FENERBAHÇE TARİHÇESİ

1897 yıllarında Dereağzı Moda bölümünde ilk futbol takımı hareketlenmeleri "Siyah Çoraplılar" adını verdikleri futbol takımı..

fenerbahçe amlemi, fenerbahçe tarihçesi, logosu, fenerbahçe tarihi, fenerbahçe kuruluşu, fenerbahçenin ilk resmi maçı

1907 yılı ilkbaharında, Kadıköylü gençlerden Nurizâde Ziya (Songülen), Bahriyeli Necip (Okaner), Hasan Sami (Kocamemi) ve arkadaşları arasında "Hintli" lakabıyla anılan Asaf (Beşpınar) beyler, ne zamandan beri içlerini kor gibi yakmakta olan bir konuda kesin kararlarını veriyorlar Ne pahasına olursa olsun, bir futbol kulübü kuracaklar…

Necip Bey’in Moda’daki evinde yaptıkları toplantıda kurmayı kararlaştırdıkları kulüplerine Fenerbahçe adını vermişler, forma rengi olarak da, o güzel bahar günlerinde Fenerbahçe çayırını süsleyen papatyaların rengi, Sarı-Beyaz’ı seçmişlerdi Amblemleri ise Fenerbahçe’nin ışık saçan feneri olacaktı Bu yeni kulübün kuruluş hazırlıkları hızla akıp giden zamana yetişemediğinden Fenerbahçe takımı 1907-1908 İstanbul Futbol Ligi’ne katılamamış; 1908-1909 sezonunda ise forma renklerini Sarı-Lacivert’e çevirmişlerdi Fenerbahçe kulübü kuruluş yıllarında çok sıkıntılı dönemler yaşamış ve kulübe yeni katılan ve çoğu Saint Joseph Fransız Mektebi öğrencileri olan gençlerin büyük çabalarıyla hayatını sürdürebilmişti Bu konuda Ayetullah ve Elkâtipzâde Mustafa beylerin unutulmaz hizmetleri olmuştu Fenerbahçe Kulübü bu sarsıntıları atlattıktan sonra hızla güçlenmiş ve 1911-1912 sezonunda İstanbul Futbol Ligi şampiyonluğunu kazanma başarısına ulaşmıştı Bundan sonra da Türk futbolunda Fenerbahçe ile Galatasaray’ın mutlak üstünlükleri başlamıştı Fenerbahçe yalnız yurt içinde kazandığı şampiyonluklar ve elde ettiği başarılarla değil, gerek yurt içinde ve gerekse yurt dışında yabancı takımlarla yaptığı maçlardaki başarılarıyla da kendini göstermiş ve Türkiye’nin en çok sevilen kulüplerinin başında yer almıştır Fenerbahçe’nin bu büyük sevgiyi kazanmasında en önemli sebeplerden biri de, Mütareke yıllarında İşgâl kuvvetlerine mensup askeri takımlarla yaptığı maçlarda kazandığı parlak galibiyetlerin de önemli rolü olmuştur Bu galibiyetler, işgâl altındaki İstanbul halkının kırılmış gururunu okşayan, hatta güçlendiren etkenler olmuş ve Fenerbahçe sevgisi bir çığ gibi büyümüştür Fenerbahçe bugün Türkiye’de en çok taraftara sahip bulunan kulüp olarak tanınmaktadır Yapılan resmi ve özel istatistikler bunu göstermektedir Son olarak 1989 yılı sonunda Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü tarafından yaptırılan kamuoyu araştırmasında Türkiye’de her 27 kişiden 1′inin Fenerbahçeli olduğu belirlendi.

Türk halkı 1923 yılı Ekim ayının 29 günü, kabına sığmayan coşku gösterileriyle, kabına sığmayan bir zaferi kutluyor, inanılmazı gerçek yapan savaşımının onurlu başarısını yaşıyordu Türk halkı o gün, dört yıllık Kurtuluş Savaşı’nın noktaladığı zaferini kutluyordu Bu gün, Cumhuriyet’in kurulduğu mutlu gündü Türk halkı o mutlu gününde, uygar bir yönetim biçiminin başlattığı, uygar bir yaşam dönemine ilk adımını atıyordu Bu unutulmaz gününden tam 4 ay önce Türk halkı, bu kez Haziran ayının 29′unda, yine kabına sığmayan sevinç ve coşku gösterileriyle, yine kabına sığmayan bir gurur yaşıyor, bir gün daha "unutulmaz" sıfatıyla tarihe kazınıyordu Çünkü halk, bugün de bir düşmanına karşı kazandığı zaferini kutluyordu Cumhuriyet’in ilanından tam dört ay önce o gün, 1923 yılı Haziran ayının 29 günü, Fenerbahçe Futbol Takımı, İstanbul’daki İngiliz İşgal Kuvvetleri futbol takımıyla yaptığı maçı 2-1 kazanıyor, İşgal Kuvvetleri’nin mağrur komutanı General Harrington’un elinden komutanın kendi adına koyduğu kupayı alıyordu.



29 Haziran 1923 tarihi, Fenerbahçe’nin bir "düşman" futbol takımını yendiği günün tarihi olmasının ötesinde, işgal ettikleri ülkenin halkını küçümsemeyi deneyen bir işgalci komutana ve onun askerlerine unutulmaz bir dersin verildiği günün de tarihidir Bu tarih ayrıca, ülkenin dört bir yanında milliyetçilik gururuyla spor zevkini bütünleştirmiş sporseverlerin, Fenerbahçe Kulübü’nün sevgi çatısı altında toplanmaya başlamalarının da ilk günüdür Bu mutlu günü izleyen günlerde ve aylarda doğan çocuklara, Fenerbahçeli futbolcuların adlarının verilmesi "yarışı" da, işte bu mutlu günün ülke çapında yarattığı, o kabına sığmayan sevinçle başlamaktadır İlk bakışta bir maçın kazanıldığı gün olmasının ötesinde hiçbir anlamı yok sanılan 29 Haziran 1923 günü kazanılan zafer gerçekte, kısa bir süre sonra alacakları son derslerinden önce, İngiliz İşgal Kuvvetleri’ne verilen ilk dersti de galiba Dünyanın gözbebeği İstanbul, dünyanın gözü önünde işgal edilmişti ve şimdi de, üzerindeki tüm gözlerin altında, dünyanın gözaltında idi İngiliz askerlerinin halk üzerinde uygulamaya çalıştıkları baskının bir benzerini komutanları Harrington, kendi askerleri üzerinde uyguluyordu General Harrington, İstanbul’da hemen her şeyi denetimleri altında tutmaları konusunda askerlerine sert emirler veriyor, verdiği tüm emirlerin eksiksiz yerine getirilmesini bekliyordu Fakat General Harrington, askerlerine bir konuda söz geçiremiyordu Ne denli sert emir verirse versin, askerlerinin Fenerbahçe’yi yenebilmelerini bir türlü sağlayamıyordu İşgal Kuvvetleri’ne ait çeşitli birliklerin futbol takımları Fenerbahçe’yle sık sık karşılaşmak istiyor, fakat yaptıkları tüm maçları da kaybediyorlardı Bu özel maçlar gerçi fazla önemli değillerdi ama, Fenerbahçe’nin her maçta İngilizler’i yenmesi, yine de General Harrington’u çileden çıkarmaya yetiyordu Türklere bu konuda kesin bir ders verilmeliydi İstanbul’u askeri gücü altında tutan İngilizler, askeri alandaki üstünlüklerinin yanı sıra, futbolda da güçlü olduklarını kesinlikle göstermeliydiler Yenmeleri gereken takım da Fenerbahçe’den başkası olmamalıydı Ayrıca, önemli bir neden daha vardı: İşgal Kuvvetleri birliklerinden birinin takımını yendiğinde, Fenerbahçe’nin çevresinde Türkler bir anda bütünleşiyorlar ve ulusal bir sevinç yaşıyorlardı Bu da İşgal Kuvvetleri Komutanlığı tarafından hiç de hoş karşılanmıyordu General Harrington’un Fenerbahçe’ye karşı duyduğu öfkenin kaynağı, emrindeki birliklerin tüm takımlarını yenen Fenerbahçe’nin, her maçtan sonra Türkler’in ulusal duygularını şahlandırmasının da ötesindeydi Aslında General Harrington’daki Fenerbahçe öfkesinin gerçek nedeni, "Bu kulübün ‘zararlı faaliyetler’ içinde bulunması" idi Fenerbahçe’nin o günlerdeki kulüp binası, Kalamış Koyu’na akan Kurbağalıdere’nin kenarındaydı.

Binanın 8-10 metre ötesinde, motorların yanaştıkları bir iskele vardı Kulüp binasının kayıkhanesi ise, silah ve cephane deposu olarak kullanılıyordu Geceleri iskeleye gizlice yanaşan motorlara bu depodan yüklenen silah ve cephaneler, Anadolu’ya kaçırılıyordu Büyük bir gizlilik içinde yapılmasına karşın bu "zararlı faaliyet" bir üre sonra İşgal Kuvvetleri Komutanlığı tarafından duyuldu Aynı gün Fenerbahçe Kulübü’ne "zararlı faaliyet’in düşman tarafından duyulduğu haberi geldi O gün idman yapmaya gelen oyuncuların bir görevi de, antrenman alanından kaybolup, kayıkhanedeki silah ve cephaneyi gizlice evlerine götürmek ve orada saklamaktı.


fenerbahçe amlemi, fenerbahçe tarihçesi, logosu, fenerbahçe tarihi, fenerbahçe kuruluşu, fenerbahçenin ilk resmi maçı

A MİLLİ FUTBOL TAKIMI TEKNİK DİREKTÖRLERİ

türkiye a milli futbol takımı teknik direktörleri, fatih terim, mircea lucesco, türkiye futbol federasyonu, tff, a milli takımı


TFF,türkiye futbol federasyonu,fatih terim,mircea lucesco,türkiye a milli futbol takımı teknik direktörleri,a milli takımı,şenol güneş
MİLLİ TAKIM TEKNİK DİREKTÖRLERİ

Teknik Direktörler

Dönemi

Ali Sami Yen (V. 29.10.1951)

26.10.1923

Billy Hunter (V.)

25.05.1924 - 12.09.1926

Bela Toth (V.)

14.10.1927 - 28.05.1928

Fred Pagnam (V. 07.03.1962)

27.09.1931 - 22.04.1932

James Elliot Donnelly (V.)

12.07.1936 - 01.08.1937

Ignace Molnar (V. 09.03.1986)

23.04.1948 - 30.05.1948

Peter Molloy (V. 16.02.1993)

28.11.1948 - 20.05.1949

Cihat Arman (V. 14.05.1994)

20.11.1949

James McCormick (V. 03.01.1968)

03.12.1950

Rebii Erkal (V. 25.11.1985)

10.06.1951 - 21.11.1951

Sandro Puppo (V. 16.10.1989)

01.06.1952 - 23.06.1954

Gündüz Kılıç (V. 17.05.1980)

17.10.1954

Zarko Mihajloviç (V. 16.09.1986)

03.04.1955 - 26.06.1955

Giovanni Varglien (V. 16.10.1990)

18.12.1955 - 25.12.1955

Eşfak Aykaç (V. 21.11.2003)

19.021956 - 08.12.1957

Leandro Remondini (V. 09.01.1979)

04.05.1958 - 10.05.1959

Ignace Molnar (V. 09.03.1986)

08.06.1960

Sandro Puppo (V. 16.10.1989)

27.11.1960 - 16.05.1962

Şeref Görkey (V. 10.11.2004)

10.10.1962

Ljubisa Spajiç (V. 28.03.2004)

25.11.1962 - 16.12.1962

Bülent Eken (V. 25.07.2016)

27.03.1963- 09.10.1963

Cihat Arman (V. 14.05.1994)

27.09.1964 - 01.11.1964

Sandro Puppo (V. 16.10.1989)

20.12.1964 - 09.05.1965

Doğan Andaç (V. 06.02.2013)

21.07.1965 - 25.07.1965

Sandro Puppo (V. 16.10.1989)

09.10.1965 - 30.05.1966

Adnan Süvari (V. 06.06.1991)

12.10.1966 - 11.12.1968

Şükrü Mustafa Gülesin (V. 10.07.1977)

17.01.1969

Abdullah Gegic (V. 21.06.2008)

30.04.1969 - 16.11.1969

Sabri Kiraz (V. 12.01.1985)

17.10.1970

Doğan Andaç (V. 06.02.2013)

13.12.1970

Cihat Arman (V. 14.05.1994)

25.04.1971 - 14.11.1971

Nicolae Petrescu

05.12.1971

Coşkun Özarı (V. 22.06.2011)

12.04.1972 - 31.10.1976

Doğan Andaç (V. 06.02.2013)

17.11.1976

Metin Türel (V. 17.11.2018)

16.02.1977 - 05.10.1978

Sabri Kiraz (V. 12.01.1985)

29.11.1978 - 15.10.1980

Özkan Sümer

03.12.1980 - 25.03.1981

Fethi Demircan

15.04.1981 - 07.10.1981

Coşkun Özarı (V. 22.06.2011)

22.09.1982 - 04.04.1984

Candan Tarhan (V. 18.04.1989)

06.09.1984 - 14.11.1984

Yılmaz Gökdel (V. 04.11.2019)

22.12.1984 - 03.04.1985

Kalman Meszöly

01.05.1985 - 28.08.1985

Coşkun Özarı (V. 22.06.2011)

11.09.1985 - 12.11.1986

Mustafa Denizli

04.03.1987 - 16.12.1987

Tınaz Tırpan

16.03.1988 - 15.11.1989

Sepp Piontek

27.05.1990 - 28.04.1993

Fatih Terim

27.10.1993 - 19.06.1996

Mustafa Denizli

14.08.1996 - 24.06.2000

Şenol Güneş

16.08.2000 - 18.02.2004

Ünal Karaman (Antrenör)

31.03.2004

Ersun Yanal

28.04.2004 - 08.06.2005

Fatih Terim

17.08.2005 - 14.10.2009

Oğuz Çetin

01.02.2010 -31.07.2010

Guus Hiddink

01.08.2010 - 16.11.2011

Abdullah Avcı

17.11.2011 - 20.08.2013

Fatih Terim

22.08.2013 - 26.07.2017

Mircea Lucescu

04.08.2017 - 11.02.2019

Şenol Güneş

18.03.2019 -



Bu haber, türkiye a milli futbol takımı teknik direktörleri, fatih terim, mircea lucesco, türkiye futbol federasyonu, tff, a milli takımı ile ilgilidir.

GALATASARAY'IN ŞAMPİYON KADROLARI

şampiyon galatasaray, galatasarayın şampiyon kadroları, galatasarayın şampiyonluk tarihleri, galatasarayın şampiyonluk kadroları,

Galatasaray Şampiyonluk Tarihleri ve Kadroları

Türkiyede profesyonel ligin kurulduğu 1959 yılınan itibaren 20 şampiyonluk kazanan ve 4 yıldızı formasına takan Galatasaray'ın şimdiye kadar ki bütün şampiyonluk tarihleri, Şampiyon olan takımın futbolcuları ve takım teknik direktörüne sırasıyla buradan okuyabilisiniz.

1. 1961-1962 Sezonu Şampiyonu

Bu sezonda oynadığı toplam 38 maçta 23 galibiyet, 7 beraberlik ve 8 mağlubiyet ile ligi tamamlayan Galatasaray 57 puan ile şampiyon olmuştur.

Turgay, Bülent, Candemir, K.Ahmet, B.Ahmet, Ergün, Erol, Talat, Uğur, İlhan, Ayhan, Suat, Bahri, Recep, K.Erol, Samim, Niyazi, Selçuk

Teknik Direktör: Gündüz Kılıç

2. 1962-1963 Sezonu Şampiyonu

Süperlig Tarihinin en uzun sezonların birisi olan bu yılda topla 42 maç oynayan galatasaray 28 maçı kazanırken 11 beraberlik ve 3 mağlubiyetle sezonu tamamladı.

Turgay, Bülent, Altay, Candemir, K.Ahmet, B.Erol, Ergün, Suat, Talat, Kadri, Mustafa, İbrahim, Tarık, Ayhan, Erdoğan, İlhan, Metin, Bahri, K.Erol, Turan, Uğur, Nuri

Teknik Direktör: Gündüz Kılıç

3. 1968-1969 Sezonu Şampiyonu

Ligde 30 maç oynanan sezonda Galatasaray bu maçların 19 tanesini kazanırken 8 beraberlik 3 yenilgi alıp 46 puan toplamıştır.

Nihat, Varol, Ali, Bekir, Akın, Tuncay, Talat, Muzaffer, Ergün, Mazlum, Muhlis, Atalay, Ayhan, Metin, Gökmen, Ergin, Turan, Çeloviç, Uğur, B.Mehmet

Teknik Direktör: Toma Kaleperoviç

4. 1970-1971 Sezonu Şampiyonu

Yasin, Nihat, Ekrem, Muzaffer, Tuncay, Aydın, Samim, Tarık Ergün, Savaş Olcay, Bülent, Talat, Metin Kurt, Ayhan, Ahmet, Cengiz, Gökmen, B.Mehmet, Suphi, Uğur, Yıldırım, Turan

Teknik Direktör: Coşkun Özar ve Brian Birch

5. 1971-1972 Sezonu Şampiyonu

Yasin, Nihat, Ekrem, Samim, Muzaffer, Tarık, Tuncay, Aydın, Bülent, Savaş, Olcay, Ahmet, Ayhan, Metin, Suphi, Gökmen, B.Mehmet, Uğur, Yıldırım

Teknik Direktör: Brian Birch

6. 1972-1973 Sezonu Şampiyonu


7. 1986-1987 Sezonu Şampiyonu

Simoviç, İsmail, Raşit, Erhan, Semih , Yusuf, Ahmet, Arif, Adnan, Muhammed, Cüneyt, Bülent, Uğur, Savaş, İlyas , Erkan, Mirsat, Prekazi

Teknik Direktör: Jupp Derwall

8. 1987-1988 Sezonu Şampiyonu

Simoviç, Hayrettin , İsmail, Yusuf, Cüneyt, Erhan, Semih, İhsan, Nasir, Arif, Uğur , Muhammed, Raşit, Turgay, B.Savaş, K.Savaş, Dündar, İlyas, Tanju, Mirsat, Prekazi

Teknik Direktör: Mustafa Denizli

9. 1992-1993 Sezonu Şampiyonu

Hayrettin Demirbaş, Nezihi, Stumpf, Mert , Bülent , Falco Götz, Tugay, Hamza, Arif, Erdal, Hakan Sükür, Torsten Gütschow, Yusuf Altıntaş, Uğur Tütüneker, İsmail, Okan Buruk, Mustafa, Suat, Şevket, Elvir Boliç, Tayfun, Seyfettin

Teknik Direktör: Karl Heinz Feldkamp

10. 1993-1994 Sezonu Şampiyonu

Bu sezon 10. Şampiyonluğu kazanarak 2. yıldızı takmaya hak kazanmıştır.

Hayrettin, Nezihi , Stumpf, Mert, Bülent, Falco Götz, Tugay, Hamza, Arif, Erdal, Hakan Şükür, Yusuf, Uğur, İsmail, Okan, Mustafa, Kubilay, Ahmet, Yusuf Tepekule, Roger Ljung, Suat, Cihat

Teknik Direktör: Reinhard Holmann

11. 1996-1997 Sezonu Şampiyonu

4 Yıl üst üste şampiyonluk serisinin ilk şampiyonluğu.

Volkan, Hayrettin, Mehmet, Pierre Esser, Bekir, Vedat, Feti, Bülent, Filipescu, Evren, Suat, Hagi, Ümit, Tugay, Ergün, Hakan Ünsal, Okan, Arif, Hakan Şükür, Ilie, Mert, Ufuk, İlyas, Van Gobbel, Knup, Alp, Ceyhun, Ersan

Teknik Direktör: Fatih Terim

12. 1997-1998 Sezonu Şampiyonu

Volkan, Mehmet, Bülent, Vedat, Ümit, Suat, Tugay, Hakan Sükür, Ergün, Fatih, Osman, Okan, Arif, Hakan Ünsal, Emre, Gheorghe Hagi, Sebastian Filipescu, Gheorghe Popescu, Adnan, Feti, Mehmet, Cengiz, Adrian İlie, Ceyhun, Ion Lutu, Ufuk, Serkan, Kerem

Teknik Direktör: Fatih Terim

13. 1998-1999 Sezonu Şampiyonu

Taffarel, Mehmet, Alper, Arif, Burak, Bülent, Emre, Ergün, Fatih, Gheorghe Hagi, Gheorghe Popescu, Hakan Şükür, Hakan Ünsal, Hasan Şaş, Okan, Savaş, Sebastian Filipescu, Suat, Tolunay, Tugay, Ufuk, Ümit, Vedat

Teknik Direktör: Fatih Terim

14. 1999-2000 Sezonu Şampiyonu

Taffarel, Mehmet , Kerem, Bülent, Popescu, Fatih, Emrah Eren, Hakan Ünsal, Capone, Emre, Okan, Suat, Hagi, Faruk, Ahmet, Alper, Hasan Şaş Ümit, Ergun, Sergen , Arif, Hakan Şükür, Burak, Marcio Dos Santos

Teknik Direktör: Fatih Terim

15. 2001-2002 Sezonu Şampiyonu

Faryd Aly Mondragon, Kerem İnan, Mehmet Bölükbaşı, Bülent Korkmaz, Vedat İnceefe, Capone De Oliveira, Victoria, Perez, Hakan Ünsal, Alper Tezcan, Emrah Eren, Emre Aşık, Fleurquin, Bülent Akın, Ayhan Akman, Suat Kaya, Sergen Yalçın, Ergün Pembe, Rasim Vardar, Batista, Serkan Aykut, Ümit Karan, Hasan Şaş, Berkant, Murat Sözkesen, Arif Erdem

Teknik Direktör: Mircea Lucescu

16. 2005-2006 Sezonu Şampiyonu

Faryd Aly mondragon, Stjepan Tomas, Rigobert Song, Orhan Ak, Yalçın Ayhan, Alioum Saidou, Marek Heinz, Hakan Şükür, Necati Ateş, Hasan Şaş, Aykut Erçetin, Cafercan Aksu, Fevzi Elmas, Ayhan Akman, Cihan Haspolatlı, Volkan Arslan, Emre Aşık, Saşa İliç, Mehmet Güven, Ferhat Öztorun, Aydın Yılmaz, Özgürcan Özcan, Mülayim Erdem, Uğur Uçar, Sabri Sarıoğlu, Hasan Kabze, Ergün Penbe, Ümit Karan

Teknik Direktör: Erik Gerets

17. 2007-2008 Sezonu Şampiyonu

Aykut Erçetin, Rigobert Song, Tobias Jan Hakan Linderoth, Okan Buruk, Barış Özbek, Hakan Şükür, Cassio de Souza Soares Lincoln, Hasan Şaş, Mehmet Topal, Marcelo Adrian Carrusca, Ayhan Akman, İsmael Bouzid, Shabani Nonda, Hakan Balta, Özgürcan Özcan, Çağrı Yarkın, Uğur Uçar, Orkun Usak, Sabri Sarıoğlu, Serkan Çalık, Arda Turan, Volkan Yaman, Servet Çetin, Mehmet Güven, Fırat Kocaoğlu, Ümit Karan

Teknik Direktör: Karl Heinz Feldkamp

18. 2011 - 2012 Sezonu Şampiyonu

Fernando Muslera, Ufuk Ceylan, Aykut Erçetin, Tomas Ujfalusi, HakanBalta, Emmanuel Eboue, Semih Kaya, Sabri Sarıoğlu, Gökhan Zan, Servet Çetin, Çağlar Birinci, Serkan Kurtuluş, Selçuk İnan, Felipe Melo, Engin Baytar, Albert Riera, Emre Çolak, Aydın Yılmaz, Ceyhun Gülselam, Ayhan Akman, Yiğit Gökoğlan, Yekta Kurtuluş, Okan Derici, Johan Elmander, Milan Baros, Sercan Yıldırım, Necati Ateş, Mertan Caner Öztürk, Mehmet Batdal, Berk Yıldız

Teknik Direktör: Fatih Terim

19. 2012-2013 Sezonu Şampiyonu

Albert Riera, Aydın Yılmaz, Aykut Erçetin, Berk Yıldız, Berk İsmail Ünsal, Burak Yılmaz, Burhan Yıldız, Çağlar Birinci, Dany Nounkeu, Didier Drogba, Emmanuel Eboue, Emre Çolak, Engin Baytar, Eray İşcan, Felipe Melo, Fernando Muslera, Furkan Özçal, Gökhan Zan, Hakan Kadir Balta, Hamit Altıntop, Johan Elmander, Melih Kartal, Mertan Caner Öztürk, Muhammed Alperen Uysal, Noureddine Amrabat, Okan Derici, Sabri Sarıoğlu, Selçuk İnan, Semih Kaya, Tomas Ujfalusi, Ufuk Ceylan, Umut Bulut, Wesley Sneijder, Yekta Kurtuluş

Teknik Direktör: Fatih Terim

20. 2014-2015 Sezonu Şampiyonu
Muslera, Sinan Bolat, Eray, Alperen, Gökhan, Telles, Chedjou,  Hakan, Semih, Koray, Sabri, Tarık, Melo, Hamit, Dzemaili, Aydın, Selçuk, Sneijder, Bruma, Sinan Gümüş, Yasin, Olcan, Yekta, Birhan, Emre Çolak, Umut Bulut, Burak, Pandev, Kaan Baysal, Furkan, Emre Can, Berk, Amrabat, Veysel, Umut Gündoğan           

Teknik Direktör: Hamza Hamzaoğlu

21. 2017-2018 Sezonu Şampiyonu

Fernando Muslera, Cedric Carrasso, Eray İşcan, Mariano Ferreira Filho, Maicon Roque, Serdar Aziz, Ahmet Çalık, Martin Linnes, Ali Ülgen, Hakan Balta, Koray Günter, Iasmin Latovlevici, Yuto Nagatomo, Jason Denayer, Sefa Özdemir, Tolga Ciğerci, Yasin Öztekin, Selçuk İnan, Younes Belhanda, Ryan Donk, Garry Mendes Rodrigues, Fernando Francisco Reges, Barış Zeren, Gökay Güney, Sofiane Feghouli, Eren Derdiyok, Sinan Gümüş, Bafetimbi Gomis,


22. 2018-2019 Sezonu Şampiyonu

Fernando Muslera (2. kaptan), Mariano, Ahmet Çalık, Selçuk İnan (kaptan), Eren Derdiyok, Younès Belhanda, Sinan Gümüş, İsmail Çipe, Martin Linnes, Ryan Donk, Badou Ndiaye (Stoke City'den kiralık), Ömer Bayram, Emre Akbaba, Henry Onyekuru (Everton'dan kiralık), Kostas Mitroğlu (Olympique de Marseille'dan kiralık), Fernando Reges, Semih Kaya (Sparta Prag'tan kiralık), Christian Luyindama (Standard Liège'den kiralık), Emre Taşdemir, Yunus Akgün, Marcão,
Celil Yüksel, Yuto Nagatomo, Muğdat Çelik, Sofiane Feghouli, Mbaye Diagne,
Boran Güngör


şampiyon galatasaray, galatasarayın şampiyon kadroları, galatasarayın şampiyonluk tarihleri, galatasarayın şampiyonluk kadroları, 




RADEMAL FALCAO

RADEMEL FALCAO KİMDİR?

FALCAO'NUN KARİYER HAYATI

Radamel Falcao García Zárate ya da kısaca Falcao 10 Şubat 1986'da Santa Marta'da doğdu. Radamel Falcao, Kolombiyalı futbolcudur. Şu anda Ligue 1 ekibi AS Monaco forması giymektedir. Kolombiya millî futbol takımının da önemli oyuncularından biridir. Falcao, 2010-11 sezonunda Porto'yla, 2011-12 sezonunda ise Atlético Madrid'le Avrupa Ligi Kupası'nı kazanmıştır. Ayrıca Atlético Madrid'le 2012 UEFA Süper Kupası'nı da kazanmıştır.

Falcao, El Tigre ve UEFA Avrupa Ligi Kralı lakapları ile anılır. Yaşayan en iyi santraforlardan biri olarak kabul edilmektedir. 2011-12 sezonunda UEFA Avrupa Ligi'nde çıktığı 14 maçta attığı 17 golle, 15 gol atan Jürgen Klinsmann'ın rekorunu kırmış ve Avrupa kupalarında bir sezonda en çok gol atan futbolcu olarak büyük bir başarıya imza atmıştır. Ayrıca 2 sezon art arda 2 farklı kulüpte UEFA Avrupa Ligi'ni kazanan ilk futbolcudur.Ayrıca eski futbolcu Radamel Garcia'nın oğludur.

Falcao, U17 millî takımında oynarken River Plate kulübünün ilgisini çekti ve 2003 yılında Arjantin kulübüyle sözleşme imzaladı. İlk maçına 19 yaşında çıkan Falcao, ligde ilk sezonu olan 2005-06 sezonunda 11 maça çıktı ve 7 gol attı. Ancak San Lorenzo maçında sakatlandı ve ikinci sezonunda form düşüklüğü yaşadı, 20 maça çıktı ve 3 gol attı. 2007-08 sezonunda Copa Libertadores'te mücadele etti ve çeyrek finalde Botafogo maçında hat trick yaptı. Yarı final maçında da Universidad de Chile'ye bir gol attı. Ligde Boca Juniors ile oynanan ünlü "Super Classico" derbisinde 1 gol attı. Falcao, iyi bir sezon geçirdiği 2008-09 sezonunda ligde 32 maçta 13 gol attı.


galatasaray, transferler, son dakika transfer haberleri, falcao, falcao kimdir, falcaonun kariyeri, rademal falcao hayatı, kolombiyalı golcü falcao, galatasaray falcao tranferi

2013-14 sezonu başında, Ligue 1'de mücadele eden Monaco ile 5 yıllık anlaşmaya vardı. Fransız ekibi, Atletico Madrid'e Falcao için 60 milyon Euro bonservis bedeli ödedi.

AS Monaco kulübünün başkanı Dmitry Rybolovlev’in resmi siteden yaptığı açıklamada ‘Falcao Monaco’yu seçtiği için çok mutluyuz. Kendisi dünyanın en iyi golcülerinden biridir ve takımımızda yer alacağı için çok mutluyuz.’ dedi. Radamel Falcao, AS Monaco'da ilk golünü 80. dakikada 3-2 yenildikleri Fortuna Düsseldorf'a attı.

Kaynak: www.hurriyet.com/sporarena

galatasaray, transferler, son dakika transfer haberleri, falcao, falcao kimdir, falcaonun kariyeri, rademal falcao hayatı, kolombiyalı golcü falcao, galatasaray falcao tranferi

Şimdi de Galatasaray'ın çok istediği ve taraftarların hayallerini süsleyen bir futbol efsanesi Rademal Falcao!

galatasaray, transferler, son dakika transfer haberleri, falcao, falcao kimdir, falcaonun kariyeri, rademal falcao hayatı, kolombiyalı golcü falcao, galatasaray falcao tranferi

TENİS KORTUNUN VE MALZEMELERİNİN ÖLÇÜLERİ

tenis kortu ölçüleri, tenis raketi, tenis sahası özellikleri, tenis kortu özellikleri, tekler tenis kortu ölçüleri, çiftler tenis kortu ölçüleri, tenis kortu çizgileri, tenis topu özellikleri


ITF Profesyonel Tenis Kortu Saha Ölçüleri Nedir?

Tenis kortu ölçüleri profesyonel müsabakalar için ITF tarafından sabit olarak belirlenmiştir. Tenis saha ölçüleri çizgilerin içinde 23,77m ve 10,97m olarak belirlenmiştir.

Tenis müsabakaları yapılırken yalnızca belirlenen oyun kurallarına uyulması yeterli değildir. Müsabakaların gerçekleştirildiği tenis kortunun da ITF (Uluslararası Tenis Federasyonu) tarafından belirlenmiş olan standart saha ölçülerine uyması gerekmektedir. Çiftler ve tekler müsabakalarının yapılacağı tenis kortu ölçüleri genel hatlarıyla aynı olmakla birlikte, küçük çaplı farklılıklar da söz konusudur.

Çiftler Tenis Kortu Ölçüleri:

Kort ölçüleri “23,77 m” uzunluğunda ve “10,97 m” genişliğinde, dikdörtgen şeklinde olmalıdır. Sahayı tam ortadan ikiye bölen file, çapı en fazla 0,8 cm olan bir ipe veya metale asılır. Tenis filesi iki yandan direklere geçirilmelidir. Direklerin yer aldığı noktalar, merkezleri sahanın yanlarından 0,91’er m uzaklıkta olacak şekilde konumlandırılmalıdır. Filenin yerden yüksekliği 1,07 m, orta yüksekliği ise 0,91 m olmalıdır. Filenin asılı olduğu ip veya metal kablonun üst seviyesi 1 m olacak şekilde ayarlanmalı ve bu ip veya metal kabloyu kaplayan beyaz bant 5-6,3 cm genişliğinde olmalıdır. File, bant ve direklerinin üzerine reklam konulması yasaktır.

Tenis kortunu yan ve ana çizgiler çevreler. Filenin her iki tarafında yer alan servis çizgileri ağa paralel ve 6,40 m uzaklıkta olmalıdır. Servis çizgilerinin arka çizgiye olan uzaklığı ise 5,49 m olarak belirlenmiştir.
tenis kortu ölçüleri, tenis raketi, tenis sahası özellikleri, tenis kortu özellikleri, tekler tenis kortu ölçüleri, çiftler tenis kortu ölçüleri, tenis kortu çizgileri, tenis topu özellikleri

Tenis kortu çizgileri kalınlığı nedir?

Servis çizgileri ile yan çizgiler arasında kalan alanı iki eşit parçaya bölerek servis sahalarını oluşturan çizgiye orta servis çizgisi veya orta işareti denir. Bu sınırın genişliği 5 cm ve uzunluğu 10 cm olmalı, ana çizgilere dik bir şekilde çizilmelidir.

Sahada yer alan diğer çizgilerin eni 2,5-5 cm aralığında olmalı, ana çizgilerin eni ise 10 cm’yi aşmamalıdır. Tüm çizgilerin aynı renkte olması da önemli koşullardan bir tanesidir.

Tekler Tenis Kortu Ölçüleri:

Tekler müsabakalarının yapılacağı sahaların ölçüleri ise, uzunluk 23,77 m ve genişlik 8,23 m olacak şekilde olmalıdır. Tek fark genişlik ölçüsünde olup, diğer tüm ölçüler aynıdır. Çizgiler tekler ve çiftler için aynı alanda çizilebilir.
tenis kortu ölçüleri, tenis raketi, tenis sahası özellikleri, tenis kortu özellikleri, tekler tenis kortu ölçüleri, çiftler tenis kortu ölçüleri, tenis kortu çizgileri, tenis topu özellikleri

Tenis topunun ağırlığı: 

56,70 - 58,47 gr arasında olmalıdır. Tenis topunun çapı: 6,35cm - 6.67cm arasında olmalıdır. Top 254cm yükseklikten beton bir zemine bırakıldığında, 135cm ile 147cm yüksekliğe sıçramalıdır. Topun 8,165kg'lık bir yük altında, içeri doğru deformasyonu (şekil değiştirmesi) 0,65cm ile 0,74cm, aksi istikametteki deformasyonuda 0.89cm ile 1,08cm arasında olması gerekir. Bu rakamlar topun üç ayrı eksenine tatbik edilen yük karşısında, elde edilen ölçümlerin ortalamasıdır. İki ayrı ölçüm arasındaki fark her seferinde 0,8 cm'den fazla olmamalıdır.

Tenis Raketinin Özellikleri:

Raketin toplam statik ağırlığı raketin terazi üzerindeki ağırlığıdır.Genelde 270 gramdan 350 grama kadar değişir. Hafif raketi sallamak genelde daha kolaydır ve özellikle yeni başlayanlar ve bayanlar bu nedenle tercih ederler. Kolu daha az yorduğu (ve kolay sallanabildiği için) daha hızlı vurulabileceği düşünülür ki bir ölçüde doğrudur. Ancak sanılanın tersine, hafif raketlerin en büyük sorunu olan stabilite eksikliği (raketin sweet spotu dışına gelen toplarda yarattığı bükülme ve arkaya yatma eğilimi), sanılanın tersine bilek, dirsek ve kola çok fazla yük verir ve sakatlanma riski yaratır. Ayrıca raket hafif olduğu için daha hızlı vurulsa bile raketin kütlesi (ağırlığı) daha düşük olduğundan topa istenen hızı vermek fiziksel olarak imkansızdır. Kişisel görüşüm, 300 g altındaki raketleri ciddiye almayın. (Performans oyuncularının kullandığı raketlerin tümü özeldir ve de ya kendileri ya da imalatçı tarafından uyarlanmıştır. Örneğin bir zamanlar Agassi nin oynadığı iddia edilen raket katologlarda 285 g olarak geçerken kendi kullandığı raket , dış görünümü aynı olmakla beraber, özel yapım ve 345 g idi..)


tenis, tenis kortu ölçüleri, tenis kortu standartları, tenis sahası özellikleri, tenis kortu özellikleri, tekler tenis kortu ölçüleri, çiftler tenis kortu ölçüleri, tenis kortu çizgileri, tenis topu özellikleri

EN HIZLI FUTBOLCULAR

dünyanın en hızlı futbolcuları, fifa18, futbol oyunları, en yavaş futbolcu, pc, ps4, xbox one, messi, neymar, ronaldo,
dünyanın en hızlı futbolcuları, en yavaş futbolcu, fifa18, futbol oyunları, messi, neymar, pc, ps4, ronaldo, xbox one, Pierre-Emerick Aubameyang, Jonathan Biabiany, Bellerin, Bale,  
FIFA 18, 29 Eylül 2017’de PC, PS4 ve Xbox One için satışa sunulacak. Oyunla ilgili merak edilen konulardan biri de FIFA 18 de en hızlı futbolcuların kim olduğu. "ZAN OMG" adlı Youtube kanalının yayınladığı videodac ise oyuncuların hız istatistiklerini karşılaştırmalı olarak görülüyor. Toplu ve topsuz olacak şekilde iki ayrı hız yarışına sokulan futbolcular, çizgili sahada bir noktadan başlayarak sahanın diğer ucuna doğru koşuyorlar.

Messi, Neymar ve C. Ronaldo arasında en yavaş Messi. Toplu koşuda birinci Ronaldo, topsuz koşuda ise lider Neymar. Ancak tüm bunlara rağmen üç futbolcunun da süreleri neredeyse birbirine yakın.

FIFA 18'in en hızlı futbolcuları şu şekilde:

dünyanın en hızlı futbolcuları, en yavaş futbolcu, fifa18, futbol oyunları, messi, neymar, pc, ps4, ronaldo, xbox one, Pierre-Emerick Aubameyang, Jonathan Biabiany, Bellerin, Bale,

1-Pierre-Emerick Aubameyang- Borussia Dortmund
2-Jonathan Biabiany- Sparta Prague
3-Hector Bellerin- Arsenal
4-Mathis Bolly- Greuther Fürth
5-Ernest Asante- FC Nordsjælland
6-Jurgen Damm- Tigres
7-Gareth Bale- Real Madrid
8-Leroy Sane- Manchester City
9-David Accam- Chicago Fire
10-Kekuta Manneh- Columbus Crew

milliyet.com.tr

Bu haber, dünyanın en hızlı futbolcuları, fifa18, futbol oyunları, en yavaş futbolcu, pc, ps4, xbox one, messi, neymar, ronaldo, il ilgilidir.

ALTYAPI NEDEN ÖNEMLİDİR?

günün yazısı, spor yazıları, spor yazarları, spor köşe yazarları-köşe yazıları, altyapı nedir, altyapı kursları, takımların altyapıları, galatasaray altyapı takımı, fenerbahçe altyapı, beşiktaş altyapı
altyapı kursları, altyapı nedir, beşiktaş altyapı, fenerbahçe altyapı, galatasaray altyapı, spor köşe yazarları-köşe yazıları, spor yazarları, spor yazıları, takımların altyapıları, 
Altyapı önemli!

Altyapının Türk futbolunda ne kadar sihirli bir kelime olduğunu bilmeyen kalmadı. Biz de yazmıştık. Öyle ki, kulüp yöneticilerinin mazbatalarını almadan kurdukları ilk cümle “Alt yapı çok önemli” iken, sonrasında unuttukları ilk cümle de o olur.

Hemen asıp kesmeyelim. Aslında içinde bulunduğumuz futbol kültürüne baktığımızda her şeyin bir sebebi olduğunu görebiliriz. En başta, belirli süreyle göreve gelen yönetim kurullarının ilk konsantrasyonları doğal olarak uzun dönemli bir yatırım olan altyapılar olamıyor. Kendilerinden en önce beklenenin sportif başarı olduğunu bilerek göreve geliyorlar. Diğer yandan teknik direktörlerin olası bir başarısızlıkta feda edilecek ilk kişi olmaları artık genlerine işlemiş bir durum. Taraftarsa “Takım hem başarılı olsun, hem altyapıdan yetenekli gençler gelsin” diye başlayarak, ‘hem… hem de’ bağlacının arasını uzatıyor da uzatıyor…

Bir konu hakkında yeteri kadar bilgisi olmayan insanlar bir başarı ya da başarısızlığı sadece bir nedene bağlar. Gelin, biz onu yapmayalım. Futbol özelinde konuşursak, Türk futbolunun sorunlarını, bitmek tükenmek bilmeyen klişeler üzerinden yorumlamaya çalışmak büyük bir zaman ve enerji kaybı olur. ‘Türkiye’de genç futbolcuların yetişmesinin önündeki engeller’ konusunaysa önceki yazılarda değinmiştik. Dönüp dolaşıp sorunu sadece yabancı sayısı veya altyapı antrenörlerinin maaşı üzerinden okumak da bizi hiçbir yere götürmez. O zaman işin uzmanları ne diyor, ona bakalım…

Avrupa Kulüpler Birliği (ECA) Altyapı Çalışma Grubu toplantısının üçüncüsünü geçtiğimiz hafta Münih’teki Allianz Arena’da gerçekleştirdi. Biz de ordaydık. Toplantıda ideal bir Akademi’yi tanımlarken bakılacak kalite alanları belirlendi.

İşte o liste…

1. TESİSLER

• Zemin kalitesi (çim, suni çim veya toprak),
• Zeminin iklime uygunluğu,
• Saha sayısı, büyüklüğü ve kalitesinin antrenmana yansıması,
• Tesisin oyuncuların konaklamasına ve sağlıklı bir eğitim almasına uygunluğu…

2. FİNANS

• Kulüp bütçesin yüzde kaçının akademiye ayrıldığı,
• Gelir üretim mekanizmasının oluşturulması (pazarlama, ticari aktiviteler, oyuncu transferleri),
• Yıllık akademi bütçesinin yapısının oluşturulması,
• Finansal gelecek planlaması…

3. BİLİŞSEL ÖZEN

• Okul ve futbol eğitiminin entegrasyonu,
• Oyuncuların tesislere ulaşımının iyileştirilmesi,
• Eğitim desteği,
• Fiziksel gelişim ve özen,
• Futbol ve farklı spor branşlarının entegrasyonu,
• Bireysel antrenmanlar,
• Duygusal ve psikolojik destek,
• Oyuncuların bireysel sosyal gelişimi (medya eğitimi vb.),
• Aidiyet ve sosyal sorumluluk bilincinin geliştirilmesi…

4. FİZİKSEL ÖZEN

• Tıbbi özen,
• Sahaya dönüş çalışmalarının kalitesi,
• Rehabilitasyon bakımı,
• Beslenme…

5. YETENEK SEÇİMİ

• Planlama,
• Yetenek havuzlarının uygunluğu,
• Oyuncu izleme yazılımı kullanımı,
• Oyuncu izleme ofisinin iyileştirilmesi,
• İlişkilerin ve bağlantıların güçlendirilmesi,
• Futbol okullarının kalitesinin arttırılması…

6. STRATEJİK ÖNEM

• Kulüp yapısı içerisinde Akademi’nin önemi,
• Akademi direktörünün kulüp içerisindeki rolünün belirlenmesi (Kulübün futbol stratejisi içerisinde etkin bir rolü mü olacak, yoksa sadece uygulayıcı mı olacak!),
• Akademinin finansal sorumluluğunun belirlenmesi…

7. ÜRETKENLİK

• Akademinin ürettiği profesyonel oyuncu sayısı,
• Liglere göre oyuncuların dağılımı (uluslararası ve ulusal ligler),
• Oyuncuların ortalama kulüpte kalma süreleri,
• Maçların %50’sinden fazlasında oynama şansı bulan oyuncuların yüzdesi,
• Akademiden profesyonel takıma geçişler;
➢ A takım ve Akademi arası geçişlerinde kullanılan yöntemin belirlenmesi,
➢ Partner kulüpler, piramit yapısı…,
➢ B takımı…

➢ A takım ve Akademi arası geçişlerinde kullanılan yöntemin belirlenmesi,
➢ Partner kulüpler, piramit yapısı…,
➢ B takımı…

8. MÜSABAKALAR

• Ülkedeki yerel rakiplerin kalitesi,
• Ulusal ve uluslararası turnuvalara katılabilmek…

9. İNSAN KAYNAKLARI

• Antrenör kalitesi,
• Eğitici kalitesi,
• Oyuncu başına düşen antrenör oranı,
• İdari kadronun kalitesi,
• İzleyici antrenörlerin kalitesi,
• Antrenörlere ve tüm çalışanlara hizmet içi eğitim verilmesi…

10. AKADEMİ’NİN İLETİŞİM BECERİLERİ

• Tüm çalışanların birbirleriyle olan iletişim ve ilişkilerinin güçlendirilmesi,
• Tüm çalışanların aidiyet ve sosyal sorumluluk bilincinin arttırılması,
• Akademi çalışanlarının amatör dünyadaki etkinliği…

11. PROFESYONEL İLİŞKİLER

• Akademinin ulusal ve uluslararası arenada bulunması ve doğru temsil edilmesi,
• Akademi’de bilimsel üretkenlik,
• Diğer kulüp ve yapılarla ilişki geliştirmek,
• Akademi çalışanlarının konferans ve eğitimlere katılımı,
• Bilgi paylaşımı için farklı kulüplerin ziyaret edilmesi,
• Futbol Federasyonu ile güçlü iş birliği…

12. GELECEK YATIRIMI

• A takımı, Akademi takımları gibi oynuyor mu?
• Akademi tarihi ve oyuncuların gelişimi takip edilip, saklanıyor mu?
• Kulüp yönetimi Akademi ile ilgili vaatlerini yerine getiriyor mu?

Ama ne liste! Siz okurken yoruldunuz, biz yazarken…

Uzatmayayım, söylemek istediğim; Akademi organizasyonu her biri ayrı ayrı uzmanlık gerektiren birçok bileşenden oluşuyor. Az önce okuduğunuz o uzun listede yer alan başlık ve maddelerin birçoğu ülkenin futbol kültürüne, federasyon ve kulüplerin bakış açısına göre şekilleniyor. Türkiye’deki genç oyuncu gelişimini eleştirirken, bir de bu perspektiften bakarsak, “altyapı önemli” klişesine belki biraz derinlik kazandırabiliriz. Emrah Bayraktar - 25 Kas 2017-NTVSpor




spor yazıları, spor yazarları, spor köşe yazarları, köşe yazıları, altyapı nedir, altyapı kursları, takımların altyapıları, galatasaray altyapı takımı, fenerbahçe altyapı, beşiktaş altyapı 

DÜNYA FUTBOL YILDIZLARI-8 (SCHUMACHER)

tony schumacher, schumacher kimdir, alman kaleci schumacher, tony schumacherin hayatı, schumacherin kariyeri, schumacher afaroz, Battiston olayı, dünya kupası schumacher, germany
alman kaleci schumacher, Battiston olayı, dünya kupası schumacher, germany, schumacher afaroz, schumacher kimdir, schumacherin kariyeri, tony schumacher, tony schumacherin hayatı,  Toni Schumacher ( 1954 – .. ) Almanya

Harald Anton Schumacher kısaca (Toni Schumacher) (d. 6 Mart 1954, Düren), kaleci olarak forma giymiş Alman efsanevi eski futbolcu ve teknik direktör.

Futbolculuk kariyerine, sekiz yaşında Schwarz-Weiß Düren takımında başlamıştır. Çeşitli pozisyonlarda denendikten sonra, fazla koşmayı sevmemesinden dolayı kaleci olarak futbola devam etti. Daha profesyonel olmadan kaledeki başarısı ile dikkat çekip Alman Genç Milli Takımı kadrosuna dahil edildi. 1972’de yerel Mittelrhein şampiyonasında önceki senenin Almanya genç şampiyonu 1. FC Köln ile mücadele ettiler. 1-0 yenilseler de Köln’ün genç takım antrenörü Jupp Röhrig’in dikkatini çekmişti.

FC Köln

1972-73 sezonunda Bundesliga takımlarından 1. FC Köln’e transfer oldu. İlk sezonunda Gerhard Welz’in ikinci yedeği olarak Bundesliga’da forma giyemedi. İlk resmi maçına o sezonki Almanya Kupası çeyrek final ikinci maçında çıktı. Köln’de Eintracht Braunschweig ile oynanan maçta 67. dakikada Welz’in yerine girmişti. O sezon Köln, kupayı uzatmalarda kaybetti.

Sonraki sezon Welz’in geçirdiği sakatlık nedeniyle, 19 yaşındayken ilk Bundesliga maçına çıktı. 8 Eylül 1973’te VfL Bochum karşısında 90 dakika forma giydi. 11 gün sonra kariyerinin ilk Avrupa kupası maçına çıktı. Eskişehirspor ile Eskişehir’de 0-0 berabere kaldıkları maç gol yemeden tamamladığı ilk maç olmuştu. 3 gün sonra ise ligde Kickers Offenbach karşısında maçı gol yemeden tamamlıyordu. O sezon UEFA Kupası çeyrek finaline çıkan takımda, çeyrek finalde bir maçta da forma giydi.

1974-75 sezonu ile takımın birinci kaleciliğine yükselip, bu görevi yıllar boyunca devam ettirdi. Bu dönemde, yıldız oyuncu Wolfgang Overath önderliğindeki Köln ile büyük başarılar kazandı. Ligde beşincilik aşağısını görmeyen takım ile 1974-75 sezonunda UEFA Kupası’nda yarı final oynadı. 1977’de Köln, ünlü koç Hennes Weisweiler ile Almanya Kupası’nın sahibi olurken, Schumacher takımın kalesini koruyordu.

Overath’ın futbolu bırakmasından sonra Weisweiler’in genç yetenekleri takıma monte etmesi ile 1977-78 sezonunda 1. FC Köln, Bundesliga şampiyonu olurken, Schumacher 34 maçta 90 dakika forma giydi. O sezon bir kez daha Almanya Kupası’nı kazanarak, çifte kupa sevinci yaşadılar. Schmacher, bu dönemde 1977-1983 arasında büyün lig maçlarında forma giyerek kırılması güç bir rekora imza atmıştı. 1978-79 sezonunda kariyerinde ilk kez UEFA Şampiyon Kulüpler Kupası’nda forma giyen kaleci, bu kupada da bir yarı final gördü. Nisan 1979’da Weisweiler’ın takımdan ayrılması Schumacher’in birinci kaleciliğini etkilemedi. 1979-80’da Almanya Kupası finali, 1980-81’de UEFA Kupası yarı finali, 1982-83 yılında kariyerinin üçüncü Almanya Kupası şampiyonluğunu gördü.

1983-84 sezonunun 6. haftası SV Waldhof Mannheim ile yapılan lig maçında teknik adam Rinus Michels ile yaşadığı bir tartışma nedeniyle forma giyemeyerek 213 maçlık arka arkaya forma giyme serisi sonlandı. Yine de bu maç dışındaki bütün maçlarda ve sonraki sezonun yine bütün maçlarında forma giydi.

1985-86 sezonu düzenli olarak birinci kaleci olarak oynadığı son sezon oldu. O sezon ligde 13. olarak o zamana kadarki en kötü dereceyi aldı. Ancak aynı sezon UEFA Şampiyon Kulüpler Kupası finalindeki iki maçta da forma giyerek kariyer zirvesi yaptı. Real Madrid’e, Madrid’de 5-1 kaybettiler. Berlin’de rakiplerini 2-0 yenseler de kupayı kazanamadılar. 1986-87 sezonu 1. FC Köln’deki son sezonu oldu. Christoph Daum yönetimindeki takımda ilk 18 hafta forma giydi ancak daha sonra Daum, formayı 20 yaşındaki Bodo Illgner’e teslim etti.

Köln’de 421 lig maçına, 34 Avrupa maçında, 55 Almanya Kupası maçına çıktı. 1984 ve 1986 yıllarında Almanya’da Yılın Futbolcusu ödülüne layık görüldü. Hans Tilkowski ve Sepp Maier’den sonra bu ödülü kazanan üçüncü kaleci oldu.

Schalke 04

1987-88’de 1. FC Köln’den kovulmasından sonra bir başka Bundesliga takımı olan FC Schalke 04’e transfer oldu. Ancak burada çok kötü bir sezon geçirdi. İlk maçında Hamburger SV’den 5 gol yedi. Almanya Kupası’nda ilk turda elenen takım, ligde de sonuncu olarak küme düştü. Schalke, 84 gol yiyerek ligin en çok gol yiyen takımı olurken, Schumacher bu gollerin 77’sini yiyen isim oluyordu.

Fenerbahçe SK

1988-89 sezonunda kariyerinde ilk ve son kez yurtdışına çıkarak Fenerbahçe SK’ya transfer oldu. Todor Veselinovi? yönetimindeki takımdaki ilk sınavını TSYD Kupası’nda verdi. Ligde takımın vazgeçilmez ismi olup 35 maçın hepsinde 90 dakika forma giydi. Bunların 14’ünde gol yemedi. Fenerbahçe, sezonu şampiyon olarak bitirdi. Fenerbahçe 103 gol atarken, Schumacher sayesinde ligin en az gol yiyen ikinci takımıydı. Türkiye Kupası ve Cumhurbaşkanlığı Kupası’nda Beşiktaş’ın ardından ikinci olsalar da Galatasaray’ı yenerek bir de Başbakanlık Kupası sahibi oluyorlardı.

1989-90 sezonu ortasında Hepatit B hastalığına yakalanan Schumacher, bir süre futbola ara verdi. Sezon sonuna doğru tekrar geri döndü ancak lig ikincisi ve Türkiye Kupası’nda yarı final gördü. 1990-91 sezonunda da Fenerbahçe’nin kalesini korusa da büyük bir başarı sahibi olamadılar.

Haziran 1991’de futbolu bırakmaya karar verdi. 4 Haziran 1991’de geliri çocuk hastahanesi yapımına gitmek üzere bir jübile düzenlendi. Schumacher’in 1. FC Köln’den arkadaşı Bernd Schuster’in forma giydiği Atletico Madrid ile İnönü Stadı’nda oynanan jubile maçı 3-3’lük beraberlik ile bitti. Maç, stat elektriklerinin kesilmesi nedeniyle 60 dakika oynanabilmişti. Schumacher, 15. dakikada oyundan çıkıp yerini Yaşar Duran’a bırakmıştı.

27 Temmuz 1991’de ikinci jübilesini Bayern Münih ile yaptı. İzmir Atatürk Stadı’nda oynanan maçı Fenerbahçe, 3-2 kazandı. Schumacher, yine 15 dakika Fenerbahçe’nin kalesini korudu.

FC Bayern Münih

1991-92’de futbolu bırakacağını açıklamasına rağmen kaleci sıkıntısı çeken FC Bayern Münih’e transfer oldu. Münih’in birinci kalecisi Raimond Aumann, 6. haftada sakatlanmıştı. Yedek kaleci Sven Scheuer’in de sakatlanması ile Münih, amatör takım kalecisi Gerald Hillringhaus’ ile ilk yarıyı tamamlamıştı. Ekim ayında 15. haftadan itibaren kaleyi teslim alan Schumacher, 8 maç üstüste Münih kalesini korudu. Aumann’ın sakatlığının bitmesi ile de takımı bıraktı. Münih, bu sekiz maçın üçünde gol yememişti ancak ligi 10. sırada tamamladılar. Schumacher de sezon sonunda futbolu bırakacağını açıkladı. 14 Nisan 1992’de Köln karması ile Almanya karması arasında oynanan maçla yeşil sahalara üçüncü kez veda etti.

Borussia Dortmund

1995-96 sezonunda Schumacher, Dortmund’da kaleci antrenörü olarak çalışıyordu. Borussia Dortmund o sezon ikinci kez üstüste Bundesliga şampiyonluğunu garantilermişti. 18 Mayıs 1996’da teknik direktör Ottmar Hitzfeld tarafından ligin son haftasında Dortmund’un sahasında oynanan SC Freiburg maçı kadrosuna alındı. Maçın son üç dakikasında o sezon ilk kez forma giyen Wolfgang de Beer’in yerine oyuna alındı. 42 yaşındaki kaleci dört buçuk yıllık aradan sonra, hem kariyerinin son maçına çıkmış oldu, hem de kariyerinin ikinci Bundesliga şampiyonluğunu kazanmış oldu.

Milli takım kariyeri

Almanya B ve A Genç takımlarında kaleyi koruduktan sonra 26 Mayıs 1979’da İzlanda ile oynanan milli maçta 25 yaşında ilk kez Batı Almanya Milli Futbol Takımı kadrosuna dahil edildi ve devre arasında Jupp Derwall tarafından Maier’in yerine oyuna sokuldu.

EURO 1980

1979’da Sepp Maier’in futbolu bırakması sonrası Derwall, kalede Norbert Nigbur’u düşünüyordu ancak Nigbur’un geçirdiği sakatlık nedeniyle Schumacher, 1980 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda Batı Almanya kalesini korudu. Takım turnuvayı kazanırken, Schumacher 4 maçta da 90 dakika forma giydi, 2’si penaltıdan olmak üzere sadece 3 gol yiyerek takımı kupaya götüren isimlerden oldu.

1982 Dünya Kupası ve Battiston Olayı

Schumacher, 1982 Dünya Kupası eleme maçlarında Derwall’in birinci tercihi olmuştu. Batı Almanya, 8 maçın hepsini kazanırken Schumacher 7 maçta forma giymiş ve sadece 3 gol yemişti.

Dünya Kupası, Batı Almanya için oldukça olaylı geçmişti. 25 Haziran 1982’deki ünlü Batı Almanya – Avusturya maçında, Schumacher kaledeydi. Son grup maçı olan bu maçtan önce diğer rakipler Cezayir-Şili maçını oynamıştı. Batı Almanya-Avusturya maçının 1-0 Batı Almanya lehine bitmesi iki takım için de tur atlamak demekti ve maç öyle sonuçlandı.

Batı Almanya ikinci grup maçlarını da birinci olarak bitirip, yarı finalde Fransa ile eşleşti. Yarı final maçının ikinci yarısında, Batı Almanya defansının arkasına atılan bir topla, Fransız savunma oyuncusu Battiston, Schumacher ile karşı karşıya kaldı ve topu üzerine doğru koşarak gelen rakibinin üzerinden aşırtmak istedi. Havaya sıçrayan Schumacher, kalçasıyla çok sert bir şekilde Battison’a çarptı. Bilincini kaybeden Battiston’un 2 dişi kırıldı, omurları zarar gördü. Fransa kaptanı Michel Platini,

“Battiston’un öldüğünü sandım”dedi. Hakem pozisyonda faul olmadığını hükmetti ve kale vuruşuyla oyunun başlamasına karar verdi.

Normal süresi 1-1, uzatmaları 3-3 tamamlanan karşılaşmayı Batı Almanya penaltılarla 5-4 kazandı ve finalist oldu. Batı Almanya finalde İtalya’ya 3-1 yenildi.

Schumacher’in hareketi ve pozisyondan sonra Battiston ile ilgilenmemesi büyük tepki gördü. Fransızlar Alman kaleciye Sevilla kasabı lakabını taktı. Schumacher ise 27 Şubat 2012 tarihinde Le Figaro’ya yaptığı açıklamada, yıllar geçse de bu olayın unutulmadığını, çok üzgün olduğunu ve Battiston’u sakatlamak istemediğini söylemişti. Schumacher, :


 “Onu sakatlamak istemedim, aynı pozisyon yine olsa, yine aynı şekilde hareket ederim. O pozisyonda topu almamın tek yolu buydu. Maçtan sonra Fransızlar’dan tehdit mesajları aldım. Bana ‘Nazi’ dediler, ölüm tehditleri aldım. Çocuklarım bile tehdit edildi. Acı çektim” demişti.[1] Patrick Battiston ise, 29 Şubat 2012 tarihinde RTL’e verdiği demeçte, sakatlandığı maçtan 30 yıl sonra çok üzgün olduğunu ifade eden Schumacher’i affettiğini ve bu konunun uzamasını istemediğini belirtti.

Schumacher ile görüşmek istemediğini kaydeden Battiston, :

“Zamanla, tüm bu olanların insanlar üzerinde iz bıraktığını fark ettim ama artık hepsi bitti. Bu, oyunun bir gerçeği. Hiçbir zaman hareketin kasten yapılıp yapılmadığını bilemeyeceğiz”dedi.

EURO 1984

Schumacher’in katıldığı üçüncü büyük turnuva 1984 Avrupa Futbol Şampiyonası oldu. Elemelerde 8 maçta da forma giyip sadece 5 gol yedi. Şampiyonada 3 maçta da forma giydi. Ancak son maçta İspanya oyuncusu Antonio Maceda’nın 90. dakikada attığı gole engel olamadı ve Batı Almanya uzun süre sonra bir turnuvaya gruplarda veda etmek zorunda kaldı.

1986 Dünya Kupası

Schumacher’ın son katıldığı turnuva 1986 FIFA Dünya Kupası oldu. Elemelerde 8 maçta da 90 dakika forma giymiş ve grup birincisi olarak kupaya katılma hakkı kazanmışlardı. Gruplardan ikinci olarak çıksalar da finale kadar yükseldiler. Çeyrek finalde ev sahibi Meksika’yı penaltılarla 4-1 yenerlerken, Schumacher iki penaltıyı kurtararak kahraman oluyorlardı. Finalde, Arjantin’e 3-2 yenilerek kaybettiler. Schumacher, finalde yediği ilk golde büyük bir hata yapsa da turnuva sonunda Diego Armando Maradona’nın ardından en iyi ikinci futbolcu seçildi.

Dünya Kupası öncesi, turnuvadan sonra milli futbolu bırakacağını söyledi ancak turnuva sonrası kararını değiştirdi. Ancak daha sonra yazdığı kitap yüzünden arası teknik direktör Franz Beckenbauer ve Almanya Futbol Federasyonu ile açıldı. Kitabında, milli takım futbolcularının 1982 Dünya Kupası süresince alkol ve kumar ile vakit geçirdiğini yazmıştı. 15 Ekim 1986’da İspanya ile 2-2 berabere kaldıkları hazırlık maçı Batı Almanya forması giydiği son maç oldu.

Aforoz

Schumacher kendi hayat hikâyesini kitaplaştırmış ancak 1987 yılında basılan bu eser onun Almanya’daki kariyerinin sonu olmuştur. Kitapta Schumacher diğer milli futbolcu arkadaşlarının kötü özelliklerinden bahsetmiş ve yaygın doping kullanım iddialarında bulunmuştur. Kitap yüzünden uzun süredir oynadığı 1. FC Köln ekibinden uzaklaştırılmış ve milli takımdan kesilmiştir.

Türkiye’deki Kariyer

1988-1991 yıllarında Fenerbahçe Spor Kulübü’nde oynamış, ilk sezonunda Fenerbahçe’nin 103 gollü şampiyonuğunda büyük pay sahibi olmuştur. 1989-90 sezonunda ise Hepatit-B virüsü nedeniyle aylarca takımdan uzak kalmak zorunda kalması sari-lacivertli takımın şampiyonluğuna malolmuştur. Futbolu 1991 yılında Fenerbahçe’nin Atletico Madrid (3-3) ve Bayern Münih (3-2) ile yaptığı jübile maçlarıyla bırakmıştır.


Bu haber, tony schumacher, schumacher kimdir, alman kaleci schumacher, tony schumacherin hayatı, schumacherin kariyeri, schumacher afaroz, Battiston olayı, dünya kupası schumacher, germany, ile ilgilidir.

FENERBAHÇE BAŞKANLARI

Gelmiş geçmiş tüm Fenerbahçe başkanları
ali koç, ali koç kimdir, ali şen, aziz yıldırım, aziz yıldırım kimdir, fenerbahçe başkanları, fenerbahçe başkanlık seçimi, gelmilş geçmiş fenerbahçe başkanları, 

ali koç, fenerbahçe başkanları, gelmilş geçmiş fenerbahçe başkanları, fenerbahçe başkanlık seçimi, ali şen, aziz yıldırım,


Ali Koç : 

Ali Yıldırım Koç, 2 Nisan 1967 tarihinde İstanbul'da doğmuştur. Annesi Çiğdem (Simavi) ve babası Rahmi Koç'un en küçük oğludur. Ömer Koç, Mustafa Koç adında abileri vardır. Londra'da Harrow School'dan mezun oldu. Rice Üniversitesi'nden diplomasını aldı. Harvard Üniversitesi'nde yüksek lisans yaptı. ABD'de çeşitli kuruluşlarda çalıştı ve Koç Holding A.Ş. yönetim kurulu üyesi kurumsal iletişim ve bilgi grubu başkanı oldu.

Koç, 2009 yılından bu yana Tüpraş Yönetim Kurulu Üyesi'dir. Fenerbahçe Spor Kulübü'nde İki dönem yöneticilik yaptı. Ali Koç, 21 Ekim 2005 tarihinde Nevbahar Demirağ ile evlendi. Sadberk Leyla Koç (d.2006) ve Kerim Rahmi Koç (d.2008) adında bir kızı bir oğlu vardır.

Ali Koç, Fenerbahçe'nin 38. Başkanı olmuştur. Şimdi kurulduğu tarihten itibaren gelmiş geçmiş tüm Fenerbahçe Başkanlarına sırasıyla bakalım.


Yazan: Ömer ÜST

Nurizade Ziya Songülen: Fenerbahçe Spor Kulübü’nün kurucularından olan Ziya Bey, 1907-1908 tarihleri arasında görev yapmış ve kulüp tarihinin ilk başkanı olarak sarı-lacivertli tarihe adını yazdırmıştır. Köklü bir Osmanlı ailesine mensup olan Ziya Bey yüksek tahsilini Avrupa’da gerçekleştirmiştir. Hem ailesi hem de kendisi Osmanlı’da önemli görevler üstlenmişlerdir. Nurizade lakabı babası Suat Bey’in dedesi Nuri Bey’den gelir. Başkanlığı döneminde “Papazın Çayırı” olarak bilinen stadı yani şimdiki adıyla Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nu 17 altın karşılığında satın almıştır. 1936 yılında beyin kanamasından vefat eden Ziya Bey, ilk kurucu ve ilk başkan olarak halen saygı ve sevgi ile anılmaktadır.

Ayetullah Bey: Fenerbahçe kurucularından olan Ayetullah Bey, 1908 yılında Ziya Bey’in istifası üzerine kulüp başkanı olmuştur. Kendisi Galatasaray Lisesi mezunu bir Fenerbahçeli ve ilk takımda kaleci ve savunma oyuncusu olarak görev almıştır. Bu dönemde kulüp sıkıntı içine düştüğünde 1909 yılında Üsküdar ve Pazaryolu kulüpleriyle birleşme görüşmeleri yapılmıştır. Bu kulüp yöneticilerinin Fenerbahçe adı üzerinde pazarlığa tutuşması üzerine restini çeker ve kulüp tarihine geçen bir konuşmaya imza atar ve şu sözleri söyler: "Fransa Kralı XIV. Louis 'L'état, c'est moi-Devlet ben'im" demişti. Ben de Fenerbahçe ben’im diyor ve bu pazarlığı kabul etmiyorum". Bunun üzerine ikinci yılında kapanma tehlikesi yaşayan kulübü bir anlamda kurtarmış olur. Ayetullah Bey 1919’da İspanyol nezlesinden dolayı 31 yaşında vefat etmiştir.

Tevfik Haccar Taşçı: 1909-1910 yılları arasında Fenerbahçe Kulübünde başkanlık görevini üstlenmiştir. Bu dönemde Penaltı Kralı olarak bilinen sol açık Topuz Hikmet tarafından çizilen Fenerbahçe Amblemi, Tevfik Haccar Taşçı tarafından İngiltere'de yaptırılmıştır. Tevfik Taşçı'nın Fenerbahçe tarihine bir diğer hizmeti ise tenis branşının yayılıp sevilmesidir.

Osman Fuat Efendi (Osmanoğlu): 1911-1912 yılları arasında Fenerbahçe Başkanlığı yapmıştır. Osmanlı Hanedanı’ndan V. Murat’ın torunudur.

Hamit Hüsnü Kayacan: Galatasaray Spor Kulübü' nün kurucularından ve ilk yöneticilerinden olan Hamit Hüsnü Kayacan Fenerbahçe'ye 1912 yılında idareci olarak geçti ve Fenerbahçe Spor Kulübü başkanlığını Osman Fuat Efendi'den devraldı. Bu görevi 2 yıl sürdüren Kayacan, 1914'de görevi Hulusi Salih Paşa'ya bırakmıştır. Fenerbahçe'ye geçtikten sonra 1 Eylül 1913'te Galatasaray kurucuları listesinden çıkarılmıştır. Hamit Hüsnü Kayacan ayrıca Türkiye'nin ilk futbolcusu kabul edilen Galatasaray Spor Kulübü' nün 29 sicil numaralı üyesi Fuat Hüsnü Kayacan'ın abisidir. 1952 yılında ehliyetsiz bir taksi şoförünün çarpması sonucu hayatını kaybetmiştir.

Karzeg Salih Hulusi Paşa: 1914-1915 yılları arasında Fenerbahçe Kulübünde başkanlık görevini üstlenmiştir. VI. Mehmet Vahdettin saltanatında ve İstanbul'un işgal altında bulunduğu dönemde 8 Mart 1920 - 5 Nisan 1920 tarihleri arasında yirmi sekiz gün sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır.

Mehmet Sabri Toprak: 1915-1916 yılları arasında Fenerbahçe Spor Kulübü başkanlığı yapmıştır. IV. ve V. Dönem Manisa Milletvekilliği ile TBMM Başkanvekili ve Tarım Bakanlığı yapmıştır.

Dr. Nazım Bey: İttihat Terakki Cemiyeti’nin önde gelenlerinden. Son Talât Paşa hükümetinin maarif nazırı. 1916-1918, Fenerbahçe Kulübü Başkanı. Fenerbahçe tarihindeki rolünden çok ülke siyaseti konusunda birçok görev ve eylemde bulunmuştur.

İbn-ür Refik Ahmet Nuri Sekizinci: 1918-1919 yılları arasında Fenerbahçe Spor Kulübü başkanlığı yapmış tiyatro oyuncusu, oyun yazarı ve spor adamıdır. Galatasaray Lisesi’nden mezun olmuştur. Birçok devlet görevinde de bulunmuş olan Sekizinci, onlarca esere de imza atmıştır.

Ömer Faruk Efendi: 1919-1924 yılları arasında Fenerbahçe başkanlığı yapan Ömer Faruk Efendi, son Osmanlı halifesi 2. Abdülmecit’in oğlu, son Osmanlı padişahı Sultan Vahdettin’in damadıdır. 4 Mart 1924 yılında TBMM’nin kabul ettiği hilafetin kaldırılması ve Osmanlı Hanedanı’nın sınır dışı edilmesi kanunuyla sürgüne gönderildi ve Fenerbahçe başkanlığından da ayrılmak zorunda kaldı.

Nasuhi Baydar: Fenerbahçe Spor Kulübü kurucularındandır. 1924-1925 yılları arasında başkanlık yapmıştır. Fenerbahçe’nin o dönem önemli oyuncularından olan Alaattin Baydar’ın ağabeyidir.

Ali Naci Karacan: 1926-1927 yıllarında Fenerbahçe başkanlığı yapmış olan dönemin işadamlarındandır. Birçok gazete çıkartmıştır. Bunlar arasında en önemlisi 1950’de kurduğu Milliyet gazetesidir.

Muvaffak Menemencioğlu: 1928-1932 yılları arasında Fenerbahçe başkanlığı yapmıştır. Fenerbahçe'de genel sekreterlik ve başkanlığının yanı sıra Türkiye'nin ilk bisikletçilerinden olup bisiklet federasyonu başkanlığı görevinde de bulunmuştur. Bunun yanı sıra 1926 - 1927 ve 1927 - 1931 yılları arasında futbol federasyonu başkanlığı yapmıştır.

Sait Selahattin Cihanoğlu: 1932-1933 yıllarında Fenerbahçe başkanlığı yapmış avcı ve spor adamı. Fenerbahçe’ye ilk yabancı antrenörünü getirmiştir. Genç, A ve B takımlarıyla namağlup şampiyonluk yaşamıştır. Aslan avlayan ilk Türk'tür. Ayrıca profesyonel bir safariye katılan ilk Türk'tür. Avladığı 22 aslanı İngiltere'de doldurtup Fenerbahçe kulübüne hediye etmiştir. Ancak müzede çıkan bir yangında hepsi kül olmuştur.

Hayri Celal Atamer: Sait Selahattin Cihanoğlu’ndan sonraki, Şükrü Saraçoğlu'ndan önceki Fenerbahçe Spor Kulübü başkanıdır. 1933–1934 yılları arasında bu görevde bulunmuştur.

Şükrü Saracoğlu: 1934-1950 yılları arasında tam 17 yıl Fenerbahçe Spor Kulübü başkanlığı görevinde bulunmuş, stada adı verilmiş, sarı-lacivertli camianın efsane başkanıdır. Halen bu görevi en uzun süre üstlenmiş isimdir. Sadece Fenerbahçe için değil Türk siyasi tarihinde önemli isimlerinden biridir Saracoğlu. Milletvekilliği, bakanlık, TBMM başkanlığı ve başbakanlık görevlerinde bulunmuştur. “Varlık Vergisi” uygulamasına öncülük etmiştir. 1932 yılında Paris’te Osmanlı borçlarının ödeme koşullarıyla ilgili görüşmeleri Türkiye adına yürütmüş ve 1933’te yaptığı başarılı antlaşmayla Türkiye Cumhuriyeti maliyesi rahat bir nefes almıştır. İsmet İnönü ile birlikte Türkiye’nin 2. Dünya Savaşı’na girmemesinde büyük rol oynamıştır. Fenerbahçe, Saracoğlu başkanlığında sayısız kupayı müzesine götürmüştür.

Ali Muhiddin Hacıbekir: 1950-1951 yılları arasında Fenerbahçe başkanlığı yapmıştır. Bu dönemde futbolcuları mali yönden desteklemeye önem vermiştir.

Osman Kavrakoğlu: 1915 Rize doğumlu siyasetçi ve spor adamı. 1951-1953 yılları arasında Fenerbahçe başkanlığı yapmıştır. Sadece futbol değil basketbol, voleybol, masa tenisi, kürek, boks, güreş gibi amatör dallara ağırlık verdi. Futbolda İstanbul Ligi şampiyonluğunun dışında amatör dallarda da birçok başarı sağlandı.

Bedii Yazıcı: Robert Koleji'nde voleybol ve basketbol oynarken kaleci olmaya karar verdi. Fenerbahçe'ye transfer olup 1934 - 1936 yılları arasında 37 maçta Fenerbahçe'nin kalesini korudu. Türkiye'de uzun plonjonlar yapan ilk kaleci oldu. Geçirdiği bir ameliyat sonrasında futbola veda etti. Futbolda jübile yaptıktan sonra eğitimi için ABD'ye gitti. Burada sigortacılık üzerine çalıştı ve çeşitli şirketlerde genel müdürlük yaptı. 1953 - 1954 yılları arasında Fenerbahçe başkanlığı yaptı.

Zeki Rıza Sporel: Fenerbahçe ve Türkiye Milli Takımı’nın efsane golcülerinden olan Sporel 1955-1957 yılları arasında da Fenerbahçe Kulübü’nün başkanlığını yapmıştır. 19 yıl sarı-lacivertli formaya giyen Sporel 352 maçta 470 gol atma başarısı göstermişti. 26 Ekim 1923 yılında oynadığımız ilk milli maç olan ve 2-2 biten Romanya maçında iki golü atan isimdir. Futbolculuk kariyerinde Galatasaray’a 27 gol atmıştır ve bu rekor Fenerbahçe tarihindeki yerini korumaya devam etmektedir.

Agâh Erozan: 1958-1959 yılları arasında Fenerbahçe başkanlığı yapmıştır. 1959 Sezonundaki Ignace Molnar yönetimindeki Fenerbahçe Profesyonel Lig'de şampiyon olan ilk takım olmuştur. 1959-60 Sezonuna ise Mehmet Reşat Nayır yönetiminde giren Fenerbahçe'nin başına daha sonra Laszlo Szekelly gelmiştir. Lig bitmeden başkanlık seçimleri tekrarlanmış ve başkanlığa Medeni Berk seçilmiştir. Fenerbahçe o sezon ligi 4. tamamlamıştır.

Medeni Berk: 1960 yılında Fenerbahçe başkanlığı yapmıştır. Sezon ortasında Agâh Erozon’un yerine gelen Medeni Berk sezon sonunda bu görevinden ayrılmıştır. Tük siyasetinde de önemli görevlerde bulunmuştur.

Hasan Kamil Sporel: 1960-1961 yılları arasında Fenerbahçe başkanlığı yapmıştır. Efsane golcü Zeki Rıza Sporel’in ağabeyidir. 1923 yılında Romanya’ya karşı oynadığımız maçın takım kaptanlığını yapmıştır. Galatasaray’a gol atan ilk Fenerbahçeli futbolcudur. 1914'da öğrenim için gittiği ABD'de, üniversitenin takımında, geçilmez bir savunma oyuncusu olduğu için kendisine "Dardanelle" (Çanakkale) lakabı verildi. Sporel'e Türkiye'de ise "dalgakıran" lakabı verilmiştir. Başkanlığı döneminde Fenerbahçe ligde ikinci şampiyonluğunu kazanmıştır

Razi Trak: 1961-1962 ve 1980-1981 yıllarında Fenerbahçe başkanlığı yapmıştır. Razi Trak 1961-62 ve 1980-81 yıllarında Fenerbahçe'de başkanlık yapmıştır. 1961-62 sezonundaki Laszlo Szekelly yönetimindeki takım 2, 1980-81 sezonundaki sırasıyla Alman Friedel Rausch ve Envir Kâtip yönetimindeki takım 10. olmuştur.

İsmet Uluğ: Eski futbolcu ve boksör olan Uluğ 1962-1966 yılları arasında Fenerbahçe başkanlığı yapmıştır. Onun döneminde Fenerbahçe 1962-63 sezonunda 3. , 1963-64 ve 1964-65 sezonlarında şampiyon, 1965-66 sezonunda 4. oldu. Türkiye Kupası'nda 1963 ve 1965'te final oynayan takım, 1964'te Galatasaray'ı 3-1 yenerek Atatürk Kupası'nı kazandı. Avrupa Kupaları'nda ise 1963-64 sezonunda Kupa Galipleri Kupası'nda çeyrek finale yükselen takım, yarı finale çıkma fırsatını şanssız bir şekilde kaybetti. Onun döneminde Fenerbahçe 1962-63 sezonunda 3. , 1963-64 ve 1964-65 sezonlarında şampiyon, 1965-66 sezonunda 4. oldu. Türkiye Kupası'nda 1963 ve 1965'te final oynayan takım, 1964'te Galatasaray'ı 3-1 yenerek Atatürk Kupası'nı kazandı. Avrupa Kupaları'nda ise 1963-64 sezonunda Kupa Galipleri Kupası'nda çeyrek finale yükselen takım, yarı finale çıkma fırsatını şanssız bir şekilde kaybetti. Aynı dönemde Fenerbahçe'nin amatör sporları da büyük atılım yaptı. Basketbol, voleybol, atletizm, kros, boks, yelken, kürek, kule ve tramplen atlama, masatenisi ve grekoromen güreş dallarında İstanbul ve Türkiye şampiyonluklarına ulaştı. Özellikle 1965 yılında sekiz branşta kazanılan 19 takım şampiyonluğu Türkiye'deki bir spor kulübünün ulaştığı en büyük başarılardan biri oldu.

Faruk Ilgaz: 1966-1974, 1976-1980 ve 1983-1984 yıllarında üç kez Fenerbahçe Spor Kulübü’nün başkanlığını yapmış efsane isimlerdendir. Kulüp en fazla kupayı Faruk Ilgaz döneminde kazanmıştır. 5 lig şampiyonluğunun yanı sıra Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Türkiye Kupası ve TSYD Kupası olmak üzere de toplam 12 kupa kazanmıştır.

Emin Cankurtaran: 1974-1976 yıllarında başkanlık yapmıştır. Başkanlığı döneminde 1973-74 Sezonunda Didi yönetimindeki Fenerbahçe ligde şampiyon olmuştur. Ertesi yıl sırasıyla Necdet Niş ve Abdullah Gegic yönetimindeki Fenerbahçe ise ligi 4. sırada bitirmiştir.

Ali Şen: 1981-1983 ve 1994-1998 yılları arasında Fenerbahçe başkanlığı yapmıştır. Taraftarlar onun için “Ali Şen başkan, Fenerbahçe şampiyon” sloganını yazmıştır. Sadece Fenerbahçe değil Türk futbolunun en renkli isimlerinden biridir. Türkiye Ligi’ne birçok yıldızı Fenerbahçe forması altında getirmiştir. Başkanlığının ilk senesinde (1980-81 sezonunda) 1978'den beri şampiyon olamayan bir takım devralmış, o sezon da şampiyonluktan kopan takım son 3 maçını yitirerek 10. sıraya kadar gerilemiştir. Küme düşme potasındaki takımların hepsinin son 3 maçlarını kazanmalarıyla Fenerbahçe ligi biri küme düşen beş takımla aynı puanda bitirmiş ve rakip taraftarların "averajla kümede kaldı" yakıştırmalarına maruz kalmıştır. İddialı transferlerle 1981-82 sezonuna giren Fenerbahçe, Donanma Kupası, Westphalia Kupası ve Hürriyet Gazetesi Kupası şampiyonluklarına ulaşmış. 1982-83 sezonunda ise fırtına gibi eserek hem ligi hem de kupayı kazanmıştı. Ayrıca TSYD Kupası, Donanma Kupası ve Çalenç Kupası'nı da alarak 1967-68 sezonundaki "bir sezonda beş kupa" rekorunu egale etmiştir. Ali Şen 1983-84 sezonunda da takım liderken 10 Aralık 1983'te istifasını vererek görevini sonlandırmıştır. Ali Şen'in ikinci başkanlığı da Fenerbahçe'nin daha önce karşılaşmadığı sıkıntılı bir döneme denk gelmiştir. Üst üste en çok dört sezon şampiyonluk göremeyen kulüp, 1989'dan sonra ilk kez şampiyon olamadan beş sezonu geride bırakmıştı. Formda başladığı 1994-95 sezonunda da arka arkaya aldığı 3 yenilgi ve 2 beraberlikle şampiyonluk yarışına daha ilk yarıda havlu atmış, ayrıca UEFA Kupası'na da 1. turda Fransız temsilcisi Cannes'a 0-4 ve 1-5'lik yenilgilerle veda etmişti. Başkan Hasan Özaydın'ın istifasını müteakip, 18 Aralık 1994'te düzenlenen olağanüstü kongrede Ali Şen başkanlık yarışını kazanmıştır. O dönemde her başarısız sonuçtan sonra Fenerbahçe taraftarının attığı “Ali Şen başkan, Fenerbahçe şampiyon” sloganı Ali Şen'e müthiş bir kamuoyu desteği kazandırmış, bu sayede Şen daha önce iki kongrede seçilmesine engel olan grupların da kerhen desteğini alabilmiştir. 1995-96 sezonunda Fenerbahçe 1989'dan beri ilk şampiyonluğuna ulaşmış ve yine o sezondan beri ilk kez Türkiye Kupası'nda final oynamıştır. 1995-96 sezonunun sonunda ise kulübün efsane isimlerinden Aykut Kocaman ve Oğuz Çetin'in takımla ilişiğini kesmiştir. 1996-97 sezonunda ligi üçüncü sırada bitiren takım sadece şampiyon takımların katıldığı son Şampiyonlar Ligi'nde gruplara kalmış, 6 maçta 2 galibiyet ve 1 beraberlikle o zamana kadar bir Türk takımı için rekor olan 7 puanla grubu 3. bitirmiş ve son maçta çeyrek finale kalma şansını kaçırmıştı. 40 yıldır kendi sahasında (Old Trafford) yenilgi görmemiş Manchester United'ın 30 Ekim 1996'da Fenerbahçe tarafından 1-0 yenilgiye uğratılması ve bu unvanını yitirmesi de Türk futbol tarihinin en önemli maçlarından biri olarak tarihe geçmiştir. Ali Şen ve yönetimi o dönemde yabancı kısıtlaması (o dönemde 3+1 idi) ve hakem hataları nedeniyle sık sık Türkiye Futbol Federasyonu ile karşı karşıya gelmiştir. Ali Şen, grupların Fenerbahçe kongrelerindeki hegemonyasını kırmak için de kulübün tüzüğünün değiştirilmesi ve üye sayısının artırılması için büyük çabalar sarf etmiştir. Kulübün amatör branşları da Ali Şen döneminde başarıdan başarıya koşmuş, basketbol takımı Türkiye Ligi'nde final, Avrupa Koraç Kupası'nda çeyrek final oynamış, voleybol hariç diğer branşlar Türkiye şampiyonluğuna ulaşmış, ayrıca 1998'den itibaren Türkiye şampiyonluklarına ambargo koyacak yüzme takımı kurulmuştur. Ali Şen ve yönetim kurulu 15 Şubat 1998'de futbol takımı liderken olağan kongre ile yönetimi devretmiştir.

Fikret Arıcan: 1984-1986 yılları arasında Fenerbahçe başkanlığı görevini üstlenmiştir. Döneminde Fenerbahçe futbol takımı 1984-85 sezonu şampiyonluğunu, 1984 ve 1985 Cumhurbaşkanlığı Kupalarını, 1985 TSYD Kupası'nı ve 1984 ve 1985 Donanma Kupaları'nı kazandı. Avrupa Kupaları'nda 1985-86 sezonunda ASALA terörü nedeniyle Fransa ile ilişkilerin gergin olduğu dönemde bu ülkenin şampiyonu Bordeaux'yu eleyerek sükse yaptı.

Tahsin Kaya: 1986-1989 yılları arasında Fenerbahçe'ye başkanlık yapmıştır. Onun zamanında Fenerbahçe 1986-87 sezonunda 5. 1986-87 sezonunda 8. olmuştur. En dikkat çekicisi olan son sezonunda takım 103 gol atarak bir rekora imza atmış ve şampiyonluğa ulaşmıştır. Tahsin Kaya zamanında Branko Stankovic, Yılmaz Yücetürk, Birol Pekel, Pál Csernai ve Todor Veselinovic teknik direktörlük yapmıştır.

Metin Aşık: Metin Aşık 1989-93 yılları arasında Fenerbahçe'de başkanlık yapmıştır. Onun döneminde Fenerbahçe 1989-90 ve 1991-92 sezonlarında 2. 1990-91 ve 1992-93 sezonlarına 5. olmuş, 1990 yılında Beşiktaş'ı 3-2 yenerek Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı kazanmıştır. Tanju Çolak, Engin İpekoğlu, Semih Yuvakuran, Candido Gerson ve Dzoni Novak gibi yıldızları Fenerbahçe'ye transfer etti. Futbol takımı döneminde şampiyonluktan uzak kalırken, önemli galibiyetlere imza attı. Galatasaray'a karşı 3 sezonda 3 kez 5 gollü galibiyet, UEFA Kupası'nda iki kez ikinci tura yükselme, Harald Schumacher'in jübilesinde Bayern Münih'e 3-2'lik galibiyetler bunlardan en önemlileri. Bunun yanında Fenerbahçe’nin en ağır yenilgileri de Metin Aşık zamanında yaşandı. Kendi sahasında Aydınspor'a 6-1, Beşiktaş'a 5-1, Galatasaray, Beşiktaş ve Sarıyer'e 4-1, Avrupa Kupaları'nda Slovak Sigma Olomouc'a 7-1 gibi. Basketbol takımı ise 1990-91 sezonunda Deplasmanlı Lig tarihinde ilk kez şampiyonluğa ulaştı. Ayrıca 1990 ve 1991'de iki kez Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı kazandı.

Güven Sazak: 1993-94'te Fenerbahçe'de başkanlık görevini yürüttü. Fenerbahçe futbol takımı onun döneminde 1993-94 sezonunda bir puan farkla ikinci oldu, ayrıca 1993 yılında Trabzonspor'u uzatmada 1-0 yenerek Başbakanlık Kupası'nı kazandı. Sazak, 20 Nisan 1994'te başkanlık görevini sağlık sorunları nedeniyle bıraktı.

Hasan Özaydın: Özaydın, çok kısa bir süre 1994-95 Sezonunda Fenerbahçe başkanlığı yapmıştır. Yerine Ali Şen'in başkanlığa seçilmiştir.Özaydınlı ayrıca Çengelköyspor'un onursal başkanıydı

Aziz Yıldırım: 1998 yılından beri Fenerbahçe Spor Kulübü’nün başkanlığını yapan ve şimdiden kulüp tarihine adını altın harflerle yazdırmış efsane başkandır. Aziz Yıldırım döneminde kulüp büyük bir atılım yapıp çok güçlü bir ekonomik yapıya sahip olmuştur. Şükrü Saracoğlu Stadı’nı büyülterek Avrupa’nın en önemli statlarından biri haline getirmiştir. Tesisleşme adına büyük aşamalar kaydedilmiş, modern bir stat dışında aynı Avrupa standartlarında da tesislere Yıldırım zamanında sahip olunmuştur. Fenerbahçe’nin bir marka haline gelmesinde büyük bir paya sahip olan Yıldırım Fenerium, Fenerbahçe Televizyonu, gazetesi, radyosu ve dergisini kurmuştur. Aziz Yıldırım döneminde gerçekleşen bu ekonomik büyüme birçok yıldızın da Fenerbahçe forması giymesini sağladı. Nicolas Anelka, Stephan Appiah, Roberto Carlos, Milan Rapaic, P.V. Hooijdonk, Keneth Anderson, Ariel Ortega, Haim Revivo, Daniel Guiza ve Alex de Souza bu isimlerden sadece bazıları. Bu ekonomik güce oranla sportif başarının futbol ayağında istenen seviyeye tam olarak gelindiği söylemese de Fenerbahçe futbol takımı 4 kez şampiyon oldu. İki kez de şampiyonluğu son maçta kaybetti. 100. Yılda gelen şampiyonluksa bunlar arasında en önemli olanıydı. Yıldırım döneminde amatör branşlarda da birçok yıldız Türkiye’ye geldi. Sayısız şampiyonluk ve başarıya imza atıldı.



ali koç, fenerbahçe başkanları, gelmilş geçmiş fenerbahçe başkanları, fenerbahçe başkanlık seçimi, ali şen, aziz yıldırım, ali koç kimdir, azizi yıldırım kimdir

Kategori

Profesyonel Sporlar-Amatör Sporlar-Ekstrem Sporlar-Spor Tarihi-Sporcular-Futbol-Basketbol-Voleybol-Spor Tarihi-Spor Arşivi

Önemli Konular

%100 futbol- 1. lig- 12 dev adam- 2 lig- 3. lig- a milli ampute futbol milli takımı- a milli basketbol takımı- a milli futbol takımı- a milli kadın futbol takımı- a milli voleybol takımı- altyapı- amatör kulüpler- amatör sporlar- atıcılık tarihçesi - atletizm- basketbol- beşiktaş- bisiklet sporu- boks- buz hokeyi- buz pateni- dünya futbol yıldızları- dünya kupası- egzersiz çeşitleri- eksrim spor tarihi- engelli sporcular- fenerbahçe- futbol- galatasaray- gol krallığı- güreş- hakemler- hentbol tarihçesi- kadın futbolu- kadınlar voleybol- olimpiyat- premier lig- santraç- spor dalları- spor terimleri ve anlamları- spor ve sağlık- spor yazıları- su kayağı tarihçesi- su topu sporu- süper lig- şampiyonlar ligi- tenis- TFF- trabzonspor- uefa- voleybol- vücut geliştirme sporu nedir-