futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

TÜRKİYE'DE FUTBOL TARİHİ

futbol, ilk futbol takımı türkiye, tff tarihi, türk futbol tarihçesi, türk futbol tarihi, türkiye futbol tarihi, türkiyede futbol ne zaman başladı, türkiyede ilk kurulan kulüp,

TÜRKİYE'DE FUTBOL

Ülkemizde futbolun ilk olarak 19. yüzyılın son çeyreğinde oynanmaya başladığı bilinmektedir. Osmanlı döneminde Selanik'te yakılan ilk ateş, zamanla Bornova çayırlarına kadar yayılmıştır.

İlk futbol kulübü ise yine İzmir'de İngilizler tarafından kurulmuştur. Daha sonra ise İstanbul'a bulaşan bu güzel salgın, Kadıköy ve Moda çayırlarını etkisine almasıyla beraber neredeyse tüm kentin ilgisini çekmeyi başarmıştır.

futbol, ilk futbol takımı türkiye, türkiyede ilk kurulan kulüp, tff tarihi, türkiye futbol tarihi, türk futbol tarihi, türk futbol tarihçesi, türkiyede futbol ne zaman başladı,

1897 yılında İzmir'den gelen karmanın İstanbul karmasıyla karşılaşması, Türk topraklarındaki ilk futbol maçı olarak tarihe not düşülmüştür.

İlk Türk futbol takımı ise Fuad Hüsnü Bey ile Reşat Danyal Bey tarafından devrin hafiyelerinden kaçabilmek adına İngilizce isimle kurulan 'Black Stocking' olmuştur. Bu takımın Rumlarla Papazın çayırında 1901'de oynadığı maç ise bir Türk takımının ilk futbol maçı olarak kayıtlara geçmiştir.

Genelde İstanbul'da yaşayan İngilizlerin başı çektiği, ayrıca Rumların da katılımıyla genişleyen futbol sevgisi, arka arkaya futbol kulüplerinin kurulması sonucunu doğurmuştur.

futbol, ilk futbol takımı türkiye, tff tarihi, türk futbol tarihçesi, türk futbol tarihi, türkiye futbol tarihi, türkiyede futbol ne zaman başladı, türkiyede ilk kurulan kulüp,

İngilizlerin ve Rumların ortaklaşa kurduğu Kadıköy Futbol Kulübü bu anlamda İstanbul'un ilk kulübüdür. Fakat çıkan anlaşmazlıklar neticesinde İngilizler Moda Futbol Kulübü'nü kurmuş, ardından Kadıköylü Rumlar, Elpis ve Imogene kulüplerini kurarak İngilizleri takip etmiştir. Bunun ardından aynı takımların katılımıyla 1903 yılında İstanbul Futbol Ligi kurulmuştur. İstanbul'da bir futbol liginin kurulması, bu coğrafyada futbolun daha da yaygınlaşacağının ilk işareti olmuştur. Türk gençlerinin de bu yeni kurulan takımlara olan ilgisi, zamanla 'Biz niye bir futbol takımı kurmuyoruz'' fikrine dönüşünce ilk resmi futbol takımımız da ortaya çıkmıştır. 1905'te Mekteb-i Sultani'nin 10. sınıf öğrencileri, arkadaşları Ali Sami Yen'in önderliğinde Galatasaray'ı kurmuştur. Galatasaray, 1905-1906 sezonunda İstanbul Ligi'ne katılmış, 1907-1908'de ise kazandığı ilk şampiyonlukla Türk futbol tarihi için bambaşka bir başlangıcı müjdelemiştir. Ardından Fenerbahçe ve Beşiktaş onları takip edince Türk futbolu yeni bir boyuta doğru ilerlemeye başlamıştır.

futbol, ilk futbol takımı türkiye, tff tarihi, türk futbol tarihçesi, türk futbol tarihi, türkiye futbol tarihi, türkiyede futbol ne zaman başladı, türkiyede ilk kurulan kulüp,

Türkiye'de futbolun tam olarak yeşermeye başladığı periyot 1908-1923 yılları arasıdır.

II. Meşrutiyet sonrası esen özgürlük havasında yeni takımlar kurulmuş, bu arada Türk takımları da varlıklarını ciddi bir şekilde teyit ettirmiştir. İstanbul'un ardından İzmir, Ankara, Eskişehir, Bursa, Adana ve Trabzon şehirlerinde futbol büyük bir hızla yayılmaya başlamıştır. Pazar Ligi, Cuma Ligi, İstanbul Türk İdman Birliği Ligi ve İstanbul Şampiyonluğu Ligi bu dönemin önemli organizasyonları olmuştur. Daha sonrasında yaşanan savaşlarla beraber futbol, yaklaşık 11 yıllık bir sekteye uğramıştır.

futbol, ilk futbol takımı türkiye, tff tarihi, türk futbol tarihçesi, türk futbol tarihi, türkiye futbol tarihi, türkiyede futbol ne zaman başladı, türkiyede ilk kurulan kulüp,

Erken Cumhuriyet dönemi, Türkiye'de başka birçok alanda oldu gibi futbolda da ilk önemli hamlelerin atıldığı bir dönüşüm süreci olmuştur. Kazanılan zaferin getirdiği rüzgârla yeni bir ulusun temelleri atılırken, modernleşme ve dünyanın ileri medeniyetleri seviyesine erişme emeli bu yeni ulusun ilk hedefidir. Bilim, sanat ve spor olmak üzere her alanda yeni bir yapılanma ve oluşum söz konusudur.

futbol, ilk futbol takımı türkiye, türkiyede ilk kurulan kulüp, tff tarihi, türkiye futbol tarihi, türk futbol tarihi, türk futbol tarihçesi, türkiyede futbol ne zaman başladı, 

SPOR ANALİZ


holiganizm, holigan, fanatik, taraftar, süper lig, holiganlar, futbol, fanatizm, sporyazari.net

HOLİGANİZM

Fanatiklik ya da fanatizm, bilimde, siyasette, milliyetçilikte, hemşehricilikte, hatta sanatta dahi vardır. Spordaki fanatikliğin adı holiganizmdir. Holiganizm, fanatik kişilerin sporun içine şiddet içeren davranışlar sokmasıdır. Holigan adı verilen taraftarlar, sporun fair play felsefesine aykırı, centilmenliği kabul etmeyen, barışçıl düşünmeyen, kavgacı ve savaşçıl bir düşünce yapısı ile, rekabet duygusunu uç noktalarda yaşayan insanlardır.

Holiganizm daha çok futbolda kendini göstermektedir. Bazı futbol taraftarlarının, öfkeyi, saldırganlığı ve şiddeti futbolun içinde kabul edilebilir görmesi ve takımların milyonlarca taraftar kitlesine sahip olması, futbolda fanatizmin yani holiganizmin daha fazla görülmesine neden olmaktadır.Futbol, insandaki rekabet duygusu ve tarafgirlik duygusuna en fazla hitap ettiği için, üzerinde birleşilen en önemli spor dalı haline gelmiştir.

Buradaki en önemli husus şudur. Taraftar olmakla, fanatik olmak ayrı şeylerdir. Normal bir futbolsever öncelikle sporu, sonra takımını sever. Takımının rengine, armasına ve formasına aşkla bağlıdır. Galibiyeti sevinçle kutlarken, galibiyeti kutlayan rakip taraftarları da hoş görür. Kişi yenilgiyi kabul etmeyip, mağlup oldukları rakip takımın taraftarlarına öfke ve düşmanlık duyguları ile bakar, takımına karşı haksızlık yapıldığını körü körüne savunursa, burada fanatizm devreye girer.

Holiganizm futbolun kanayan yarasıdır. Futbol, kimi kesimler tarafından öfkenin, şiddetin ve saldırganlığın kabul edilebildiği, başka yerde söyleyemediği küfürleri pervasızca söylediği, taşkınlık ve saldırganlık yaptığı bir spor dalı durumundadır. Futbol maçlarını, öfkesini ifade etme yeri ve stres atma alanı olarak görmektedirler. Aslında böyle kişiler takımını değil de kontrol edemediği öfkesini sevmektedir. Bu kişiler takımına da büyük zararlar vermektedirler.

Holigan olmaya yatkınlık çocukluktan itibaren başlamaktadır. Çocuk yaşta nefret ve öfke patlaması yaşayan insanlar, ilerleyen yaşlarda holiganizme esir olmaktadırlar. Bu kişiler duygusal olarak dengeli değillerdir. Kendi duygularını tatmin için fanatizm yolunu seçmektedirler.

Fanatizmin ilacı, öz eleştiriyi öğrenmek ve bu öz eleştiri becerisini sürekli geliştirmektir.  Rakip takım taraftarlarına karşı empati yapmayı başarabilmektir. İşte bu da küçük yaşlarda öğrenilmesi gereken bir davranış modelidir. Spor ahlakının küçük yaşlarda öğretilmesi gerekir. Toplumun, ailenin ve futbol yöneticilerinin bu davranışları onaylamaması holiganizmi geriletir. Erkek çocuk daha çok babayı model alır. Baba iyi bir rol model olmalıdır.

Holiganlar daha çok İngiltere başta olmak üzere, Balkan ülkeleri ile Arjantin ve Meksika gibi ülkelerde görülmektedir.

Holiganlarda özgüven eksikliği vardır. Abartılı bir şekilde severler. Egolarını tatmin etme yönünde yaşarlar. Kusurlarını görmezler. İlişkileri sağlıksızdır. Hukuku yok sayarlar. Narsist’dirler…

Ancak aile ve toplum birlikte hareket ederek holiganizmin önüne geçebilir.

Abdurrahman ACER/www.sporyazari.net



holiganizm, holigan, fanatik, taraftar, süper lig, holiganlar, futbol, fanatizm, sporyazari.net

SPOR ANALİZ

futbol, uefa, süper lig, milli takım, galatasaray, fenerbahçe, beşiktaş, kasımpaşaspor, başakşehir, şampiyonlık, var sistemi, sporyazari.net


FUTBOL BAHARI!

Sportoto Süper Ligde ilginç olaylar yaşanıyor. İlginç olduğu kadar da garip!

Adına ‘Futbol Baharı’ diyorum. Çünkü işler biraz karışık!

14 maçta, 14 gol ve 14 puan. Şaka gibi. Hangi takım bu. Ülkemizin güzide ve en çok şampiyon olan takımlarından Fenerbahçe. Sadece Fenerbahçe’nin ligdeki durumu dahi yaşanan ilginçliği ve garipliği ortaya koymaya yeterli. Bir gariplik VAR mı? YOK mu ? siz karar verin…

Fenerbahçe’de yaşanan tartışmalı Genel Kurul’dan sonra Ali Koç başkan seçildi. Comolli ve Cocu’yu takımın başına getirerek lige başladı. Aradan 14 hafta geçti ve Fenerbahçe küme  düşme hattında geziniyor. Haftalık ortalaması 1 puan ve 1 gol. Tarihinin en kötü 14 haftasını yaşıyor. Asıl kötü olan taraftarın takım üzerindeki umudunun tükenmesi.

Lider Başakşehirspor ve ikinci sıradaki Kasımpaşaspor ise tabiri caizse ligin tozunu atıyorlar. Sezon sonuna kadar bu durumları böyle devam eder mi? Hatta ikisinden biri tarihlerinde ilk kez şampiyon olur mu? Bunu zaman gösterecek. Ama kalan diğer takımlar lige verilecek arayı bekliyor gibi. Özellikle de Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor arayı iple çekiyor.

Ligimizde mücadele eden takımların durumları A Milli Takımı da doğrudan etkiliyor. Uluslar Liginde havlu attık. Avrupa Şampiyonası grup kuraları çekildi. Özellikle grubumuzda yer alan Fransa, İzlanda ve Arnavutluk karşısında zorlanacağımızı düşünüyorum. Yani grupta işimiz zor…

Üstelik VAR sisteminde de ciddi sıkıntılarla karşı karşıyayız. Her hafta oynanan futboldan çok VAR’a rağmen hakemlerin verdiği hatalı kararlar konuşuluyor. Çok basit pozisyonlarda dahi bariz hatalar yapılıyor. Düzelir diye bekliyoruz.

Futbol Federasyonu ve Kulüpler Birliği, aksayan konularla ilgili tedbirler almalı ve tartışmaları azaltmalıdır. Sadece cezalandırma ya da bildiri yayımlama aksaklıkları gidermeye yetmemektedir. Hatta gerginlikleri arttırmaktadır. Diyalog kanalları açık tutulmalıdır.

Peki hiç olumlu bir şey yok mu? diyebilirsiniz. Tabii ki var. Beni heyecanlandıran tek şey özellikle son haftalarda, çoğu da mecburiyetten sahaya sürülen genç futbolcular. Hemen hemen bütün takımlarımızda direkt onbirde ya da sonradan oynatılan gençler Türk futbolu adına ümitlenmemizi sağlıyor.

Çok gündeme gelmese de şu konu da çok önemli. Takımlarımızın başında görev yapan teknik direktörlerin neredeyse tamamı Türk. Başakşehir’in başında Abdullah Avcı, Kasımpaşa’nın başında Mustafa Denizli, Galatasaray’ın başında Fatih Terim, Beşiktaş’ın başında Şenol Güneş, Trabzon’un başında Ünal Karaman…Sadece Fenerbahçe’nin başında emaneten! Ronald Kouman görev yapıyor. O da gidici!

Evet belki de yazımın başlığının ilham kaynağı olan ‘Arap Baharı’ aklımıza güzel olmayan olayları getirse de ‘Futbol Baharı’ yaşadığımız ortada. Önemli olan yaşanan bu olumsuz gelişmelerin sonucunda ülkemizin ve futbolumuzun lehine güzel sonuçlar ortaya çıkması. Karışık ve başarısız görülen futbolumuz, çok daha başarılı sonuçlarla ülke olarak sevinmemize ve kenetlenmemize vesile olur. Olacaktır. Güzel günlere olan inancım tam…

Abdurrahman ACER/ www.sporyazari.net


futbol, uefa, süper lig, milli takım, galatasaray, fenerbahçe, beşiktaş, kasımpaşaspor, başakşehir, şampiyonlık, var sistemi, sporyazari.net

SPORCU SAĞLIĞI

amatör sporlar, araba sporları, boks, buz hokeyi, futbol, güreş, karete, kayak, motorsiklet, profesyonel, riskli sporlar, rugby, spor, sporcu sağlığı nedir, tekvando, tehlikeli sporlar

SPORCU SAĞLIĞI NEDİR?

Spor yaralanmalarında en riskli dallar; Futbol, Rugby, Buz Hokeyi

Spor en büyük tutkunuz. Düzenli olarak spor yapıyor, sporu günlük yaşamınızın vazgeçilmez bir parçası olarak görüyorsunuz. Ya da en büyük hayaliniz spor yapmak. Vakit buldukça arkadaşlarınızla halı sahada top koşturuyorsunuz. Belki de tatil günlerinde okul yıllarında olduğu gibi basketbolda ne kadar iddialı olduğunuzu ispatlamaya çalışıyorsunuz. Peki spor yaparken sakatlanma riskiniz olduğunu biliyor musunuz? İster profesyonel ister amatör olun spor yaralanmaları bugün tıptaki en önemli uzmanlık dallarından birini oluşturuyor.
Spor yapmayı düşünen kişilerin muhakkak bir hekim kontrolünden geçirilmesi ve ilgilenilen spor dalıyla ilgili risk faktörlerinin belirlenmesi önerilir. Özellikle genç yaşta spora başlamada doktorun spor branşı seçiminde yönlendirici rolü çok önem kazanmaktadır.
En riskli spor futbol, sakatlanma sıklığı açısından en riskli sporlar arasında başı futbol çekiyor. Daha sonra rugby, buz hokeyi, basketbol gibi temas sporları geliyor. Sakatlanma şiddeti açısından riskli sporların ise motorsiklet, araba, kayak sporları gibi yüksek hızlı sporlar olduğu belirtiliyor.
Yumuşak doku travmaları en sık görülen spor sakatlanması tipi. Kas ve iskelet yaralanmaları alt ekstremitede daha çok görülüyor. Direkt temas sporları içerisinde futbol en fazla yaralanma riskine sahip sporlardan biridir. Yaralanmaların yaklaşık yüzde 50’sinde direkt temas sorumlu tutulmaktadır. Yaralanmaların sadece yüzde 30’u faul yapılmasına bağlı olarak bulunmuştur. Defans oyuncuları diğer oyunculara göre daha sık yaralanmaya maruz kalmaktadır. Futbolda yaralanmaların çoğu alt ekstremitede görülür. Farklı çalışmalarda bu oran yüzde 56-76 arasında değişmektedir. Bunu yüzde 23 ile üst ekstremite ve yüzde 14 ile kafa travmaları izlemektedir.



amatör sporlar, araba sporları, boks, buz hokeyi, futbol, güreş, karete, kayak, motorsiklet, profesyonel, riskli sporlar, rugby, spor, sporcu sağlığı nedir, tekvando, tehlikeli sporlar 

FİFA'DAN TARİHİ KARAR: TÜRKİYE'YE MÜJDE!

FIFA, 2026 Dünya Kupası İçin Avrupa'nın kontenjanını 13'ten 16'ya yükseltti. Böylece Türkiye'nin turnuvaya katılma şansı arttı.

Dünya Kupası tarihinde takım sayısının ilk kez 48'e çıkacağı 2026'daki turnuvaya, Avrupa Futbol Federasyonları Birliğinden (UEFA) 16, Afrika Futbol Konfederasyonundan (CAF) 9, Asya Futbol Konfederasyonundan (AFC) 8, Kuzey, Orta Amerika ve Karayipler Futbol Konfederasyonu (CONCACAF) ile Güney Amerika Futbol Konfederasyonundan (CONMEBOL) 6'şar, Okyanusya Futbol Konfederasyonundan (OFC) bir ülkenin katılması kararlaştırıldı.

AVRUPA 13'TEN 16'YA, AFRİKA 5'TEN 9'A YÜKSELDİ

Bu kararla Avrupa'nın kontenjanı 13'ten 16'ya yükselmiş oldu. Afrika'dan 5 yerine 9, Asya'dan 4 veya 5 yerine 8 ülke Dünya Kupası'na katılabilecek. Güney Amerika kontenjanı 4 ya da 5'ten 6'ya, Kuzey, Orta Amerika ve Karayipler kontenjanı da 3 veya 4'ten 6'ya çıkarıldı. Mevcut sistemde play-off'ları geçemediği takdirde Dünya Kupası'na takım gönderemeyen Okyanusya'nın kontenjanı ise bir ülkeyle sabitlendi.

SON 2 KONTENJAN İÇİN PLAY-OFF MAÇLARI OYNANACAK

Dünya Kupası için kalan 2 kontenjanın sahibi, 6 ülkenin katılımıyla gerçekleştirilecek play-off maçlarıyla belli olacak.
UEFA dışındaki 5 konfederasyondan birer ve ev sahibi ülkenin konfederasyonundan bir ülke, play-off'lara katılacak. Play-off'larda, FIFA dünya sıralamasında rakiplerinin üstünde yer alan 2 ülke, seribaşı olarak ilk turu maç yapmadan geçecek. Seribaşı ülkeler, diğer 4 ülke arasında oynanacak maçların galipleriyle Dünya Kupası'na katılabilmek için karşılaşacak.

DÜNYA KUPASI'NI DÜZENLEYEN ÜLKE KONTENJAN İÇİNDE SAYILACAK

Bu arada Dünya Kupası'na doğrudan katılma hakkına sahip ev sahibi ülke için ayrı bir kontenjan ayrılmayacak. Dünya Kupası'na ev sahipliği yapacak ülke, bulunduğu konfederasyonun kontenjanı içinde sayılacak.
FIFA ve konfederasyonların 2026 Dünya Kupası için belirlediği kontenjanlar, 9 Mayıs'ta FIFA Konseyi toplantısında onaya sunulacak.
Ocak ayında, 2026'dan itibaren Dünya Kupası'na 32 yerine 48 takımın katılması teklifi, FIFA Konseyi tarafından oy birliğiyle kabul edilmişti.

ARA TRANSFER DÖNEMİ RESMEN BAŞLADI


Futbolda ara transfer olarak adlandırılan ikinci transfer ve tescil dönemi başladı.

FIFA kuralları gereği 4 hafta (28 gün) sürecek ara transfer dönemi, 31 Ocak Salı günü sona erecek.

Birinci transfer ve tescil dönemi, 10 Haziran 2016 tarihinde başlayıp, 31 Ağustos 2016'da sona ermişti.

AMPUTE FUTBOL SÜPER LİGİ İKİNCİ YARI FİKSTÜRÜ BELLİ OLDU


Ampute Futbol Süper Lig'de 2016-2017 sezonunun ikinci yarı fikstürü belli oldu.

Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonundan yapılan açıklamaya göre 10 takımın mücadele ettiği ligde ikinci yarı 19 Mart'ta oynanacak 10. hafta maçlarıyla başlayacak.

Osmanlı Engelliler'in ilk devresini lider bitirdiği ligde sezon 14 Mayıs'ta yapılacak 18. hafta karşılaşmalarıyla tamamlanacak.

Ligde 10. hafta maçlarının programı şöyle:

İstanbul Yeditepe-Antalya ASAT Gençlik

Anadolu Erciyes-TSK Rehabilitasyon Merkezi

İstanbul Özürlüler-Pendik Engelliler

Melikgazi Belediyespor-Osmanlı Engelliler

Şahinbey Belediyesi Gençlik-Konya Engellilergücü

YILMAZ VURAL:'KENDİMİ CUMHURBAŞKANIMIZA BENZETİYORUM'

amkspor, cumhurbaşkanı, futbol, kaynak, recep tayyip erdoğan, sistem değişikliği olmalı, teknik direktör, yılmaz vural,

“Ben kendimi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a benzetiyorum. Nasıl Tayyip Erdoğan istiyorsa sistemin değişmesini, ben de bu ülkede sistemin değişmesini istiyorum müsaade edin de futbolda da ben olayım.”
“İnsanların bu şeyleri hoşuma gidiyor. Kendimle barışık bir insanım. Ben insanımı her şeye layık görüyorum . Futbolu bu işi bilmeyen insanlara bırakamayız. Her meslek kendi içinden gelenlerle yönetilmeli. Bu ülkede bir şeye talip oluyorsun ama olmuyor.”(Kaynak: AMK Spor)





amkspor, cumhurbaşkanı, futbol, kaynak, recep tayyip erdoğan, sistem değişikliği olmalı, teknik direktör, yılmaz vural, 

BARCELONA'DA ÖRNEK BİR CEZA!

ARDA VE NEYMAR' A CEZA

Barcelona'da, antrenmana geç gelen oyunculara kesilen cezadan nasibini bu sezon yalnızca Neymar ve milli futbolcumuz Arda Turan aldı. Katalan takımının topladığı bu paraları sivil toplum kuruluşlarına yardım amaçlı gönderdiği öğrenildi.

Disiplinli yönüyle tanınan Luis Enrique bilindiği gibi antrenmana geç gelen oyunculara 200 euro para cezası veriyor. Geçen yıl ödediği 3 bin 200 euro ile Gerard Pique bu alanda zirvede yer alırken, Beşiktaş forması giyen Adriano’nun da geçtiğimiz yıl 200 euro antrenmana, 800 euro da Camp Nou’da maça geç kalmaktan para cezası ödediği öğrenildi.

MİLLİ TAKIM KAPTANI ARDA TURAN


Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim yaptığı basın toplantısında, milli takım kaptanlığı ile ilgili olarak  'En çok milli olan futbolcumuz Arda, bu konuda bir sıkıntımız yok' şeklinde açıklama yaparak Kosova ile yapılacak milli maça Arda'nın kaptan olarak çıkacağını ifade etti.

ŞEYTANIN GÖR DEDİĞİ İZLANDA!

İzlanda (Ísland), Atlas Okyanusu'nun kuzeyinde Grönland'ın güneydoğusu ile İskandinavya ve Britanya Adası'nın kuzeybatısında yer alan bir ada ve Avrupa ülkesi. Ülkenin toplam yüzölçümü 103.000 km2'dir. İzlanda’nın nüfusu 320.000 kişidir.
Atlas Okyanusu'nun kuzeyinde volkanik bir ada üzerinde kurulmuş ve çevresindeki birçok küçük adadan meydana gelmiş bir devlet. En yakın komşusu Grönland olup, 350 km uzaktadır. Diğer komşuları Norveç 1050 km, İskoçya 800 km uzaklıktadır.

Bunları neden yazıyorum. Çünkü Türkiye ile karşılaştırılması gerekiyor. Futbolda bizi solladı geçti.
320 bin nüfusu ile küçük bir ada ülkesi İzlanda, 78 milyon nüfuslu koskoca bir Türkiye'yi geride bıraktı.
Bırakmakla kalmadı sadece.
Sonradan çıktığı futbol arenasında SİSTEM TAKIMI oldu. Kendine has bir oyun sistemi oluşturdu.
Biz hala 'Haydin Aslanlarım Sistemi' ile maç kazanmaya çalışırken, İzlanda kendi sistemi ile takır takır maç kazanıyor ya da büyük takımlara kafa tutuyor.
Bir yanlışlık var bu iş'de.
aslan, atlas okyanusu, avrupa, biritanya, futbol, gröland, haydi aslanlarım, iskandinavya, island, izlanda, mücadele, nefes, norveç, savaş, sistem, sistem takımı, şeytan, şeytanın gör dediği, türkiye,

Şeytan tam da bunu gör diyor. Zaten bunu görmemek futboldan anlamamak demektir.
Futbol çok basit bir oyun. Bu basit oyunu, oynayan futbolcular, yöneten teknik adamlar ve hakemler karışık hale getirebiliyor. Ülkemizde olduğu gibi.
Basit oyun olan futbolu, basit oynayan, zevk alan, kurallarını iyi uygulayan, içinde de şov yapanlarında olduğu bir takım ile güzel hale getirebilirsin.
Biz ne yapıyoruz. 'Savaşacağız, son nefesimize kadar mücadele edeceğiz' gibi söylemlerle içinden çıkılmaz hale getiriyoruz.
Ben daha rahat bir milli maç izleyemedim. Keyf alarak maç bitmedi. Kazansak da kaybetsek de ruhsal bir yorgunlukla maçlar bitti. İki gün kendime gelemediğim zamanlar oldu.
Ben kazansak da kaybetsek da rahat, keyifli bir maç izlemek istiyorum.
Bunun yolu ise sistemin arızalarını tamir etmekten geçiyor. Bunu başaran ülkeleri örnek almaktan geçiyor. Bunun için İzlanda diyorum vesselam...





aslan, atlas okyanusu, avrupa, biritanya, futbol, gröland, haydi aslanlarım, iskandinavya, island, izlanda, mücadele, nefes, norveç, savaş, sistem, sistem takımı, şeytan, şeytanın gör dediği, türkiye, 

RİEKERİNK BEY!

Spor basınında Riekerink Bey sözü tuttu.
atatürk, avrupa, basın, beyefendi, futbol, galatasaray, kibar, mütevazi, riekerink, riekerink bey, saygılı, sempatik, sevecen, sinerji, spor, teknik direktör, türk, türk milleti,

Alışılmışın dışında bir Teknik Direktör.
Mütevazi, beyefendi, saygılı, sempatik, sevimli, kibar, sevecen, tam bir Bey...
Ama her şeyden önemlisi işinin ehli.
Sadece işi ile gündeme geliyor.
Geçen sene çok kötü durumdaki takımı aldı ve iki kupa alacak sinerjiyi oluşturdu.
2016-2017 Futbol sezonuna başlarken de gitmesi gereken futbolcuları gönderdi, alınması gerekli futbolcuları aldı, nokta transferler yaptı.
Karekterli ve gelecek vaat eden futbolcular transfer ettirdi.
Alt yapı hocası olmasının avantajını da kullanarak gençlere fırsatlar verdi.
Basın toplantıları dolu dolu. Gerçekçi ve ayağı yere basan demeçler veriyor. Polemiğe hiç girmiyor.
Bir muhabirin 'Atatürk'e benziyorsunuz?' sorusuna gayet saygılı ve yerinde bir demeç verdi.
Türk Milletinin değerlerine ne kadar saygılı olduğunu gösterdi.
Takıma gelince; en önemli değişiklik, futbolcuların hocalarını sevmeleri, ona inanmaları ve aralarında oluşan arkadaşlık ortamı. Bu da başarı getiriyor.
Yönetimi ise, Riekerink'e güvenerek takımı teslim etmesi ve rahat bir çalışma ortamı oluşturması yönüyle kutlamak gerek.
Galatasaray'ın tek eksiği ise Avrupa'da olmaması.
İnşallah seneye Avrupa'da görürüz...




atatürk, avrupa, basın, beyefendi, futbol, galatasaray, kibar, mütevazi, riekerink, riekerink bey, saygılı, sempatik, sevecen, sinerji, spor, teknik direktör, türk, türk milleti, 

KANARYA GİBİ FENERBAHÇE!

Şaşaalı, pırıl pırıl, süslü püslü, sesi çok güzel, kanarya kuşu Fenerbahçe'nin sembolüdür...
Bu sen Fenerbahçe aynı sembolü olan kanarya kuşunun özelliklerini taşıyor.
Çok güzel, parlak, isimler büyük ama güçsüz, dirençsiz, zayıf, nazik Kanarya gibi Fenerbahçe...
Fenerbahçe'ye havada kuş çarptı, sahada ise Manchester United...4-1

Allah'tan daha fazla olmadı. Tarihi bir hezimet olurdu.
Peki suçlu futbolcular mı? Dick Advocaat mı? Yönetim mi? Taraftar mı?
Tek tek cevaplayalım o halde...
Bu yıl sezon öncesi takımı kim kurdu? Giden Musa Sow'u, Emenike'yi kim geri aldı? Giden futbolcuları kim gönderdi? Teknik Direktörü kim gönderdi? Advocaat'ı kim getirdi?...Soru çok...
Futbolcular mı? Taraftar mı? Yöneticiler mi?...Hayır.
Cevap tabii ki Aziz Yıldırım.Tek karar verici...


aziz yıldırım, dick advocat, emenike, fenerbahçe, futbol, kanarya, kulüp, manchester united, musa sow, taraftar, türk futbolu, van percie, yönetim istifa,



Türkiye'de sonuçlar itibariyle en başarısız başkan Aziz Yıldırım'dır. Tesisleşme tek başına başarı sayılmaz. Taraftar sonuca bakar. Sonuçla mutlu olur ya ada üzülür.
Çok iyi oynadık, direndik ama kaybettik. Şampiyonluk iddiası olmayan takımlar için güzel bir bahane. Ama Fenerbahçe için bahane olamaz. 
Türkiye'de kaybetmek her şeyi sıfırlar. 
Dün gece İngiliz taraftarlar Van Percie'yi her hareketinde alkışlıyor.

Manchester United'a gol atıyor. Ayakta alkışlıyor.
Peki Fenerbahçe taraftarı ne yapıyor dersiniz?
'Yönetim İstifa' diye tempo tutuyor.
Yani tüm dünyaya kulübünü, tabiri caizse rezil ediyor.
Fenerbahçe ülkemizin en büyük kulüplerinden biridir ve çok önemli bir değeridir.
Hiç kimsenin Fenerbahçe'ye ve ülkemize zarar verme hakkı yoktur.
Fenerbahçe gücü ile, taraftarı ile, rengi ile Türk Futboluna hizmet etmeye devam etmelidir.
Sorumlular gereğini yerine getirmelidir vesselam...







aziz yıldırım, dick advocat, emenike, fenerbahçe, futbol, kanarya, kulüp, manchester united, musa sow, taraftar, türk futbolu, van percie, yönetim istifa, 

FUTBOL MİLLİ TAKIMIMIZ VE FATİH TERİM

Milli Takım her kulüpten özeldir ve üst kimliktir. Forması da, oyuncuları da, teknik kadrosu da, taraftarı da özeldir. Milli Takım Formasını giyen oyuncular ve yöneten teknik heyet Milli Takıma yakışır şekilde hareket etmelidir. Kişisel sorunlarını, çekişmelerini, ihtiraslarını, egolarını Milli Takıma taşımamalıdır. Milli Takımın başarısı, doğrudan Türkiye'nin başarısıdır ve Türk Milletinin moral kaynağıdır. O halde Milli Takımlar başarılı olmak zorundadır.
arda turan, barcelona, ego, fatih terim, futbol, futbol federasyonu, genel direktör, ihtiras, kriz, milli takım, teknik direktör, türkiye, yıldırım demirören, tff

Son zamanlarda Futbol Milli Takımızda yaşanan kriz Milli Takıma büyük zarar vermiştir. Milli Takımlar Genel Direktörü Fatih Terim, ülkemizin yetiştirdiği en büyük yıldız olan, dünyadaki ilk elli futbolcu arasında gösterilen ve Barcelona gibi dünyanın en büyük takımlarından birinde oynayan Arda Turan'ı, Milli Takıma almayarak kişisel çekişmelerini ilan etmiş ve kamuoyunu gereksiz bir şekilde meşgul etmiştir. Bu da Milli Takıma zarar vermiştir. Arda Turan 'da televizyonlara çıkarak ateşe benzin dökmüştür. Milli Takıma seçilen diğer oyuncular da çok zor duruma düşmüştür.
Milli Takım ego tatmin yeri değildir. Ayrıca Milli Takıma Genel Direktör değil, Teknik Direktör ve Teknik Ekibi gereklidir. Fatih Terim her işi çok güzel yapar. Çok başarılı bir spor adamıdır. Federasyon Başkanı bile olur. Ama karar vermelidir. Teknik Direktörlük mü yapacak? yoksa Genel Direktörlük mü?
Arda Turan ise büyüğünden yani  üzerinde büyük emeği olan Fatih Terim'den özür dilemelidir. Diğer futbolcularla da varsa sorun bir an önce çözülmelidir. Federasyon Başkanı sayın Yıldırım Demirören bir araya getirerek bu sorunu çözebilir. neyi bekliyor anlayamıyorum.
Milli Takım için herkes fedakarlık yapmalıdır. Kişiler Milli Takımın üzerinde değildir. Aslolan Milli Takımdır. Ve başarılı olmak zorundadır.





arda turan, barcelona, ego, fatih terim, futbol, futbol federasyonu, genel direktör, ihtiras, kriz, milli takım, teknik direktör, türkiye, yıldırım demirören, tff

ACERSPOR YAYIN HAYATINA BAŞLIYOR!

acerspor, dünya, okuyucu, site, spor haberleri, spor yorum, türkiye, web, yayın, yayın hayatı, dünyada spor, stadyum, futbol, basketboli voleybol, türkiyede spor, spor tarihi, spor arşivi

ACERSPOR; Türkiye ve dünyada sporundaki gelişmeleri takip edecek, yorumları ve haberleri ile okuyucusu ile buluşacaktır. Vazgeçemeyeceğiniz yeni bir web spor sitesi ACERSPOR sizlerle. Bizi izlemeye devam edin...




acerspor, dünya, okuyucu, site, spor haberleri, spor yorum, türkiye, web, yayın, yayın hayatı, dünyada spor, stadyum, futbol, basketboli voleybol, türkiyede spor, spor tarihi, spor arşivi

Kategori

Profesyonel Sporlar-Amatör Sporlar-Ekstrem Sporlar-Spor Tarihi-Sporcular-Futbol-Basketbol-Voleybol-Spor Tarihi-Spor Arşivi

Önemli Konular

%100 futbol- 1. lig- 12 dev adam- 2 lig- 3. lig- a milli ampute futbol milli takımı- a milli basketbol takımı- a milli futbol takımı- a milli kadın futbol takımı- a milli voleybol takımı- altyapı- amatör kulüpler- amatör sporlar- atıcılık tarihçesi - atletizm- basketbol- beşiktaş- bisiklet sporu- boks- buz hokeyi- buz pateni- dünya futbol yıldızları- dünya kupası- egzersiz çeşitleri- eksrim spor tarihi- engelli sporcular- fenerbahçe- futbol- galatasaray- gol krallığı- güreş- hakemler- hentbol tarihçesi- kadın futbolu- kadınlar voleybol- olimpiyat- premier lig- santraç- spor dalları- spor terimleri ve anlamları- spor ve sağlık- spor yazıları- su kayağı tarihçesi- su topu sporu- süper lig- şampiyonlar ligi- tenis- TFF- trabzonspor- uefa- voleybol- vücut geliştirme sporu nedir-