevdanın takımı olması…
Trabzonspor taraftarları başarı gibi başarısızlığın da kalıcı olmadığını iyi biliyor. Kulüp yönetimi, benimsediği “yeniden yapılanma ve yükseliş” anlayışına Bordo-Mavili taraftarları da ortak etmeyi başardı. Sezonun ikinci devresinde yeni stadyumla beraber yakalanan pozitif ivme, kulübün kuruluşunun 50. yılını kutladığı bugünlerde gelecek için ümit veriyor. Taraftar ve kulüp arasında sağlanan dayanışma ve duygu ortaklığı ise, “Karadeniz Fırtınası”nın sadece sportif değil; toplumsal, kültürel ve ekonomik potansiyelini gerçekleştirme konusunda da yardımcı olacağa benziyor.






ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor kuruluşu, 

TÜRKİYE KUPASI TARİHİ

türkiye kupası tarihi, ziraat türkiye kupası tarihçesi, türkiye kupası şampiyonları, türkiye kupasını kazanan takımlar,
türkiye kupası şampiyonları, türkiye kupası tarihi, türkiye kupasını kazanan takımlar, ziraat türkiye kupası tarihçesi, galatasaray, fenerbahçe, beşiktaş, trabzonspor, Türkiye Kupası Tarihçesi

1962-1963 Sezonunda başlayan ve ilk şampiyonu Galatasaray olan Türkiye Kupası'nın adı 1980-1981 sezonunda Federasyon Kupası olarak değiştirildi. Ancak 1992-1993 sezonundan itibaren tekrar Türkiye Kupası adı verilirken, 2005-06 ile 2008-09 sezonları arasında Fortis Bankası'nın sponsor olması ile Fortis Türkiye Kupası, 2009-10 sezonu ile birlikte Ziraat Bankası'nın sponsor olması ile Ziraat Türkiye Kupası adını aldı.

Türkiye Kupası ve Federasyon Kupası isimleri altında düzenlenen organizasyonda Galatasaray 17 kez bu kupayı müzesine taşırken, Beşiktaş  9, Trabzonspor 8 ve Fenerbahçe 6 defa kupayı kazandı.  Altay, Ankaragücü, Gençlerbirliği, Göztepe ve Kocaeli ikişer, Kayserispor, Bursaspor, Eskişehirspor, Sakaryaspor ve Konyaspor da birer kez kupa sevinci yaşayan takımlar oldu.


Türkiye Kupası Şampiyonları

2016 - 17

KONYASPOR - Başakşehir
0-0
(4-1 Pen.)

2015 - 16

GALATASARAY-Fenerbahçe
1-0

2014 - 15

GALATASARAY-Bursaspor
3-2

2013 - 14

GALATASARAY-Eskişehirspor
1-0

2012 - 13

FENERBAHÇE - Trabzonspor

1-0

2011 - 12

FENERBAHÇE - Bursaspor

4-0

2010 - 11

BEŞİKTAŞ - Büyükşehir Belediyespor

2-2
(6-5 Pen.)

2009 - 10

TRABZONSPOR - Fenerbahçe

3-1

2008 - 09

BEŞİKTAŞ - Fenerbahçe

4-2

2007 - 08

KAYSERİSPOR - Gençlerbirliği

0-0
(11-10 Pen.)

2006 - 07

BEŞİKTAŞ - Kayseri Erciyesspor

1-0

2005 - 06

BEŞİKTAŞ - Fenerbahçe

3-2

2004 - 05

GALATASARAY - Fenerbahçe

5-1

2003 - 04

TRABZONSPOR - Gençlerbirliği

4-0

2002 - 03

TRABZONSPOR - Gençlerbirliği

3-1

2001 - 02

KOCAELISPOR - Besiktas

4-0

2000 - 01

GENÇLERBİRLİĞİ -Fenerbahçe

2-2
(6-3 pen.)

1999 - 00

GALATASARAY - Antalya

5-3

İLK MAÇ

İKİNCİ MAÇ

1998 - 99

GALATASARAY - Beşiktaş

0-0

2-0

1997 - 98

BEŞİKTAŞ - Galatasaray

1-1

1-1
(5-3 Pen.)

1996 - 97

KOCAELİSPOR - Trabzonspor

1-1

1-0

1995 - 96

GALATASARAY - Fenerbahçe

1-0

1-1

1994 - 95

TRABZONSPOR - Galatasaray

3-2

1-0

1993 - 94

BEŞİKTAŞ - Galatasaray

0-0

3-2

1992 - 93

GALATASARAY - Beşiktaş

1-0

2-2

1991 - 92

TRABZONSPOR - Bursaspor

0-3

5-1

1990 - 91

GALATASARAY - Ankaragücü

3-1
(Uzatmada)

-

1989 - 90

BEŞİKTAŞ - Trabzonspor

2-0

-

1988 - 89

BEŞİKTAŞ - Fenerbahçe

1-0

2-1

1987 - 88

SAKARYASPOR - Samsunspor

2-0

1-1

1986 - 87

GENÇLERBİRLİĞİ - Eskişehirspor

5-0

1-2

1985 - 86

BURSASPOR - Altay

2-0

-

1984 - 85

GALATASARAY - Trabzonspor

2-1

0-0

1983 - 84

TRABZONSPOR - Beşiktaş

2-0
(Uzatmada)

-

1982 - 83

FENERBAHÇE - Mersin İdman Yurdu

2-1

2-0

1981 - 82

GALATASARAY - Ankaragücü

3-0

1-2

1980 - 81

ANKARAGÜCÜ - Boluspor

2-1

0-0

1979 - 80

ALTAY - Galatasaray

1-0

1-1

1978 - 79

FENERBAHÇE - Altay

1-2

2-0

1977 - 78

TRABZONSPOR - Adana Demirspor

3-0

0-0

1976 - 77

TRABZONSPOR - Beşiktaş

1-0

0-0

1975 - 76

GALATASARAY - Trabzonspor

0-1

1-0
(5-4 Pen.)

1974 - 75

BEŞİKTAŞ - Trabzonspor

0-1

2-0

1973 - 74

FENERBAHÇE - Bursaspor

0-1

3-0

1972 - 73

GALATASARAY - Ankaragücü

3-1

1-1

1971 - 72

ANKARAGÜCÜ - Altay

0-0

3-0

1970 - 71

ESKİŞEHİRSPOR - Bursaspor

0-1

2-0

1969 - 70

GÖZTEPE - Eskişehirspor

1-2

3-1

1968 - 69

GÖZTEPE - Galatasaray

1-0

1-1
(Uzatmada)

1967 - 68

FENERBAHÇE - Altay

2-0

0-1

1966 - 67

ALTAY - Göztepe

2-2

(**)

1965 - 66

GALATASARAY - Beşiktaş

1-0

-

1964 - 65

GALATASARAY - Fenerbahçe

0-0

1-0

1963 - 64

GALATASARAY - Altay

0-0

(*)

1962 - 63

GALATASARAY - Fenerbahçe

2-1

2-1


(*) Hükmen kazandı.
(**) Kura ile kazandı.


Bu haber, türkiye kupası tarihi, ziraat türkiye kupası tarihçesi, türkiye kupası şampiyonları, türkiye kupasını kazanan takımlar, ile ilgilidir.

TRABZONSPOR-GALATASARAY

trabzonspor, galatasaray, erman özgür, köşe yazısı erman özgür, trabzonspor-galatasaray maçı, süper lig, süper ligde bu hafta, sörloth, ünal karaman

Favori Trabzon

Erman Özgür, Getafe ve Galatasaray maçları öncesinde Trabzonspor’un son durumunu değerlendirdi...

Neredeyse tüm Türk takımları için Avrupa kupası maçlarının formalite haline geldiği bir dönemde Ünal Karaman’ın, Galatasaray karşılaşmasında oynatmayı düşündüğü hiçbir oyuncusunu Getafe karşılaşmasında oynatacağını düşünmüyorum. Fakat çok genç oyuncular ile oynamanın oyuncu yetiştirmek konusunda da çok faydalı olmayacağı bir gerçek. Avrupa kupası maçları, ülke puanı için önemli olsa da ekstra başarısızlığın söz konusu olduğu bir sezonda bu formalite maçları, önemini daha yitirdi. Trabzonspor’un, bundan sonraki şampiyonluk yarışında takımı sürükleyen, Sosa, Nwakaeme, Sörloth ve Pereira gibi oyuncuları kaybetme lüksü kalmadığı düşünülürse Avrupa kupasına çıkacağı genç ağırlıklı kadro da mazur görülebilir.

Ne olursa olsun...

Galatasaray gibi bir maça Trabzonspor’un, yüksek motivasyon, iç saha avantajı ve form durumuyla favori çıktığını söyleyebilirim. Bu maçın özelinde en büyük sıkıntıları ise bu motivasyonun baskıya dönüşmesi olabilir. Bu yüzden büyük bir maç oynayacak olmanın yanı sıra Trabzonsporlu oyuncuların, Galatasaray maçını sadece üç puan anlamına geldiğini de aklından çıkartmaması şart. Sezonun şimdiye kadarki performansına bakınca Galatasaray mücadelesinden nasıl bir sonuç çıkarsa çıksın, Trabzonspor hâlâ çok başarılı bir sezon başı oynuyor.

Yazar:Erman Özgür / Fanatik Gazetesi
trabzonspor, galatasaray, erman özgür, köşe yazısı erman özgür, trabzonspor-galatasaray maçı, süper lig, süper ligde bu hafta, sörloth, ünal karaman

SPOR ANALİZ


beşiktaş, trabzonspor, derbi, şampiyonluk, ünal karaman, şenol güneş, abdulkadir ömür, yusuf yazıcı, uğurcan, güven yalçın, dorukhan toköz


ALKIŞLIYORUM!

Deplasmanda olmasına rağmen Trabzonspor, coşkulu, mücadeleci ve göze hoş gelen futbol oynamak için elinden gelen her şeyi yaptı. Tek eksik 2-0’lık skoru maçın son dakikalarında koruyamamış olması idi.

Trabzonspor’da genç yıldız Abdulkadir, Sosa ve Anthony hafta boyunca antrenmanlara tam kapasite ile katılamadılar. Maça da ilaç kullanarak başlayabildiler. Ancak buna rağmen ellerinden geleni sahaya yansıttılar. Teknik Direktör Ünal Karaman’ın takıma katkısı çok büyük. Futbolcular Ünal Karaman’a inanıyor ve seviyorlar. Bu da sahaya pozitif olarak yansıyor. 

Maça gelen taraftarlar,  iki devresi siyah ile beyaz kadar farklı bir maç izlediler. İlk yarıda önde basan, sürekli markaj uygulayan ve Rodallega ile 1-0’ı yakalayan Trabzonspor, oyunun net hakimiydi.

Bordo-Mavililer, ikinci yarının başında da Anthony Nwakaeme’nin golüyle iyice morallendi. Maç belki de koptu ya da farka gidebilir diye beklentiye girenler bile oldu. İkinci yarının hemen başında deplasmanda 2-0’ı yakalamak büyük bir avantaj idi.

Ancak sonrasında Beşiktaş taraftarları devreye girdi. “Beşiktaş taraftarı takıma ve yönetime tepki gösterecek” diye beklerken, tribünler tam tersi bir reaksiyon gösterdi. Takımlarına öyle bir coşku ile destek verdiler ki, futbolcular kendine geldi ve maçın seyri Beşiktaş lehine değişti. Her takımın taraftarı, dün gece takımları zorda iken, tribünlerde coşku ile desteğini artıran ve futbolcularını motive eden Beşiktaş taraftarlarını örnek almalı. Tribünlerde görmek istediğimiz manzaraları dün gece görme fırsatı bulduk. Alkışlar Siyah Beyazlı taraftarlara…

Siyah beyazlı tribünlerin müthiş coşkusu, son saniyelerde meyvesini verdi. Mustafa Pektemek’in golüyle sevinen Beşiktaşlı taraftarlar, 90 dakika sonunda ise her şeye rağmen pes etmeyen futbolcuları alkışladı.

Sahada ‘rütbesiz futbolcular’ da asıl maçın kazananları idi. Adı yeni yeni anılmaya başlayan gençlerimiz sahada pırıl pırıl parladılar. Beşiktaş’ta Dorukhan ve Güven Yalçın, Trabzonspor’da kaleci Uğurcan, Hüseyin, Abdulkadir ve Yusuf Yazıcı hocalarının güvenini boşa çıkarmadılar ve Türk Futbolu için umutlanmamızı sağladılar. Hem gençlerimize hem de onlara güvenen hocalarına da özel alkış gönderiyorum.

Dün gece Beşiktaş ve Trabzonsporlu futbolcular derbiye yakışır bir mücadele sergiledi. Her iki takımı da tebrik ediyorum. Süper Ligde bu tür maçları her zaman görmek istiyoruz.

Süper Ligimizde yeşil sahalarda böyle mücadeleler ve tribünlerde taraftar şovları daha fazla olmalı. Futbol; rekabet, mücadele, hırs, kazanma arzusu ve heyecanın yanında eğlence, seyir zevki, dostluk,  barış ve stres atma aracı olarak düşünülmesi gereken bir spor dalı. Asla düşmanlık, nefret ve öfke ile anılmamalı. Kazananı tebrik etmeyi başarabilmeliyiz…

Abdurrahman ACER/www.sporyazari.net


beşiktaş, trabzonspor, derbi, şampiyonluk, ünal karaman, şenol güneş, abdulkadir ömür, yusuf yazıcı, uğurcan, güven yalçın, dorukhan toköz

SPOR ANALİZ


sporyazari.net, karadeniz fırtınası, trabzonspor, fenerbahçe, gol, şampiyonluk, süper lig

FIRTINA ESTİ, KASIRGA YAKIN!

Trabzonspor-Fenerbahçe maçı öncesi ‘Fırtına esecek mi?’ diye sormuştum. Çünkü hafiften rüzgar sesine karışık bir kıpırdanma görmüştüm. Ve FIRTINA ESTİ! Kasırgaya dönüşür mü bilinmez…

Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu, her konuşmasında kulübün ekonomik sıkıntılarına dikkat çekmiş, “Bu sorunu ancak özümüze dönerek çözebiliriz” vurgusu yapmıştı. Takımın başına da bu özüne dönüşe uygun bir isim olan Ünal Karaman’ı getirmişti.
Tabii ki bu öze dönüş birden olacak bir iş değil. Altyapının eskiden olduğu gibi işlemesi ve Trabzonlu gençleri ortaya çıkarması gerekiyor. Ünal Karaman’a düşen de bu gençlere şans vermek.

Geçen hafta yaşanan ve Onur Kıvrak ile Burak Yılmaz gibi iki yıldızın kadro dışı bırakılması ile sonuçlanan süreç, bu öze dönüşü hızlandırdı.  Yusuf Yazıcı ve Abdülkadir Ömür’ün yanı sıra kaleci Uğurcan ve stoper Hüseyin 11’de maça başladı. Batuhan ise sonradan oyuna girdi. Trabzonspor’un kurtuluşu olarak görülen gençler, kritik karşılaşmada görevlerini fazlasıyla yerine getirdi.

Yıllar sonra gelen Fenerbahçe galibiyeti sonrası, Trabzonspor'un hocası Ünal Karaman, zaferin şifresini şöyle açıkladı: “Maçın başından sonuna kadar inanmış bir futbolcu ordusu ve taraftar vardı sahada. Karşılaşma 2-1’e geldiğinde ‘kaybedeceğiz’ diye hiç düşünmedim. Aklıma bile getirmedim. Çünkü futbolun adaleti olması lazım. Sonuçta çok daha farklı kazanabileceğimiz maçtı ve galip geldik”

‘İnanmış bir futbolcu ordusu ve taraftar’ ifadesi öze dönüşün sloganı gibi. Trabzonspor kendi yıldızlarını kendi gençlerinden çıkarmak zorunda. Geçmiş yıllarda ligde ve Avrupa Kupalarında elde edilen başarılar hep böyle kazanıldı. Özkan Sümer, Ahmet Suat Özyazıcı, Ali Kemal, Dobi Hasan, Şenol Güneş, Bahattin, Hamdi, İskender, Hami, Lemi, Tuncay, Gökdeniz….o kadar çok ki.

‘Karadeniz Fırtınası’ böyle esmişti. Son Fenerbahçe maçında da bunların izleri sahada vardı. Yusuf ve Abdulkadir müthiş bir maç çıkardı. Onları izlerken ‘Diğer maçlarda neden böyle oynamıyorlar?’ sorusu beynimi tırmaladı. Genç kaleci Uğurcan ve stoper Hüseyin sanki yıllardır oynuyormuş gibiydiler. Batuhan da ’Ben de varım’ dedi. Ancak, bu gibi gençlerle Karadeniz Fırtınası sürekli esebilir. Belki de ‘Kasırga’ya dönüşür.
Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu’nu, Yönetim Kurulunu ve Ünal Karaman’ı tebrik etmek lazım. Cesaretleri ve özüne dönme konusundaki gayretleri için.

‘Öze dönüş’ amatör ya da profesyonel tüm takımlarımıza örnek olmalı. Hatta Futbol Federasyonu teşvik edici tedbirler almalı. Sadece takımlarımızın değil, Türk Futbolunun kurtuluşunun ‘Öze Dönüş’ten geçtiği unutulmamalı…

 www.sporyazari.net/Abdurrahman ACER




sporyazari.net, karadeniz fırtınası, trabzonspor, fenerbahçe, gol, şampiyonluk, süper lig



Kategori

Profesyonel Sporlar-Amatör Sporlar-Ekstrem Sporlar-Spor Tarihi-Sporcular-Futbol-Basketbol-Voleybol-Spor Tarihi-Spor Arşivi

Önemli Konular

%100 futbol- 1. lig- 12 dev adam- 2 lig- 3. lig- a milli ampute futbol milli takımı- a milli basketbol takımı- a milli futbol takımı- a milli kadın futbol takımı- a milli voleybol takımı- altyapı- amatör kulüpler- amatör sporlar- atıcılık tarihçesi - atletizm- basketbol- beşiktaş- bisiklet sporu- boks- buz hokeyi- buz pateni- dünya futbol yıldızları- dünya kupası- egzersiz çeşitleri- eksrim spor tarihi- engelli sporcular- fenerbahçe- futbol- galatasaray- gol krallığı- güreş- hakemler- hentbol tarihçesi- kadın futbolu- kadınlar voleybol- olimpiyat- premier lig- santraç- spor dalları- spor terimleri ve anlamları- spor ve sağlık- spor yazıları- su kayağı tarihçesi- su topu sporu- süper lig- şampiyonlar ligi- tenis- TFF- trabzonspor- uefa- voleybol- vücut geliştirme sporu nedir-