FATİH TERİM

fatih terim kimdir, fatih terimin hayatı, fatih terimin kariyeri, galatasaray teknik direktör, milli takım,
fatih terim kimdir, fatih terimin hayatı, fatih terimin kariyeri, galatasaray teknik direktör, milli takım, fatih hoca, fatih terim nereli, 
YAŞAYAN FUTBOL EFSANESİ FATİH TERİM...

Fatih Terim, 4 Eylül 1953 yılında Adana, Ceyhan ilçesi Gökseliye kasabasında doğmuştur. Kıbrıs Türkü olan babasıyla birlikte birçok işte çalıştı. Babasının adı Talat’dır. Girdiği motor sanat enstitüsünden devamsızlık sebebiyle ayrıldı. 1969 yılında 16 yaşında Adana Demirspor‘da kaleci olarak futbol hayatına başladı.

1974 yılında Galatasaray SK‘ya transfer oldu. 20 Nisan 1975‘te İsviçre karşısında ilk milli maçına çıktı. 51 kez giydiği milli formayla, 11 yıl en fazla milli olan futbolcu ünvanını elinde tuttu. Fakat Galatasaray ile hiç şampiyonluk yaşayamadı.

Jübilesini 1985 yılında yapan Fatih Terim, sonra antrenörlük kurslarına gitti. 1987 yılında MKE Ankaragücü‘nün başına geçti. 2 Sene bu takımı çalıştırdı. Takımı 6. sıraya kadar yükseltti. Ardından 1989 – 1990 Sezonunda Göztepe‘yi çalıştırdı. 1990 yılında A Milli Takımı çalıştıran Alman teknik direktör Sepp Piontek‘in yardımcılığına getirildi. 1993‘te 21 yaş altı milli takım ile Akdeniz Oyunları‘nda şampiyon oldu. Aynı sene Türk Milli Takımı’nın başına geçti. 1996 yılında, teknik direktörlüğünü yaptığı milli takım, tarihinde ilk kez Avrupa şampiyonasına katılmaya hak kazandı.

Euro 1996‘da başarı gösteremeyen Terim milli takım görevinden istifa ederek Galatasaray kulübünün başına geçti. 1996 – 2000 seneleri arasında takımını 4 kez şampiyon yaptı ve 2000 senesinde EUFA kupasını ilk kez Türkiye‘ye getirdi. Sarı-kırmızılı ekip birbiri ardına bu başarılara imza atarken, taraftar da teknik direktörleri Fatih Terim’i “İmparator” ünvanıyla ödüllendirir. 2000 – 2001 sezonunda Fiorentina‘yı çalıştırdı. 2001’de AC Milan‘ın başına geçen “imparator” lakaplı teknik adam 2003 senesine kadar bu takımı yönetti. 2003’te Galatasaray’a geri döndü. Üst üste aldığı başarısız sonuçlar sonrasında 2004‘te görevinden men edildi.

2005‘te tekrar Türk Milli Takımı’nın başına geçti. Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim, 7 Şubat 2007 tarihinde Gürcistan maçıyla 55. kez takımın başında sahaya çıktı. Coşkun Özarı‘nın rekorunu kırdı. 24 Mart 2007 Yunanistan-Türkiye maçı ile 56. kez milli takımın başına geçti. Türkiye Milli Takımını Avusturya ve İsviçre‘de yapılacak olan EURO 2008 finallerine çıkmasını sağladı. Şampiyonada Milli Takım yarı finale yükseldi. Yarı finalde Türkiye, Almanya‘ya 3-2 yenilerek elendi. Bu sonuçla Türkiye EURO 2008’de Avrupa üçüncüsü oldu. Türkiye Milli Futbol Takımı’nı 2010 FIFA Dünya Kupası’na taşıyamadığı için 19 Ekim 2009 tarihinde görevinden ayrıldı.

8 Mayıs 2007 tarihinde İtalya Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano tarafından Commendatore Nişanı (“İtalyan Dayanışması Yüksek Liyakat Nişanı” ) ile ödüllendirildi.

17 Mayıs 2011 tarihinde üçüncü kez Galatasaray teknik direktörlüğüne geldi ve 2012 de lig şampiyonluğu yaşayarak 5 şampiyonlukla lig tarihinin en fazla şampiyonluk kazanan teknik direktörü unvanını kazandı.

Ayrıca daha önce 2002 yılında düzenlenen UEFA Elit Teknik Direktörler Forumuna davet edilen ilk teknik direktör unvanını kazanan Fatih Terim,aynı organizasyona 2012 yılında tekrar davet edilmiştir.

24 Eylül 2013 tarihinde Galatasaray Kulübü başkanı Ünal Aysal tarafından görevine son verilmiştir. 2013-2014 sezonu için Millî Futbol Takımı’nın başına getirilmiştir.

Fatih Terim, 1982 yılında Fulya Terim ile evlenmiş olup Merve (d.1984) ve Buse (d.21 Ağustos1990) adında iki kız babasıdır.

fatih terim kimdir, fatih terimin hayatı, fatih terimin kariyeri, galatasaray teknik direktör, milli takım, fatih hoca, fatih terim nereli,

Futbol Kariyeri :

1969-1973 – Adana Demirspor
1973 – 1984 – Galatasaray

Çalıştırdığı Takımlar:

1987 – 1989 – MKE Ankaragücü
1989 – 1990 – Göztepe
1990 – 1993 – Türkiye U-21
1993 – 1996 – Türkiye
1996 – 2000 – Galatasaray
2000 – 2001 – Fiorentina
2001 – 2001 – AC Milan
2002 – 2004 – Galatasaray
2005 – 2009 – Türkiye
2011 – 2013 – Galatasaray
2013- – Türkiye


Bu haber, fatih terim kimdir, fatih terimin hayatı, fatih terimin kariyeri, galatasaray teknik direktör, milli takım, ile ilgilidir.

KRAMP / KAS SPAZMI NEDİR? NASIL TEDAVİ EDİLİR?

kramp nedir, kas spazmı nedir, kramp anında acil müdahale, kramp tedavisi, kramp kimlerde görülür, kramp önlemek için ne yapmalıyız, kramp nasıl önlenir, sporcu sağlığı

KRAMP NEDİR?

Kramp, Kaslarda şiddetli ağrı ile beraber istek dışı meydana gelen ani kasılmalara kramp denir. Her insanın hayatında birkaç kez başına gelebilen kramplarda kaslarınız kasılır. Sizi hareket edemez bir halde acı içinde bırakır. Birkaç dakika sürebilir ve kendiliğinden geçer. Yazımızda krampların sebepleri, sonuçları, belirtileri ve o anda neler yapmamız gerektiğini anlatmaya çalışacağız.

Kramp nedenleri-kramp neden girer?

Kramplar genelde bacaklarda, kollarda ve sırt bölgesinde oluşur. Sebepleri arasında zorlamak, zedelenmek ve kasların dehidrolize olması ve çok uzun süre aynı pozisyonda hareketsiz kalmak sayılabilir. Kas kasılmasını engellemek veya kasılma süresini kısaltmak için masaj ve esneme egzersizleri yardımcı olabilir.

KRAMP KİMLERDE GÖRÜLÜR?

· Yoğun ve ağır egzersizler sonucu hücrelerindeki depo glikojeni ani bir şekilde tüketenler,

· Herhangi bir şekilde potasyum ve tuz kaybedenler (Hipertansiyon hastaları, hamileler vb),

· Isınmadan ani hareketler yapanlar,

· Potasyum ve kalsiyum mineralleri bakımından fakir beslenenlerde daha sıklıkla görülür.

KRAMPLARI ÖNLEMEK İÇİN NE YAPMALIYIZ?

Kurutulmuş meyve, yeşil sebzeler, domates, avokado, muz gibi potasyum bakımından zengin içerikli şifalı bitkiler le beslenmeye dikkat etmeliyiz,

Kahve, çay, kola ve sigara tüketimini azaltın,

Düzenli olarak egzersiz yapın. Çünkü düzenli egzersiz kaslarınızın kuvvetlenmesini sağlayacaktır.

Dolaşımın devamı ve Laktik asitin( yorgunluğa sebep olan madde) kaslardan uzaklaşması için bol su tüketin. Düzenli su içme alışkanlığı kazanmalısınız.

B grubu vitaminleri bakımından zengin olan tam tahıllı ekmekler yiyin.

Kas çekilmelerinin düzenlenmesi için az yağlı süt ve yoğurt tüketin.

Enerji verici besinler tüketin.

Alkol içmeyin.

Sebzeleri pişirme suyunu atmayın. Yemeklerinizde kullanın. Pişirme suyunun atılması önemli derecede vitamin ve mineral kaybı demektir.

kramp nedir, kas spazmı nedir, kramp anında acil müdahale, kramp tedavisi, kramp kimlerde görülür, kramp önlemek için ne yapmalıyız, kramp nasıl önlenir, sporcu sağlığı

KRAMP ANINDA ACİL MÜDAHALE

Kramp anında önemli olan, kasların gevşetilmesinin başarılmasıdır. Bu biraz acılı olabilir. Aşağıdaki bazı önemli tavsiyeler size o anda yardımcı olacaktır.

Kramp bölgesi ovuşturulur.

Baldır bölgesindeki kramplar için germe hareketi yapılır.

Buz tedavisi veya kızarana kadar ovma hareketi yapılır.

Sıcak su torbası da kasları gevşetmek için yaralı olacaktır.

Şayet geceleyin ani oluşan kramplardan muzdaripseniz sizlere tavsiyemiz; bir çay kaşığı elma sirkesi ile iki çay kaşığı balı suda karıştırıp için. Bu, şikâyetlerinizin azalmasına yardımcı olacaktır.

UNUTMAYALIM!

Basit kramplar birkaç dakikada geçer. Bu süre zarfında geçmeyen ve sık tekrar eden kramplarda özellikle yaşı ilerlemiş kişilerin bir doktora görünmeleri yararlı olacaktır.

BACAK KRAMPLARI NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Etkilenen kası germe ve masaj genellikle kramplarda rahatlama yaratır. Çoğu kramp da bu şekilde geçer. Ağrı kesici ilaçlar yeterince hızlı etki göstermediklerinden dolayı genellikle yararlı olmaz. Ancak, “parasetamol” gibi ağrı kesicilerin kas rahatsızlığını ve hassasiyeti kramp geçirdikten 24 saat sonrasına kadar hafiflettiği görülmüştür.

Bacak krampları önlemek için seçenekler nelerdir?

Eğer kramplar sıklıkla meydana gelmiyorsa özel bir tedaviye genellikle gerekmez. Ancak eğer kramplar sıklıkla ortaya çıkıyorsa bunları önleme yollarına bakılması gerekir.

Eğer daha önce yukarıda listelenen ilaçların herhangi birini alıyorsanız doktorunuza söyleyiniz. Çünkü bu ilaçlar bacak kramplarına neden olabildiği gibi, olan krampların da daha sık ortaya çıkmasına yol açabilir. Kullandığınız ilaçların alternatifleri mevcut olabilir. Eğer krampların yanı sıra başka belirtiler de varsa doktora görünmeniz gerekecektir.  Muayene ve testler ile kramplara neden olan ikincil nedenlere bakılır.

Germe egzersizleri

Germe veya esneme egzersizleri sıklıkla tavsiye edilir. Ancak, işe yarar olduklarını kanıtlayan çok fazla araştırma bulunmamaktadır. Bir araştırmanın germe egzersizlerinin kramp sayısını ve şiddetini azalttığı yönündeki sonucunu başka bir çalışma teyit etmemiştir. Bu şekilde farklı sonuçlar bulunmaktadır. Ancak, birçok doktor düzenli olarak yapılan baldır kası germe egzersizlerinin faydalı olduğuna inanmakta ve tavsiye etmektedir. Bu nedenle yeterli bir süre denemeye değer. Eğer faydalı olduğunu görürseniz devam edersiniz ve krampları önlemek için herhangi bir tablet almanıza da gerek kalmaz.

İlk başta, günde üç kez yaklaşık beş dakika boyunca kaslara germe egzersizi yapınız. Egzersizleri yatmadan kısa bir süre önce yapın. Eğer kramplarda azalma görülürse, daha sonra bir ya da iki günde bir egzersiz yaparak devam ediniz.

Baldır kaslarını germek için, bir duvardın yaklaşık 60-90 cm uzağında durunuz. Daha sonra ayak tabanlarını uzatarak duvara dayayın. Baldır kaslarının gerildiğini hissedeceksiniz. Bunu birkaç defa ve ayaklarınızı tutabildiğiniz kadar devam ettiriniz. İyileşme görebilmeniz bir hafta gibi bir süre devam etmenizi gerektirebilir. Yani, krampların geçtiğini görmek için baldır germe egzersizlerine düzenli olarak yaklaşık 2 ile 4 hafta devam etmeniz önerilir. Kramplar tamamen geçmese bile sıklığı ve şiddetinde azalma olması beklenir.

Yatakta bacakların konumu

Uyurken baldır kaslarının kısalmasına engel olan pozisyonlar krampları da engelleyebilir. Aşağıdaki sonuçlar kanıtlanmış değildir fakat bazı baldır kramplarını önlemeye yardımcı olduğuna inanılmaktadır.

-Sırtüstü uyurken yatakta ayakları desteklemek için bir yastık kullanılması
-Yüz üstü uyurken yatağın ucuna ayakları sabitleme
-Uyku esnasında ayakların aşağı bakmasını önlemek için battaniyeyi yatağın alt kısmında gevşek bırakmak.

Kinin tabletleri son çare olarak kullanılır ve risklerinin farkında olmak gerekir.

Eğer kinin alıyorsanız, bacak kramplarının sayısı ve / veya şiddeti azalma gösterir fakat tamamen durmaz. Yatmadan önce bir tablet alınması normal dozdur. Hamile olan veya hamile olma ihtimali olan kadınların kullanmaması gerekir. Kinin alınmaması gereken bazı başka nadir durumlar da vardır. Bu durumlar atasında; daha önceki kinin alımında reaksiyon yaşayanlar, hemolitik anemi, optik nevrit, glukoz 6-fosfat dehidrogenaz eksikliği gibi durumlardır.

Kinin tabletleri düşük dozlarda kullanıldığında yan etkileri nadir görülmektedir. Ancak, ciddi yan etkiler de bazen ortaya çıkabilir. Örneğin, potansiyel olarak ölümcül olan ciddi kan hastalığı nadir olmakla birlikte görülen bir yan etkisidir. Ayrıca, kinini uzun süreli kullanan insanların bazılarında “cinchonism (bulantı, kusma, baş dönmesi, görme bozukluğu, işitme ve değer düşüklüğü kompleksi) gelişebilir. Olası yan etkilerinin tam listesi için ilaç prospektüsünü okuyunuz.

Ciddi yan etkilerinden dolayı kinin, bacak kramplarında son çare olarak önerilmektedir. Yani krampların çok inatçı olduğu ve yaşam kalitesini önemli derecede düşürdüğü durumlarda kullanılır.

bacak krampları tedavisiKinin ilk reçete edildiğinde yaklaşık 4-6 hafta boyunca deneme amaçlı kullanılır. Ancak ciddi yan etkilerinin farkında olmalıdır. Yan etkilerini görmek için bir uyku ve kramp günlüğü tutulabilir. Etkisini ölçmek için ideal olarak, tedavinin başlamasından birkaç hafta önce ve tedaviye başladıktan sonra günlük tutulmalıdır. Eğer bu deneme süreci sonunda kininin yararlı olduğu sonucuna varılırsa, birkaç ay boyunca kullanılmasına devam edilir. Her üç ayda bir tedaviyi durdurup hala devam edilmesine gerek olup olmadığına bakılabilir. Bazı kişilerde, kramplar geçtiği için kinin tedavisine gerek kalmaz. Kramplar geri döndüğünde tekrar tablet tedavisine başlanabilir.

Diğer tedaviler

Diğer bazı ilaçlar da bacak krampları için olası tedavi olarak öne sürülmüştür. Bunlar magnezyum, diltiazem, vitamin B kompleksi, E vitamini, naftidrofuril, orfenadrin, ve verapamil içerir. Bu ilaçlar için yapılan çalışmaların bazıları olumlu bazıları da olumsuz sonuçlar çıkardıkları için henüz resmi olarak önerilmemişlerdir. Kinin ana tedavi olarak kalmaya devam etmektedir. Ancak, doktorunuz eğer kinin tedavisi olumlu sonuç vermez ya da ciddi yan etkilere yol açtıysa, bu ilaçlardan birini de önerebilir.

kramp nedir, kas spazmı nedir, kramp anında acil müdahale, kramp tedavisi, kramp kimlerde görülür, kramp önlemek için ne yapmalıyız, kramp nasıl önlenir, sporcu sağlığı

DÜNYA FUTBOL YILDIZLARI- 1 (DİEGO ARMANDO MARADONA)

Bu haber, diego armando maradona kimdir, maradona hayatı, arjantin, ile ilgilidir.

                              Diego Armando Maradona (1960 -  2020 )
arjantin, Bu haber, diego armando maradona kimdir, ile ilgilidir., maradona hayatı, dünyanın en iyi futbolcusu kim, boca juniors, baecelona, napoli, maradona hangi takımlarda oynadı, argentina footbol milli
MARADONA KİMDİR?

Maradona, 30 Ekim 1960’ta dünyaya geldi. Futbola Boca Juniors takımında başladı ve burada 1981’e kadar oynadı. 1981’de rekor bir ücretle (12 milyon Dolar) Barcelona’ya transfer oldu.

Nou Camp’taki ilk maçını 82 dünya kupası açılışında Belçika’ya karşı oynayan Maradona beklenmedik şekilde kötü bir başlangıç yaparak karşılaşmayı izleyen Barca taraftarlarını hayal kırıklığına uğratmıştı. 2 sezon Barca, forması giyen Maradona hastalık ve sakatlıklar dolayısıyla bekleneni tam anlamıyla veremedi. Maradona, kendisini 1978 Dünya Kupası kadrosuna almayan Menotti’nin takımın başına gelmesiyle Barcelona’dan ayrıldı. İtalya’nın Napoli takımıyla sözleşme imzalayan Maradona için altın yıllar başlıyordu.

Napoli formasıyla 2 şampiyonluk yaşayan Maradona, 1986 Dünya Kupasının da yıldızıydı. Arjantin, Dünya Kupasının sahibi olurken, çeyrek finalde Maradona’nın İngiltere ağlarına eliyle gönderdiği gol, üstünden uzun yıllar tartışıldı. Büyük tepki alan Maradona ise topa değen elini “tanrının eli olarak” tanımlamaktan çekinmemişti. 1990 Dünya Kupasında da takımını finale taşıyan Maradona Almanya’ya penaltı golüyle teslim oluyordu. Bu belki de, Maradona’nın yükselen kariyerinin tersine döndüğü andı.

1991 yılında bir İtalya lig maçı sonrası rutin bir doping kontrolünde kokain kullandığı ortaya çıkan Maradona, Arjantin’e dönüşünde de polis tarafından uyuşturucu bulundurduğu gerekçesiyle göz altına alınıyordu. Gözaltı günlerinin ardından evinin önünde bekleyen basın mensuplarına saldıran Maradona, artık çalımlarından çok olaylarıyla manşetlerden düşmüyordu. Bu olaydan sonra Maradona’nın “bittiğini” düşünenler yanılmıştı. 1993 yılında İspanya’da bu kez Sevilla’ya dönen Maradona, 1994 Dünya Kupası için yine iddialıydı. Ancak 94’ Amerika, Maradona için beklenmedik şekilde kısa sürdü. Yasak madde kullandığı tespit edilen Maradona şampiyonadan men edildi ve 15 ay ceza aldı. 15 aylık süre zarfında Deportivo Mandiyu ve Racing Clup’da teknik direktörlük yapan Maradona, cezasının bitmesiyle 1995 yılında yuvam dediği Boca Juniors’a oyuncu olarak döndü. 2 sezon Boca’da oynayan Maradona kariyerini kemiren kokain alışkanlığından kurtulamayınca 37 yaşında aktif futboldan koptu.

Futbolu bıraktıkna sonra sağlık problemleri yaşayan Maradona, uyuşturucuya bağlı olarak kalbiden geçirdiği rahatsızlığın ardından Küba’da 22 aylık bir tedavi gördü. Tedavinin ardından bir trafik kazası geçiren Maradona dizinden ufak bir operasyon geçirdi.

Bu haber, diego armando maradona kimdir, maradona hayatı, arjantin, ile ilgilidir.

Bu kadar çalkantılı bir hayata rağmen Maradona 2000’de FİFA tarafından Pele ile birlikte yüzyılın futbolcusu seçildi. 11 Aralık 2000’de yapılan bir törenle ödülünü aldı. Fakat törende kendi ödülünü aldıktan hemen sonra Pele’nin ödül almasını beklemeden salonu terketti. Nitekin bir gün sonra yaptığı açıklamada “Kendi bedenime karşı saygısız olsam da işime devamlı saygılıydım; bu yüzden de dünyanın en iyisi benim” diyerek bütün spor kamuoyunun beklediği açıklamayı yapmıştı.

MARADONA ÖLDÜ...

Futbolun efsane ismi, tarihin en ihtişamlı yıldızı Diego Armando Maradona, 60 yaşında hayatını kaybetti.

Arjantin basınından Clarin'in haberinde "Kısa bir süre önce geçirdiği beyin ameliyatından sonra Tigre'deki evinde olan 60 yaşındaki Diego Maradona kalp krizi sonrası yaşama veda etti." ifadeleri yer aldı.

Arjantin gazetesi Clarin'in ardından dünyanın birçok önde gelen medya kuruluşları, Maradona'nın ölüm haberini duyurdu. Daha sonra bu Haber tüm resmi organlar tarafından doğrulandı.


Bu haber, diego armando maradona kimdir, maradona hayatı, arjantin, ile ilgilidir.

TÜRKİYE'NİN EN İYİ TARAFTAR GRUPLARI

Türkiye’nin En İyi 7 Taraftar Grubu

Türkiye'deki en iyi ve aktif taraftar grupları, yapılan bir anket çalışması sonucunda ortaya çıktı. Bakalım siz bu sıralamaya katılacak mısınız?

taraftarlar, taraftar grupları, türkiyenin en iyi taraftar grubu, çarşı, genç fenerbahçeliler, ultra aslan, mavi şimşekler, gurbetçi gençler, mavi şimşekler, texas,

1- Çarşı

1982’de kurulan Beşiktaş taraftarının oluşturduğu,2007 yılında ses rekoru kıran taraftar grubudur, ancak Guinness hakem heyeti olmadığı için resmiyet kazanmamıştır.

taraftarlar, taraftar grupları, türkiyenin en iyi taraftar grubu, çarşı, genç fenerbahçeliler, ultra aslan, mavi şimşekler, gurbetçi gençler, mavi şimşekler, texas,

2- Genç Fenerbahçeliler

Fenerbahçe takımının taraftarları tarafından oluşturulan tribün grubudur, 10 alt gruba ayrılır.

taraftarlar, taraftar grupları, türkiyenin en iyi taraftar grubu, çarşı, genç fenerbahçeliler, ultra aslan, mavi şimşekler, gurbetçi gençler, mavi şimşekler, texas,

3- Ultra Aslan

Alpaslan dikmen tarafından kurulan 2001 yılında kurulan Galatasaray’ın taraftar grubudur.


taraftarlar, taraftar grupları, türkiyenin en iyi taraftar grubu, çarşı, genç fenerbahçeliler, ultra aslan, mavi şimşekler, gurbetçi gençler, mavi şimşekler, texas,

4- Gurbetçi Gençler

Özellikle deplasman maçlarında Trabzonspor’u yalnız bırakmamaları ile tanınırlar.

taraftarlar, taraftar grupları, türkiyenin en iyi taraftar grubu, çarşı, genç fenerbahçeliler, ultra aslan, mavi şimşekler, gurbetçi gençler, mavi şimşekler, texas,

5- Mavi Şimşekler

Adana Demirspor’un taraftarlarından oluşan taraftar grubudur.

taraftarlar, taraftar grupları, türkiyenin en iyi taraftar grubu, çarşı, genç fenerbahçeliler, ultra aslan, mavi şimşekler, gurbetçi gençler, mavi şimşekler, texas,

6- Kırmızı Şeytanlar

Mersin İdman Yurdu’ un taraftarlarının oluşturduğu tribünlerde hazırladıkları koreografilerle tanınırlar.

taraftarlar, taraftar grupları, türkiyenin en iyi taraftar grubu, çarşı, genç fenerbahçeliler, ultra aslan, mavi şimşekler, gurbetçi gençler, mavi şimşekler, texas,

7- Texas

1975 sezonunda Bursaspor’un oynadığı bir maçta ilk büyük kavga çıkmıştır. Medya ise sahayı Texas’a çevirdiler diyerek olayı sunmuşlardır. Bu durumdan sonra kurulan Bursaspor’un taraftar grubudur.

taraftarlar, taraftar grupları, türkiyenin en iyi taraftar grubu, çarşı, genç fenerbahçeliler, ultra aslan, mavi şimşekler, gurbetçi gençler, mavi şimşekler, texas, 

TRABZONSPOR TARİHÇESİ

ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor kuruluşu,

ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor kuruluşu, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor, trabzon, bordo mavi, karadeniz fırtınası, karadeniz, laz, lazlar, horon, kemençe trabzonspor eski

Trabzonspor tarihi üzerine yapılan çalışmaların birçoğu, hikâyeyi 1967’den değil, çok daha eskilerden başlatır. Bordo-Mavi renklere sahip Karadeniz Fırtınası, 2 Ağustos 1967 günü resmi olarak kurulmuştur; ancak kentin spor geçmişi 20. yüzyılın başlarına dek uzanır. Kentte yaşayan yabancı ülke temsilcilerinin (O tarihlerde Trabzon’da 12 ülkenin konsolosluğu vardır!) ve gayrimüslim tebaanın önderliğinde başlayan spor faaliyetleri kısa bir süre sonra Türk gençlerinin de ilgisini çekmeye başlamıştır. 1911’de kurulan İdmanyurdu, savaş nedeniyle pek uzun ömürlü olamasa da Trabzon’da Türklerin kurduğu ilk spor kulübü olarak tarihteki yerini almıştır. Trabzon’un ileri gelen ailelerine mensup Türk gençleri, 1920’li yılların başında kentin sportif ve kültürel hayatına uzun yıllar damgasını vuracak İdmanocağı, İdmangücü ve Necmiati gibi kulüpleri kuracaklardı. İşte Trabzonspor 1967 yılında dünyaya geldiğinde, aslında yarım asırlık bir sportif, kültürel ve kurumsal bir mirası devralacaktı.


ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor kuruluşu, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor, trabzon, bordo mavi, karadeniz fırtınası, karadeniz, laz, lazlar, horon, kemençe trabzonspor eski

1967’den önce…
Osmanlı Devleti’nin Karadeniz’deki en önemli limanlarından biri olan Trabzon, sadece ticari olarak değil; sosyo-kültürel olarak da önemli bir geçiş noktasıydı. Batı’dan gelen her türlü ‘yenilik’ ilk olarak Trabzon’da hayat bulur; ardından kentin hinterlandında kalan coğrafyaya yayılırdı. Futbol, bunlardan biriydi. 1922 yılında basılan ve Osmanlı döneminde yayımlanan ilk üç futbol kitabından biri olan ‘Asosyeşın Futbol’ İdmanocaklı Süleyman Rıza Kuğu tarafından Trabzon’da kaleme alınmıştı. Önsözünde kitabın yayınlanma amacı ‘Doğu vilayetlerine futbol öğretmek’ olarak açıklanmıştı. Trabzon, öğreten, aktaran, öncülük eden bir konumdaydı ve iddiası da tarihsel olarak bundan kaynaklanmaktaydı. Bu açıdan düşünüldüğünde, Trabzonspor’un 1976 yılında Anadolu’ya şampiyonluğu taşıyan ilk kulüp olmasına kimseler şaşmamalıydı!
Trabzon, İstanbul, İzmir ve Ankara’nın ardından Türkiye’nin ilk spor örgütü olan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’nın dördüncü üyesiydi. Kentte 1921 yılından itibaren bir fikstür dahilinde lig maçları organize edilir. 1923 yılının Temmuz ayında Trabzon İdmanocaklı gençler, oynadıkları futbolu geliştirmek için İstanbul’a bir gezi düzenlemiş ve o tarihlerde İstanbul’u ziyaret eden yabancı takımlarla Türk takımlarının maçlarını izlemişlerdi. Trabzon gençliği, kendi futbolu ve bilgisi ile yetinmemekte, sportif tecrübelerini arttırmak için sürekli arayış içindeydi. Trabzon sınırlarını sürekli zorlayan bir kentti. Henüz 1925 yılında Sovyetler Birliği’nden kente davet edilen spor kafilesi ile ilk yurtdışı temas da gerçekleştirilmişti. Bu da bir ilkti. İlerleyen yıllarda ise her fırsatta kente İstanbul, İzmir, Ankara, hatta İran ve hatta Avusturya’dan takımlar davet edilecek; Trabzonlular meşin yuvarlakla tanıştıkları ilk günden bu yana, futbola ‘yerel’in ötesinde bir anlam atfedecekti.
Trabzon’da erken Cumhuriyet döneminden itibaren oldukça canlı bir spor iklimi hakim olmaya başlamıştı. Trabzon’un unutulmaz spor önderlerinden Hüseyin Avni Aker, Cumhuriyet’in ilk yıllarında İstikbal gazetesinde şu satırları kaleme alacaktı: “Trabzon şehri spor ibtilası geçiriyor. İstanbul’da dans ibtilası, Ankara’da ud, Trabzon’da futbol… Bunlar birer hastalık gibi yakaladıkları adamın yakasını bırakmıyorlar. Trabzon’da mahalle aralarında, ta Kavak Meydanı’na kadar ne kadar meydan, cami havlisi, bahçe varsa birkaç çocuk toplanmış! – Gol gol diye bağırıyor. Hele şu hafta tatilinin işsiz bir sürü halkının Kavak meydanına doğru toplanması bu ibtilayı azdırdı. Şimdi herkeste bir spor heyecanı var.”


ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor kuruluşu, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor, trabzon, bordo mavi, karadeniz fırtınası, karadeniz, laz, lazlar, horon, kemençe trabzonspor eski

Güç-Ocak Rekabeti
İdmanocağı, İdmangücü, Necmiati, Birlikspor, Karadenizgücü, Doğanspor, Yolspor, Martıspor, Erdoğdu Gençlik ve Trabzon Lisesi başta olmak üzere Trabzon amatör liginden pek çok kulüp gelip geçti. Bu kulüpler aynı zamanda “içtimai” birer dernek olarak faaliyet gösteriyor; tiyatro, piyes, balo ve musiki konseri gibi düzenledikleri farklı etkinliklerle kentin kültürel yaşamını renklendiriyordu. Ellili yıllara gelindiğinde ise futbol ‘iptilası’ kenti öylesine kasıp kavuruyordu ki mahalli ligdeki kulüp sayısı bir ara 20’yi aşınca maçlar iki kümeli olarak yeniden organize edilmişti. İdmanocağı ve İdmangücü Trabzon futbolunda başa güreşen iki kulüptü. Kent futboluna bu iki kulübün arasındaki ateşli rekabet damga vuracaktı.
Ocak-Güç derbisi şehirde adeta bir karnaval havası yaratırdı. Rengârenk flama ve bayraklarla donatılan kentte binlerce futbolsever maç saatinin gelmesini beklerken, tutuşulan bahisler ve iddialarla rekabetin dozu arttırılırdı. Rakip taraftarlar karşı tarafın renklerine boyadıkları bir tabutu veya eşeği kentin meydanlarında, sokak aralarında gezdirirlerdi. Maç saati geldiğinde Şehir Stadı’ndaki yerlerini alan futbolseverler “şa-şa-şa”dan pek de öteye gidemeyen tezahürat, ama bitmeyen coşkularıyla takımlarına destek olurlardı.
Sarı-kırmızı Ocaklılar ve yeşil-beyaz Güçlüler arasındaki mücadeleyi, sportif olarak Galatasaray-Fenerbahçe; politik olaraksa CHP-DP çekişmesine benzetenler vardı. Farklı bireysel ve sosyal motivasyonlarla şekillenen bu büyük rekabetten sonuçta kent futbolu karlı çıktı. Futbol sevgisi ve kültürünün yükseldiği kentte aynı zamanda üst düzey futbolcular yetişmişti. Futbol tutkusuna doğup büyüdükleri Trabzon’da kapılan bu gençlerden bazıları yükseköğrenim uğruna memleketlerini terk ederken, gittikleri şehirlerde futbol yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Daha sonra Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı’nı da yapacak olan Gençlerbirliği efsanesi Hasan Polat, kardeşi Ali Polat, Galatasaray’ın unutulmaz yıldızlarından Salim Satıroğlu ve Ahmet Karlıklı, Fenerbahçeli Taka Naci, Zekeriya Bali, Beykoz’un ünlü kalecisi Sıtkı Taşer, Beşiktaş’ta kaptanlık da yapacak olan milli futbolcu Nazmi Bilge “Trabzon’un futbol elçileri” arasında ilk akla gelen isimlerdir.


ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor kuruluşu, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor, trabzon, bordo mavi, karadeniz fırtınası, karadeniz, laz, lazlar, horon, kemençe

Trabzonspor’a Doğru…
İdmanocağı, mahalli ligdeki şampiyonluklarının yanı sıra üç defa Türkiye amatör şampiyonluğunu da kazanarak yurt çapında tanınan bir kulüp haline gelmişti. İdmanocağı ve Kayseri Havagücü’nün 1958 yılında düzenlenen Türkiye Amatör Şampiyonası’nı aynı puan ve averajla tamamlaması üzerine kupa ikiye bölünmüş ve Ocaklılar yarım bir kupayı müzelerine götürmüşlerdi. Ocak’ın tarihi, sayısız başarı ve enteresan hikâyelerle doluydu. Onların ulusal çaptaki haklı şöhreti, 1965 senesinde Beşiktaş takımını Mithatpaşa’da 1-0 yenerek Türkiye Kupası’ndan elemeleriyle de perçinlenmişti. Başarılarla dolu bir tarihe, güçlü bir kimlik ve yaklaşık yarım asırlık kurumsal bir deneyime sahip bu kulüp, Trabzon’u profesyonel liglerde temsil etme misyonunu kendi ismi ve renkleri ile üstlenmek için direnecekti...
Bilindiği gibi 1960’ların ilk yarısında Futbol Federasyonu Başkanı Orhan Şeref Apak’ın öncülüğünde profesyonel ikinci ve üçüncü ligler kurulmuştu. Tüm yurtta bu liglerde mücadele edecek profesyonel şehir takımlarının kurulması öngörülüyordu. Kentin maddi, manevi ve sportif tüm imkânlarının profesyonel bir spor kulübüne seferber edilebilmesi için o kentteki amatör kulüplerin birleşmesi gerekiyordu. Trabzon elbette ki bu seferberliğin dışında kalamazdı. Ancak İdmanocağı-İdmangücü rekabeti Trabzon futboluna öylesine hakimdi ki bu iki kulübün bir çatı altında toplanması neredeyse imkansızdı. Nitekim böyle bir girişimde bulunmak isteyen bir avuç idealistin daha ilk çalışmalarında bu sürecin oldukça sıkıntılı olacağı hemen anlaşılmıştı. Kendi kimlik ve renklerinden feragat etmek istemeyen Ocaklılar birleşmeye yanaşmıyordu. 21 Haziran 1966 tarihinde, Martıspor ve Yıldızspor'la birleşen İdmanocağı ile kendi isim ve renklerini muhafaza ederek profesyonel bir kulüp namı ile önce Türkiye 2. Ligi’ne alındı; ancak resmi yazışmalar ve tebliğde yaşanan sorunlar nedeni ile İdmanocağı'nın İkinci Lig’de oynamasına izin verilmedi. 20 Temmuz 1966'da bu kez İdmangücü, Karadenizgücü, Martıspor ve Yolspor'un katılmasıyla kırmızı-beyaz renkler altında Trabzonspor’u kurdu ve 1966-67 sezonunda İkinci Lig’de mücadele etmeye başladı.


ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor kuruluşu, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor, trabzon, bordo mavi, karadeniz fırtınası, karadeniz, laz, lazlar, horon, kemençe

İdmanocağı’nın dahil olmadığı bir Trabzonspor’un şehir temsiliyeti bakımından eksik bir görüntü ortaya koyduğu düşünülüyordu. İdmanocağı’nın Trabzonspor’a karşı Danıştay'da açtığı davadan, yürütmeyi durdurma kararı çıkmıştı. Sezon sonunda birleşme tartışmaları yeniden alevlendi. Federasyon Başkanı Orhan Şeref Apak’tan Devlet Bakanı Kamil Ocak’a, Hasan Polat’tan Cumhuriyet Gazetesi Spor Müdürü Erdoğan Arıpınar’a pek çok üst düzey yetkilinin araya girmesi dahi sonucu pek değiştirmiyordu. Trabzon'da gergin geçen 1967 yazını sona erdiren komut zamanın Beden Terbiyesi Genel Müdürü Ulvi Yenal’dan geldi. Yenal, İdmanocağı ve İdmangücü'nün birleşmemeleri halinde iki kulübün de Türkiye 2. Ligi’ne alınmayacağı ve “mazisiyle övünen” Trabzon’un profesyonel liglerde temsil edilmeyeceğini bildirdi. Bu durum Trabzon'da şok etkisi yaratmıştı. Artık her gün, her akşam toplantı üstüne toplantı yapılıyordu. Bazen tam bir anlaşma zemini ortaya çıkıyor ama yine en ufak bir ayrıntı her şeyi berbat ediyordu. Öte yandan Futbol Federasyonunun il kulüpleri için tanıdığı sürenin de sonu yaklaşıyordu… Tüm kent, Trabzonspor adıyla bir kulübün kurulmasını yürekten arzuluyordu. Öyle ki Trabzonlular, 1967 yılının Temmuz sonunda sessiz bir yürüyüş düzenleyerek bir türlü uzlaşamayan kulüp başkanlarını protesto edecekti... Nihayet 2 Ağustos 1967 günü, geceli gündüzlü yapılan toplantılardan müsbet bir netice çıkacak ve her iki kulüp birleşmeyi kabul edecekti. Bordo-Mavi renkler altında, İdmanocağı, İdmangücü, Karadenizgücü ve Martıspor'un birleşmesi ile kurulan Trabzonspor Kulübü, 1967-68 sezonu itibarıyla İkinci Lig’e “merhaba” dedi.
ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor kuruluşu, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor, trabzon, bordo mavi, karadeniz fırtınası, karadeniz, laz, lazlar, horon, kemençe
Futbolda Anadolu Devrimi
Trabzonspor uzun uğraşlar sonucu kurulduktan sonra İkinci Lig’deki mücadelesine daha ilk sezondan itibaren Birinci Lig’e çıkma hedefi ile başladı. ‘Trabzon futbolu’nun layık olduğu yer kesinlikle İkinci Lig olarak görülmüyor; Trabzonluların Bordo-Mavili kulüpten beklentisi, gücünü övgülerle anılan bir maziden alıyordu. “Yıllarca memleket sporuna önderlik etmiş” bir kent, nasıl İkinci Lig’de kalabilirdi? Trabzonspor’un 1971-72 sezonu son maçında PTT’ye 1-0 yenilerek Birinci Lig biletini rakibine kaptırması ile yıkıma uğrayan camiada futbol politikası birden seyir değiştirecek ve “öze dönüş” olarak da adlandırılan yeni bir transfer anlayışı benimsenecekti. Kulübün kendi öz kaynaklarına dönerek, Trabzonlu futbolcuları bünyesine katmasıyla efsane takımın iskeleti kurulmuş oldu. Ve 1973-74 sezonunu şampiyon tamamlayan Bordo-Mavililer’in Birinci Lig serüveni, sonraki sezon itibarıyla başlamış oldu.
Trabzonspor, Birinci Lig’e çıktığı ilk sene Hayatspor dergisi tarafından Kıbrıs’ta düzenlenen Barış Kupası’nı almıştı. Bu, kupalarla dolup taşacak on yılın başlangıcıydı. 1975-76 sezonu sonunda şampiyonluk ipini göğüsleyen Bordo-Mavililer, şampiyonluğu ilk defa İstanbul dışına taşıyarak Türk futbolunda yerleşik her ne varsa altüst etmiş ve bir devrime imza atmıştı. Bordo-Mavili ekip aynı sene Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık kupalarını da almayı başardı. Spor basınının “Kupa Beyi” olarak anmaya başladığı Trabzonspor, kamuoyunda büyük bir saygınlık kazanmıştı. Öte yandan söz konusu başarıyı hala ‘tesadüfi’ olarak değerlendirenler de vardı. Neticede Türk futbolunda sarsılmaz sanan bir paradigma kökünden sarsılmıştı. Ancak Trabzonsporluların kendilerine güveni tamdı. Çünkü ‘Trabzonspor’ gerçeğinin sağlam temeller üstüne oturduğunu iyi biliyorlardı. Bordo-Mavililerin unutulmaz teknik direktörü Ahmet Suat Özyazıcı, kentin köklü futbol mirasına işaret ederek, yaşananlar için “Bu bir ‘devrim’den ziyade, ‘evrim’dir” diyordu. Trabzonspor, gümbür gümbür geliyordu…


ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor kuruluşu, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor, trabzon, bordo mavi, karadeniz fırtınası, karadeniz, laz, lazlar, horon, kemençe

50. Yılında Karadeniz Fırtınası
Karadeniz Fırtınası, 1975-1985 yılları arasında toplamda 6 lig şampiyonluğu, 6 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 3 Türkiye Kupası ve 3 Başbakanlık Kupası’nı müzesine götürmeyi başardı. 1980’li yılların ortalarından itibaren gerek kulüp içinde gerek Türk futbolunda yaşanan gelişmeler Bordo-Mavililer’i şampiyonluktan 2010-11 yılına kadar alıkoydu belki; ama Trabzonspor zirveye oynamaktan asla vazgeçmedi. Müzesindeki Türkiye Kupası sayısını 8’e; Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı 7’ye; Başbakanlık Kupası’nı 5’e çıkarmasını bildi. Tarihinde ilk defa 2009-2010 sezonunda TFF Süper Kupa’yı kazanmanın onurunu yaşadı. 15 Eylül 1976 günü Akranes galibiyeti ile başlayan Avrupa serüveninde Liverpool, Aston Villa, Inter, Barcelona ve Olimpik Lyon gibi unutulmaz zaferlere imza attı.
Trabzonspor, 50 yıllık mazisi boyunca kimi zaman dramatik kaybedişlerin kimi zaman sarsıcı başarı ve unutulmaz galibiyetlerin takımı oldu. Ama her dönem ve koşulda bir spor kulübünden çok daha fazla şeyi temsil ediyordu. Kemençeden tuluma, horondan kolbastıya, hamsisi, şivesi ve hırçın doğasıyla Karadeniz’e dair pek çok folklorik ve kültürel sembolün taşıyıcısı ve ulusal düzeyde sergilendiği zemindi Trabzonspor. Bu, şüphesiz ki onu diğer kulüplerden ayıran en belirleyici özelliklerden biriydi. Diğeri mi? Umudun, inanç, mücadele ve sevdanın takımı olması…
Trabzonspor taraftarları başarı gibi başarısızlığın da kalıcı olmadığını iyi biliyor. Kulüp yönetimi, benimsediği “yeniden yapılanma ve yükseliş” anlayışına Bordo-Mavili taraftarları da ortak etmeyi başardı. Sezonun ikinci devresinde yeni stadyumla beraber yakalanan pozitif ivme, kulübün kuruluşunun 50. yılını kutladığı bugünlerde gelecek için ümit veriyor. Taraftar ve kulüp arasında sağlanan dayanışma ve duygu ortaklığı ise, “Karadeniz Fırtınası”nın sadece sportif değil; toplumsal, kültürel ve ekonomik potansiyelini gerçekleştirme konusunda da yardımcı olacağa benziyor.






ilk binası, logo, trabzonspor arması, trabzonspor tarihçesi, trabzonspor tarihi, trabzonspor kuruluşu, 

DARÜŞŞAFAKA SPOR KULÜBÜ TARİHÇESİ

darüşşaaka doğuş, darüşşafaka, darüşşafaka spor kulübü tarihçesi, basketbol ligi takımları, darüşşafaka ne zaman kuruldu, darüşşafaka kulübü tarihi

DARÜŞŞAFAKA

Darüşşafaka Spor Kulübü 1914 yılında kurulmuş ve önceleri futbol ve voleybol branşlarında faaliyet göstererek önemli başarılar elde etmiştir.

Kulüp, 4 Haziran 1951'de basketbol şubesini açmış, 1950-1951 ve sonrasındaki yıllarda liselerarası şampiyonluk ve yıldızlar basketbol şampiyonluğu başarılarına imza atmış, bu da kulübün basketbol branşına yoğunlaşmasına neden olmuştur. Takım 1960-61 ve 1961-62 sezonlarında Türkiye Basketbol Şampiyonu olmuş ve o yıllarda Avrupa Kupaları'nda üçüncü tura kalan ilk Türk takımı olarak adını spor tarihimize yazdırmış, Türk Basketbolunu popülerleştirmiş ve yıldız oyuncular yetiştirmiştir.

2013 Eylül ayında Darüşşafaka Cemiyeti, Darüşşafaka Spor Kulübü ve Doğuş Grubu arasında uzun süreli bir iş birliği protokolü imzalanmıştır. Bu protokol ile Darüşşafaka Basketbol Takımlarının Darüşşafaka Doğuş Sportif Yatırımlar ve Ticaret A.Ş. yönetiminde "Darüşşafaka Doğuş Basketbol adı ile ileri başarılara ulaştırılması ve Doğuş Grubu tarafından bir sosyal sorumluluk projesi olarak Darüşşafakalı öğrencilerinin eğitim giderlerine katkıda bulunulması amaçlanmıştır.

Bu oluşum Türk Basketbolunun geliştirilmesine odaklı, "fair play"e dayalı spor anlayışıyla, başarılı takımlar oluşturarak Türk ve Avrupa Basketbol Liglerinde başarılar kazanmayı, sporda fırsat eşitliği misyonu ile ülke çapında amatör sporculara kendilerini geliştirme olanağı sağlayarak altyapıdan itibaren yaşam boyu öğrenen, çağdaş, özgüvenli ve topluma karşı sorumlu profesyonel sporcular yetiştirmeyi hedeflemektedir.

Tarihçe

Doğuş Grubu, bu hedefleri gerçekleşmesine yardımcı olmak ve basketbol dalında ulusal ve uluslararası yeni başarılara imza atmak üzere Darüşşafaka Cemiyeti ve Darüşşafaka Spor Kulübü ile işbirliği içerisindedir. Darüşşafaka Cemiyeti'ne yapmakta olduğu kaynak aktarımı ile Doğuş Grubu, kurumun misyonunun devamı için destek olmaktadır.

Darüşşafaka ve Darüşşafaka Spor Kulübü hakkında detaylı bilgi için internet sitelerini ziyaret edebilirsiniz.


darüşşaaka doğuş, darüşşafaka, darüşşafaka spor kulübü tarihçesi, basketbol ligi takımları, darüşşafaka ne zaman kuruldu, darüşşafaka kulübü tarihi

KEREM AKTÜRKOĞLU

 

Kerem Aktürkoğlu kimdir? Kaç yaşındadır? Nerelidir? İşte cevabı:

Galatasaray'ın 24 Erzincanspor'dan kadrosuna kattığı genç futbolcu Kerem Aktürkoğlu, Göztepe maçında attığı 3 golün ardından Avrupa kulüplerinin listesine girdi. Genç futbolcunun yaşı, kariyeri, memleketi ve istatistikleri merak konusu oldu. 

KEREM AKTÜRKOĞLU KİMDİR?

21 Ekim 1998 tarihinde Kocaeli'de dünyaya gelen Kerem Aktürkoğlu, futbola Gölcükspor altyapısında başladı. Hisareyn ve Başakşehir altyapılarında da forma giyen 21 yaşındaki futbolcu, BB Bodrumspor ve Karacabey Belediye Spor takımlarında top koşturmasının ardından sezon başında TFF 3. Lig ekibi 24 Erzincanspor'a transfer oldu. 24 Erzincanspor formasıyla 34 maça çıkan genç futbolcu 20 gol 1 asist üretti. Galatasaray ile anlaşan Kerem Aktürkoğlu bu sezon geldiği Galatasaray'da 23 maçta 6 gol 2 asist üretti. 

Kerem Aktürkoğlu A Milli Takım Aday Kadrosunda yer almaktadır.


kerem,kerem aktürkoğlu,galatasaray,a milli takım,a milli futbol takımı aday kadrosu,fatih terim,şenol güneş,tff,kerem aktürkoğlu nereli,kerem aktürkoğlu kaç yaşında

HENTBOL SAHASI VE MALZEMELERİNİN ÖZELLİKLERİ(ÖLÇÜLERİ)

hentbol özellikleri, hentbol sahası ölçüleri, hentbol sahası özellikleri, hentbol çizgi ölçüleri, hentbol topu özellikleri, hentbol kalesi ölçüleri


1.OYUN SAHASI : Uluslararası hentbol saha ölçüleri, uzun kenarı 40 metre, kısa kenarı 20 metredir. Uzun kenarlar hentbol sahasının kenar çizgilerini oluşturur. Kısa kenarlar ise kale çizgilerini oluşturur. Hentbol sahası, kale çizgisine paralel bir orta çizgiyle ikiye bölünen bir oyun sahasından ve iki kale sahasından oluşur.

2.KALE: Kalenin, üzerinde bulunduğu kale çizgisinin tam ortasına yerleştirilmiş olması gerekir. Kale 2 metre yüksekliğinde ve 3 metre genişliğindedir. (içten, içe). Yan ve üst direk 8 cm. x 8 cm. boyutlarında ve aynı maddeden yapılmalıdır (örneğin ağaç, hafif metal ya da sentetik maddeden). Kale üstünde şeritler vardır. Üst direkle yan direğin birleştiği yerdeki şeritler, aynı renkte bitişik olup her ikisi de 28 cm. uzunluğundadır. Diğer şeritler ise 20 cm. uzunluğundadır. Kaleler, topun geriye dönmesini engelleyecek şekilde ağ ile donatılacaktır.
hentbol özellikleri, hentbol sahası ölçüleri, hentbol sahası özellikleri, hentbol çizgi ölçüleri, hentbol topu özellikleri, hentbol kalesi ölçüleri

Kale Sahası Çizgisi : Kale sahası, kenar çizgilerine eşit uzaklıkta olup, kale çizgisine paralel 6 m. uzunlukta olan 3 m. uzunluğundaki bir çizgi ile belirlenir. (Bu ölçülere tüm çizgilerin kalınlıkları da dahildir.) Bu çizginin uçları kale çizgisine, yan direklerin yakın iç kenarlarından ölçüldüğünde  6 m. yarı çapındaki iki çeyrek daire ile birleşir. Bu çizgiye Kale Sahası Çizgisi adı verilir. Bu çizginin dış kenarları ise kale sahasını belirler.

Serbest Atış Çizgisi ( 9 m. çizgisi ): Kale çizgisinin 3 m. uzağında ve kale sahası çizgisine paralel olan kesik bir çizgidir. Kesik çizgilerle  aralarındaki boşluklar 15 cm.dir.

7 Metre Çizgisi : 1 m. uzunluğunda olup her iki ucu kenar çizgilerine   eşit uzaklıktadır. Kale çizgisinin arka yüzünden uzaklığı 7 m.dir ve  kale çizgisine paraleldir. Hakemin düdüğünden sonra kale atışı ile kullanılır.

Kalecinin Sınır Çizgisi : 15 cm. uzaklığında olup, kenar çizgilerinin arasında tam orta yerinde bulunur. Kale çizgisinin arka yüzünden uzaklığı 4 m.dir ve kale çizgisine paraleldir.

Orta Çizgi : İki kenar çizginin orta noktasını birleştirir ve sahayı ikiye böler.

Değişme Çizgileri : Orta çizginin her iki yanında, orta çizgiden 4,5 m. uzaklıkta, kenar çizgisine dikey çizilmiş 15 cm. uzunluğunda çizgilerle sınırlanmış ve her iki takım oyuncularının giriş-çıkışları için düzenlenmiş olan bölüme Değişme Çizgileri denir.

        Hentbol sahasındaki tüm çizgiler sınırladıkları sahayı içine alırlar. Çizgilerin çok belirgin bir şekilde çizilmesi gerekir. Çizgiler   5 cm. genişliğindedir.

        İç kale çizgilerinin kalınlığı, kale direkleri kalınlığına uygun olarak çizilip 8 cm. olmalıdır.
hentbol özellikleri, hentbol sahası ölçüleri, hentbol sahası özellikleri, hentbol çizgi ölçüleri, hentbol topu özellikleri, hentbol kalesi ölçüleri

 3.TOP : Büyük erkekler için top çevresi maç boyunca 58 – 60 cm. ağırlığı ise 425 – 475 gram olmalıdır. Büyük bayanlar içinde çevresi 54 – 60 cm. ağırlığı ise 325 – 400 gramdır. Uluslararası  müsabakalarda İHF işaretli toplar kullanılmalıdır. Toplar deri ve ya sentetik maddeden ithal edilmiş olmalıdır. Dış yüzeyi kaygan olmamalıdır. Maçlarda zorunlu olmadıkça top değişimi yapılamaz.




hentbol özellikleri, hentbol sahası ölçüleri, hentbol sahası özellikleri, hentbol çizgi ölçüleri, hentbol topu özellikleri, hentbol kalesi ölçüleri 

SÜPER LİG HAKEMLERİNİN MESLEKLERİ

tff, süper lig hakemleri, süper ligde düdük çalan hakemler kimler, sportoto süper lig hakemleri, süper lig orta hakemleri, süper lig  hakemleri hangi meslekten, hakemleri meslekleri, cüneyt çakırın mesleği ne

Spor Toto Süper Lig'de mücadele eden dev kulüplerin maçlarını yöneten, Avrupa'da önemli maçlarda düdük çalan Türk hakemlerinin asıl mesleğinin ne olduğunu biliyor muydunuz?

Cüneyt Çakır: İşletmeci

Özgür Yankaya : Eğitimci

Halis Özkahya : Öğretmen

Bülent Yıldırım : Yöneticilik

Mete Kalkavan : Mühendis

Alper Ulusoy : Mühendis

Fırat Aydınus : Mühendis

Barış Şimşek : Mühendis

Hüseyin Göçek : Yöneticilik

Serkan Çınar : Eğitimci

Suat Arslanboğa : Eğitimci

Tolga Özkalfa : Diş Hekimi

Volkan Bayarslan : Mühendis

Yaşar Kemal Uğurlu : Sigortacı

Kutluhan Bilgiç : Yöneticilik

Halil Umut Meler : Yöneticilik

Bülent Birincioğlu : Öğretmen

Abdulkadir Bitigen : Diş Hekimi



tff, süper lig hakemleri, süper ligde düdük çalan hakemler kimler, sportoto süper lig hakemleri, süper lig  hakemleri hangi meslekten, hakemleri meslekleri, cüneyt çakırın mesleği ne




DÜNYA DERBİLERİ

ajax-feyenord, boca juniors-river plate, celtic-rangers, dünya derbi sıralaması, dünya derbileri, ezeli rekabet, galatasaray-fenerbahçe, barcelona-real madrid, roma-lazio, sevilla-betis,
ajax-feyenord, boca juniors-river plate, celtic-rangers, dünya derbi sıralaması, dünya derbileri, ezeli rekabet, galatasaray-fenerbahçe, barcelona-real madrid, roma-lazio, sevilla-betis, 
Ülkemizde olduğu gibi dünyanın diğer ülkelerinde de ezeli rekabete dayalı derbi maçları büyük bir heyecana sahne oluyor. Ezeli rekabet ve zorluk derecesi göz önüne alındığında dünya derbi sıralaması ilginç verilere dayanıyor.

Dünya derbileri sıralaması:

1- Fenerbahce-Galatasaray - 9.4. puan

ajax-feyenord, boca juniors-river plate, celtic-rangers, dünya derbi sıralaması, dünya derbileri, ezeli rekabet, galatasaray-fenerbahçe, barcelona-real madrid, roma-lazio, sevilla-betis,

2- Boca Juniors-River Plate - 9.3.puan
3- Celtic-Rangers - 9.1.puan
4- Olympiakos-Panathinaikos - 8.6.puan
5- Hajduk Split-Dinamo Zagreb - 8.6.puan
6- Flamengo-Fluminense - 8.5.puan
7- Kızılyıldız-Partizan - 8.5.puan
8- Roma-Lazio - 8.5.puan
9- Ajax-Feyenoord - 8.4.puan
10- Al Ahly-Zamalek - 8.4.puan
11- Penarol - Nacional - 8.3.puan
12- Sevilla-Betis - 8.2.puan

ajax-feyenord, boca juniors-river plate, celtic-rangers, dünya derbi sıralaması, dünya derbileri, ezeli rekabet, galatasaray-fenerbahçe, barcelona-real madrid, roma-lazio, sevilla-betis,

13- Barcelona SC - Real Madrid - 8.puan
14- Benfica-Sporting Lizbon - 8.puan
15- CSKA Sofya-Levski Sofya - 8.puan
16- Genoa-Sampdoria - 8.puan
17- Gremio-Internacional - 8.puan
18- Independiente-Racing Club - 8.puan
19- Palmeiras-Corinthians - 8.puan
20- AC Milan-Inter Milan - 7.9.puan
21- Universidad de Chile-Colo Colo - 8.puan
22- Chivas-America - 7.7.puan
23- Aris-PAOK - 7.8.puan
24- Aston Villa-Birmingham - 7.8.puan
25- The Strongest-Bolivar - 7.8.puan
26- Esteghlal-Perspolis - 7.8.puan
27- Dinamo Bükreş-Steaua Bükreş - 7.7 puan.puan


Bu haber, dünya derbi sıralaması, dünya derbileri, galatasaray-fenerbahçe, ezeli rekabet, boca juniors-river plate, celtic-rangers, olympiakos-panathinaikos, ajax-feyenord, sevilla-betis, roma-lazio, barcelona-emelec, benfica-sporting lizbon, ac milan-inter milan, palmeiras-corinthians, ile ilgilidir.

FENERBAHÇE - GALATASARAY DERBİ TARİHİ

galatasaray, fenerbahçe, galatasaray-fenerbahçe derbileri, galatasaray fenerbahçe derbi tarihçesi, galatasaray fenerbahçe unutulmaz maçlar, derbi tarihi

UNUTULMAZ DERBİLER

Dünyanın en büyük derbileri arasında gösterilen bu rekabet, tarihinde birçok ilginç olaya da tanık oldu.

106 yıllık rekabette ilk golü Galatasaraylı futbolcu Emin Bülent Serdaroğlu attı.  17 Ocak 1909'da "Papazın Çayırı" olarak adlandırılan yerde yapılan ilk maçı 2-0 kazanan Galatasaray, rakibinden ilk yedi maçta gol bile yemedi.

Fenerbahçe, Galatasaray karşısında ilk golü ve galibiyeti, rekabetteki sekizinci randevuda elde etti.

4 Ocak 1914'te Union Club sahasında yapılan İstanbul Ligi maçını 4-2 kazanan Fenerbahçe, böylece rakibi karşısında yaklaşık beş yıl süren suskunluğuna da son vermiş oldu.

Sarı-lacivertli takım adına Galatasaray'a tarihteki ilk golü ise Hasan Kamil Sporel attı.

En az ve en çok seyircili maçlar

Fenerbahçe ile Galatasaray arasındaki maçlarda en az seyirci 17 Kasım 1922'deki karşılaşmaya geldi.

İttihat Sahası'nda şiddetli yağmur altında yapılan ve hakem Fethi Tahsin Başaran'ın şemsiyeyle yönetmek zorunda kaldığı maçı, tamamı biletsiz 14 kişi izledi.  21 Eylül 2003'te İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadı'nda yapılan lig maçını ise 70 bin 125 seyirci izlerken, bu rakam, rakipler arasındaki bir maçı izleyen seyirci sayısındaki rekor olarak tarihe geçti.

Turgay Şeren'in rekoru 


Fenerbahçe-Galatasaray maçlarında en çok oynama rekoru Turgay Şeren'e ait.  (A) Milli Takım ve Galatasaray'ın unutulmaz kalecilerinden Şeren, sarı-kırmızılı kaleyi 55 kez Fenerbahçe'ye karşı korurken, rekabette en çok forma giyen futbolcu unvanını elinde bulunduruyor.

Özlem dolu yıllar 

Ezeli rakipler, rekabetin bazı dönemlerinde birbirlerine karşı galibiyet alma bakımından üstünlük kurmakta zorlandı.

Galatasaray üst üste 18, Fenerbahçe ise 11 maçta galip gelemedi.

Sarı-kırmızılı takım, 17 Mayıs 1942'de 3-1 kazandığı maçın ardından tam 18 maç galip gelemedi ve 19'uncu maçta 1 Aralık 1946'da sahadan 1-0 galip ayrıldı.  Sarı-lacivertliler ise 20 Kasım 1949'da 2-0 kazandığı maçın ardından üst üste 11 maç galip gelemedi ve 22 Şubat 1953'de taraftarlarına Galatasaray galibiyeti armağan edebildi.


Fenerbahçeli Lefter ve Galatasaraylı Metin Oktay takımlarının en büyük efsaneleri olarak değerlendiriliyor. Fotoğraf: AA

Rekabetin golcüleri

Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki 106 yıllık rekabette en fazla golü, Fenerbahçeli Zeki Rıza Sporel attı. Sporel, Galatasaray'a karşı oynadığı 42 maçta, toplam 27 kez rakip fileleri havalandırdı.  Zeki Rıza Sporel'i, 24 golle yine bir Fenerbahçeli Alaattin Baydar izliyor.

Fenerbahçeli Lefter Küçükandonyadis'in 20, Galatasaraylı Metin Oktay'ın ise rekabette 19 golü bulunuyor.

Bu arada, iki takımda da forma giyen Tanju Çolak'ın da 14'ü Galatasaray, sekizi Fenerbahçe formasıyla olmak üzere rekabette toplam 22 golü var.

Lig maçlarında ise Galatasaraylı Metin Oktay dokuz, Aykut Kocaman da sekiz golle takımlarının en golcü isimleri olarak tarihe geçti.

Heyecanı iki takımda da yaşayanlar 

Galatasaray-Fenerbahçe rekabetinde, şimdiye dek birçok oyuncu futbolculuk hayatında iki formayı da giyme şansını buldu. Bu futbolcular şöyle: Raşit Çetiner, Güngör Tekin, Erdoğan Arıca, Engin Verel, Mehmet Oğuz, Erhan Önal, Arif Kocabıyık, İlyas Tüfekçi, Tanju Çolak, Semih Yuvakuran, Selçuk Yula, Hasan Vezir, Benhur Babaoğlu, Elvir Boliç, Sedat Balkanlı, Saffet Sancaklı, Ahmet Yıldırım, Sergen Yalçın, Emre Aşık, Fatih Akyel, Elvir Baliç, Haim Michael Revivo, Abdullah Ercan, Mehmet Yozgatlı, Stjepan Tomas, Servet Çetin, Emre Belözoğlu, Caner Erkin, Kazım Kazım, Mehmet Topal.

Bir maçta dört gol atanlar 

Fenerbahçe-Galatasaray maçlarında şimdiye dek bir maçta bir futbolcu tarafından atılan en fazla gol, dört olarak gerçekleşti.  Galatasaraylı Celal İbrahim, Cemil Gürgen ve Metin Oktay ile Fenerbahçeli Zeki Rıza Sporel, rakip filelere bir maçta dörder gol atma başarısını gösterdi.

En gollü maçlar 

Fenerbahçe ile Galatasaray arasındaki en gollü maçlarda, penaltılar dışında sporseverler toplam 8'er gol gördü.  5 Haziran 1983 tarihinde Ali Sami Yen Stadı'nda yapılan lig maçında, ezeli rakipler 4-4 berabere kaldı.

İki takım arasında 2000-2001 sezonunda, 7 Şubat 2001'deki Türkiye Kupası yarı final karşılaşması da 4-4 berabere sonuçlandı.

En farklı maç

İki takım arasındaki 106 yıllık ezeli rekabette geride kalan 380 maçta en farklı skorlu galibiyeti, 7-0'lık sonuçla Galatasaray aldı. 12 Şubat 1911'de İstanbul Ligi'nde yapılan maçı, Galatasaray 7-0 kazanmıştı.

Yarıda kalan maç ve tarihi kavga

Rakiplerin 23 Şubat 1934 tarihinde yaptıkları İstanbul Ligi maçı futbolcular arasında çıkan büyük bir kavga nedeniyle yarıda kaldı.

Taksim Stadı'nda yapılan maçın 60. dakikasında Galatasaraylı Kadri Dağ'ın, Fenerbahçeli M.Reşat Nayir'e attığı tekme ve Kadri'nin üzerine doğru koşan Fenerbahçeli Fikret Arıcan'ın, Galatasaraylı Tevfik tarafından kucaklanıp, saha kenarına atılmasıyla saha bir anda karıştı. İki takım oyuncuları arasında başlayan kavgaya tribünlerdeki seyirciler de katılınca, olaylar iyice büyüdü.

Yarıda kalan maçın ardından toplanan "Mıntıka Futbol Heyeti", Türk spor tarihinin en ağır cezalarından birisini verdi ve Fenerbahçe'den 9, Galatasaray'dan 8 futbolcu olmak üzere toplam 17 futbolcuyu uzun süreli cezalandırdı.

Bu cezalardan en karlı çıkan takım Beşiktaş olurken, sezonu rakiplerinin önünde şampiyon tamamladı.

Tarihten yapraklar

-Galatasaraylı Bahri Altıntabak, Fenerbahçeli Şeref Has ile Nezihi Tosuncuk, rekabet tarihinde hem kendi kalesine, hem de rakip kaleye gol atan oyuncular oldu.

-Şevki Şenlen, Raşit Çetiner, İlyas Tüfekçi, Hasan Vezir, Saffet Sancaklı ve Tanju Çolak hem Galatasaray hem de Fenerbahçe formasıyla rekabette gol atma sevinci yaşadılar.

-Ezeli rekabette takım değiştiren oyuncular arasında eski takımlarında kaptanlık bandını taktıktan sonra transfer olan futbolcular, Fenerbahçe kaptanıyken Galatasaray'a geçen Naci Erdem ve Galatasaray kaptanıyken Fenerbahçe'ye geçen Mehmet Oğuz olarak kayıtlarda yer aldı.

Ezeli rekabet, ebedi dostluk

Ezeli rakiplerin 106 yıllık geçmişinde pek çok centilmenlik gösterileri yaşandı. İki takım arasındaki rekabette futbolcu ve yöneticilerin centilmence davranışları, bu zevkli mücadeleye renk kattı.

Spor tarihçilerinin derlemelerine göre, rakiplerin birbirleriyle yapacakları bir maç öncesinde, Fenerbahçe Başkaptanı Galip Kulaksızoğlu, Galatasaraylılara, "Oberle kardeşler hasta, Hasan da sakatlanmış. Sizi karşımızda eksik kadroyla görmek istemiyoruz. Dilerseniz maçı erteleyelim" diye haber göndererek, maçın ertelenebileceğini iletti.

Fenerbahçe'nin bu önerisini kabul eden Galatasaray, oyuncuların iyileşmesinden sonra, 20 Ekim 1914'te yaptığı erteleme maçında sarı-lacivertli rakibini 6-1 yendi.

Beraber ev kiraladılar 

Aynı kaynaklara göre, rekabetin yeni başladığı dönemlerde Galatasaray ile Fenerbahçe sporcuları ortak kiraladıkları bir evde kalıyorlar ve beraber ava çıkıyorlardı.

İki takım sporcuları geceleri bir araya gelerek sohbet ediyorlardı. Yine bir gece sohbetin koyulaştığı sırada Galatasaray'dan Ali Sami Yen, Fenerbahçelileri, "Said, yarın bizimle maçınız var. Git yat ve dinlen" diye uyardı.

Ertelemeyi önerdiler 

İki takım arasında 17 Kasım 1922'de yapılan maç öncesinde de ilginç bir durum yaşandı.

Bu tarihte Kadıköy'de rakiplerin maçı vardı. Maç öncesinde günlerce yağan yağmur sahayı adeta göle çevirmişti. Fenerbahçe Başkaptanı Galip Kulaksızoğlu, Galatasaray Kulübü'ne telefon ederek, "Saha çok kötü, maçı erteleyelim" dedi. Galatasaray Başkaptanı Necip Şahin, bunun üzerine, "Anamız bizi bugün için doğurdu. Galip Bey, gelip maçı oynayacağız" diye cevapladı. Galatasaray, Kadıköy'e gelip maça çıktı ve Fenerbahçe karşılaşmayı 3-0 kazandı.

Birleşme durumu ve ortak takım kurma düşüncesi

Ezeli Rakiplerin kuruluşlarının ilk yıllarında birleşme durumlarının bile ortaya çıktığı, hatta iki kulüp başkanının ortak takım kurma konusunda anlaştıkları iddia edildi.

Galatasaray Kulübü'nün resmi yayın organı Galatasaray Dergisi'nin Şubat 2003 sayısında, Adnan Işık'ın belgelere dayandırarak verdiği haberde, 1912 yılında Galatasaray Kulübü Başkanı Ali Sami Yen ile Fenerbahçe Kulübü Başkanı Hulusi Bey'in ortak imzayla kayıt altına aldıkları belgenin, birleşmeseler dahi, 2 kulübün yabancılara karşı "ortak bir takım" kurma konusunda anlaştıklarını, hatta tüzüğü bile hazırladıklarını gösterdiği kaydedildi.

Bilerek kaçırılan penaltı

İki takımın 23 Ocak 1925 tarihinde Taksim Stadı'nda yaptıkları Vatan Gazetesi Kupası maçında ilginç bir olay yaşandı.

Fenerbahçe'nin kazandığı penaltı sonrası, atış öncesinde stadın büyük balkon kısmı çöktü. Fenerbahçeli Cafer Çağatay, bu gelişme üzerine penaltı atışında topu bilerek kaleci Ulvi Yanal'a teslim etti.

Merhum Canaydın'dan centilmenlik dersi 

Son yıllarda rekabetteki maçların genelinde olaylar yaşanırken, Galatasaray Kulübü'nün merhum başkanı Özhan Canaydın, rekabete centilmence yaklaşımıyla alkış aldı.

Sarı-kırmızılı ekibin 6 Kasım 2002'de, Şükrü Saracoğlu Stadı'nda ezeli rakibine 6-0'lık yenilgiyle tarihi hezimete uğradığı maçta, başkanlık sıfatıyla ilk Fenerbahçe derbisini izleyen Galatasaray Kulübü Başkanı Özhan Canaydın'ın, rakibinin attığı golleri alkışlayarak Fenerbahçeli yöneticileri kutlaması, maça damgasını vurdu.

Merhum Canaydın'ın bu centilmenlik gösterisi kendi camiasından bazı tepkiler görse de Dünya Fair Play Konseyi (CIFP) tarafından 2002 Dünya Fair Play Ödülü'ne layık görüldü.

Özhan Canaydın ayrıca bu davranışı nedeniyle Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) tarafından düzenlenen "Fair Play Sportif Davranış Ödülü"nü aldı.

Karma takım: "Fenersaray"

Fenerbahçe ile Galatasaray, 1934 yılında Türkiye'ye davet ettikleri yabancı takımlarla birer kez hazırlık maçı yaptıktan sonra, üçüncü maçı "Fenerbahçe-Galatasaray Karması" şeklinde oynadılar.

Bu karmanın forması ise iki kulübün renklerinin karışımı olan lacivert, sarı ve kırmızıdan oluştu.

Kaynak: Al Jazeera, AA



bu haber, aa, al jazeera, galatasaray, fenerbahçe, galatasaray-fenerbahçe derbileri, galatasaray fenerbahçe derbi tarihçesi, galatasaray fenerbahçe unutulmaz maçlar, derbi tarihi

YÜZ FELCİ EGZERSİZLERİ

yüz felci nedir, yüz felci nasıl anlaşılır, neden yüz felci geçirilir, yüz felci geçirirken ne yapmalı, yüz felci nasıl tedavi edilir, yüz felci egzersizleri, egzersiz çeşitleri

Yüz Felci Egzersizleri

Yüz felci egzersizleri, yüzdeki sinirsel liflerin zedelenmesi neticesi yüzün mimik adalelerindeki davranış kaybına yol açan yüzdeki felcin rehabilitasyonu içindir. Bu felç anında her yaşta görülebilir. Sinirin hasarı yüzde mimik kayıplarına neden olmakla beraber yüzde ağrı, baş ağrısı ve vertigo şikayeti, kulakta ağrı, kulakta çınlama, sese karşın duyarlık, konuşma zorluğu, salyayı tutamama benzeri sorunlara da kapı aralamaktadır. Yüz felcinin en malum sebebi enfeksiyonlar meydana gelmesine nazaran, yüzdeki felce neden olabilecek yüzlerce başka neden vardır.

Yüz felcinde fizik tedavi yolu tek tedavi değildir. Ve yüzdeki felce sebep olan vaziyetler önce ortadan kaldırılmalıdır. Yüzdeki felcin tipik olarak da elektrik ve sıcak olmayan ortamdan etkilenerek geçirilmesi fazladır. Fakat bunun yanında bir yandan aileden rastgele herhangi birinin yüzde felci geçirmesi sebebi ile o ailedeki bütün bireylerin geçirebileceğine işarettir. Fakat bu felci geçiren kişi ilk 3 hafta sıcak olmayan dış ortamdan kaçınmalı ve korunmalıdır. Yüzdeki felç egzersizleri ya da jimnastiğinin yapılış tarzı, bu felci geçiren kişi ilk olarak da bir kulak burun boğaz uzmanına gitmelidir. Bir ayna karşısında egzersizleri yapabilir. Egzersizler ayna karşısında gün içerisinde 3-4 kez ve her egzersiz 8-10 saniye sürmelidir. Bununla beraber felçten korunmak amaçlı terlediğiniz vakit rüzgar ve sıcak olmayan ortamlarda kalmamalı, ıslak saç ile dışarı çıkılmamalı, gezi ederken cam tamamıyla açık olmamalı. Yüz felci egzersizleri mahalline getiren kişi dudaklar kapalı iken üfler benzeri inşa etmek, dudaklar açık iken yeniden üfler olarak ağızlar büzülür. gözler kapalı iken yeniden ağız açılır. Burun sağa sola gerçek kıvrılır, burun sonuna denli açılır, göz kırpılır, ağız kapalı iken göz açılıp kapanır. aşağı dudak üst dudağın üst kısmına çekilir. Aşağı çene kaldırılır, ve ağız açık tutulur, faklı ağız şekilleri yapılmaya çalışılmalıdır.

Yüz felci egzersizini tek yapamıyor iseniz hekim kontrolüyle yapılabilir.

yüz felci nedir, yüz felci nasıl anlaşılır, neden yüz felci geçirilir, yüz felci geçirirken ne yapmalı, yüz felci nasıl tedavi edilir, yüz felci egzersizleri, egzersiz çeşitleri

Bununla beraber yalnızca fizik rehabilitasyona bırakılmamalı bununla beraber egzersizler yapılmalı, sakız çiğnenmeli, güler benzeri yanaklar kaldırılıp indirilmeli. Yüz jimnastiği denince akla iştirak eden şunlardır.

-Göz jimnastiği.
-Alın jimnastiği.
-Ağız jimnastiği.

Yüz kaslarına fizik tedavi uygulanması halinde sinirlerin işlevini geriye kazandırdığına konusunda kesinlikle bir haber bulunmamaktadır. Tek uzunca devam eden felç halindeki kaslar güçsüzleşir. Ardından siniri düzeldiğinde yüzde asimetri ve kuvvet kaybı meydana gelmektedir. Bu vaziyette hastanın kendiliğinden yapabileceği egzersizler sakız çiğneme, suyu pipet ile içme, masaj inşa etme. surat uyuşana denli parmak uçlarıyla yüze hafif hafif vurma haricinde fizik tedavi  de uygulanabilir. Bu uygulamalar ile fonksiyonlarını elde etmek çok olasıdır. En mühim yaklaşım egzersizlerdir. Fizik tedavi ile beraber egzersiz inşa edilmesi en mühim uygulamadır.

-Beyinden aldığı davranış komutlarını alakalı bölgelere ulaştırır. 
-Bunların yanında yüze sıcak olan kompres uygulamaları gündelik masajlar yapılır. 
-Gözler sıkıca kapatılmalı ve göz kırpmaya çalışılmalıdır. 
-Gözler sonuna denli açılabilecek denli açılmalıdır. 
-Parmak uçlarıyla kaşın üzerinden çekilerek kaşlar yukarıya aşağı çekilmelidir. 
-Buz çiğne 
-Bir düğmeye ip geçir düğmeyi dudaklarının arasına al ipi çekerken dudaklar ile düğme tutulmalıdır. 
-Narin bir fırça ile  çeneye ve yüze yavaş bir olarak sürülmelidir. 
-Çene kısmı uzatılmaya çalışılmalıdır.

Çocuk yaşta bir yüz felci geçiren bireyin ve tekrardan iyileşmesi nihayetinde 2. felci tamamıyla daimi olarak yakalanması çok önemli riziko taşımaktadır. Yaşlı insanların yüz felci geçirmesi ek olarak zor geçmektedir. Kesinlikle yüzde daimi bir şekil bozukluğu görülmektedir. Yaşlıların iyileşmesi çok güçtür.


yüz felci nedir, yüz felci nasıl anlaşılır, neden yüz felci geçirilir, yüz felci geçirirken ne yapmalı, yüz felci nasıl tedavi edilir, yüz felci egzersizleri, egzersiz çeşitleri 

DÜNYA BASKETBOL YILDIZLARI-4 (KEVİN DURANT)

Kevin Durant, Kevin Durant biyografi, Kevin Durant hayatı, Kevin Durant kimdir, Kevin Durant MVP, Kevin Durant NBA, Kevin Durant Oklahoma City Thunders kevin durant kariyeri,

KEVİN DURANT KİMDİR?

Kevin Durant 29 Eylül 1988 tarihinde Amerika’nın başkenti Washington’da doğdu. NBA takımlarından Oklahoma City Thunders takımında forma giyen kısa forvetin kariyeri başarılarla doludur. 2.06 metre boyundaki oyuncu, 1 kez NBA’in En Değerli Oyuncusu (MVP), 7 kez All-Star, 1 kez All-Star MVP’si, 4 kez sayı krallığı, 5 kez NBA en iyi beşi, 1 kez Yılın Çaylağı, 1 kez Olimpiyat altın madalyası 1 kez FIBA Dünya Şampiyonluğu, 1 kez Dünya Şampiyonası’nın En Değerli Oyuncusu ve 1 kez NCAA’lerde En Değerli Oyuncu olma başarısını göstermiştir.

İlk Yılları

4 kardeşi bulunan Durant, annesi ve babasının boşanması ve annesinin zamanının çoğunu çalıştığı yerde geçirmesi nedeniyle anneannesi tarafından yetiştirildi. Küçüklüğünde Vince Carter‘a duyduğu hayranlık nedeniyle Toronto Raptors taraftarı olan Kevin Durant, ağabeyleri sayesinde basketbolla tanıştı. Ailesi sürekli farklı yerlere taşındığı için birçok farklı takımda forma giydi ve daha sonra NBA’de oynamış olan Ty Lawson, Michael Beasley ve Greivis Vazquez gibi isimlerle takım arkadaşlığı yaptı. Basketbola başladığı yer olan Amatör Atletizm Birliği’ndeki koçu Charles Craig‘in 35 yaşında öldürülmesi nedeniyle kariyeri boyunca 35 numaralı formayı giydi. Lise kariyerine National Christian Academy’de başladı. 2 sene orada oynadıktan sonra basketboldaki en iyi programlardan birini sahip olan Oak Hill Academy’ye geçti. 4. ve lisedeki son yılında Montrose Christian Lisesi’nde oynadı ve Washington Post tarafından liselerdeki en iyi oyuncu seçildi. Ayrıca, 2006 McDonald’s Lise maçının MVP’si seçilerek NCAA’lerdeki büyük takımların dikkatini çekti.

Kevin Durant üniversite için tercihini Texas Üniversitesi’nden yana kullandı. 2006-2007 sezonunda 25.8 sayı ve 11.1 ribaund ortalamalarıyla NCAA’lerdeki en prestijli ödül olan Naismith Yılın Oyuncusu ödülünü kazandı. Kevin Durant bu ödülü çaylak sezonunda kazanan ilk oyuncu olarak tarihe geçti. 1 sezon Texas Longhorns’da oynadıktan sonra forması emekliye ayrıldı ve 2007 NBA Draftı’na katılacağını açıkladı.

NBA Kariyeri

Kevin Durant 2007 NBA Dratı’nda Seattle SuperSonics tarafından 2. sırada seçildi. İlk maçında 18 sayı, 5 ribaund ve 3 top çalma ile oynadı. İlk sezonundaki en iyi maçını ise 16 Nisan 2008 Kevin Durant Oklahoma Cİty Thunderstarihinde Golden State Warriors takımına karşı 42 sayı, 13 ribaund ve 5 asist yaparak oynadı. Sezonu ise 20.3 sayı, 4.4 ribaund ve 2.4 asist ortalamalarıyla oynayarak yılın çaylağı oldu. 2008-2009 sezonu başında Seattle SuperSonics, Oklahoma’ya taşınarak Oklahoma City Thunders ismini aldı. Aynı zamanda Kevin Durant’in uzun bir süre beraber oynayacağı Russell Westbrook, Oklahoma City tarafından 4. sıradan seçildi. Takım olarak başarılı bir performans göstermemelerine rağmen, Kevin Durant bireysel anlamda kendisini geliştirdi ve 25.3 sayı, 6.5 ribaund ortalamalarıyla oynayarak en çok gelişme gösteren oyuncu ödülünde 3. sırayı aldı. Ayrıca, 2009 yılı All-Star’ındaki Çaylaklar Maçı’nda 46 sayı atarak rekorun sahibi oldu. 2009-2010 sezonda ise takımına play-off oynattı. Bu sezon ilk kez All-Star ilk beşine seçildi. Ayrıca, maç başına attığı 30.1 sayı ile sayı krallığını kazanan en genç oyuncu oldu.

2010-2011 sezonu başında Oklahoma City Thunders ile 5 yıllık 86 milyon Dolar değerinde bir kontrat imzaladı. 2010-2011 sezonunda tekrar sayı kralı ve en iyi beşe seçildi ve normal sezonu batıda 4. bitirerek play-off’lara tekrar kaldı. Bu sefer Batı Finali’ne kadar yükselse de Dallas Mavericks’e 4-1 yenilerek elendi. Kevin Durant 2011-2012 sezonunda Denver Nuggets’a karşı 51 sayı atarak ilk kez 50 sayının üstüne çıktı. Sayı krallığı ve en iyi beşe seçilme dışında All-Star’ın MVP’si de oldu. Oklahoma City Thunder ise 47 galibiyet alarak play-offlara 2. sıradan girdi. Sırasıyla Dallas Mavericks, Los Angeles Lakers ile San Antonio Spurs’ü geçerek NBA Finalleri’ne yükseldi. Fakat finallerde LeBron James’li Miami Heat’e 4-1 yenilerek şampiyonluğa veda etmek zorunda kaldı. 2012-2013 sezonu başında Oklahoma City Thunders’in önemli parçalarından James Harden’in Houston Rockets’a takas edilmesiyle takım büyük güç kaybetti. Play-offlara tekrar kalmasına rağmen Russel Westbrook’un sakatlanmasıyla iyice güç kaybeden Thunders Batı Yarı Finalleri’nde Memphis Grizzlies’a elendi.

Kevin Durant MVP013-2014 sezonunda Russell Westbrook’un uzun süre sakatlıklarla boğuşması nedeniyle takımın büyük bir yükü Kevin Durant’e kaldı. Kevin Durant bu yükün altından kalkarak sezonu 32.0 sayı, 7.4 ribaund ve 5.5 asist ortalamalarıyla oynayarak MVP ödülünü kazandı. Play-offlarda yine önemli noktalara gelmesine rağmen bu sefer Batı Finalleri’nde San Antonio Spurs’e yenilerek şampiyonluğu kaybetti. 2014-2015 sezonunda ise sakatlıklarla boğuşan Durant, 82 maçın sadece 27’sinde forma giyebildi. 2015-2016 sezonuna ise iki süperstarının sağlıklı olması sayesinde Batı Finalleri’nde Golden State Warriors’ın rakibi oldu.

Milli Takım Kariyeri

Kevin Durant Amerika Milli Takımı’nı ilk kez Türkiye’de düzenlenen Dünya Şampiyonası’nda temsil etti. Gösterdiği başarılı performans ile hem turnuvanın en değerli oyuncusu oldu hem de Türkiye’yi finalde yenerek Dünya Şampiyonluğu’na ulaştı. 2012 Olimpiyat oyunlarında kadroda bulunan Kevin Durant, yine takımın en önemli parçalarından biri oldu ve altın madalyayı kazanma onuruna erişti.



Bu haber, Kevin Durant, Kevin Durant biyografi, Kevin Durant hayatı, Kevin Durant kimdir, Kevin Durant MVP, Kevin Durant NBA, Kevin Durant Oklahoma City Thunders kevin durant kariyeri, ile ilgilidir.

Kategori

Profesyonel Sporlar-Amatör Sporlar-Ekstrem Sporlar-Spor Tarihi-Sporcular-Futbol-Basketbol-Voleybol-Spor Tarihi-Spor Arşivi

Önemli Konular

%100 futbol- 1. lig- 12 dev adam- 2 lig- 3. lig- a milli ampute futbol milli takımı- a milli basketbol takımı- a milli futbol takımı- a milli kadın futbol takımı- a milli voleybol takımı- altyapı- amatör kulüpler- amatör sporlar- atıcılık tarihçesi - atletizm- basketbol- beşiktaş- bisiklet sporu- boks- buz hokeyi- buz pateni- dünya futbol yıldızları- dünya kupası- egzersiz çeşitleri- eksrim spor tarihi- engelli sporcular- fenerbahçe- futbol- galatasaray- gol krallığı- güreş- hakemler- hentbol tarihçesi- kadın futbolu- kadınlar voleybol- olimpiyat- premier lig- santraç- spor dalları- spor terimleri ve anlamları- spor ve sağlık- spor yazıları- su kayağı tarihçesi- su topu sporu- süper lig- şampiyonlar ligi- tenis- TFF- trabzonspor- uefa- voleybol- vücut geliştirme sporu nedir-