YÜZME TARİHÇESİ

YÜZME

Yüzme sporunun, vücut güzelliğine, yurt savunmasına, sportif temaslara ve kazalardan kurtulmadaki önemli faktörlerine bakarak çok eski çağlara kadar gittiğini görürüz. Eski çağlarda insanlar kendilerini vahşi hayvanlardan, su kazalarından koruma ve gıda temini için yüzmeden faydalanmışlar, ilkel bir şekilde yüzmüşlerdir. Hatta bir nehri geçmek için köprü kurma yerine yüzme yoluna gittikleri anlaşılmaktadır. Bazı bilim adamları yüzmenin tarihinin, “İnsanların doğuşu ile başladığını” söylerler. Çünkü insanlığın bir ihtiyacı ve yaradılışı yönünden düşünürlürse bu tezin doğruluğu kabul edilebilir.
ilk yüzme milli takımı, ilk yüzme yarışları, şampiyon yüzücüler, tarihte yüzme, yüzme sporu, yüzme tarihçesi, yüzmede şampiyonlar, 
         Yüzme sporunun, vücut güzelliğine, yurt savunmasına, sportif temaslara ve kazalardan kurtulmadaki önemli faktörlerine bakarak çok eski çağlara kadar gittiğini görürüz. Eski çağlarda insanlar kendilerini vahşi hayvanlardan, su kazalarından koruma ve gıda temini için yüzmeden faydalanmışlar, ilkel bir şekilde yüzmüşlerdir. Hatta bir nehri geçmek için köprü kurma yerine yüzme yoluna gittikleri anlaşılmaktadır. Bazı bilim adamları yüzmenin tarihinin, “İnsanların doğuşu ile başladığını” söylerler. Çünkü insanlığın bir ihtiyacı ve yaradılışı yönünden düşünürlürse bu tezin doğruluğu kabul edilebilir.

DÜNYADA İLK YÜZME HAREKETLERİ :

         Yapılan arkeolojik araştırmalar, yüzme ile ilgili ilk bilgileri milattan önce dokuz bin yıllarına kadar götürmektedir. En eski kalıntılar, Libya çölünde Son vadisindeki mağara duvarlarından kazılarak elde edilmiştir. Resimler incelenirse bugünkü kurbağalama stilinin aynısının yüzüldüğü gözden kaçmaz. Eski devirlere ait çok sayıda yüzme resimleri, yazılar ve hikayelere rastlarız. Pers, Atina ve Sparta uygarlıklarından kalma kabartma resimlerden küçük yaştaki çocuklara yüzme öğretilme yoluna gidildiği yapılan araştırma ve kazılar sonunda öğrenilmiştir.

         Yüzme sporunun, vücut güzelliğine, yurt savunmasına, sportif temaslara ve kazalardan kurtulmadaki önemli faktörlerine bakarak çok eski çağlara kadar gittiğini görürüz. Eski çağlarda insanlar kendilerini vahşi hayvanlardan, su kazalarından koruma ve gıda temini için yüzmeden faydalanmışlar, ilkel bir şekilde yüzmüşlerdir. Hatta bir nehri geçmek için köprü kurma yerine yüzme yoluna gittikleri anlaşılmaktadır. Bazı bilim adamları yüzmenin tarihinin, “İnsanların doğuşu ile başladığını” söylerler. Çünkü insanlığın bir ihtiyacı ve yaradılışı yönünden düşünürlürse bu tezin doğruluğu kabul edilebilir.

DÜNYADA İLK YÜZME HAREKETLERİ :

         Yapılan arkeolojik araştırmalar, yüzme ile ilgili ilk bilgileri milattan önce dokuz bin yıllarına kadar götürmektedir. En eski kalıntılar, Libya çölünde Son vadisindeki mağara duvarlarından kazılarak elde edilmiştir. Resimler incelenirse bugünkü kurbağalama stilinin aynısının yüzüldüğü gözden kaçmaz. Eski devirlere ait çok sayıda yüzme resimleri, yazılar ve hikayelere rastlarız. Pers, Atina ve Sparta uygarlıklarından kalma kabartma resimlerden küçük yaştaki çocuklara yüzme öğretilme yoluna gidildiği yapılan araştırma ve kazılar sonunda öğrenilmiştir.

YÜZMENİN ASKERİ ALANDAKİ YERİ:

         Eski çağlarda yüzme öğrenmenin askeri alanda çok önemli bir yeri vardır. Yunanlılar küçük yaştaki çocuklara yüzme öğretilmesini aile reislerine zorunlu kılmışlardır. Büyüyen çocuklar hem sağlıklı oluyorlar hem de askere alınınca orduya büyük fayda sağlıyorlardı.

         Yine Yunan tarihinden anladığımıza göre halk arasında yüzme bilmeyen bir kişinin zavallılığını belirtmek için kullanılan deyimler içinde en göze batanı “O hem okumayı, hem yüzmeyi bilmez” sözleridir.

         Romalılar da yüzme sporuna oldukça önem vermişlerdir. Daha çok su altından düşman gemilerini batırmak gibi harp ustalıklarını iyi bilirlerdi. Eski devirlerde yüzme bilmenin insan yaşantısı üzerinde önemli bir yeri vardı. O zamanlarda teknolojinin çok geri olduğunu göz önüne alırsak, göl veya nehirleri yüzerek geçmenin en kolay iş olduğu ortadadır.

Osmanlılar da sınırlarının denize ulaşması ile büyük bir su kültürüne sahip olmuşlardır. Türk donanmalarının Akdeniz’i Türk gölü haline getirdiği ve Türk bayrağının Hint denizinde dahi dalgalandığı bu dönemde, Türkler denizi her yönü ile tanımışlar ve en iyi biçimde yararlanmışlardır.

Osmanlıların deniz sporları ile ilgili kaynakların bulunduğu bölgeler, İstanbul’daki Veliefendi çayırının bulunduğu sahil, Yalı Köşkü, Beylerbeyi, Kuleli, Göksu, Fenerbahçe Burnu ve Kalamış Koyu, deniz sporları denilebilecek hareketlerin yapıldığı yerlerdir.

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nden Kağıthane şenliklerinde yüzme yarışlarının yapıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca Osmanlı Donanması’ndaki leventlerin de çok iyi yüzme bildikleri eldeki kaynaklardan tespit edilmiştir. Fakat bunların ne çeşit bir yüzme stili olduğuna dair bir bilgi bulunamamıştır.

MODERN YÜZMEYE GEÇİŞ :

         Modern anlamdaki ilk yüzme hareketleri 1837’de Londra’da açılan havuzlarda başlamıştır. 1844 yılında Kuzey Amerika’dan İngiltere’ye getirilen bir grup Kızılderili, Londra’daki bütün yarışlarda rakiplerini geride bırakmışlardır. Fakat bu Kızılderililerin yüzme stilleri gayet basit ve garipti. 1860 yılında Güney Amerika’ya giden Arthur Trudgeon adındaki bir İngiliz, orada öğrendiği kulaç atmayı ülkesine dönüşte Avrupalı yüzücülere öğretmiştir. O zamana kadar Avrupa’daki yüzücüler suyun altında kolları ile makas yaparak yüzmekteydiler.

          Bu stiller;

1.    La coupe,

2.    La marinier,

3.    Over arm side stroke,

4.    Trudgeon,

5.    Sırtüstü kurbağalamadır.

1.  La Coupe: Çok eski, kurbağalamadan önce olduğu sanılan bir yüzme tarzıdır. Çünkü eski çağ yüzücüleri hep bu tarz temsil edilmişlerdir. Bugün kullanılmayan La Coupe’ta kollar kulaç yüzmedekine benzer düşey bir hareket yaparken, bacaklar kurbağalamada olduğu gibi açık çalışırdı.

2.  La Marinier: Kurbağalamanın yan yüzülen şekli olarak da tarif edilebilir. Ayak çalışması aynıdır. Yalnız üst kol vücut boyunca çekilerek kullanılırdı. Alt kol suyu yarmak için ileri uzatılırdı. Bu tarz da artık kullanılmayan bir yüzme şeklidir.

3.  Over Arm Side Stroke: Yüzücü yan yatar ve bacaklar koşacak gibi açılmıştır. Bacağın üst kısmı gergin bir şekilde öne bakarken alt kısmı diz kıvrılarak geri uzatılmıştır. Alt kol beden boyunca, üst kol kalça boyunca uzanır. İlk zamanlarda, bacaklar hızla birbirine yaklaştırılarak makas yapılırdı. Sonra yüzücü alt kolu düşey olarak suya daldırıp, üst kolu ile havada daireler çizerek ilerler, daireyi tamamlayan üst kol da suya dalar, ama Marinier’de olduğu gibi suyu beden boyunca çeker, bu sırada alt kol suyu yarmak için ileri uzatılır ve ilk şeklini alırdı. Bu esnada nefes alınır ve bacaklarla makas yapılırdı.

4.  Trudgeon: Over Arm’ın geliştirilmiş şeklidir. Yüzücü harekete Over Arm ile aynı şekilde, bacaklarıyla makas yaparak başlar, sonra alt kolu çalıştırırdı. Bu sırada öbür kol suya dalacak duruma gelir, ama hemen yüzücü bu kolunu da derinliğine çalıştırabilecek ve öbür kolunu da sudan çıkararak başlangıçtaki durumuna getirebilecek şekilde yüzüstü dönerdi. Bu son zamanda makas yapmaya hazırlanan bacaklar hareketin sonunda açık durumda olmalıydı. Trudgeon’un başlıca güçlüğü de buydu. Nefes, üst kol sudan çıkarken alınırdı.

5.  Sırtüstü Kurbağalama: Kurbağalamadan çok az farklılıklar gösterir. Yüzücü, bacaklarını çekip nefes alırken, kollarını dikey olarak başının üzerine kaldırır, sonra bacaklarını  kurbağalamada olduğu gibi açık olarak uzatırken, iki kolunu da suya daldırır, ardından kollar bedenin iki yanında yatay olarak kürek gibi çalıştırılarak beden boyunca uzatılır ve ayaklar birleştirilirdi. Bu tarz, daha sonra yerini sırtüstü kulaca bırakmıştır.      

Bugün bütün dünyada kadın ve erkek yüzücülerin tatbik ettikleri “Krawl” stil Avustralya’dan dünyaya yayılmıştır. Serbest stil sürünen tarzda bir yüzme şeklidir. İlkel yüzmenin binlerce yıl sonra gelişmesi ile doğmuştur. Bugün yeni değişiklikler yapılarak son şeklini almış ve en hızlı yüzme stili olmuştur. Serbest yüzmeye gelinceye kadar kurbağalama (köpekleme) tabir edilen stile, oradan yan yüzmeye ve nihayet kulaçlama yüzmeye doğru gelişmeler olmuştur. Sonunda “Krawl” stil bulunmuş ve halk arasında en tutulan yüzme biçimi olmuştur.

         Bu stil, 20. yüzyılın hemen başlarında duyulmuş ve hızla yayılmıştır. Serbest stil yüzmeyi ilk olarak Avustralya’lı “Dick Cavill” geliştirmiş ve dünyaya tanıtmaya çalışmıştır. “Cavill’’ kendi adını verdiği Cavill Krawl’ını göstermeye başlamıştır. Onun yüzme biçimi genel olarak bir kol hamlesine karşılık aksi ayağın vurulmasıyla yapılıyordu. Ayrıca kolların bugünkünden daha kısa atılmasını söylemiştir. Krawl stil, Amerikalılar tarafından geliştirilerek düzeltilmiş ve bugünkü haliyle uygulanmaya başlanmıştır.

Ülkemizde Cumhuriyet’ten hemen sonra ilk yetişen büyük yüzücülerimiz arasında Nejat Abut, Hikmet Melih, Suat Erler’i sivrilmiş yüzücülerimiz arasında görürüz. 1923-1929 yılları arasında kulaçlama stilin en ünlü tatbikçileri arasında Beylerbeyi Salim ve Cemal beyler, Naili Moran, Suat Erler, Şeref ve Lütfü beyler ünlü sporcularımızdır.

1929-1930 yıllarında Over Arms stili Türkiye’de uygulanmaya başlamış ve sporcularımıza tamamen hakim olmuştur. Bu türün en iyi uygulayıcıları arasında Talat Yüzmen, Şeref Bey, Samatya’lı Necati Erk, Sarı Cemil ile Methi Ağaoğlu’nu örnek olarak gösterebiliriz.

1930-1932 yılları arasında duyulmaya başlanan ‘’Krawl’’ stil, bir anda yaygın bir biçimde uygulanmaya başlamıştır. Fakat biçim olarak bakıldığında Krawl olan bu yüzüş stili, kol ve bacak hareketlerini tatbik ederken fiziki dengelendirmenin eksik olması nedeniyle suda iyi kayamama ve dolayısıyla yavaş tempoda yüzmeye yol açmaktaydı.

         1931’de Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’nın Denizcilik Heyeti Yüzme Komisyonu Başkanı Ekrem Rüştü Akömer’in himayesinde 17 Temmuz 1931 yılında Türkiye’nin ilk yüzme havuzu açıldı. Büyükdere’de faaliyete geçen havuz 50 m. boyunda nizami ölçülerdeydi. Havuza ‘’Şirketi Hayriye Havuzu’’ adı verilmiştir. Bu havuzun açılmasıyla ‘’kulaç yüzme’’, yerini ‘’Krawl yüzme’’ stiline bırakmıştır.

TÜRKİYE’DE MODERN YÜZMENİN YERLEŞMESİ :

1932-1933 yıllarında Türkiye’de yüzme sporuna önem verilmiştir. İlk iş olarak Almanlar’ın meşhur antrenörleri Teketof, İstanbul’da modern yüzmeyi öğretip yerleştirmekle görevlendirilmiştir.

Bu modern ve sistemli çalışmalar sonucunda Orhan Saka, Halil Dalhan, Methi Ağaoğlu birçok rekorlar kırmışlardır. Örneğin, Halil Dalhan 200 m. serbesti 2:48, Orhan Saka 100 m. serbesti 1:10.2 ve 100 m. sırtüstünü 1:32 ile yenileyerek eski rekorlara oranla açık farklı rekorlar kırmışlardır. Türk rekorlarının peş peşe kırılmasının en büyük nedeni, yüzmenin kulüplerimize kadar girmiş olmasıdır. Galatasaray’ın yanında, Fenerbahçe, Beykoz ve Beylerbeyi kulüpleri büyük çaba harcayan kulüplerimizdi. Ayrıca Vefa, Hilal, Ortaköy, Güneş ve Karamürsel takımları da varlık gösterebilen sporcular yetiştirmiştir.

İlk Milli Temaslar :

1934 yılında Rusya ile ilk defa milli müsabaka yapılmış ve yüzücülerimiz Rusya’da yarışmışlardır. İlk milli olma şerefinin sahipleri arasında iki bayan yüzücümüz de vardır. Rusya’ya giden ilk Milli Takım elemanlarımız şunlardır:

Naili Moran (GS), Suat Erler (GS), Orhan Saka (GS), Methi Ağaoğlu (GS), Alpaslan (İzmir KSK), Adnan Bey (Beykoz), İhsan Keskin (Karamürsel), Safvan Serim (Beykoz), Leyla Asım Turgut (FB), Cavidan Erbelger (İYİK).

Kiev’de yapılan yarışlarda, 200 m. serbestte Halil Dalhan, 200 m. kurbağalamada Alpaslan Türkiye’nin ilk milli müsabakasında bütün rakiplerini geride bırakarak şampiyon olmuşlardır. Bu arada Safvan, Orhan ve Halil’den kurulu bayrak ekibimizin Rus takımını geçtiklerini hatırlatmak gerekir.

1934 – 1936 yıllarında Safvan Serim, Orhan Saka, Halil Dalhan, Beykoz’lu Agah ile Rauf Ardahan yeni rekorlar kırdılar.

1937 – 1939 yılları arasında İstanbul dışında İzmir’li, Karamürsel’li ve İzmit’li sporcular yetişmiştir. Artık yüzme sporu Türkiye’de tamamen yerleşmiş, hatta Avrupa ile yarışacak düzeye ulaşmıştır. Bu yıllar içinde Beykoz’lu Metin, Kocaeli’nden İsmail ve yüzme sporuna büyük emekleri geçen Mahmut Dalhan rekorlar kırarak göze çarptılar. Yüzücülerimiz 1937 başlarında Macar antrenör Alexandr Ferensfi yönetiminde çalıştılar. Aynı yıl Macarlarla ülkemizde ilk milli temas yapılmıştır.

1940 – 1945 yılları arasında 200 m. ve 150 m. serbest yüzmede Türkiye rekorlarını kıran İbrahim Sulu en başarılı sporcumuzdur. Ayrıca Adana bölgesinde Mecit ve Muharrem Gülergin kardeşler, Mehmet ve Refik Ekerbiçer kardeşler ile Selahattin Türkmen ve Yusuf Öcal gibi değerler ortaya çıktı. 1940’dan sonra ilk devrin yüzücülerinden Orhan Saka, hakemlik kursları açmış, yüzme deyimlerini Türkçeleştirerek büyük faydalar sağlamıştır. Yine rekortmenlerimizden olan Halil Dalhan, antrenörlüğünde başarılı sporcular yetiştirmiştir.

1943 yılında İstanbul’da Lido havuzu yapılarak Suat Erler ve Abbas Sakarya ile birlikte 20 kadar Galatasaray’lı yüzücü buraya geçtiler ve bir süre sonra “Lido Yüzme İhtisas Kulübü” kuruldu.

1945 – 1950 devresinde 2. Dünya Savaşı’nın etkisiyle bir duraklama dönemi geçirildi. Savaştan sonra Aydın Ülker, Yaşar Dalbaşar, Yüksel Alpböke, Hatice Bağana – Gürel Tüzünel ve Suna San gibi rekortmen yüzücüler yanında Nejat Nakkaş, Musa Gerday, Tefvik ve Haşim Tankul kardeşler, Lazo Tavukçuoğlu, Kamil, Erden Sanvar, İlhan Özalp, Can Yurdunuseven gibi yüzücülerimizin büyük emeklerinin geçtiğini unutmamak gerekir.

         Aynı devirlerde Karamürsel’den yetişen yüzücülerin, bu spora hizmetleri olmuştur. Karamürsel takımından ilk akla gelenler İsmail Hamamcı, Süheyl Kurttepe, Eşfak Baytın ve sonraları Galatasaray’a geçen Vedat Atalık’tır.

2.Dünya Savaşı’nda deniz üzerindeki çarpışmalar, çıkartmalar, hava indirmeleri sırasında birçok ölüm olayları meydana geldi. Savaştan ders alan insanlar, yüzmenin önemini kavrayarak bu spora karşı sempati duymaya başladılar. Bunun sonucunda çok iyi derecelerle rekorlar kırılmaya başlandı.

         1950 – 1955 döneminde dereceleri ile Avrupa klasmanına girebilen bir büyük yüzücü ortaya çıktı. Adı Engin Ünal’dı. Tam 20 yıl Galatasaray formasıyla yüzerek rekorlar kırdı. Yılmaz Özüak, bir başka sayısız rekor sahibi rekortmen yıldızımız oldu.

         Aynı devrelerde Adana bölgesinden iki rekortmen, Şükrü Ağacalıoğlu ve Ahmet Güçlüoğlu sırtüstü stilinde rekorlar kırmışlar, yurt dışında ülkemizi temsil etmişlerdi. Pisinlerin dört ünlü adı Haldun İşmen, Nejat Nakkaş, Lazo Tavukçuoğlu ve İbrahim Sulu 200 metre karışık serbest bayrak yarışlarında Türkiye rekorunu kırdılar.

 Aynı yıllarda Ayşegül Çilli, Gülderen Grin gibi rekortmen bayan yüzücüler yetiştiler. Olcay Aybars, Engin Kepenek de öteki başarılı sporcular arasındaydılar. Üstün bir kabiliyet olarak bildiğimiz Engin Ünal, yine rekorlar dizisine devam etti. Yüzme Sporu 1960’dan sonra bütün yurda yayıldı. Bayan sporcularımızdan Sevgi Duru, Gülsen Koşkun, Canan Ateş, Seza Artunkal, önde gidenlerdendi.

         1955 – 1965 yılları arasında Gülergin kardeşlerin desteğiyle Muharrem Gülergin ve Mecit Gülergin, Adana bölgemiz yüzme sporunda yurt içi ve yurt dışı temaslarında 20 seneye yakın su topu ve yüzmede ülkemizde başarılı sporcular yetiştirmiştir. Bu rekortmen yüzücüler Ünsal Fikirci, Mustafa Acet ve Erdal Acet kardeşler, Fahri Gez, Behçet Kurtiç ve Ayhan Karataş’tır. Erdal Acet maratonda Manş dünya rekortmeni, Ayhan Karataş 100 metreyi Türkiye’de ilk defa bir dakikanın altında yüzen yüzücü, Mustafa Acet ise Mahmut Dalhan’a ait olan 20 senelik 100 m. Türkiye rekorunu egale eden yüzücüdür. Daha sonra 1965-1970 yılları arasında Adana bölgemiz yine rekortmen yüzücüler yetiştirmeye başlamıştır. Bunlardan Faruk Morkal ve Ahmet Bozdoğan birçok uluslararası müsabakalarda Türkiye rekorları kırmışlar ve birinci olmuşlardır. Adana bölgemizin rekortmen yüzücüleri Faruk Morkal, Ahmet Bozdoğan, Ayhan Karataş, Yılmaz Boztay, Mehmet Dilmaç, Ahmet Gökbüket, Tuncay Şenyüz, Cevdet Canbolat, Çetin Canbolat’dır.

Son devrin en ünlü rekortmenlerinin başında Faruk Morkal, Ahmet Bozdoğan, Feridun Aybars ve Ümit Oğuzoğlu dörtlüsü gelir. Bayan yüzücülerden Roksan Okan, Nilgün Sökmen, Ayşegül Onar, Sema Atakol, Nilüfer Korkut, Çiğdem Suluçikoğlu, Lale Kohen, Nilgün Börekçi, Sevda Ün, Gülsen Koşkun en önde gelen adlardır. Ünsal Fikirci, Ayhan Karataş ve Behçet Kurtiç gibi eski yüzücülerimiz rekorlar kırmaya devam ettiler.

 1970-1975 dönemi ve halen spor yapanlar gurubunu, güncelliği nedeniyle magazine kaçmamak için daha sonraki yazılarımıza bırakıyoruz. Sporumuzun kısa analizini yaparak konuyu bitirelim.

         Yüzme sporunun eğitim yoluyla küçük yaşta yapılması sağlanmıştır. Kurulan gençler (juniors) ve minikler kendi kategorilerine göre rekorlar kırmaya başlamışlardır. Gerek kulüpler gerekse yüzme federasyonu küçük yaşta spora başlayan çocukları, olanakları ölçüsünde teşvik etmektedirler. Kulüplerde yüzme okulları açılmış, kış çalışmaları için havuz suları ısıtılmış, hatta birçok kışlık havuz yapılmıştır.

Milli karşılaşmalar çoğaltılarak gelecek için tecrübe kazanan sporcularımız, önümüzdeki yıllarda uluslararası alanda layık oldukları yeri alacaklardır.


YÜZME TARİHİ BOYUNCA TÜRKİYE ve DÜNYA TARİHİNDE 
İZ BIRAKAN SPORCULAR :

ACET Erdal

(Adana 1944- ) Yüzmeye 14 yaşında Adana’da başladı. 1962-1973 yılları arasında milli formayı sürekli olarak giydi. İstanbul Uluslararası Yüzme Maratonu’nda en fazla birincilik alan yüzücümüz oldu (4 kez). Manş Denizi’ni yüzerek geçti.

ATEŞ Canan

(İstanbul 1954- ) Uzun mesafede ülkemizin ilk bayan yüzücüsüdür. İstanbul ve Varna maratonlarına katıldı, uluslararası alanda başarı kazandı. Varna’da 25 kilometrelik yarışta ikinci oldu. 100 metre sırtüstü ve 400 metre karışıkta Türkiye rekorları kırdı.

ATTAROĞLU Gökhan

(İstanbul 1965- ) Galatasaray’da yüzdü. Balkan şampiyonalarında 2 üçüncülük, 1 birincilik kazandı. Lüksemburg uluslararası yaş grupları müsabakalarında 5 yılda 14 madalya kazandı. 2 kez Balkan gençler ikincisi 1 kez de üçüncüsü oldu. Milli formayı 45 kez giydi. Sutopu milli takımında yer aldı.

AYDIN Ersin

(Adana 1940- ) Yüzmeye Adana’da başladı. Uzun mesafede ilk başarısını Çanakkale Maratonu’nda sağladı. 1974’te Arjantinli Antonio’ya ait dünya suda kalma rekorunu 43 saat 20 dakika ile yeniledi. Anamur’dan Kıbrıs’a yüzerek çıktı, Manş Denizi’ni geçti.

BABASHOFF Shirley

(1957- ) Amerikalı bayan yüzücü, 200 ve 400 metrelerde dünya rekorları kırdı. 1972 Münih Olimpiyatları’nda 4×100 metre serbest bayrakta altın, 100 ve 200 metre serbestte gümüş madalya kazandı. 1976 Montreal Olimpiyatları’nda 4×100 metre bayrakta altın, 100, 200 ve 800 metre serbestte gümüş madalyaların sahibi oldu. 1973 Dünya Şampiyonası’nda 4 gümüş, 1975 Dünya Şampiyonası’nda 2 altın, 3 gümüş madalya kazandı.

BIONDI Mail

(1965- ) 1988 Seul Olimpiyatları’nın yüzmede en çok madalya toplayan sporcusudur. 50 metre serbest, 100 metre serbest, 4×100 metre serbest bayrak, 4×100 metre karışık bayrak, 4×200 metre serbest bayrakta altın, 100 metre kelebekte gümüş ve 200 metre serbestte bronz madalya kazandı. 1984 Los Angeles Olimpiyatları’nda 4×100 metre serbestte altın madalya kazanan Amerikan bayrak takımında yüzdü. 1986 Dünya Şampiyonası’nda 1 altın, 1 gümüş madalya kazandı.

BOZDOĞAN Ahmet

(Adana 1953- ) 75’e yakın Türkiye rekoruna sahip olan Bozdoğan, Akdeniz Oyunları, Dünya Şampiyonası ve Balkan Şampiyonalarında 12 yıl süreyle ülkemizi başarıyla temsil etti. İki ay gibi kısa bir sürede 36 Türkiye rekoru kırmasıyla Türk spor tarihine geçti. Birçok uluslararası müsabakada birincilik elde etti. Daha sonra Galatasaray’a transfer oldu. Galatasaray’da yüzme hayatına devam edip sporu orada bıraktı.

BÜYÜKUNCU Derya

İstanbul 1976- Galatasaray’da yüzdü. Yaş gruplarında Balkan şampiyonu oldu (100 metre serbest). Aynı şampiyonada 200 metre karışıkta da birincilik kürsüsüne çıktı. Türkiye rekorları kırdı ve son dönemin başarılı yüzücüleri arasına girdi.

BÜYÜKUNCU Berna

(İstanbul 1975- ) Yüzmeye Galatasaray’da başladı. Derya Büyükuncu’nun kardeşidir. Balkan Yaş Grupları Şampiyonası’nda 100 metre kelebek ve 100 metre serbestte ikinci, 100 metre sırtüstünde üçüncü oldu (1986). Türkiye rekorlarını kırdı.

DALMAN Mahmut

(İstanbul 1917- ) Ağabeyi şampiyon Halil Dalhan tarafından yetiştirildi. 1935-1947 döneminin en iyi serbest ve sırtüstü yüzücülerinden biri oldu.

ENDER Kornelia

(1958- ) 1976 Montreal Olimpiyatları’nda 4 altın, 1 gümüş madalya kazanan Doğu Almanyalı bayan yüzücü, 1972 Münih Olimpiyatları’nda gümüş madalyaların sahibi oldu. 100 ve 200 metre serbestte dünya rekorları kırdı. Doğu Almanyalı yüzücü Roland Matthes ile evlendi.

ERLER Suat

(İstanbul 1914- ) Spora jimnastikle başladı. 1928’de Galatasaray formasını giydi. Almanya’da yüksek öğrenimi sırasında Berlin Yüzme Kulübü’nde spor yaptı. 1945’te İstanbul Yüzme ihtisas Kulübü’nün kurucuları arasında bulundu. Milli Olimpiyat Komitesi’nde yöneticilik, Yüzme Federasyonu’nda başkanlık yaptı. CIO üyesi oldu.

ERYAR Sıtkı

(Samsun 1908- ) İlk şampiyonluğunu 1926’da Donanma Kupası’nda kazandı. Fenerbahçe ve Beykoz formalarını giydi. Muhafız Gücü’nde futbol oynadı (1929). Güreşte Ankara şampiyonu oldu. Yüzme İhtisas Kulübü’nde kaptanlık yaptı. Milli futbol hakemi oldu.

EVGİN Güneş

(İstanbul 1964- ) İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü’nde yüzdü. 1976’da Genç Milli Takımı’na seçildi. Daha sonra Milli Takım’ın değişmez elemanları arasına girdi. 78 kez uluslararası havuzlarda yüzdü. 200 metre serbestte 2:14.64 ile Türkiye rekorunun sahibi oldu.

FİKİRCİ Ünsal

(Adana 1942- ) Yüzmeye küçük yaşta Adana’da başladı. Muharrem Gülergin tarafından yetiştirildi. 800 ve 1500 metrelerde milli mayoyu 15 yıl taşıdı, sayısız rekor kırdı. Yüzmeye daha sonra antrenör olarak hizmet etti.

FRASER Dawn

(1937- ) 1956 Olimpiyatları’nda 100 metre serbest ve 4×100 metre serbest bayrakta altın, 400 metre serbestte gümüş madalya alan Avustralyalı yüzücü, 1960 Roma Olimpiyatları’nda 100 metre serbestte altın, 4×100 metre serbest ve 4×100 metre karışıkta gümüş madalyanın sahibi oldu. 1964 Tokyo Olimpiyatları’nda 100 metre serbestte birinci, 4×100 metre serbest bayrakta ikinci oldu. 1962 yılında 100 metreyi 59 saniyede yüzerek 1 dakikanın altında inen ilk yüzücü unvanını kazandı.

GOULD Shane

(1956- ) 1972 Münih Olimpiyatları’nda 3 altın, 1 gümüş, 1 bronz madalya kazanan Avustralyalı bayan yüzücü. Altın madalyaları 200 metre serbest, 400 metre serbest ve 200 metre karışıkta kazandı. 800 metre serbestte ikinci, 100 metre serbestte üçüncü oldu. 100, 200, 400, 800 ve 1500 metre serbestte branşlarının tamamında dünya rekorları kırdı.

GROSS Michael

(1964- ) “Albatros” lakaplı Alınan yüzücü. 1984 Los Angeles Olimpiyatları’nda 200 metre serbest ile 100 metre kelebekte altın madalya kazandı. 1988 Seul Olimpiyatları’nda da 200 metre kelebekte altın, 4×200 metre bayrakta bronz madalyanın sahibi oldu. 4 kez dünya, 5 kez Avrupa şampiyonu oldu. 200, 400 metre serbest ve 200 metre kelebekte dünya rekorları kırdı.

GÜLERGİN Muharrem

(Adana 1924- ) Futbol ve yüzmenin Adana’daki sembol ismi. ilk rekorunu 1944 yılında 100 metre serbestte kırdı (1:20.0). Milli Takım formasını ilk kez 1946’da giydi. 25 yıl boyunca Adana Sutopu takımının değişmez oyuncusu oldu. Futbol antrenörlüğü yaptı.

HASSAN Selma

(İstanbul 1941- ) Galatasaray’lı kürekçi Nevin Hassan’ın kızı. Yüzmeye Moda Spor’da başladı. 1957’de üst üste 7 Türkiye rekoru birden kırdı. Milli formayı 1960’da giydi, Avrupa Şampiyonası’na katıldı. Toplam 10 rekorun sahibi oldu.

HAZNEDAROĞLU Semih

(İstanbul 1940- ) Yüzmeye 16 yaşında başladı. Spor yaşamını Galatasaray’da sürdürdü. 16 yaşında Sutopu Milli Takımı’na seçildi. Milli mayoyu uluslararası alanda 15 kez giydi.

KOHEN Lale

(İstanbul 1950- ) Adalar Su Sporları Kulübü’nde yüzdü. İlk rekorunu 1968’de kırdı. 1969’da Milli Takım’a girdi. 100 ve 200 metre kurbağalamada toplam 9 Türkiye rekoru kırdı.

KURTİÇ Behçet    

(Derince 1942- ) Adana Akın Spor ve Demir Spor’da yüzdü. Milli mayoyu 87 kez giydi. 100 ve 200 metre sırtüstünde hiç geçilmeden 14 yıl Türkiye birincisi olarak erişilmesi güç bir rekor kırdı. Spor yaşamını Enka’da sürdürdü, yöneticilik yaptı. Sutopu Milli Takımı’nda 35 kez yer aldı (1926-73). Yüzmenin en başarılı isimlerinden biri olarak kabul edildi.

MEYER Debbie

(1952- ) 1968 Olimpiyatları’nda 200, 400 ve 800 metre serbest yarışlarında üç altın madalya kazanan Amerikalı bayan yüzücü. 1967-68 yıllarında serbest stilde bütün mesafelerde yarıştı ve toplam 16 dünya rekorunun sahibi oldu.

MORKAL Faruk

(Adana 1951- ) Yüzmeye küçük yaşta Adana’da başladı. Ağabeyi Selahattin Morkal tarafından yetiştirildi. 1966’da kırdığı 200 metre kelebekte rekorunu defalarca yeniledi.

MORKAL Selahattin

(Adana 1940- ) Yüzmeye 16 yaşında başladı. Yüzme ve sutopunda başarılı oldu. Milli mayoyu 19 kez giydi.

NABER  John

(1956- ) 1976 Montreal Olimpiyatları’nın başarılı isimlerindendir. 100 ve 200 metre sırtüstünde birinci oldu. 4×100 ve 4×200 metre karışıkta da altın madalya kazanan Amerikalı bayrak takımlarında yer aldı. Bütün birinciliklerini dünya rekoru kırarak kazandı. 200 metre serbestte de gümüş madalyanın sahibi oldu.

NAKKAŞ  Ahmet

(İstanbul 1962-) İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü’nde yüzdü. Uluslararası alanda Türkiye’yi temsil etti ve 56 kez milli oldu. 1500 metrenin rekortmenleri arasına girdi.

OKAN  Roksan

(İstanbul 1954- ) Yüzmeye  İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü’nde başladı. Golya Çalnof tarafından yetiştirildi. Tüm stillerde başarı sağlaması ile tanındı. Katıldığı yarışların yaklaşık yüzde 70’ini rekorla bitirdi.

ÖZBEK Neval

(İzmir 1961- ) Yüzmeye 1972’de başladı. İlk Türkiye rekorlarını 1500 metre serbest gençlerde kırdı. 800 metre, 400 metre karışık ve 200 metre sırtüstünde başarısını sürdürdü. Uluslararası Avusturya Linz Yarışmaları’nda 2 altın, 3 gümüş madalya kazandı (1975). Toplam 67 Türkiye rekoru kırdı.

ÖZFER, Hüseyin

(İstanbul 1959- ) İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü ve sutopunun sembol oyuncusu. Avrupa Şampiyon Kulüpler Turnuvası’nda takımının elemeleri geçip finallere girmesinde pay sahibi oldu. Sutopu Milli Takımı’nda 79 kez yer aldı.

ÖZÜAK Murat

(İstanbul 1962- ) Yılmaz Özüak’ın oğlu. Yüzmeye Galatasaray’da başladı. Milli mayoyu ilk kez 1977’de giydi. Aynı yıl İstanbul’da yapılan Balkan Şampiyonası’nda altın ve gümüş madalya kazandı. Türkiye rekorları kırdı. Yüzme yaşamını Amerika’da sürdürdü.

ÖZÜN Sabri

(İzmir 1963- ) Yüzmeye 10 yaşında başladı. 12-13 yaş grubunda 200, 400 ve 1500 metre serbestte Türkiye rekorları kırdı. Kelebek ve karışıkta da rekorlara sahip oldu. Yıldızlar Yüzme Şampiyonası’nda altın madalya kazandı. Uluslararası Almanya ve Lüksemburg Yarışmaları’nda kürsüye çıktı. Akdeniz Oyunları’nda 3., Balkan Şampiyonası’nda 2. ve 1. oldu. Balkan rekoru kırdı.

ÖZÜN Sadri

(İzmir 1964- ) Sabri Özün’ün kardeşi. 200 metre karışıkta Türkiye rekoru kırdı (1974). 100 ve 200 metre Türkiye rekorlarını 12-13 yaş grubunda yeniledi. Uluslararası Lüksemburg ve Almanya Yarışmaları’nda altın madalya kazandı. Akdeniz Oyunları’nda bronz, Balkan Şampiyonası’nda bayrak yarışında altın madalya elde etti. 110 kez milli oldu.

PAYİHA Nur

(İstanbul 1958- ) Yüzmeye Adalar Su Sporları’nda başladı. Gençler kategorisinde 17 rekor kırdı (1971). Türkiye rekorlarına 100, 200, 800 ve 1500 metrelerde sahip oldu. Türkiye’yi uluslararası alanda temsil etti.

RİCHTER Utrike

(1959- ) Doğu Almanyalı bayan rekortmen. 1976 Montreal Olimpiyatları’nda 100 metre sırtüstü, 200 metre sırtüstü ve 4×100 metre karışık bayrakta altın madalya kazandı. Katıldığı dünya şampiyonalarında 2 altın, Avrupa şampiyonalarında 3 altın, 2 gümüş madalyanın sahibi oldu. 100 ve 200 metre sırtüstünde dünya bayanlar rekorlarını 9 kez yeniledi.

ROSE Murray

(1939- ). 1956 Melbourne Olimpiyatları’nda 3 altın, 1960 Roma Olimpiyatlarında 1 altın, 1 gümüş, 1 bronz madalya kazanan Avustralyalı yüzücü 400, 800 ve 1500 metre serbestte dünya rekorlarını toplam 15 kez yeniledi.

SALNIKOV Vladimir

(1960- ) 1980 Moskova Olimpiyatları’nda 400 metre serbest, 1500 metre serbest ve 4×200 metre serbestte altın madalya kazanan Sovyet yüzücü. Olimpiyat sonrası TASS Ajansı’nın dünyanın her ülkesinden spor yazarlarına yaptığı bir ankette 1980 Olimpiyat Oyunları’nın en başarılı ismi seçildi. 1983 Dünya Şampiyonası’nda 800 metre serbestte birinci oldu. Aynı yıl 1500 metrede dünya rekorunu yeniledi. 1988 Seul Olimpiyatları’nda 1500 metrede altın madalyanın sahibi olarak kariyerini noktaladı.

SELDÜZ  Sühan

(İstanbul 1961- ) Basketbolcü Sacit Seldüz’ün oğlu. Yüzmeye Galatasaray’da başladı (1974). İYİK’de yüzdü. Sutopunda başarılı oldu. Avrupa Karması’na seçildi (1983-84). 90 kez milli formayı giydi.

SELDÜ Saygun

(İstanbul 1967- ) Sühan Seldüz’ün kardeşi. Yüzmeye İYİK’de başladı. İYİK’in Avrupa Şampiyon Kulüpler Turnuvası’nda sağladığı başarıda pay sahibi oldu. 60 kez Sutopu Milli Takımı’nda oynadı.

SULU İbrahim

(İstanbul 1925- ) Yüzmenin öncü isimlerindendir. Özellikle mukavemette tanındı. Anadoluhisarı, Bebek ve Moda-Kalamış klasiklerini kazandı. 25 yıl süren yüzme yaşamında iki de Türkiye rekoru kırdı.

ŞAHİN  Doğan

(İstanbul 1934- ) Yüzmeye Vefa Lisesi’nde başladı. Murat Güler’in 16 saat 50 dakikada geçtiği Manş Denizi’ni 14 saat 21 dakikaya indirdi. Fransa’da Dünya Amatörler birinciliğini kazandı. Paris Maratonu’nda beşinci, Van Gogh Maratonu’nda ise altıncı oldu (1956).

TANIK Sebla

(İzmir 1967- ) Yüzmeye İzmir Altay’da başladı. 1978’de milli mayoyu giydi. Gençler kategorisinde yüzerken büyüklere ait rekorları kırma başarısını gösterdi. İYİK’de yüzdü. Toplam 60 rekorun sahibi oldu. Milli mayoyu 250 kez giydi.

TURAN  Yeşim

(İstanbul 1964- ) Yüzmeye 9 yaşında başladı. Yaş gruplarında Türkiye şampiyonlukları kazandı.


KAYNAKÇA :

Dr. Ahmet BOZDOĞAN Stilleriyle Temel Yüzme İSTANBUL – İl Press Basım Yayım
Milliyet Yayınları Spor Ansiklopedisi Milliyet Tesisleri – 1991
Ümit URARTU Yüzmede Teknik – Taktik – Kondisyon İSTANBUL – İnkılap Kitabevi
Anna Maria OLARU Sportif Yüzme ANKARA – Bağırgan Yayınları – 1998

Haber Kaynağı: Cyclingtr.com

HALTER TARİHÇESİ

sondakika, sondakika spor haberleri, flaşhaber spor, halter sporu, halter tarihçesi, halterciler, türkiyede halter tarihi, dünyada halter tarihi, naim süleymanoğlu, cepherkülü, halter rekorları, halter şampiyonları


HALTER TARİHÇESİ

Halter, Osmanlı Türkleri arasında, özellikle pehlivanlığa tutkun gençlerin kollarını güçlendirmek amacıyla yaptıkları çeşitli çalışmalarda ilkel şekliyle görülmüştür. Bu çalışmalar, genellikle büyük bir taş ya da hayvanı kucaklayıp kaldırmak, esasına dayanmıştır. Daha sonraları uygulanan ağırlık kaldırma sporunun amacı ise iyi kalkan kullanmak ve savaşta başarı elde etmek için olmuştur. Özellikle Sultan 4. Murat döneminde, ordunun moral ve güç kazanmasını sağlamak amacıyla gürz idman ve yarışmaları yapıldığına çeşitli kaynaklarda rastlanmaktadır. Sultan 4. Murat da her gün mermer gülleler kaldırmak suretiyle idman yapmıştır.

Türkiye’de çağdaş anlamda halter sporu, 19. yy’nin sonlarında, aletli cimnastiğin bir parçası olarak Galatasaray Lisesi’nin Fransız öğretmenleri öncülüğünde başlamıştır. Bu sporu benimseyen ilk Türk ise Faik Üstünidman’dır. Üstinidman, 1904 Olimpiyat Şampiyonu Yunanlı Kukussis’in 112 kg’lık rekoruna karşılık, günlük çalışmalarında 115 kg’lık ağırlıklar kaldırmış, bu spor dalında bir çok sporcuların yetişmesine de öncülük etmiştir. Ali Rana, Tatar Süleyman, Bedri Nesip, Mustafa Hayri, Osman Tahsin ve Hüseyin Bey gibi isimler halterin kulüpler düzeyinde ele alınmasında önemli çalışmaları olan ilk sporcularımız olmuştur.

Uluslararası bir organizasyonda ilk defa temsil edilmemiz; 1924 Paris Olimpiyatları’nda gerçekleşmiştir.. Paris’te yapılan bu Olimpiyat Oyunları’na katılan iki halterciden Gülleci Cemal tüy sıklette 12. olmuştur. 1928 Amsterdam Olimpiyatları’nda ülkemizi temsil eden takımda yer alan Cemal Erçman, 25 yarışmacı arasında 8. olarak halterde iyi bir başarı elde etmiştir.

Halter sporunda, 1930’lu yıllarda başlayan durgunluk 1950’lere kadar sürmüştür. 1955 yılından itibaren Anadolu Kulübü, Suadiye Halter İhtisas Kulübü ve İstanbul Güreş Kulüpleri öncülüğünde başlayan hareketlilik, daha sonra 1956’da Türkiye Halter Federasyonu’nun bağımsız bir federasyon olarak kurulmasına olanak sağlamış ve ilk federasyon başkanlığına Haşim Ekener getirilmiştir. 1959 Akdeniz Oyunları’nda 75 kg’da Metin Gürman’ın kazandığı gümüş madalya uluslararası alandaki ilk başarımız olmuştur. Bunu izleyen yıllarda yetişen Sadık Pekünlü de 100’ün üzerinde Türkiye rekoru kırmış, Salih Suvar, Mehmet Suvar, Ali Tan ve Bilal Özdoğan gibi sporcular Türk halterinin dünyaya duyurulmasını sağlamışlardır.

Sadık Pekünlü 1961 yılında Viyana’da yapılan Avrupa Halter Şampiyonası’nda altıncı olurken, 1964 Tokyo Olimpiyatları’nda toplam 445 kilo kaldırarak on birinci olmuş ve Türkiye rekoru kırmıştır. 1967 yılında Akdeniz Oyunları’nda Güner Çevik 82.5 kiloda bronz madalya kazanmıştır. Bunları 1969’da Bükreş’te düzenlenen Balkan Halter Şampiyonası’nda 60 kiloda Salih Suvar ile 67.5 kiloda Sedat Misket’in gümüş, 90 kiloda Sadık Pekünlü’nün gümüş madalyaları izlemiştir. 1971 yılında İzmir’de yapılan Akdeniz oyunları’nda Salih Suvar 67.5 kiloda altın madalya, Mehmet Suvar ve Ali Tan, 82.5 kiloda bronz madalya kazanmışlardır.

Türk halterinde başlayan canlanma 1975 Akdeniz Oyunları’nda da sürmüştür. Cezayir’de yapılan bu karşılaşmalarda Mehmet Suvar altın, 56 kiloda Bilal Özdoğan bronz madalya almışlardır. 1977 yılında eski haltercilerin bırakmaları, yenilerinin de tam hazır olmamaları nedeniyle başlayan duraklama 1980’li yıllara kadar sürmüştür. 1982 Balkan Şampiyonası’nda Harun Akkaya’nın şampiyonluğunu 1983’te Hasan Has’ın şampiyonluğu izlemiştir. Aynı yıl yapılan Akdeniz Oyunları’nda da Levent Erdoğan 3 altın madalya kazanmıştır.

1986’da Avusturalya’da yapılan Dünya Şampiyonası’nda Bulgaristan adına yarışan Türk asıllı Naim Süleymanoğlu’nun yarışmalardan hemen sonra Türkiye’ye iltica etmesi, 1987 Akdeniz Oyunları’nda da Levent Erdoğan’ın üç dalda altın madalya alması, yurdumuzda haltere duyulan ilgiyi yeniden canlandırmıştır. Fakat Türk halteirnde asıl gelişme, bu spor dalında en gelişmiş ülkelerin arasında yer almamız, Bulgaristan’dan zorunlu göç nedeniyle ülkemize gelen halterci ve antrenörlerin yerlilerle olumlu ilişkiler kurmasından sonra başlamıştır. 1988 Avrupa Şampiyonası’nda üç dünya rekoru Seul’de yapılan Olimpiyat Oyunları’nda dokuz olimpiyat ve altı dünya rekoru kıran, 1992 Barcelona Olimpiyatları’nda toplamda 320 kg ile altın madalya kazanan Naim Süleymanoğlu, Türk ve dünya halterinin en başarılı isimlerinden birisi olduğunu kanıtlamıştır.

1990 yılında Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de yapılan Dünya Halter Şampiyonası’nda 56 kiloda Hafız Süleymanoğlu, koparmada 132.5 kiloyla Dünya Şampiyonu olmuştur. 1991 yılında yapılan 11. Akdeniz Oyunları’nda Sunay Bulut ve Ali Eroğlu’nun dopingli çıkması üzerine Halter Federasyonu görevden alınmış, yine aynı yıl yapılan Avrupa Şampiyonası’nda Türkiye takım halinde 3.’lük elde etmiş, aynı yıl Polonya’da organize edilen Büyükler Avrupa Şampiyonası’nda Hafız Süleymanoğlu şampiyon olmuştur. Sunay Bulut ve Halil Eroğlu’nun kendi sıkletlerinde ilk 3’e girmesiyle toplam 8 madalya kazanılmış ve takım halinde üçüncü oluşumuzla Türk halterinin dünyada tanıtımı en iyi şekilde yapılmıştır.

1992 yılında IWF’nin sıklet değişikliği kararı ile de Naim Süleymanoğlu’nun dört rekoru ölümsüzleşmiştir. Bu yeni sistemle halen Naim Süleymanoğlu’nun elinde bulunan 56 kg toplam rekoru 300 kg ile 60 kg’daki üç rekor, bir daha kırılmayacak şekilde tarihe geçmiştir.

1993 yılının Nisan ayında Bulgaristan’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda Hafız Süleymanoğlu 3, Sunay Bulut 1 gümüş, Ergun Batmaz 1 bronz madalya almış, Akdeniz oyunları’nda Halil Mutlu, Sunay Bulut, Hüseyin Akkaya 3’er altın, Hafız Süleymanoğlu ve Fedail Güler 2’şer altın, 1’er gümüş, Ergun Batmaz ile Mücahit Yağcı 1’er altın, 2’şer gümüş, Erdinç Aslan 3 gümüş, Alpaslan Alpak 1 gümüş, Ayhan Aksu 1 bronz madalya elde etmiştir. Aynı yıl Avustralya’nın Melbourne kentinde yapılan Dünya Şampiyonası’nda Naim Süleymanoğlu koparmada 145 kg, silkmede 177.5 kg ve toplamada 322.5 kg kaldırarak 3 altın madalya kazanmış ve 2 de dünya rekoru kırmıştır. Aynı şampiyonada Hafız Süleymanoğlu ve Ergun Batmaz dünya ikincisi olarak ikişer gümüş madalya, Halil Mutlu da dünya ikincisi olarak üç gümüş madalya kazanmıştır. Bu şampiyonada ekibimiz, 77 ülke arasından 10 madalya ve 240 puan toplayarak dünya üçüncüsü olmuştur.

1994’te Sokolov kentinde yapılan 70. Büyükler Avrupa Halter Şampiyonası’Nda 54 kiloda Halil Mutlu silkme ve toplamda altın, koparmada gümüş madalya kazanmış aynı şampiyonada 64 kiloda Naim Süleymanoğlu silkmede 180 kilo, koparmada 145.5 kilo, toplamda 325 kilo kaldırarak 3 yeni dünya rekoru kırmıştır. Fedail Güler ve Ergun Batmaz da 70 kiloda ülkemize 3 gümüş, 2 bronz madalya kazandırmı, Türkiye bu şampiyonada takım halinde Avrupa 3.’sü olmuştur. Gençler ve büyüklerde en çok dünya rekoru kırılan organizasyon olan 66. Dünya Halter Şampiyonası 18-27 Kasım 1994 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenmiştir. Şampiyona’da 54 kilo sporcumuz Halil Mutlu 7 dünya rekoru kırarak (Koparmada 127.5 ve 130 kilo, silkmede 158 ve 160 kilo, toplamda 282.5, 288 ve 290 kilo) 3 altın madalya, 64 kiloda Naim Süleymanoğlu 3 dünya rekoru kırarak (Koparmada 147.5 kilo, silkmede 182.5 kilo ve toplamda 330 kilo) 3 altın madalya, 70 kiloda Fedail Güler iki dünya rekoru kırarak 2 altın ve 1 gümüş madalya 59 kiloda Hafız Süleymanoğlu 3 gümüş ve 83 kiloda Sunay Bulut silkmede 210.5 kilo ile dünya rekoru kırmasına rağmen kilo fazlasıyla 1 gümüş, 1 bronz madalya ve Ergun Batmaz 1 bronz madalya elde etmişlerdir. Türk Halter Milli Takımı 52 ülkenin katıldığı şampiyonada 8 altın, 5 gümüş ve 2 bronz madalya ile halter tarihimizin en iyi derecesini elde ederek Dünya 2.’si olmuştur. Şampiyonanın bayanlar bölümünde 83 kiloda Derya Açıkgöz 3 bronz madalya kazanarak Dünya 3.’lüğünü elde etmiş ve halterde başarı gösteren ilk bayan sporcumuz ünvanını kazanmıştır.

Mayıs 1995 yılında Polonya’da düzenlenen Avrupa Halter Şampiyonası’nda 70 kiloda Fedail Güler bir dünya rekoru kırarak 3 altın, 54 kiloda Halil Mutlu 2 altın, 1 gümüş, 64 kiloda Naim Süleymanoğlu 1 altın, 2 gümüş , 59 kiloda Hafız Süleymanoğlu 1 altın 2 bronz, Erdinç Aslan 1 gümüş 91 kiloda Sunay Bulut ve 83 kiloda Dursun Sevinç birer bronz madalya kazanırken, millerimiz ilk kez takım halinde Avrupa birinciliğine ulaşmıştır. Çin’de düzenlenen 67. Dünya Halter Şampiyonası’nda ise haltercilerimiz; 5 altın, 3 gümüş, 4 bronz madalya kazanmış, Türkiye 280 puanla dünya dördüncüsü olmuştur. Aynı yıl IWF Türkiye’yi en başarılı takım ilan etmiştir.

sondakika, sondakika spor haberleri, flaşhaber spor, halter sporu, halter tarihçesi, halterciler, türkiyede halter tarihi, dünyada halter tarihi, naim süleymanoğlu, cepherkülü, halter rekorları, halter şampiyonları
B

Kategori

Profesyonel Sporlar-Amatör Sporlar-Ekstrem Sporlar-Spor Tarihi-Sporcular-Futbol-Basketbol-Voleybol-Spor Tarihi-Spor Arşivi

Önemli Konular

%100 futbol- 1. lig- 12 dev adam- 2 lig- 3. lig- a milli ampute futbol milli takımı- a milli basketbol takımı- a milli futbol takımı- a milli kadın futbol takımı- a milli voleybol takımı- altyapı- amatör kulüpler- amatör sporlar- atıcılık tarihçesi - atletizm- basketbol- beşiktaş- bisiklet sporu- boks- buz hokeyi- buz pateni- dünya futbol yıldızları- dünya kupası- egzersiz çeşitleri- eksrim spor tarihi- engelli sporcular- fenerbahçe- futbol- galatasaray- gol krallığı- güreş- hakemler- hentbol tarihçesi- kadın futbolu- kadınlar voleybol- olimpiyat- premier lig- santraç- spor dalları- spor terimleri ve anlamları- spor ve sağlık- spor yazıları- su kayağı tarihçesi- su topu sporu- süper lig- şampiyonlar ligi- tenis- TFF- trabzonspor- uefa- voleybol- vücut geliştirme sporu nedir-