SÜPER LİG GOL KRALLARI

gol, gol krallığı, süper lig gol kralları kimler, süper lig gol krallığı, Mbaye Diagne, Bafettimbi Gomis, Wagner Lov, burak yılmaz, alex de souza, milan baros, mario gomez,


Ligin Gol Kralları

2018-2019-Mbaye Diagne-30 gol

2017-2018-Bafetimbi Gomis-28 gol

2016-2017-Wagner Lov-23 gol

2015-2016-Mario Gomez Garcia-Beşiktaş-26 gol

2014-2015-Jose Fernando Viana De Santana-Bursaspor-22 gol

2013-2014-Aatif Chahechouhe-Sivasspor-17 gol

2012-2013-Burak Yılmaz-Galatasaray-24

2011-2012-Burak Yılmaz-Trabzonspor-33

2010-2011-Alexsandro De Souza-Fenerbahçe-28

2009-2010-Aziza Makakula-Kayserispor-21

2008-2009-Milan Baros-Galatasaray-20

2007-2008-Semih Şentürk-Fenerbahçe-17

2006-2007-Alexsandro De Souza-Fenerbahçe-19

2005-2006-Gökhan Ünal-Kayserispor-25

2004-2005-Fatih Tekke-Trabzonspor-31

2003-2004-Zafer Biryol-Konyaspor-25

2002-2003-Okan Yılmaz-Bursaspor-24

2001-2002-Arif Erdem-Galatasaray-21-lhan Mansız--Beşiktaş-21

2000-2001-Okan Yılmaz-Bursaspor-23

1999-2000-Serkan Aykut-Samsunspor-30

1998-1999-Hakan Şükür-Galatasaray-18

1997-1998-Hakan Şükür-Galatasaray-33

1996-1997-Hakan Şükür-Galatasaray-38

1995-1996-Şota Arveladze-Trabzonspor-25

1994-1995-Aykut Kocaman-Fenerbahçe-27

1993-1994-Bülent Uygun-Fenerbahçe-22

1992-1993-Tanju Çolak-Fenerbahçe-27

1991-1992-Aykut Kocaman-Fenerbahçe-25

1990-1991-Tanju Çolak-Galatasaray-31

1989-1990-Feyyaz Uçar-Beşiktaş-28

1988-1989-Aykut Kocaman-Fenerbahçe-29

1987-1988-Tanju Çolak-Galatasaray-39

1986-1987-Tanju Çolak-Samsunspor-25

1985-1986-Tanju Çolak-Samsunspor-33

1984-1985-Aykut Yiğit-Sakaryaspor-20

1983-1984-Tarik Hoçiç-Galatasaray-16

1982-1983-Selçuk Yula-Fenerbahçe-19

1981-1982-Selçuk Yula-Fenerbahçe-16

1980-1981-Bora Öztürk-Adanaspor-15

1979-1980-Mustafa Denizli-Altay-12-Bahtiyar Yorulmaz-Bursaspor-12

1978-1979-Özer Umdu-Adanaspor-15

1977-1978-Cemil Turan-Fenerbahçe-17

1976-1977-Necmi Perekli-Trabzonspor-18

1975-1976-Cemil Turan-Fenerbahçe-17-Ali Osman Renklibay-Ankaragücü-17

1974-1975-Ömer Kaner-Eskişehirspor-14

1973-1974-Cemil Turan-Fenerbahçe-14

1972-1973-Osman Arpacıoğlu-Fenerbahçe-16

1971-1972-Fethi Heper-Eskişehir-20

1970-1971-Ogün Altıparmak-Fenerbahçe-16

1969-1970-Fethi Heper-Eskişehirspor-13

1968-1969-Metin Oktay-Galatasaray-17

1967-1968-Fevzi Zemzem-Göztepe-19

1966-1967-Ertan Adatepe-Ankaragücü-18

1965-1966-Ertan Adatepe-Ankaragücü-20

1964-1965-Metin Oktay-Galatasaray-17

1963-1964-Güven Önüt-Beşiktaş-19

1962-1963-Metin Oktay-Galatasaray-38

1961-1962-Fikri Elma-Ankara D. S.-21

1960-1961-Metin Oktay-Galatasaray-36-

1959-1960-Metin Oktay-Galatasaray-33

1959-Metin Oktay-Galatasaray-11

Gol Krallığına göre takımlar:

Fenerbahçe-15

Galatasaray-15

Beşiktaş-4

Bursaspor-4

Trabzonspor-4

Eskişehirspor-3

MKE Ankaragücü-3

Samsunspor-3

Kayserisipor-2

Adanaspor-2

Altay-1

Ankara D. S.-1

Göztepe-1

Konyaspor-1

Sakaryaspor-1

Sivasspor-1

gol, gol krallığı, süper lig gol kralları kimler, süper lig gol krallığı, Mbaye Diagne, Bafettimbi Gomis, Wagner Lov, burak yılmaz, alex de souza, milan baros, mario gomez, 

TÜRK GÜREŞ TARİHÇESİ

güreş terimleri, türkiye güreş federasyonu tarihçesi, türk güreş tarihi, serbest güreş, grekoromen güreş, şampiyon güreşçiler, ilk güreşçilerimiz, karakucak güreş tarihi, yağlı güreş tarihi, kırkpınar


Türk Güreş Tarihi

Türkler, Büyük Göç’ten önce “Totemizm” akidesinin verdiği hür ve serbest terbiyenin, tabiat güçlerine tapınmanın etkisinde kalarak doğaya, kuvvete tutkun karakteristik özellikleriyle, asırlar boyunca pehlivanlığı baş tacı yapmışlardır.

güreş terimleri, türkiye güreş federasyonu tarihçesi, türk güreş tarihi, serbest güreş, grekoromen güreş, şampiyon güreşçiler, karakucak güreş tarihi, yağlı güreş tarihi, kırkpınar

İslamiyet’ten önce de her Türk’ün güreştiği bilinmektedir. Ölen yiğitler silahlarıyla gömülerek mezarları çevresinde dokuz gün dokuz gece süren güreşler düzenlendiği rivayet edilmektedir.

Yiğitlerin ölüm yıldönümlerinde de yine üç gün üç gecelik güreş müsaba*kaları düzenlendiği anlatılmaktadır. Yaşantısı sürekli olarak tabiat ile savaşmakla geçen Türk Ulusu’nun Muaftan (3000) yıl evvel güreş yaptığı söylenmektedir.

Sinoloji profesörü D.W. Eberhad (29), Çin kaynaklarının (Han) zamanından (M.Ö. 2. yüzyıl) güreşle ilgili bilgiler verdiğini ve bu kaynaklarda güreşin “toslama” işaretiyle gösterildiğini, Türkistan’ın (Yen-Çi) ülkesinde yeni yılın ilk günü zırhlanmış yiğitlerin savaştıklarını, yine Türkistan’ın (Kuça) şehrinde yeni yılın başladığı gün öküz, at ve deve güreşleri yapıldığını bildirmektedir. Dinsel olan Miladi ve Hicri yıl başlan yanında bilimsel bakımdan da önem taşıyan eski Türklerin yılbaşısı olan (9 Mart-M. 22 Mart) günü tabiatın yeniden canlanışı ile birlikte Türk Ulusu’nun da sevindiği ve bu sevincini o gün kırlarda bütün milletçe bayram yaparak kutladığı bildirilmektedir. Acemlerin “Nevruz-Yenigün” dedikleri bu günde kırlarda yemekler yenmekte, spor yarışmaları yapılmaktadır. Bu gelenek, Anadolu’da ve Türklerin yaşadığı diğer bütün yerlerde hala sürdürülmektedir. Eski Türklerin, yalnız yılbaşı bayramlarında güreşmedikleri, evlenme toylarında, zafer şölenlerinde de güreştikleri rivayet edilmektedir. Ayrıca hakanların da yanlarında bulundurdukları (Kırk yiğidi) birbiriyle veya başka ulusların güreşçileriyle karşılaştırdıkları bilinmektedir.

güreş terimleri, türkiye güreş federasyonu tarihçesi, türk güreş tarihi, serbest güreş, grekoromen güreş, şampiyon güreşçiler, karakucak güreş tarihi, yağlı güreş tarihi, kırkpınar

Türkler güreşe özel önem vermiş, bütün sporlardan üstün tutmuşlardır. Binicilik ve atıcılığın yanında “Pujila” da (Yakut Türklerinin buluşu bir tür boks) ve atlı cirit oyunlarında son derece usta olan Türkler, güreşi de bütün sporların temeli, terbiye verici, adeta bir ibadet şeklinde kabul etmişlerdir. Orta Asya’daki Türklerde gü*reş, binicilik ve okçuluk sporlarıyla birlikte yapılmaktadır. Eski Türklerin kendi arala*rında harp etmek istemedikleri, aralarında çıkan anlaşmazlıkları, karşılıklı çıkardıkları iki pehlivanın kıyasıya güreşinin sonucuna bağladıkları, yenen pehlivanın tarafı galip, yenilen pehlivanın tarafının da mağlup sayıldığı ifade edilmektedir. Eski Türklerin bir kolu olan ve Oğuz Türklerinden olan Osmanlı Türkleri, Anadolu Selçuklu Türklerinin devamı olan devletlerini kurdukları zaman, Doğu Roma imparatorluğunun gü*reşçilerini ve onların güreş sitillerini görmüşlerse de, bu güreş tarzı ile ilgilenme*mişlerdir. Rumeli denilen Avrupa’ya geçen Osmanlı Türkleri, burada gördükleri yağlanarak yapılan güreşle ilgilenmişler ve bu güreşi kendilerine has bir tarzda yapmaya başlamışlardır. Alman sınırından İtalya yarımadasına, Budin (Budapeşte) vilayetinden Basra körfezine, İspanya sahillerinden Fas, Cezayir, Tunus, Bingazi, Trablusgarp, Mısır, Arabistan, Kafkasya, Kırım, Eflak ve Boğdan (Romanya)’ı çevre*leyen ve İstanbul’u başşehir yapan, büyük imparatorlukta; güreş, başlıca spor olmuştur. Osmanlı Türklerinde güreşin tekkeler (bugünkü kulüpler) ile yönetildiği, başkanlarına (Şeyh), sporculara (Mürit) denildiği bilinmektedir. Güreş tekkelerinin merkezi ve en büyüğü İstanbul’da Zeyrek’te idi. Ayrıca Mekke, Cidde, İsken*deriye, Lazkiye, Şam, Maraş, Amasya, Tokat, Ankara, Kütahya, Tire, Bergama, Mani*sa, Akhisar, Yenice, Üsküp, Gelibolu, İpsala, Usturumca, Avlonya, Diyarbakır, Konya, Bursa, Balıkesir, Urfa, Halep Belgrat, Bağdat, Edirne’de de güreş tekkelerinin bulunduğu bilinmektedir. Bu tekkelerde çalışmalar akıl durduracak kadar başarılı olmuş, bugün dahi eşine rastlanmayacak kadar teknik bilgiler öğretilmiştir. Bu teşkilat, Türk pehlivanlığının yıllarca üstün kıvamda kalmasına, bütün Dünya’ya ün salmasına yardım etmiştir. Bugünün en yüksek medeniyetini taşıyan uluslar bile bu teşkilata, bu disipline ve bu tekniğe sahip değillerdir. Bu tekkelerde sporcuların ve başkanlarının aylık ve yemek vakfiyelerinden başka, birer ikişer imareti vardı ki; bu imaretlerde isteyen halkın, gelen seyircilerin, geçen seyyahların (turistlerin) parasız, istedikleri gibi yeyip içtikleri anlatılmaktadır. Bütün bu vakfiyeler; zamanın beylerbeyleri, paşa*ları, vezirleri, ayanı ve hakanları tarafından yüz binlerce altın hibe edilerek ortaya çıka*rılmıştır. Menziller, türlerine göre isimlendirilmişlerdir. Sözgelimi “Pehlivan Tekkesi” (Güreş Kulübü), Okçular Tekkesi (Okçular Kulübü), Gürzcüler Tekkesi (Kale kapılarını ağır gürzler kaldırarak kıranlar) gibi.

güreş terimleri, türkiye güreş federasyonu tarihçesi, türk güreş tarihi, serbest güreş, grekoromen güreş, şampiyon güreşçiler, karakucak güreş tarihi, yağlı güreş tarihi, kırkpınar

Türk güreş tarihi ile ilgili bir açıklama yapmak gerekirse, bunu üç kısımda ele almada yarar vardır: I. Devir: 18. yüzyılın başına kadar gelen ve daha çok eski tarih kitaplarında kısaca bahsi geçen devre, II. 18. yüzyılın başından Koca Yusuf’a kadar (1830-1890) geçen ve daha çok söylentiler halinde bilinen devre. III. Devir; Koca Yusuf’tan bu yana belgelere dayanılarak bilinen devredir.

Türk güreşi genel olarak iki türlüdür. Birine “Karakucak” denir. Anadolu’da bu tür karşılaşmalar “Harman Güreşi” şeklinde de bilinmektedir. İsviçre’nin dağ köylerinde, Kuzey Amerika’nın bazı bölgelerinde “Karakucak” tabir ettiğimiz türde güreşler yapılmaktadır. İsviçre’nin dağ köylerine bu güreşi Attila ve Cengiz’in ordusundan ayrılan askerlerin taşıdığı sanılmaktadır. Bunlara ek olarak Fransa’da Brötonlar da serbest güreşleri bilmekte ve yapmaktadırlar. Avar Türklerinin yüksek dağlarda kalan kolları Avrupa’ya bu tür güreşi yaymıştır. Karakucak, başka bir deyişle “Serbest Güreş” Mançu’dan, Yakut Türklerinden, Moğolistan’dan, Doğu ve Batı Türkistan’dan, Kırım ve Kazak Türklerine varıncaya kadar bilinen bir spordur.

Karakucak Güreşleri

Tarihi güreşlerimizden olan karakucak güreşleri asırlardır hiç bir değişiklik yapılmadan özüne uygun yapılarak gelmiştir. Bazı araştırmacılara göre 10 asırdır yapılmaktadır.Karakucak güreşleri Çim zeminlerde, toprak alanlarda, harman yerlerinde yapılmaktadır. Diz kapağı altına kadar gelen PIRPIT denen bir giysi giyilerek yapılır. Ayaklar çıplaktır. Karakucak güreşi Türk’lerin öz ve milli güreşidir. Orta Asya’dan kaynaklanan bu güreşte günümüze kadar çok az küçük değişiklikler dışında aslına uygun olarak icra edilmektedir. Karakucak başka bir deyişle de serbest güreş Mancu’dan Yakut Türklerinden Moğolistan’dan Azerbaycan’dan Doğu ve Batı Türkistan’dan, Kazak ve Kırım Türk’lerine varıncaya kadar bilinen bir spordur. Oğuzlarda ve Eski Türk’lerdeki güreşin aynısı olan Karakucak güreş günümüzde daha çok yağlı güreşin olmadığı bölgelerimizde yapılmaktadır. Düğünler, Bayramlar, Festivaller, Kültürel şenliklerin en önemli organizasyonlarından birisidir. Karakucak güreşleri Davul zurna eşliğinde yapılır.

Karakucak güreşlerinde giyilen Kıspet ismi bazı yörelerde pırpıt diye adlandırılır. Bu tamamen yöresel isimlendirmeden kaynaklanmaktadır. Pırpıt genelde Kamyon branda çadır bezi, yelken bezinden yapılır. Kasnağa kesinlikle deri dikilmez. Ayrıca hiç bir bölgeye yağ sürülmesine müsaade edilmez. Karakucak Güreşleri 1925’lerden günümüze kadar Türk Güreşine gerçek manada büyük şampiyonlar kazandırmıştır.

Yağlı Güreş ve Kırkpınar

Türklerin çok sevilen “Yağlı Güreş” karşılaşmaları vardır. Bu tür güreşin temeli, dengedir. Pehlivanlar, İslami kurallara göre vücutlarını örten (göbeğin altından diz kapağının altına kadar) deriden yapılma “Kısbet” giyer, yağlanır, yenişinceye kadar güreşirler. Son yıllarda yağlı güreşe de bazı kurallar getirilmiş, zaman tahdidi konmuş ve puanlama girmiştir. Yağlı güreş kapışmaları sırasında davul-zuma savaş havaları çalmaktadır. Yağlıdaki mücadele müzikaldir. Hatay ve Kahramanmaraş çevrelerinde yapılan ve Judo’ya çok benzeyen “Aba güreşi” de Türklerin ayrıca kendilerine has güreş kapışmalarından biridir.

Türkiye’de çok yaygın olan ve sevilen Yağlı Güreşin, Rumeli denilen Trakya ve Balkanlardan yayıldığı bilinmektedir. Yunanlılar tarafından eski Olimpiyat Oyunlarında güreşçilerin zeytin yağıyla yağlanarak yaptıkları güreşin, buradaki Türkler tarafından benimsenerek yayıldığı da bilinmektedir. Yağlı güreş daha çok muvazene güreşidir. Arapların da bu güreşi yaptıkları söylenmekte ise de, bu hususta tarihi bir ize rastlanmamıştır. Yağlı güreşçilerin, pirlerini Hazreti Hamza olarak kabul etmelerinden başka Araplıkla bir ilgisi bulunmamaktadır. Rumeli Türkleri, eski Yunanlılara ait olan yağlı güreşi tamamıyla değiştirerek Türkleştirmişler ve Yunan ilahları için tertiplenen Olimpiyat Oyunlarının bu spor dalını, kendilerine has bir şekilde Müslümanlaştırmışlardır. Yağlı Güreşte tören çok önemlidir. Güreşe başlamadan önce pehlivanlar soyunup deri kısbetlerini giydikten sonra yağ kazanının başına gelmekte ve Kıble’ye dönerek üç ihlas bir fatiha okuyup pirleri Hazreti Hamza’ya dua ettikten sonra cazgır tarafından seyircilere tanıtılmaktadır.

güreş terimleri, türkiye güreş federasyonu tarihçesi, türk güreş tarihi, serbest güreş, grekoromen güreş, şampiyon güreşçiler, karakucak güreş tarihi, yağlı güreş tarihi, kırkpınar

Kırkpınar güreşleri, Türklerin Rumeli’ye ayak basmalarıyla başlamıştır. Orhan Gazi’nin büyük oğlu Süleyman Paşa (1316-1359) Rumeli Fatihi olarak anılan Osmanlı Başkomutanı idi ve Rumeli yakasına ilk ayak basan ve oralarda elde ettiği fetihlerle şanlanan bir askerdi ki; Kırkpınar’ın destanlara karışmış tarihinde Süleyman Paşa’dan söz etmemek imkansızdır. Rumeli’de ilk defa Süleyman Paşa’nın komutasındaki Türk askerleri güreşmişlerdir.

Kırkpınar Güreşleri’nde Edirne’nin fethi olan 1362 yılı esas alınmaktadır. 1349’larda Sırpların işgaline son vermek üzere Selanik’e doğru yol alan Türk askerleri, bir Hıdrellez günü Edime yakınlarındaki Ahir Köy’de konaklamışlardır. Pehlivanlık, Türklerde hem bir gelenek, hem de savaş hazırlıkları olduğundan, kırk yiğit, 1349 yılının Hıdrellezi’nde güreşe başlamışlardı. Güneş batarken kapışmalara son verilince, bu kırk yiğit de bulundukları yere düşerek son nefeslerini vermişlerdir. Şehit oldukları yere gömülmüşlerdir. Ertesi gün bir de bakmışlar ki, her yiğidin can verdiği yerde bir pınar fışkırmıştır. Bunun üzerine oraya (Kırkpınar) adı verilmiş ve her yıl Hıdrellez’de burada toplanarak güreşmek adeti yerleşmiştir. Kırkpınar’da yapılan güreşlerin ulviliği, burada son nefeslerini verinceye kadar güreşenlerin şehit düşerek unutulmazlar arasında yer almaları, dolayısıyla “Kırklar Pınarı” veya o yörede çok sayıda suyun akmakta olduğunu vurgulamak için aynı zamanda “Çeşme” anlamına gelen “Pınar” kelimesinin kullanılarak “Kırkpınar” olarak adlandırılmış olduğu söylen*mektedir. Her ne olursa olsun, Süleyman Paşa’nın komutasında Rumeli’ye ayak basan ilk Türkler arasında yer alan yiğitlerin, hiç bir şekilde anlaşmalı güreşe yanaş*madan, ölünceye kadar güçlerini denemeleri, birbirlerine denk bu yiğitlerin emsalsiz bir mücadeleden sonra son nefeslerini vermeleri, onları tarihe mal etmiştir.

Balkan Harbi’nden sonra Kırkpınar Osmanlı İmparatorluğu hudutları dışında kalması üzerine, bu güreşlere Edirne’nin Sarayiçi mevkiinde devam edilmiştir. Doksan üç Muharebesi adıyla anılan 1877 Rus harbinden sonra Ege Bölgesi’ne muhacir olarak gelen Rumeli Türkleri, yağlı güreşi Anadolu’ya getirmişlerdir.

Edirne’nin Osmanlı Türkleri tarafından 1362 yılında fethinden günümüze kadar 632 kez yapıldığı söylenen Kırkpınar Güreşleri’nde, başpehlivanlık kazananların tamamının isimleri, yapılan bütün araştırmalara rağmen tespit edilememiştir. Ancak II. Mahmut devrinden Balkan Harbine (1912) kadar isim yapan Başpehlivan olarak tespit edilebilenler; II Mahmut devrinde Yozgatlı Kel Hasan ve Sultan Abdülaziz döneminde Kavasoğlu İbrahim (ki 1867 yılında Sultan Abdülaziz’le birlikte Avrupa’ya gitmiştir). Akkoyunlu Kazıkçı Karabekir, Şamdancıbaşı Kara İbrahim (Kara İbo namı ile tanınmaktadır.) Sultan Il Abdülhamit devrinde Kel Aliço (27 sene üst üste Kırkpınar Başpehlivanı olarak kırılması güç bir rekorun sahibi olmuştur). Kara Süleyman (Sülo), Yörük Ali, Büyük Yaşar, Makarnacı Hüseyin, Koca Yusuf (Avrupa ve Amerika’da güreşler yapmıştır), Hergeleci İbrahim ile Adalı Halil ve Kurtdereli Mehmet pehlivanlar ki; bunlar da Avrupa’da güreşerek milletimizi alınlarının akıyla temsil etmişlerdir. Kara Mehmet, Çolak Molla Mümin, Kara Murat, Koca Rüstem, Geçkinli Yusuf, Kırkpınar’da Başpehlivan olmuşlardır.

güreş terimleri, türkiye güreş federasyonu tarihçesi, türk güreş tarihi, serbest güreş, grekoromen güreş, şampiyon güreşçiler, karakucak güreş tarihi, yağlı güreş tarihi, kırkpınar

Güreş Ve Pehlivan Sözcüğünün Tarihi Tasviri ve Açıklaması

Güreş

Kaşgarlı XI. Asır DLT’de “Çalış” ve “Çelme” kelimesinin karşılığı olarak “Güreş” (küreş) diye tanımlanmıştır. Aynı sayfada “çalışçı” kelimesi “Güreşçi” olarak açıklanmıştır. Bu büyük yazar eserinin bir başka yerinde “Kız ila küreşme kısrak ile yarışma” diye bir deyişle örnekleme yapmaktadır.

Aynı dönemlere (XI. Asır) tekabül eden ve temel eserlerden biri olan Kutadgu Bilig’de Yusuf Has Hacip; “Güreş” sözcüğünün karşılığı olarak “Küreşmek = Boğuşmak” olarak vurgulamaktadır.

Bu iki temel eserlerden yarım asır sonra (1127 – 1144) yazılmış olan ME.’de de El-Havarizmi güreşe “küreş” derken bu sporun bu isim altında Oğuz, Kıpçak ve diğer Karahanlı Türklerinin severek yaptıklarını vurgulamaktadır.

Günümüz Orta ve diğer Asya Türk toplumlarından Azeriler “gülaş”, Başkurtlar “köraş”; Kazaklar “küres”; Kırgızlar “küröş”; Özbekler “kuraş”; Tatarlar “köraş /küreş; Türkmenler “göreş”; Uygurların “küraş/küreş” dedikleri görülmektedir. Diğer Türk’lerden Gagouzlar “küreş”; Yakutlar, Sakalar, Tuvalar ve Hakaslar ise “küraş” demektedirler.

Yukarıda da görüleceği gibi güreş sözcüğü bütün Türk toplumlarında birbirine benzer ya da aynı şekilde telaffuz ediliyor. Bilindiği gibi Anadolu’da da güreş sözcüğü halk arasında “güleş” ya da “küleş” diye telaffuz edilmektedir. Görülen o ki, eski ve yeni bütün Türk toplumlarında bu sözcüğün kökeninin “kür” olduğudur.

“Kür” sözcüğü eski Türk yazıtlarında (Orhun ve Yenisey) da sık sık geçmektedir ve manası “güçlü”, “sarsılmaz”, “kuvvetli” anlamına gelmektedir. “Eş” ise eski ve yeni Türkçe’de ”arkadaş” anlamına gelmektedir. “Kür-eş-mek” ME:’de kendisine denk başka biriyle aynı mücadeleyi paylaşmak ve yarışmak anlamına gelmektedir. Sımakov, bu konuyu daha sade şekilde şöyle yorumlar. “Türkler de 7. ve 8. Asırlarda güçlü kuvvetli kişilerin karşılıklı eşleşerek at üzerinde ve yerde saatlerce küreş yaparlardı” demektedir.

güreş terimleri, türkiye güreş federasyonu tarihçesi, türk güreş tarihi, serbest güreş, grekoromen güreş, şampiyon güreşçiler, karakucak güreş tarihi, yağlı güreş tarihi, kırkpınar

Her toplumun kültür hayatında farklı boyutlarda görülen güreş sporu, Türk spor geleneğinde çok zengin bir yere sahiptir. Buna rağmen eski Türk toplumları daha ziyade göçebe hayatı yaşadıklarından, konuyla ilgili MÖ. Somut belgelere ulaşmak oldukça zordur. Belli bir coğrafyada değil üç kıtaya yayılmış olan Türkler hakkında tarihi vesikalar daha ziyade yabancı müelliflerden faydalanılarak aydınlatılmaya çalışılmaktadır.

Güreş ve türleriyle ilgili ilk vesikalar da, Çin kaynaklarından tasvir edilebilmektedir. Hanname, Can Çiyan Teskeresi’nde Türkistan’ın güreşini açıklamakta olup, “güreş” kelimesini “jiao Çu” şeklinde iki karakter ile ifade etmektedir. Aynı eser güreşlerin yapıldığı esnada güreşçilerin başlarında ve üzerlerinde giysilerin olduğunu ve halk arasında sevilerek yapıldığını vurgulamaktadır.

M.Ö. Türk güreşleriyle ilgili ilk belgeler yeni Çin kaynaklarında ve vesikalarında görülmektedir. 1983 yılında Barçuk (Maralbaşı)’un Cona Tim harabelerinde; Çin Fen Bilimleri Akademisi, Arkeoloji Araştırmaları Bölümü’nün 1955 – 1957 yıllarında Şien (Congen) şehri civarındaki Şonglinten isimli bölgede Han sülalesi dönemine ait 140 numaralı özel bir mezarda bulunan kap ve heykellerde Türk güreşlerinin ilk figürleri tasvir edilmektedir.

İlk Türk güreşlerini, ilk Batı medeniyeti güreşlerinden ayıran birçok özellik bulunmaktadır. Bunlardan birisi Türkler de namahrem yerlerinin her zaman giyimli ve kapalı olmasına rağmen Batılıların çırılçıplak güreştikleri net olarak görülmektedir. Diğer bir ayırıcı özellik ise geleneksel tarzda yapılan Türk güreşlerinin hepsinde müzik bulunmaktadır. Diğer toplumlarda bu gelenek sadece İranlılarda vardır ki bu da bunlara IX. Asırlarda Türklerden geçmiş olduğu bildirilir.

Ancak şu ana kadar tespit edilen belge ve bulguların hiç birisi, Türk güreş geleneğinin zengin boyutlarını yansıtmamaktadır. Çünkü güreş, atlı (binicilik) sporlarından sonra Türk’lerin sosyal yapı ve yaşayışlarının her safhasında görülebilen diğer bir spordur.

Pehlivan

Bu sözcüğün aslı Farsça olup “Pehlevan”dır. Pehlivan “güreşçi, yiğit ve bahadır” anlamına gelmektedir. “Pehlevan – ane” (Pehlivanlıkla = pehlivancasına = yiğitlikle =yiğitçesine) “Pehlivani” (pehlivanlık = güreşme = yiğitlik) ile ifade edilmektedir. XI (11). Asrın sonlarına kadar Türk dilinde olmayan pehlivan sözcüğü, İranlılarla savaş ve barış anındaki münasebetlerle Türklere geçmiştir. Önceleri sadece sıfat olarak kullanılan bu sözcük, sonradan özel isim olarak da kullanıldığı olmuştur.

Aslında mitolojiden genellikle uzak, sosyal yapı ve yaşayışı yansıtan Türk destanlarındaki “Alp” tipi, İran destanlarında “Pehlevan” olarak geçmektedir. Diğer yabancı destanlarda olduğu gibi İran destanlarının da mitolojik yönü çok ağır basmaktadır. Buna rağmen “Şahname”’de Turanlılardan (Türklerden) Peşeng, Efransiyab ve Ercasb hem hükümdar hem de pehlivan olarak sıkça geçer. Yine Şahname’de adı İranlıların efsane güreşçisi Rüstem’inki kadar çok geçen Turanlı (Türk) güreşçi Efransiyab; güçlü-kuvvetli ve kolay yenilmeyen bir yiğittir. İranlılara göre düşman pehlivanlarının en ünlüsü Efransiyab’tır. Diğer düşman saydıkları Arap, Rum vb… kavimlerin pehlivanları, İranlılara göre çok kolay yenilenleridir ve bunları fazlaca ciddiye almazlar.

Türk destanlarında ve gerçek hayatta eskiden ve günümüz Orta Asya Türk toplumlarında güreşte galip gelene “Baatır” (Bahtiyar – Kahraman) denir ve o gözle bakılırdı. Türk destanlarında pehlivan sözcüğü “alp” sıfatıyla geçmemektedir. Fakat, savaşlarda güreş (küreş) geçmektedir. Örneğin, iki düşman ordusu karşılaştığı zaman çoğunlukla iki tarafın alp’i veya savaşçısı güreşir, kim yenerse zafer o tarafın sayılır. Manas’ta Türk güreşçici Koşay Han’ın Çinli Coloy Han’la güreşip yenmesi gibi.

XII. Asırdan itibaren özellikle Selçuklularda pehlivan hem isim hem de sıfat olarak geçmeye başlar. Bunda önemli sebep de Tuğrul beyin resmi dil olarak Farsça’yı kabullenmesi de gösterilebilir. Selçuklu emiri Şemsettin İldeniz’in oğlunun adı “Nusret üd din Muhammed Pehlivan” idi. Konya Selçukluları döneminde şimdiki Niğde ilinin adı “Dar ül Pehlivaniye” olarak geçmektedir.

Daha sonraları Şecere-i Terakime/Türk’lerin Soy Kütüğü ve diğer eserlerde pehlivan adı ve sıfatının geçtiği görülebilmektedir.

güreş terimleri, türkiye güreş federasyonu tarihçesi, türk güreş tarihi, serbest güreş, grekoromen güreş, şampiyon güreşçiler, karakucak güreş tarihi, yağlı güreş tarihi, kırkpınar

Bilindiği gibi bugün Türkiye’de pehlivan sözcüğü güreşçi manasına gelmektedir. Hatta güreşçiler arasında “sen güreşçi olabilirsin ama pehlivan olamazsın” esprisi yaygındır. Bunu demekle pehlivanlığın çok iyi bir güreşçilik gerektirdiği ya da daha iyi meziyetlere sahip olunduğu vurgulanmaktadır.

Bugün Azerilerin “pahlavan”, Kazakların “baluvan” Kırgızların “balban”, Uygurların “palvan” dedikleri ve güreşçiyi, hatta iyi güreşçiyi kastettikleri anlaşılmaktadır. Aynı terimi güreşçi için kullandıkları gibi güreş içinde kullanmaktadırlar.

Orta Asya Türk halklarının ata sözleri ve deyimlerinde pehlivan sözcüğü sık sık geçmektedir. Örneğin, Kazaklar “palvağa on tersi birdey” (Pehlivana ters-doğru birdir); “Balvandıgtı al al biledi, mırzalıgtı mal biledi” (Pehlivanlık güçtendir, efendilik maldandır) vb artırılabilir. Türkmenler de buna benzer sözler sarf ederler. “Gaharını yuvdan-, palvan” (Kahrını gizleyen pehlivandır) vb. söylemektedirler.

güreş terimleri, türkiye güreş federasyonu tarihçesi, türk güreş tarihi, serbest güreş, grekoromen güreş, şampiyon güreşçiler, ilk güreşçilerimiz, karakucak güreş tarihi, yağlı güreş tarihi, kırkpınar

TÜRKİYE BASKETBOL TARİHİ

ilk basketbol kulübü türkiye, tbf tarihi, türkiye basketbol federasyonu tarihi, türkiye basketbol tarihi, türkiyede basketbol, galatasaray, galatasaray lisesi, türkiyede basketbol tarihçesi,
ilk basketbol kulübü türkiye, tbf tarihi, türkiye basketbol federasyonu tarihi, türkiye basketbol tarihi, hidayet türkoğlu, galatasaray, galatasaray lisesi, türkiyede basketbol tarihçesi,
Resmi kayıtlara göre ülkemizde basketbol ilk kez 1904 yılında, İstanbul’da, Robert Kolej Spor Salonu’nda (Dodge Gymnasium) oynanmıştır. Ülkemizdeki temelleri ABD’li bir beden eğitimi öğretmeni öncülüğünde Robert Kolej çatısı altında atılan bu sporun tanınması ve yayılması ise sonraki yıllarda Galatasaray Lisesi beden eğitimi öğretmeni Ahmet Robenson’un çabalarıyla gerçekleşmiştir.

ilk basketbol kulübü türkiye, tbf tarihi, türkiye basketbol federasyonu tarihi, türkiye basketbol tarihi, hidayet türkoğlu, galatasaray, galatasaray lisesi, türkiyede basketbol tarihçesi,

Türk sporcuların ilk basketbol maçı yapma teşebbüsü de yine Ahmet Robenson’un 1911 yılında Galatasaray Lisesi öğrencilerini örgütlemesiyle gerçekleşmiş, ancak meydana gelen sakatlıkların çokluğu nedeniyle bu girişim yarıda kalmıştır.

1913 yılında Fenerbahçe Spor Kulübü’nün basketbol branşında faaliyet gösterdiğine dair bazı kayıtlar bulunmaktadır. Yine Sarı-Lacivertli kulübün çatısı altında 1919 yılında Amerikalı bir öğretmen nezaretinde yapılan çalışmalar, ilk ciddi teşebbüs olarak kabul edilebilir. 1920 yılında Genç Hıristiyanlar Birliği (YMCA) teşkilatının Türkiye’de temsilcilik açması ile basketbol sporu daha bilinçli yapılmaya ve daha geniş kitlelere ulaşmaya başlarken, bunun sonucunda da ülkemizdeki ilk ciddi basketbol karşılaşması 4 Nisan 1921 tarihinde Cağaloğlu Öğretmen Okulu bahçesinde Amerikalılar ile Türkler arasında oynanmıştır. Bu tarihi maç, az bir farkla “18-14” Amerika takımı lehine sonuçlanmıştır.

ilk basketbol kulübü türkiye, tbf tarihi, türkiye basketbol federasyonu tarihi, türkiye basketbol tarihi, hidayet türkoğlu, galatasaray, galatasaray lisesi, türkiyede basketbol tarihçesi,

1920’li yılların ilk yarısında ülkemizdeki ilk basketbol sahaları; Bebek, Üsküdar, Balmumcu ve Beykoz’da açılmış, bu dönemde İstanbul Lisesi, Mühendis Fakültesi, Galatasaray, Kabataş ve Vefa Liselerinde de basketbol oynayanların sayısı hızla artmıştır.

1923 yılında, ilk spor teşkilatımız olan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’nın kurulmasıyla spor karşılaşmalarında resmi organizasyonlar başlamıştır. Ancak, basketbol sporunun tam olarak tanınmıyor ve dolayısıyla da bu kuruluşun öncelikli branşları arasında yer almıyor olması nedeniyle, ilk yıllarda düzenli lig faaliyetleri organize edilmemiştir.

Takip eden dönemde; Kurtuluş, Beyoğluspor, Barkhoba, Maccabi, Protkeba, İtalyan Kartal ve Galatasaray basketbol dalında ilk ve ciddi faaliyet gösteren kulüpler olmuşlardır.
ilk basketbol kulübü türkiye, tbf tarihi, türkiye basketbol federasyonu tarihi, türkiye basketbol tarihi, hidayet türkoğlu, galatasaray, galatasaray lisesi, türkiyede basketbol tarihçesi,

1925’te İstanbul Basketbol Mıntıkası kurulurken, 1927’de ise İstanbul Basketbol Şampiyonası organize edilmeye başlanmıştır. İlk yıllarda İstanbul basketbolunda azınlık takımları etkin olmuş, 1933 yılında Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe, İstanbulspor ve Hilal takımlarının dâhil olduğu alternatif bir lig kurulmuştur. 1933 yılında Türk Spor Kurumu’nun yönetimi ele alması ile birlikte resmi organizasyonlar ülke geneline yayılmaya başlamıştır. 1934-1936 yılları arasında Galatasaray, üç sezon üst üste İstanbul şampiyonluğuna ulaşmıştır.

ilk basketbol kulübü türkiye, tbf tarihi, türkiye basketbol federasyonu tarihi, türkiye basketbol tarihi, hidayet türkoğlu, galatasaray, galatasaray lisesi, türkiyede basketbol tarihçesi,

TBF’NİN KURULUŞU

Basketbol Federasyonu’nun resmi faaliyetleri 1934 yılında kurulan Spor Oyunları Federasyonu bünyesinde başlamıştır. İlk federasyon başkanı Prof. Süreyya Genca olmuştur. Uzun bir süre voleybol ve hentbol branşları ile aynı çatı altında yönetilen basketbol, faaliyetlerin artması ve popüler bir hal alması nedeniyle 1 Mart 1959 yılında kurulan Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) ile müstakil bir yönetime kavuşmuştur. Kurumun ilk başkanlık görevini ise, Türk sporunun duayen isimlerinden olan ve TBF’nin kuruluş çalışmalarında önemli bir rol oynayan merhum Turgut Atakol üstlenmiştir.

Türkiye Basketbol Federasyonu’nun başkanları 33 yıl boyunca atama yolu ile göreve gelmişlerdir. İlk kez 1992 yılında merhum Osman Solakoğlu’nun istifası ile boşalan başkanlık görevi için zamanın Spordan Sorumlu Devlet Bakanı tarafından yarı resmi bir seçim yapılmış ve Federasyon başkanı kulüplerin oyları ile seçilmiştir. Özerklik konusuna ciddi şekilde eğilen 59. Hükümet döneminde ise 15 Mayıs 2004 Cumartesi günü Resmi Gazete’de yayınlanan karar ile ilk adım atılmıştır. Basketbol Federasyonu 5 Ocak 2005 tarihinde Ankara’ da ilk genel kurulunu yaparak özerk yapıya kavuşmuştur. Özerk Basketbol Federasyonu’nun ilk başkanı olarak Turgay Demirel seçilmiştir. Harun Erdenay, 27 Mayıs 2015 tarihinde Ankara’da gerçekleştirilen 8. Olağanüstü Genel Kurulunda seçimi kazanarak Federasyon Başkanı seçilmiştir.

ilk basketbol kulübü türkiye, tbf tarihi, türkiye basketbol federasyonu tarihi, türkiye basketbol tarihi, hidayet türkoğlu, galatasaray, galatasaray lisesi, türkiyede basketbol tarihçesi,

Hidayet Türkoğlu, 26 Ekim 2016 tarihinde Ankara'da yapılan Olağan Genel Kurulu'nda 5 sandıkta kullanılan 143 oydan geçerli olan 113'ünü alarak, Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı seçildi.

ilk basketbol kulübü türkiye, tbf tarihi, türkiye basketbol federasyonu tarihi, türkiye basketbol tarihi, türkiyede basketbol, galatasaray, galatasaray lisesi, türkiyede basketbol tarihçesi,

TÜRKİYE'DE FUTBOL TARİHİ

futbol, ilk futbol takımı türkiye, tff tarihi, türk futbol tarihçesi, türk futbol tarihi, türkiye futbol tarihi, türkiyede futbol ne zaman başladı, türkiyede ilk kurulan kulüp,

TÜRKİYE'DE FUTBOL

Ülkemizde futbolun ilk olarak 19. yüzyılın son çeyreğinde oynanmaya başladığı bilinmektedir. Osmanlı döneminde Selanik'te yakılan ilk ateş, zamanla Bornova çayırlarına kadar yayılmıştır.

İlk futbol kulübü ise yine İzmir'de İngilizler tarafından kurulmuştur. Daha sonra ise İstanbul'a bulaşan bu güzel salgın, Kadıköy ve Moda çayırlarını etkisine almasıyla beraber neredeyse tüm kentin ilgisini çekmeyi başarmıştır.

futbol, ilk futbol takımı türkiye, türkiyede ilk kurulan kulüp, tff tarihi, türkiye futbol tarihi, türk futbol tarihi, türk futbol tarihçesi, türkiyede futbol ne zaman başladı,

1897 yılında İzmir'den gelen karmanın İstanbul karmasıyla karşılaşması, Türk topraklarındaki ilk futbol maçı olarak tarihe not düşülmüştür.

İlk Türk futbol takımı ise Fuad Hüsnü Bey ile Reşat Danyal Bey tarafından devrin hafiyelerinden kaçabilmek adına İngilizce isimle kurulan 'Black Stocking' olmuştur. Bu takımın Rumlarla Papazın çayırında 1901'de oynadığı maç ise bir Türk takımının ilk futbol maçı olarak kayıtlara geçmiştir.

Genelde İstanbul'da yaşayan İngilizlerin başı çektiği, ayrıca Rumların da katılımıyla genişleyen futbol sevgisi, arka arkaya futbol kulüplerinin kurulması sonucunu doğurmuştur.

futbol, ilk futbol takımı türkiye, tff tarihi, türk futbol tarihçesi, türk futbol tarihi, türkiye futbol tarihi, türkiyede futbol ne zaman başladı, türkiyede ilk kurulan kulüp,

İngilizlerin ve Rumların ortaklaşa kurduğu Kadıköy Futbol Kulübü bu anlamda İstanbul'un ilk kulübüdür. Fakat çıkan anlaşmazlıklar neticesinde İngilizler Moda Futbol Kulübü'nü kurmuş, ardından Kadıköylü Rumlar, Elpis ve Imogene kulüplerini kurarak İngilizleri takip etmiştir. Bunun ardından aynı takımların katılımıyla 1903 yılında İstanbul Futbol Ligi kurulmuştur. İstanbul'da bir futbol liginin kurulması, bu coğrafyada futbolun daha da yaygınlaşacağının ilk işareti olmuştur. Türk gençlerinin de bu yeni kurulan takımlara olan ilgisi, zamanla 'Biz niye bir futbol takımı kurmuyoruz'' fikrine dönüşünce ilk resmi futbol takımımız da ortaya çıkmıştır. 1905'te Mekteb-i Sultani'nin 10. sınıf öğrencileri, arkadaşları Ali Sami Yen'in önderliğinde Galatasaray'ı kurmuştur. Galatasaray, 1905-1906 sezonunda İstanbul Ligi'ne katılmış, 1907-1908'de ise kazandığı ilk şampiyonlukla Türk futbol tarihi için bambaşka bir başlangıcı müjdelemiştir. Ardından Fenerbahçe ve Beşiktaş onları takip edince Türk futbolu yeni bir boyuta doğru ilerlemeye başlamıştır.

futbol, ilk futbol takımı türkiye, tff tarihi, türk futbol tarihçesi, türk futbol tarihi, türkiye futbol tarihi, türkiyede futbol ne zaman başladı, türkiyede ilk kurulan kulüp,

Türkiye'de futbolun tam olarak yeşermeye başladığı periyot 1908-1923 yılları arasıdır.

II. Meşrutiyet sonrası esen özgürlük havasında yeni takımlar kurulmuş, bu arada Türk takımları da varlıklarını ciddi bir şekilde teyit ettirmiştir. İstanbul'un ardından İzmir, Ankara, Eskişehir, Bursa, Adana ve Trabzon şehirlerinde futbol büyük bir hızla yayılmaya başlamıştır. Pazar Ligi, Cuma Ligi, İstanbul Türk İdman Birliği Ligi ve İstanbul Şampiyonluğu Ligi bu dönemin önemli organizasyonları olmuştur. Daha sonrasında yaşanan savaşlarla beraber futbol, yaklaşık 11 yıllık bir sekteye uğramıştır.

futbol, ilk futbol takımı türkiye, tff tarihi, türk futbol tarihçesi, türk futbol tarihi, türkiye futbol tarihi, türkiyede futbol ne zaman başladı, türkiyede ilk kurulan kulüp,

Erken Cumhuriyet dönemi, Türkiye'de başka birçok alanda oldu gibi futbolda da ilk önemli hamlelerin atıldığı bir dönüşüm süreci olmuştur. Kazanılan zaferin getirdiği rüzgârla yeni bir ulusun temelleri atılırken, modernleşme ve dünyanın ileri medeniyetleri seviyesine erişme emeli bu yeni ulusun ilk hedefidir. Bilim, sanat ve spor olmak üzere her alanda yeni bir yapılanma ve oluşum söz konusudur.

futbol, ilk futbol takımı türkiye, türkiyede ilk kurulan kulüp, tff tarihi, türkiye futbol tarihi, türk futbol tarihi, türk futbol tarihçesi, türkiyede futbol ne zaman başladı, 

TÜRKİYE'NİN EN İYİ 10 KADIN VOLEYBOLCUSU

TÜRKİYE DE GELMİŞ GEÇMİŞ EN İYİ 10 KADIN VOLEYBOLCU
Christiane Fürst, en iyi kadın voleybolcular, Güldeniz Önal Paşaoğlu, Kim Yeon-Koung, Maja Poljak, Nadia Centoni, Naz Aydemir, neslihan demir, Sheilla Castro, türkiye en iyi on voleybolcu, 
Türkiye de voleybol denince akla elbet birçok isim geliyor. Bu isimlerden akıllarda kalan öyle oyuncular var ki bugün bile hala akıllara geldiğinde insanlarda ”ne voleybolcuydu” dedirtiyor. Bizlerde sizler için gelmiş geçmiş en iyi 10 kadın voleybolcuyu araştırdık.

en iyi kadın voleybolcular, türkiye en iyi on voleybolcu, neslihan demir, Kim Yeon-Koung, Maja Poljak, Christiane Fürst, Naz Aydemir, Sheilla Castro, Güldeniz Önal Paşaoğlu, Nadia Centoni

1-    Neslihan Demir

1983 Eskişehir doğumlu voleybolcu. Türk sporunun yetiştirdiği en önemli isimler arasında yer alıyor. Ülkemizi Avrupa da temsil etmiş ve sayısız kupa aynı zamanda başarı kazanmıştır.
*
en iyi kadın voleybolcular, türkiye en iyi on voleybolcu, neslihan demir, Kim Yeon-Koung, Maja Poljak, Christiane Fürst, Naz Aydemir, Sheilla Castro, Güldeniz Önal Paşaoğlu, Nadia Centoni

2-    Kim Yeon-Koung

1988 Güney Kore doğumlu olan voleybolcu. 2009-2011 yılları arasında Japonya voleybol takımlarından JT Marvelous takımında forma giydi. Bu dönem içerisinde 1 kez MVP olurken, 1 kez Japonya ligi skorer oyuncusu ödülünü kazandı. 2011 yılında Fenerbahçe’ye transfer oldu.
*
en iyi kadın voleybolcular, türkiye en iyi on voleybolcu, neslihan demir, Kim Yeon-Koung, Maja Poljak, Christiane Fürst, Naz Aydemir, Sheilla Castro, Güldeniz Önal Paşaoğlu, Nadia Centoni

3-Maja Poljak

1983 Split doğumlu Hırvat voleybolcu. 2005 Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde “en iyi blokör” seçildi. 2011 sezonunda Avrupa Şampiyonluğu kazandı. Sezonun ardından Eczacıbaşı Spor kulübüne transfer olan sporcu 2015 yılında Dünya Kulüpler Şampiyonası’nda en iyi blokör seçilmiştir.
*
en iyi kadın voleybolcular, türkiye en iyi on voleybolcu, neslihan demir, Kim Yeon-Koung, Maja Poljak, Christiane Fürst, Naz Aydemir, Sheilla Castro, Güldeniz Önal Paşaoğlu, Nadia Centoni

4- Christiane Fürst

1985 Dresden doğumlu alman voleybolcu. 2008 yılında Avrupa Konfederasyon Kupası şampiyonluğu sevinci yaşadı. Dünya Şampiyonası’nda ve 2009 Avrupa Şampiyonası’nda en iyi blok ödülünün sahibi oldu. 1 Haziran 2010 tarihinde Fenerbahçe Acıbadem ile 1 yıllık sözleşme imzalayarak Türkiye’ye transfer oldu. Şu an Eczacıbaşı Spor kulübünde görev yapmakta olan başarılı voleybolcu sayısız ödül ve sayısız başarıya sahip.
*
en iyi kadın voleybolcular, türkiye en iyi on voleybolcu, neslihan demir, Kim Yeon-Koung, Maja Poljak, Christiane Fürst, Naz Aydemir, Sheilla Castro, Güldeniz Önal Paşaoğlu, Nadia Centoni

5- Naz Aydemir

1990 İstanbul doğumlu voleybolcu. Türkiye’nin gelmiş geçmiş en iyi genç voleybolcuları arasında yer alan ve ülkemizin yetiştirdiği önemli sporculardan.  Naz Aydemir, 2011 yılı itibariyle Red Bull’un Türkiye’de sponsor olduğu 7 sporcudandır. Naz Aydemir.  Montrö Masters Volley turnuvasında en iyi pasör seçilmiştir. Fenerbahçe ve Vakıfbank Güneş sigorta takımlarının formalarını giyen Aydemir, 2 kez FIVB Dünya Kulüpler Şampiyonası şampiyonluk sevinci yaşamıştır. 4 kez ise Türkiye Bayanlar Voleybol Ligi şampiyonluğu yaşamıştır
*
en iyi kadın voleybolcular, türkiye en iyi on voleybolcu, neslihan demir, Kim Yeon-Koung, Maja Poljak, Christiane Fürst, Naz Aydemir, Sheilla Castro, Güldeniz Önal Paşaoğlu, Nadia Centoni

6- Sheilla Castro

1983 yılında Belo Horizonte de dünyaya gelen Brezilyalı voleybolcudur.  2004 yılında Scavolini Pesaro’ya transfer oldu. 2002 yılında milli takımda oynamaya başlayarak ciddi başarılar elde etmiştir. 2005 yılında World Grand Champions Cup, 2006 yılında World Grand Prix, 2008 yılında World Grand Prix şampiyonluğu yaşadı. 2008 yılında Pekin Olimpiyat Oyunları’nda altın madalya kazandı. Ayrıca 2005 yılında World Grand Champions Cup’ta en skorer ve en değerli oyuncu, seçilmiştir.
*
en iyi kadın voleybolcular, türkiye en iyi on voleybolcu, neslihan demir, Kim Yeon-Koung, Maja Poljak, Christiane Fürst, Naz Aydemir, Sheilla Castro, Güldeniz Önal Paşaoğlu, Nadia Centoni

7- Güldeniz Önal Paşaoğlu

1986 İzmir doğumlu voleybolcu, VakıfBank Güneş Sigorta’ya transfer olmasının ardından kariyeri parladı. 2012-2013 sezonunda VakıfBank formasıyla Türkiye Bayanlar Voleybol Ligi, Türkiye Kupası, Süper Kupa, Şampiyonlar Ligi ve FIVB Dünya Kulüpler Şampiyonası’nda şampiyonluklar yaşadı.
*
en iyi kadın voleybolcular, türkiye en iyi on voleybolcu, neslihan demir, Kim Yeon-Koung, Maja Poljak, Christiane Fürst, Naz Aydemir, Sheilla Castro, Güldeniz Önal Paşaoğlu, Nadia Centoni

8- Nadia Centoni

1981 Barga/Lucca doğumlu İtalyan voleybolcu.  RC Cannes formasıyla mücadele ettiği 2010 yılında Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde en iyi smaçör seçildi. 2014-2015 sezonu yaz transfer döneminde Galatasaray Daikin’e transfer olmuştur. Toplamda Avrupa kupalarında 3 gümüş madalya elde etmiş ve Avrupa da 1 kez yılın sporcusu seçilmiştir.
*
en iyi kadın voleybolcular, türkiye en iyi on voleybolcu, neslihan demir, Kim Yeon-Koung, Maja Poljak, Christiane Fürst, Naz Aydemir, Sheilla Castro, Güldeniz Önal Paşaoğlu, Nadia Centoni

9-Natalia Hanikoğlu

1975 Moskova doğumlu Rus asıllı voleybolcu. 1997’de Kocaelispor’a transfer olarak ilk kez bir Türk takımına transfer oldu. 1998 yılında Türk vatandaşı oldu. 2000 yılında Eczacıbaşı’na transfer oldu. Kariyerinde oldukça başarı ve şampiyonluğa sahip olan Hanikoğlu, en verimli dönemini 2003-2009 yılları arasında göstermiştir.
*
en iyi kadın voleybolcular, türkiye en iyi on voleybolcu, neslihan demir, Kim Yeon-Koung, Maja Poljak, Christiane Fürst, Naz Aydemir, Sheilla Castro, Güldeniz Önal Paşaoğlu, Nadia Centoni

10-Gabriela Koeva

1989 doğumlu Bulgar voleybolcu. 2007 yılında bir Bulgar takımı VC CSKA Sofya’ya transfer oldu.  2009-2010 sezonu öncesinde İsviçreli Voléro Zürich takımıyla anlaşmaya vardı. Burada 6 şampiyonluk yaşadı. 2011-2012 sezonunda İtalya’ya transfer oldu.2012-13 sezonunda Türkiye Bayanlar Voleybol Ligi takımlarından Beşiktaş Bayan Voleybol Takımı’na transfer oldu.  Beşiktaş formasıyla 2013-2014 sezonunda Avrupa Bayanlar CEV Challenge Kupası’nda ikincilik yaşadı.

en iyi kadın voleybolcular, türkiye en iyi on voleybolcu, neslihan demir, Kim Yeon-Koung, Maja Poljak, Christiane Fürst, Naz Aydemir, Sheilla Castro, Güldeniz Önal Paşaoğlu, Nadia Centoni

SPOR-SAĞLIK İLİŞKİSİ

spor sağlık ilişkisi, sporun sağlığımıza faydaları, sağlıklı yaşamın sporla ilişkisi, sporun cinselliğe faydası, egzersizin vucut dayanıklılığına katkısı, aerobik faydaları,

SAĞLIKLI YAŞAMIN SPORLA İLİŞKİSİ

Günümüzde pek çok kişi egzersiz yaparak fiziksel uygunluklarını sağlama, formunu koruma arayışı içindedir. Daha nitelikli bir yaşam seçimi; kişilerin daha iyi beslenme alışkanlıklarına sahip olması ve düzenli egzersizler yapmalarıyla sağlanır. Fiziksel uygunluğu sağlamak için yarışma sporcusu olmak gerekmez. Bu nedenle kendiniz için uygun olan sporu seçerek onu düzenli bir şekilde sürdürebilirsiniz. Sporda artık yarışma amacının dışında, sağlığı koruma düşüncesi de yer almakta ve insanlar bu düşünceyle spor yapmaya davet edilmektedir. Bu davet özellikle gelişmiş ülkelerde yerini bulmakta ve geniş insan kitleleri çok değişik sportif etkinliklerde bulunmaktadır. Yaşam boyu spor sağlıklı yaşam için spor, aerobik jogging, step v.b. gibi sloganlarla spor yapan insanların sayısının arttırılmasına çalışılmaktadır.

Sağlığı korumak için ya da bazı durumlarda sağlığı yeniden kazanmak için spor yapmak bir “moda” değildir, kent yaşamının insanları içine soktuğu hareketsizliğin sağlık üzerindeki olumsuz etkilerini ortadan kaldırmanın tek yoludur.

aerobik faydaları, egzersizin vucut dayanıklılığına katkısı, sağlıklı yaşamın sporla ilişkisi, spor sağlık ilişkisi, sporun cinselliğe faydası, sporun sağlığımıza faydaları,

İnsan bedeninin hareketsizlik içinde gücünü büyük oranda yitireceği bilimsel bir gerçektir. Ayrıca bedensel hareketliliğin, insanı güçlendirdiği kadar, sağlığını korumasına, dolayısıyla güzelleşmesine, hem mutlu hem de uzun yaşamasına yardımcı olduğu da biliniyor.

Hareketsizliğin yarattığı bedensel güçsüzlüğün çeşitli hastalıklara karşı direnci azalttığı, özellikle kalp ile damar hastalıklarının gelişmiş ülkelerde çok yaygınlaştığı bilinmektedir.

Yıllarca sporun faydaları ile ilgili gerek tıp otoriteleri gerekse ünlü spor ve bilim adamları tarafından yapılan araştırmalarda, sporun şu faydaları sağladığı tespit edilmiştir:

aerobik faydaları, egzersizin vucut dayanıklılığına katkısı, sağlıklı yaşamın sporla ilişkisi, spor sağlık ilişkisi, sporun cinselliğe faydası, sporun sağlığımıza faydaları,

1. Kasları mükemmel derecede çalıştırır, kuvvetlendirir, geliştirir ve estetik kazandırır.
2. Her yaşta, her yerde, zaman ve mekan farkı olmadan, istenen bir zamanda yapılabilir.
3. Hareketsizliği önler ve vücut yağını yakar.
4. Kan dolaşımını düzenleyerek, kalbin daha sağlıklı çalışmasını sağlar.
5. Göğüs kafesinin genişlemesini sağlayarak, daha iyi bir solunum kapasitesi kazandırır.
6. Vücut hakimiyeti, denge ve konsantrasyonu arttırır.
7. Kötü alışkanlıklardan korur ve bırakılmasını sağlar.
8. Gelişme çağında boy uzamasına, ileri yaşlarda kas erimesini ve eklem rahatsızlıklarını önlemeye yardımcı olur.
9. Hanımların genel estetik ve atletik yapı avantajları elde etmelerine yardımcı olurken, selülit ve kilo verme problemlerini de giderir.                                                                                                   
10. Duruş bozukluklarını giderme veya herhangi bir kaza sonrası rehabilitasyon için ideal bir yoldur,

Sporun, bilimsel yapıldığı takdirde, şu hastalıkları önlediği de tıp otoriteleri tarafından tespit ve kabul edilmiştir:

1. Osteoporoz – Kemik erimesi
2. Artirit – Eklem iltihabı
3. Stres – Ruhi ve zihinsel rahatsızlıklar
4. Dolaşım rahatsızlıkları
5. Kalp rahatsızlıkları
6. Organ ve kas zayıflığı
7. Kısmi iktidarsızlık
8. Organ zayıflığı
9. Postür (duruş) bozuklukları
10. Kanser ve şeker hastalıkları

aerobik faydaları, egzersizin vucut dayanıklılığına katkısı, sağlıklı yaşamın sporla ilişkisi, spor sağlık ilişkisi, sporun cinselliğe faydası, sporun sağlığımıza faydaları,

Sporun Cinselliğe etkisi:

1. Sporla kişinin kazandığı kendine güven duygusu, estetik çekicilik ve vücut fonksiyonlarının düzeldiği hissi.
2. Dolaşım, hormon ve kas sistemindeki faydalı gelişme.
3. Dengeli beslenme ile iyi ve faydalı beslenme kültürünün sağlanması ve vücuttaki besin dengesinin etkileyici ve güçlendirici faktörü.

4. Çalışmalardan sonra sinirlilik ve gerginliğin ortadan kalkması ve vücutta salgılanan endorfin hormonu (mutluluk hormonu) seviyesinin artarak devreye girmesi.
5. Bilim adamlarınca yapılan klinik deneylerde, haftada üç gün normal dozda yapılan sporun erkeklerde testosteron hormonu, kadınlarda da östrojen hormonu üretimini arttırması.
6. Tüm bu faktörlerin bir araya gelmesi ile birlikte, egzersizlerin vücutta yarattığı sıcaklık hissinin cinsel duygular üzerinde olumlu etki sağlaması.
7. Ayrıca düzenli egzersizlerin şeker hastalığını önlemesi de bu konuda önemli bir husustur.

Bütün uygar ülkelerin aşağı yukarı hepsinde, özellikle koroner damar hastalıklarından korunmak, aşırı şişmanlık, nedensiz yorgunluk, yüksek tansiyon gibi rahatsız edici durumlara düşmemek için, milyonlarca insan dengeli beslenme ve yaşam boyu spor yapma alışkanlığını kazanmaya çalışıyor.

21’inci Yüzyıl; Dayanıklı İnsanların Çağı

Çok az insan olağanüstü bir dayanıklılığa sahiptir. Fakat bunlar diğerleri için çok önemli bir örnek teşkil eder. Dayanıklılık, 21. yüzyılın başarılı liderlerinin, ayırt edici niteliği ve en önemli ön gereksinmesi olup, onları diğerlerinden farklı kılar.

Dayanıklılık hem fiziksel bir kapasite, hem de bir davranış şeklidir. Bir insanın; uyum sağlama, hızlı değişimlere ayak uydurma, hayatın normal streslerine alışma ve yoğun programlara, yorucu seyahatler ve anlaşmazlıklar gibi akut stres arttırıcılarına meydan okuma kabiliyetlerinin göstergesidir. Dayanıklılık biyolojik bir prensibin sonucudur.

“Fiziksel ve zihinsel gayret gerektiren faaliyetler, özellikle formu korumak ve geliştirmek için yapılıyorsa, buna egzersiz denir”. Kondisyonu iyi olan bir kişinin dayanma gücü daha fazladır. Buna ek olarak insan, egzersizi işin stresli etkileriyle başa çıkmak için bir araç olarak da kullanabilir.


Egzersiz İle Dayanıklılığın Bağlantısı

Egzersiz eskiden beri; yoğun işlerin gerektirdiği dayanıklılığı arttıran, yorgunluğu önleyen en etkin yol olarak kabul edilmektedir. Yaşlanma üzerine yapılan çalışmalar, egzersizin; vücudumuzun yaşlanmayla birlikte fazlalaşan değişim hızını azaltan ve üst düzey liderler olarak ihtiyaç duyduğumuz dayanıklılığın eksilmesini engelleyen, en güçlü silah olduğunu kanıtlamıştır.

Aerobik kapasite; 

a) Kanın akciğerde temizlenebilmesi için bol miktarda hava solunması,
b) Kalbinizin kuvvetli hareketiyle yüksek hacimli kanın iletimi,
c) Kan dolaşımı ile oksijenin tüm vücudumuza etkin bir şekilde dağılımı,
d) Kaslara hareket kabiliyeti veren yağ ve karbonhidratların yanması için oksijenden yararlanma kapasitelerini ifade eder.

Aerobik kapasite, ihtiyaç arttığı zaman, iş yapabilme kabiliyetidir, fonksiyonel kapasiteyi belirler ve sağlıklı olmanın anahtarıdır. Fiziksel yönden sağlıklı bir kişinin, günlük hayattaki fiziksel mücadelelerdeki dayanıklılığı daha fazladır. Oysa kuvveti az olan bir kimse, çabuk yorulacağından faaliyetlerine daha çabuk son vermek mecburiyetinde kalacaktır.

Yetişkinlerin 30 yaşından sonra, aerobik kapasitelerinin bir kısmı düşmeye başlar, iki cinsin de 65 yaşından sonraki aerobik kapasitesi, genç erişkinlerin kapasitesinden %30 veya 40 daha azdır. Bununla beraber fiziksel bulgular, egzersiz alışkanlıklarını muhafaza eden yetişkinlerin, antrenmanların yoğunluğuna ve düzenine bağlı olarak, aerobik kapasitelerinin ve dayanıklılıklarının daha fazla bir bölümünü muhafaza ettiklerini ortaya koymuştur.

Başka bir deyişle, aktif olmayan 65 yaşındaki bir insan, düzenli olarak egzersiz yaparak 20 yıl önceki (45 yaşındaki) kalp ve solunum formunu kazanabilir.

Ne yazık ki “önceki performans, gelecekteki performansımızı garanti edemez”. Bir zamanlar çok aktif olan atletler bile bu gerçekle karşı karşıyadırlar: Aktif yaşam tarzları muhafaza edilmedikçe, önceki performanslarının, mevcut form ve dayanıklılık seviyelerine etkileri yoktur. Gençken çok atletik ve aktifseniz ve orta yaşlarda egzersizi tamamen keserseniz, aerobik kapasitenizin azalması, hayatı boyunca oturarak vakit geçirenlerinkinden daha fazla olacaktır.

Egzersiz Yaparken Ne Kadar Enerji Harcıyoruz?

Yaktığınız kalori miktarı; kilonuza, uyguladığınız aktiviteye ve egzersizlerin şiddetine göre değişir. Her aktivite farklı zorluk düzeylerinde uygulanabilir. Daha yüksek tempo ile çalışırsanız, sizin kadar yoğun çalışmayan birisine nazaran daha fazla enerji harcayıp, daha çok kalori yakmış olursunuz.

spor nedir, spor sağlık ilişkisi, sporun sağlığımıza faydaları, sağlıklı yaşamın sporla ilişkisi, sporun cinselliğe faydası, egzersizin vucut dayanıklılığına katkısı, aerobik faydaları,  


SPOR SALONU STANDATLARI(Vücut Geliştirme ve Fitness)

dans, jimnastik, özel spor salonları talimatı, plates, spor salonu standartı talimatı, spor salonu standartları nelerdir, türkiye vücut geliştirme ve fitness federasyonu,

dans, jimnastik, özel spor salonları talimatı, plates, spor salonu standartı talimatı, spor salonu standartları nelerdir, türkiye vücut geliştirme ve fitness federasyonu,
Spor Salonu Standartları Nedir?

Açmayı düşündüğünüz spor salonuna göre bu sorunun cevabı değişmektedir çünkü spor deyince işin içine vücut geliştirme, pilates, dans, jimnastik v.b bir çok branş girmektedir ve faaliyet alanınıza uygun olacak şekilde ilgili federasyonun web sitesine girebilir, güncel talimatları inceleyebilirsiniz.

dans, jimnastik, özel spor salonları talimatı, plates, spor salonu standartı talimatı, spor salonu standartları nelerdir, türkiye vücut geliştirme ve fitness federasyonu,

TÜRKİYE VÜCUT GELİŞTİRME VE FİTNESS FEDERASYONU
ÖZEL SPOR SALONLARI TALİMATI

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç
Madde – 1
1.1. Bu Talimatın amacı; Vücut Geliştirme ve Fitness Federasyonu spor dallarını ve spor
donanımlarını, hangi ad altında olursa olsun bünyesinde bulunduran salonlar ile spor
merkezlerini en etkili şekilde sisteme sokmak, gerçek veya tüzel kişilerce işletilecek salonlar ile
spor merkezlerinin uyacakları kuralları ve bunların denetimi ile ilgili yöntem ve ilkeleri
belirlemektir.

Kapsam
Madde – 2
2.1. Bu Talimat; Vücut Geliştirme ve Fitness Federasyonu spor dallarını ve spor donanımlarını, hangi
ad altında olursa olsun bünyesinde bulunduran gerçek veya tüzel kişilerce işletilecek salonlar ile
spor merkezlerinin uyacakları kuralları ve bunların denetimi ile ilgili yöntem ve ilkeleri kapsar.

Dayanak
Madde – 3
3.1. Bu Talimat; 21.5.1986 Tarih ve 3289 Sayılı “ Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün Teşkilat ve
Görevleri Hakkındaki Kanun ” un Ek – 9. Maddesi ve 04 / 07 / 2007 Tarih ve 26572 Sayılı
Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren “ GSGM – Türkiye Vücut Geliştirme ve Fitness
Federasyonu Ana Statüsü’ne dayanılarak hazırlanmıştır.

dans, jimnastik, özel spor salonları talimatı, plates, spor salonu standartı talimatı, spor salonu standartları nelerdir, türkiye vücut geliştirme ve fitness federasyonu,

Tanımlar
Madde – 4
4.1. Bu Talimatta geçen;
Genel Müdürlük : Gençlik Ve Spor Genel Müdürlüğünü,
Federasyon : Vücut Geliştirme Ve Fitness Federasyonunu,
Yönetim Kurulu : Vücut Geliştirme Ve Fitness Federasyonu Yönetim Kurulunu,
Disiplin Kurulu : Vücut Geliştirme Ve Fitness Federasyonu Disiplin Kurulunu,
Antrenör Talimatı : Vücut Geliştirme Ve Fitness Federasyonu Antrenör Talimatını,
İl Başkanlığı : İlin Valisini,
İl Müdürlüğü : Gençlik Ve Spor İl Müdürlüğünü,
İlçe Müdürlüğü : Gençlik Ve Spor İlçe Müdürlüğünü,
İl Temsilcisi : Vücut Geliştirme Ve Fitness Federasyonu İl Spor Dalı Temsilcisini,
Uzman : Konusunda yeterli bilgi ve deneyime sahip denetleyiciyi,
Spor Dalı : Federasyon bünyesinde yer alan spor dallarını,
Özel Spor Salonu : Gerçek veya tüzel kişiler tarafından vücut geliştirme ( body, body building,
GYM ), fitness ve bilek güreşi sporları yapmak amacıyla açılan tüm salon
veya merkezleri yerleri,
Antrenör : Federasyonca onaylı belgeyi alan ve Antrenör Talimatındaki koşulları
taşıyan, her aşamadaki öğretici, çalıştırıcı veya eğitmeni,
Sporcu : Spor salonunda spor çalışmalarına katılacak olanları,
Yetki Belgesi : Spor salonunda Federasyonla ilgili spor dalında çalışma yapılabilmesi için
Federasyonca verilen onaylı belgeyi, Tanımlar.

İKİNCİ BÖLÜM

Temel İlkeler
Spor Salonu Ölçüleri
Madde – 5
5.1. Vücut Geliştirme ve Fitness Federasyonu spor dalları ile ilgili sportif çalışmaların yapılacağı
salon veya merkezlerin boyutlarının; her spor dalı için ayrı, benzer spor dallarında aynı alanlar
kullanılması ve kullanılacak alanların Federasyonca belirlenen ölçülerde olması zorunludur.

5.2. Salonların ölçüleri:
Çalışma alanı en az : 125 m²
Bay soyunma odası en az : 15 m²
Bayan soyunma odası en az : 15 m²
Dinlenme yeri en az : 15 m²
Toplam büyüklük en az : 170 m²
Tavan yüksekliği ise en az : 2.50 m. olmalıdır.

Spor Salonu Veya Spor Merkezlerinin Nitelikleri
Madde – 6
6.1. Kulanım alanı 8 m² den az olmamak üzere; en az bir soyunma odasının olması,
6.2. Bayan ve erkek sporcuların birlikte çalışacağı Spor salonunda en az iki soyunma odasının
olması,
6.3. Bay ve bayan soyunma odalarının her birinde metal veya ahşap en az 10 soyunma dolabının
olması,
6.4. Odaların aydınlatma ve ısıtma sisteminin bulunması, ısısının en az 18 santigrat derecede olması,
6.5. Spor salonunun bütün birimlerinin genel sağlığa uygun koşullar taşıması,
6.6. Kullanım alanı 15 m² den az olmamak üzere; en az bir dinlenme salonu bulunması, dinlenme
salonunun zemininin halı, parke ve benzeri maddelerle kaplanmış olması,
6.7. Bayan ve erkek sporcuların birlikte spor yaptığı Spor salonunda iki ayrı soyunma odası ve bu
odalarda en az birer duş ve tuvaletin bulunması,
6.8. Çalışma yapıldığı sürece duşların sıcak suyunun bulunması,
6.9. Spor salonunda spor çalışmasının yapıldığı yerin ısısının 18 santigrat derecenin altına
düşmemesi,
6.10. Havalandırmanın yeterli düzeyde olması ve çalışma alanı sporcu sayısına göre yeterli düzeyde
olması,
6.11. Yeterli havalandırması olmayan yerlerde işletilecek salonlarda; mutlaka aspiratör veya fan tipi
havalandırma, bodurum konumundaki salonlarda ise; mutlaka özel havalandırma donanımının
olması,
6.12. Çalışma zemininin; spor dallarının özelliğine göre uygun malzemelerle kaplanmış olması,
6.13. Yangın ve benzeri doğal yıkımlara karşı 2 adet yangın söndürme tüpü, 1 yangın çıkışı, 1 tehlikeli
durum alarmı gibi araç ve donanımların bulundurulması,
6.14. Spor salonunda yapılacak çalışma sırasında gürültü, kirlilik gibi nedenlerle çevrenin rahatsız
edilmemesine yönelik her türlü önlemlerin alınmış olması,
6.15. Sporcuların can güvenliğine yönelik önlemlerin alınmış olması,
6.16. Çalışma alanında yaralanma ve kazalara yol açacak direk, sütun ve benzeri engelleyicilerin
keskin kenarlarının ve sivri uçlarının darbeyi emici yumuşak malzemelerle kaplanmış olması
zorunludur.

dans, jimnastik, özel spor salonları talimatı, plates, spor salonu standartı talimatı, spor salonu standartları nelerdir, türkiye vücut geliştirme ve fitness federasyonu,

Spor Salonu Veya Spor Merkezlerinde Bulunması Zorunlu Spor Araç – Gereçleri
Madde – 7
7.1. Çalışma sırasında, çalışma gurubunda bulunan sporcu sayısına yetecek kadar spor araç –
gereçlerinin bulundurulması zorunludur. Bu araç – gereçler:
7.1.1. Mide ve bel kasları için:
7. 1.1.1. Sit – Ups mekik sehpası : 2 adet.
7. 1.1.2. Romen chair mekik sehpası : 1 adet.
7. 1.1.3. Heyper extension – bel için : 1 adet.
7. 1.1.4. Çiftli twister : 1 adet.
7.1.2. Göğüs kasları için:
7. 1.2.1. Bench sehpası – bar koymalı : 2 adet.
7. 1.2.2. Bench sehpası – düz : 2 adet.
7. 1.2.3. Incline bench sehpası – üst göğüs kası için : 1 adet.
7. 1.2.4. Decline bench sehpası – alt göğüs kası için : 1 adet.
7. 1.2.5. Ayarlı bench sehpası – alternatif çalışmalar için: 1 adet.
7. 1.2.6. Butter fly ( polaris ) : 1 adet.
7. 1.2.7. Cable crossover – göğüs ve kol kasları için : 1 adet.
7.1.3. Koltukaltı ( kanat ) kasları için:
7. 1.3.1. Pulldawn ( lat machine ) : 1 adet.
7. 1.3.2. Chins ( barfiks ) ve dips beraber veya ayrı ayrı: 1 adet.
7. 1.3.3. Rowıng machine : 1 adet.
7.1.4. Omuz kasları için:
7. 1.4.1. Multi press machine / scholder press machine : 1 adet.
7.1.5. Kol kasları için:
7. 1.5.1. Scot curl – ön kol için : 1 adet.
7. 1.5.2. Serbest ağırlıklar, küçük dumbell :1 Takım – 5 kg. dan 25 kg.’a kadar.
7. 1.5.3. Uzun bar : 3 adet.
7. 1.5.4. Kısa bar : 3 adet.
7. 1.5.5. Serbest ağırlıklar:
1 kg. : 2 adet.
2.5 kg. : 4 adet.
5 kg. : 8 adet.
10 kg. : 8 adet.
20 kg. : 10 adet.
7.1.6. Bacak kasları için:
7. 1.6.1. Leg curl machine – arka bacak kasları için : 1 adet.
7. 1.6.2. Leg extension – ön bacak kasları için : 1 adet.
7. 1.6.3. Squat sehpası – ön bacak kasları için : 1 adet.
7. 1.6.4. Leg press machine – ön bacak kasları için : 1 adet.
7. 1.6.5. Hack squat machine – ön bacak kasları için : 1 adet.
7. 1.6.6. Total hip machine – iç bacak ve basen için : 1 adet.
7.1.7. Baldır ( calf ) kasları için:
7. 1.7.1. Standing calf machine : 1 adet.
7. 1.7.2. Seated calf machine : 1 adet.
7.1.8. Kalp sağlığı için cardıo aletleri:
7. 1.8.1. Nabız ölçerli bisiklet : 2 adet.
7. 1.8.2. Nabız ölçerli yürüyüş bandı : 2 adet olarak bulundurulması zorunludur. Bu
araç – gereçler nitelik ve nicelik açısından, zamanın gerektirdiği koşullara
uygun olarak Federasyonca yeniden düzenlenebilir.

Salonların Sınıflandırılması
Madde – 8
8.1. Spor Salonu Veya Spor Merkezlerindeki;
8.1.1. 200 m² ye kadar olan salonlar : III. Sınıf,
8.1.2. 400 m² ye kadar olan salonlar : II. Sınıf,
8.1.3. 800 m² ye kadar olan salonlar : I. Sınıf,
8.1.4. 800 m² den büyük salonlar : I. Sınıf lüks basamağında yer alırlar.
8.2. Otellerdeki Spor Salonlarında;
8.2.1. 100 m² çalışma alanı ile birlikte 50 m² aletsiz çalışma alanı ve tüm kas guruplarının
çalıştırılmasına yönelik aletlerin yeterli nitelik ve sayıda olması gerekir. Buna göre:
8. 2.1.1. 4 Yıldızlı Otel spor salonları : I. Sınıf,
8. 2.1.2. 5 Yıldızlı Otel spor salonları : I. Sınıf lüks basamağında yer alırlar.
8.3. Üniversitelerdeki Spor Salonlarında; 100 m² çalışma alanı ile birlikte 50 m² aletsiz çalışma alanı
ve tüm kas guruplarının çalıştırılmasına yönelik aletlerin yeterli nitelik ve sayıda olması gerekir.

Antrenör Çalıştırma Zorunluluğu ve Antrenörlerinin Yıllık Vizeleri
Madde – 9
9.1. Spor salonları veya spor merkezleri; bünyelerinde, en az 2. kademede bir sözleşmeli antrenör
bulundurmak zorundadırlar. Buna bağlı olarak Spor Salonu Veya Spor Merkezlerinde:
9.1.1. III. Sınıf salonlarda : En az bir tane II. veya III. kademe antrenör
9.1.2. II. Sınıf salonlarda : En az bir tane II. veya III. kademe antrenör ve en az bir tane I.
kademe yardımcı antrenör.
9.1.3. I. Sınıf salonlarda : En az bir tane III. kademe antrenör ve en az iki tane I. kademe
yardımcı antrenör.
9.1.4. I. Sınıf lüks salonlarda : En az bir tane III. veya IV. kademe antrenör, en az bir tane II.
kademe antrenör ve en az iki tane I. kademe antrenör çalıştırılması zorunludur.
9.2. II. veya III. sınıf salonlar; isterlerse, I. Kademe yardımcı Antrenör de bulundurabilirler
9.3. Henüz ikinci kademe antrenör olmayan yerlerde birinci kademe antrenör çalıştırılabilir.
9.4. İşverenle antrenör arasında yapılan sözleşmeler 1 yıllık olarak yapılır ve yıl sonunda yenilenir.
9.5. Antrenörlerin belgesi, salonda herkesin görebileceği yere asılır.
9.6. Yönetim Kurulunca o yıl için belirlenmiş olan antrenör ödentilerini, her yıl 01 – 31 Ocak
tarihleri arasında Federasyonun ilgili banka hesabına ödemek zorundadırlar.
9.7. Antrenör ödentileri salon tarafından ödenecek ise; banka alındı belgesine, “ ANTRENÖR
YILLIK ÖDENTİSİ ” açıklaması yazılacaktır. Eğer antrenör ödentileri antrenörün kendisi
tarafından ödenecek ise; banka alındı belgesine antrenörün adı da eklenerek “ ………….
……….. ANTRENÖR YILLIK ÖDENTİSİ ” açıklaması yazılacaktır.
9.8. Yıl içinde; sözleşmeli antrenörü ile herhangi bir nedenle sözleşmesini bitiren spor salonları, 15
gün içerisinde yeni antrenörle sözleşme imzalamak ve yetki belgesi ücreti ödemeden yetki
belgesini yeniletmek zorundadır.
9.9. Spor salonları veya spor merkezleri bünyelerinde çalışacak antrenörlerin Federasyonun Antrenör
Talimatındaki koşulları taşıması zorunludur.
9.10. Antrenör Talimatındaki kural ve koşullara aykırı antrenör çalıştıran işyerlerinin Yetki Belgeleri
geçersiz kılınarak Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulur; ayrıca, antrenörleri de
Disiplin Kuruluna verilir.
9.11. Antrenörler; aynı il veya ilçelerinde ikiden fazla Spor salonuyla sözleşme yapamazlar. Ayrıca
başka illerde çalışamazlar.
9.12. Sözleşme yapan antrenör çalışma saatleri içerisinde; hastalık ve doğal yıkımlar gibi özel
durumlar dışında Federasyonun Antrenör Talimatına ve diğer ilgili Talimatlara uygun olarak
görevini aksatmadan yapmak zorundadırlar. Çalışmalarını kurallara uygun olarak yapmayan
antrenörler, Disiplin Kuruluna verilirler.

dans, jimnastik, özel spor salonları talimatı, plates, spor salonu standartı talimatı, spor salonu standartları nelerdir, türkiye vücut geliştirme ve fitness federasyonu,

Sağlık Kuralları
Madde – 10
10.1. Spor salonunda çalışmalar devam ettiği sürece oluşabilecek sakatlıklarda ilk yardım için ilk
yardım dolabı bulundurulur ve Spor salonunda çalışanların görebileceği bir yere asılır.
10.2. İlk yardım dolabının içinde; Pamuk, Tentürdiyot, Oksijenli su, Sargı bezi, Yara bandı, Ağrı
kesici, Aspirin ve Soğutucu jel gibi ilk yardım malzemelerinin kullanıma hazır tutulması
zorunludur.
10.3. Çalışmalara katılan kişilerin spor çalışmalarına alınmalarından önce bir doktor kontrolünden
geçmiş olmalarını salon sorumlusuna belgelemeleri gerekir. Salonda; bununla ilgili her kişi için
birer sağlık dosyası düzenlenir.
10.4. İşletmeci; sporcuların her yıl; kayıt tarihine göre yıllık sağlık kontrolü yaptırmalarını ister.

Yetki Belgesi
Madde – 11
11.1. Spor salonları veya spor merkezleri; vücut geliştirme, fitness ve bilek güreşi spor dallarında
çalışma yapabilmek için Federasyondan “ Yetki Belgesi ” ( Ek – 2 ) almak zorundadırlar.

Yetki Belgesi Alabilmek İçin Gerekli Belgeler
Madde – 12
12.1. Sınıflarına ( Madde – 8 ) ait Yetki Belgesi yıllık vize ödentisi ile antrenör ödentilerini
Federasyonun ilgili banka hesabına yatırıldığına dair banka ödendi belgesi,
12.2. Yetki Belgesi Başvuru Formu ( Ek – 1 );
12.3. Çalışmada bulunulacak vücut geliştirme, fitness veya bilek güreşi spor dalının antrenör belgesi,
12.4. Antrenörle yapılan en az bir yıllık sözleşme ( Ek – 3 ),
12.5. 3. kişi mali sorumluluk sigortası,
12.6. Spor salonunun onaylı 1 / 100 ölçekli planı,
12.7. Gerçek kişilerin kayıtlı oldukları odadan aldıkları belgesi,
12.8. Tüzel kişilerin şirket ana sözleşmesi, dernek tüzüğü veya vakıf senedinin yayınlandığı gazetenin
bir örneği.
12.9. Belgeler; en az 2’şer adet olarak düzenlenir.

Yetki Belgesi Alma Başvuru Süresi Ve Yetki Belgesinin Verilmesi
Madde – 13
13.1. Yetki Belgesi almak isteyen gerçek veya tüzel kişiler spor salonları veya merkezleri; bir sonraki
yılın Yetki Belgesini alabilmek için her yıl 01 – 31 Aralık tarihleri arasında Federasyonca
belirlenmiş olan belgelerini ve salon donanımlarını hazırlayıp, denetleme ve Yetki Belgesi
isteklerini Yetki Belgesi Başvuru Formu ile Federasyona başvururlar.
13.2. Gerçek ve tüzel kişilerin bu Talimatta belirtilen belgeleri Federasyona vermelerinden sonra,
vücut geliştirme, fitness veya bilek güreşi spor dallarında çalışmalara başlayabilmeleri için; Spor
salonu denetleme görevlilerince yerinde incelenir.
13.3. Gerekli koşulları taşıyıp taşımadıklarına dair denetleme formu doldurularak imzalanır.
13.4. Spor salonunun bu Talimat İlkelerine uygun görülmesi durumunda başvuru sahibinden alınan
belgeler 2 dosya olarak hazırlanır. Dosyalardan biri Federasyona, biri de spor salonunda kalır.
13.5. Dosya Federasyona gönderildikten sonra Yetki Belgesi ücreti Federasyon hesabına yatırılır.
13.6. Yetki Belgesi düzenlendikten sonra Federasyon Başkanlığının onayına sunulur. Onaylanan Yetki
Belgesi, en geç 15 gün içinde iki adet özel hazırlanmış Federasyon Bayrağıyla birlikte ilgililerin
adresine kargo yoluyla gönderilir.
13.7. Yetki Belgesi alan tüm spor salonu veya spor merkezlerinin; Yetki Belgesi ile birlikte özel
hazırlanmış Federasyon Bayrağını, salonlarında uygun olan ve herkes tarafından kolayca
görülebilecek bir yere asmaları zorunludur.
13.8. Yetki belgeleri düzenlendiği tarihten başlayarak bir yıl için geçerlidir.
13.9. Yetki Belgesinin verilmesinden sonra Spor salonu çalışmalarına başlamış sayılır.
13.10. Ödentilerini yapmamış ve Yetki Belgesini almamış spor salonları veya merkezleri;
Federasyonun spor dallarıyla ilgili hiçbir çalışma yapamazlar.
13.11. Yetki Belgesi alımı için belirlenen tarihler dışında yeni açılacak olan spor salonları veya
merkezleri; Talimat ile belirlenmiş olan belgelerini ve salon donanımlarını hazırlayıp, denetleme
ve Yetki Belgesi isteklerini Yetki Belgesi Başvuru Formu ile Federasyona bildirirler.
Federasyonun denetleme ödentisi olarak belirlemiş olduğu bedeli ve Yönetim Kurulunca o yıl
için belirlenmiş olan Yetki Belgesi ve antrenör ödentilerini Federasyonun ilgili banka hesabına
yatırarak ödendi belgesini dilekçelerine eklerler.
13.12. Spor salonları veya merkezleri başka il ya da ilçe sınırları içinde şube açmak isterlerse ayrıca
yeni bir Yetki Belgesi başvurusunda bulunmak ve bütün işlemleri eksiksiz yapmak
zorundadırlar.
13.13. Spor salonu sahibinin salonu işletmekten vazgeçmesi durumunda, Federasyona yapılan yıllık
ödentiler geri ödenmez.

Yetki Belgesi Yıllık Vizeleri
Madde – 14
14.1. Yetki Belgesi almak isteyen spor salonları veya merkezleri; Yönetim Kurulunca, o yıl için
sınıflarına ( Madde – 8 ) göre belirlenmiş olan Yetki Belgesi ödentilerini, her yıl 01 – 31 Ocak
tarihleri arasında Federasyonun ilgili banka hesabına ödemek zorundadırlar.
14.2. Federasyona ödenen Yetki Belgesi yıllık vize ücretinin % 40’ı, salonun bulunduğu ilin İl
Başkanlığına ödenir.
14.3. Federasyon; Yetki Belgesi alan spor salonları veya merkezlerinin çalışmalarının bu Talimat
İlkelerine uygun olarak yapılıp yapılmadığını, izin tarihini temel alarak her yıl kontrol eder.
Uygun olanlar; sınıflarına göre yıllık olarak vize edilir.
14.4. Kendine ait salonu olan spor kulüplerinin; Federasyonca düzenlenen Ulusal Takım Seçme
Yarışmalarından en az ikisine katılarak herhangi bir kategoride ilk üç dereceye girmeleri ve
sporcularının doping testi sonucunun da pozitif çıkmaması durumunda, o yıl için ödedikleri
Yetki Belgesi bedeli kendilerine geri ödenir. Ancak; bu kulüpler, çalıştırdıkları antrenörlerin her
biri için yıllık ödentileri ödemek zorundadırlar.

Denetleme Görevlileri
Madde – 15
15.1. Spor salonu veya spor merkezlerinin denetlenmesi için Federasyon Başkanlığının onayı ile
Federasyondan 1 uzman, denetleme yapılacak ilin il temsilcisi ve İl Başkanlığından bir görevli
olmak üzere en az 3’er kişilik Denetleme Birimleri kurulur.
15.2. Salon denetimleri her yıl, Yetki Belgesi vize tarihinde yapılır.

Denetim
Madde – 16
İl Başkanlıklarınca Yapılacak Denetimler:
16.1. Gençlik Ve Spor İl Başkanlıkları; İl sınırları içinde çalışan salonların Yetki Belgesinin bulunup
bulunmadığını denetlemekle yetkilidir.
16.2. Yetki Belgesi olmadan çalışan salonlara verilecek ceza; Yetki Belgesi tutarının iki katıdır.
16.3. Gençlik Ve Spor İl Başkanlıklarınca yapılan denetimlerde Yetki Belgesi olmadan çalışan spor
salonlarına veya spor merkezlerine gerekli cezayı keser ve kesilen cezanın tamamı, İl Başkanlığı
Bütçesine gelir olarak alınır.
16.4. Yetki Belgesi olmadan çalışan spor salonlarına veya spor merkezlerine ceza kesilmiş olmasına
karşın bu spor salonları veya spor merkezleri Federasyondan Yetki Belgesini almadan o yıl için
çalışmalarını sürdüremezler.
Federasyonca Yapılacak Denetimler:
16.5. Vücut geliştirme, fitness ve bilek güreşi salonlarının; Federasyonca öngörülen kurallara uygun
olup olmadığı, bu Talimatta aranılan koşulları taşıyıp taşımadıkları, spor dalının amacına ve
kurallarına uygun çalışma yapıp yapmadıkları konusundaki denetlenmeleri, Federasyonca her
zaman yapılabilir.
16.6. Denetlemeler; Ek – 4’te yer alan “ SPOR SALONU – SPOR MERKEZİ DENETLEME
BELGESİ ” ile yapılır.
16.7. Spor salonu – spor merkezi sahibi veya yetkilisi; denetleme anında Denetleme Görevlilerine
yardımcı olmak zorundadır.
16.8. Federasyon; Yetki Belgesi alan spor salonları veya merkezlerinin çalışmalarının bu Talimat
İlkelerine uygun olarak yapılıp yapılmadığını, izin tarihini temel alarak her yıl kontrol eder.

Sporcuların Spor Salonlarına Vermesi Gereken Belgeler.
Madde – 17
17.1. Spor salonu veya spor merkezlerinden yararlanmak isteyen kişilerden aşağıdaki belgeler istenir.
7
17.1.1. Adres ve diğer bilgilerin yer aldığı başvuru formu,
17.1.2. Nüfus cüzdanı örneği,
17.1.3. 18 yaşın altındakiler için veli izin belgesi,
17.1.4. Sağlık raporu ( tek doktordan yeterli olacaktır ),
17.1.5. Salonun isteyeceği sayıda vesikalık fotoğraf,

Spor salonu Kayıt Defteri
Madde – 18
18.1. Spor salonu; salonlarında spor yapacak olanların fotoğraflarının, kimlik bilgilerinin, adreslerinin
ve spor beceri bilgilerinin yer aldığı Kayıt Defteri tutmak zorundadırlar.

Spor salonunun Amaç Dışında Kullanılması
Madde – 19
19.1. Spor salonu, açılış izninde belirtilen amacının ve spor dallarının dışında hiç bir şekilde
kullanılamaz. Spor salonu; açılış izninde belirtilen spor dalları ve amacı dışında kullanıldığı
durumda bu Talimatın Disiplin Talimatının ilgili Yaptırım İlkeleri uygulanır.

Spor salonunun Açık Bulunma Saatleri
Madde – 20
20.1. Spor salonunun hangi günlerde, günün hangi saatlerinde açık bulunacağı ve hangi saatlerde
sportif amaçlı çalışma yapılacağı; spor dalının özelliği göz önüne alınarak işletmeci, antrenörler
ve sporcuların ortak kararı ile belirlenir.

Yarışma Düzenleme
Madde – 21
21.1. Spor salonu veya spor merkezlerinde ulusal ve uluslar arası düzeyde düzenlenecek özel
yarışmalar için Federasyondan izin alınması zorunludur.

Sporculardan Alınacak Ödentiler ve Çalışanların Sosyal Hakları
Madde – 22
22.1. Vücut geliştirme, fitness ve bilek güreşi spor dalında çalışan sporculardan alınacak ödenti
tutarlarında herhangi bir sınırlama yoktur. Sporculardan alınacak ödenti tutarları; rahatça
okunabilecek ölçekte olmalı ve Spor salonunun görülebilecek bir yerine asılmalıdır. Spor
salonunda görevli olarak çalışanların her türlü maaş, vergi ve sigorta ödentilerinin karşılanması,
Spor salonu sahibinin sorumluluğundadır.

Spor salonunun Devri
Madde – 23
23.1. Spor salonunun bir başka kişiye devredilmesinde; devir alacak kişi ve kuruluşlardan bu Talimatta
belirtilen belgeler istenir ve tüm ödentiler yeniden alınır. Bu tür devir işlemlerinde önceki Yetki
Belgesi geçersiz olur. Yeni Yetki Belgesi; devir alan kişinin adına düzenlenir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Yaptırım İlkeleri
Çalışma İzin Belgesinin Geçersiz Kılınması Ve Spor salonunun Kapatılması
Madde – 24
24.1. Bu Talimat İlkelerine ve ahlak ve adaba aykırı davranışlar görüldüğünde,
24.2. İdeolojik ve siyasi amaçlı çalışmaların yapıldığının saptanması durumunda,
24.3. Güvenliği bozucu tutum ve davranışlar görüldüğünde denetleme görevlilerince rapor tutulur ve
rapor; işlem yapılması amacıyla İlgili Makamlara gönderilir. Raporun yerinde görülüp
onaylanmasından sonra, suçun ağırlığına göre:
24.3.1. Yetki Belgesi yıllık vize ücretinin katları temel alınarak, parasal yaptırım uygulanır.
24.3.2. Belirli sürelerle kapatma cezası uygulanır.
24.3.3. Son aşamada Yetki Belgesi geçersiz kılınır.
24.4. Yapılacak denetimlerde görülen aksaklıkların verilen süre içerisinde düzeltilmemesi durumunda;
düzenlenen denetleme raporunun Federasyon Başkanlığınca onaylanması üzerine, Spor salonu
bir hafta süreyle geçici olarak kapatılır.
24.5. İkinci denetleme sonunda bu Talimat İlkelerine aykırı durumlar belirlendiğinde Spor salonu üç
aya kadar kapatılır.
24.6. Bir yıl içinde iki defa geçici kapatma cezası verilen Spor salonunda üçüncü kez yapılacak
denetlemede geçici kapatma cezası gerektirecek durumlar saptandığında; Spor salonunun Yetki
Belgesi geçersiz kılınır. Bu şekilde kapatılan spor salonu veya spor merkezlerinin işleticilerinin
yeniden aynı amaçlı Spor salonu çalıştırmalarına izin verilmez.
24.7. Bu Talimat İlkelerine aykırı davrananlar hakkında Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda
bulunulur; ayrıca, Federasyonla işlevsel bağı bulunanlar Disiplin Kuruluna verilirler.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Çeşitli ve Son İlkeler
Geçici Madde
Madde – 25
25.1. Bu Talimat yürürlüğe girmeden önce çalışmasına izin verilmiş olan spor salonu veya spor
merkezleri; yürürlük tarihinden başlayarak, 6 ay içinde bu Talimatta öngörülen koşulları yerine
getirmek zorundadır. Aksi yönde davrananlara; bu Talimatın 24’üncü Maddesi İlkeleri uygulanır.

Yürürlük
Madde – 26
26.1. Bu Talimat; Yönetim Kurulu Kararı doğrultusunda, Federasyon Başkanının Onayı ile GSGM ve
Federasyonun İnternet sayfalarında yayımı tarihinden başlayarak yürürlüğe girer.

Talimatta Yer Almayan Konular:
Madde – 27
27.1. Bu Talimatta yer almayan konularda karar vermeye ve gerekli değişiklikleri yapmaya,
Federasyon Başkanı yetkilidir.

Yürütme
Madde – 28
28.1. Bu Talimat hükümlerini, Federasyon Başkanı yürütür.


spor salonu standartları nelerdir, spor salonu standartı talimatı, türkiye vücut geliştirme ve fitness federasyonu, özel spor salonları talimatı, plates, dans, jimnastik

Kategori

Profesyonel Sporlar-Amatör Sporlar-Ekstrem Sporlar-Spor Tarihi-Sporcular-Futbol-Basketbol-Voleybol-Spor Tarihi-Spor Arşivi

Önemli Konular

%100 futbol- 1. lig- 12 dev adam- 2 lig- 3. lig- a milli ampute futbol milli takımı- a milli basketbol takımı- a milli futbol takımı- a milli kadın futbol takımı- a milli voleybol takımı- altyapı- amatör kulüpler- amatör sporlar- atıcılık tarihçesi - atletizm- basketbol- beşiktaş- bisiklet sporu- boks- buz hokeyi- buz pateni- dünya futbol yıldızları- dünya kupası- egzersiz çeşitleri- eksrim spor tarihi- engelli sporcular- fenerbahçe- futbol- galatasaray- gol krallığı- güreş- hakemler- hentbol tarihçesi- kadın futbolu- kadınlar voleybol- olimpiyat- premier lig- santraç- spor dalları- spor terimleri ve anlamları- spor ve sağlık- spor yazıları- su kayağı tarihçesi- su topu sporu- süper lig- şampiyonlar ligi- tenis- TFF- trabzonspor- uefa- voleybol- vücut geliştirme sporu nedir-