AĞIR SIKLET BOKS ŞAMPİYONLARI

wbo, ıbf, wbc, dünya ağır sıklet boks şampiyonları, ağır sıklet bok sıralaması, Wladimir Klitschko, Eddie Chambers, Ray Austin, John Ruiz, Oleg Maskaev, Alexander Povetkin,

WBA,WBC,IBF ve WBO Ağırsiklet Sıralamaları

Boksta dünyanın en büyük 4 federasyon WBC (World Boxing Council)Dünya Boks Konseyi,WBA    (World Boxing Association)Dünya  Boks Birliği,IBF (International Boxing Federation)Uluslararası Boks Federasyonu ve WBO (World Boxing Organization)Dünya Boks Organizasyonu’nun Ağırsikletteki dünya şampiyonları şu isimlerden oluşuyor WBA-)David Haye,WBC-)Vitali Klitschko,IBF-Wladimir Klitschko,WBO-Wladimir Klitschko.Bunun dışında 4 büyük federasyonun ağırsikletteki dünya şampiyonları ve sıralamaları şu şekilde.

(Federasyonlardan birinde dünya şampiyonluğu ünvan maçına çıkmak için sıralamada ilk 15’in içinde bulunulması gerekir o yüzden ilk 15’i verdik.)

Haye'in Valuev'i yenerek WBA Ağırsiklet Dünya Şampiyonluğu kemerini kazandığı maçtan sonraki bir görüntü
Haye’in Valuev’i yenerek WBA Ağırsiklet Dünya Şampiyonluğu kemerini kazandığı maçtan sonraki bir görüntü

WBA

Dünya Şampiyonu:David Haye (İngiltere)

John Ruiz (A.B.D)
Kali Meehan (Avustralya)
Ruslan Chagaev(Özbekistan)
Nikolay Valuev (Rusya)
Dennis Boytsov (Rusya)
Alexander Ustinov (Rusya)
Ray Austin(A.B.D)
Odlanier Solis (Küba)
Samuel Peter (A.B.D)
Tomasz Adamek (Polonya)
Denis Bakhtov (Rusya)
David Rodriguez (A.B.D)
) Sebastian Koeber (Almanya)
Chris Arreola (A.B.D)
Rene Detweiler (Almanya)
WBC Dünya Şampiyonu Vitali Klitschko ve kardeşi WBO ve IBF Dünya Şampiyonu Wladimir Klitschko
WBC Dünya Şampiyonu Vitali Klitschko ve kardeşi WBO ve IBF Dünya Şampiyonu Wladimir Klitschko

wbo, ıbf, wbc, dünya ağır sıklet boks şampiyonları, ağır sıklet bok sıralaması, Wladimir Klitschko, Eddie Chambers, Ray Austin, John Ruiz, Oleg Maskaev, Alexander Povetkin,

WBC

Dünya Şampiyonu:Vitali Klitschko (Ukrayna)

Ray Austin (Amerika Birleşik Devletleri)
Oleg Maskaev (Kazakistan)
Odlanier Solis (Küba)
Alexander Povetkin (Rusya)
Kevin Johnson (Amerika Birleşik Devletleri)
James Toney (Amerika Birleşik Devletleri)
Manuel Quezada (Amerika Birleşik Devletleri)
Denis Boytsov (Rusya)
Samuel Peter (Nijerya)
Thomasz Adamek (Polonya)
Derrick Rossy (Amerika Birleşik Devletleri)
Francesco Pianeta ( İtalya)
Evander Holyfield (Amerika Birleşik Devletleri)
Jonathan Banks (Amerika Birleşik Devletleri)
Juan Carlos Gomez (Küba)
IBF ve WBO Dünya Şampiyonu Wladimir Klitschko

IBF ve WBO Dünya Şampiyonu Wladimir Klitschko

IBF

Dünya Şampiyonu:Wladimir Klitschko

Alexander Povetkin (Rusya)
Boşta
Eddie Chambers (A.B.D)
Samuel Peter (A.B.D)
Dennis Boytsov (Rusya)
Oleg Maskaev (Kazakistan)
Alexander Dimitrenko (Ukrayna)
Ruslan Chagaev (Özbekistan)
Tomasz Adamek (Polonya)
Nikolai Valuev (Rusya)
Ray Austin (A.B.D)
James Toney (A.B.D)
Fres Oquendo (Porto Riko)
Jonathan Banks (A.B.D)
David Tua (Samoa)
Kemer Birleştirme maçında Wladimir Klitschko'nun zamanın WBO Dünya Şampiyonu Sultan İbragimov'u yenerek IBF ve WBO şampiyonu olduğu maçtan bir görüntü
Kemer Birleştirme maçında Wladimir Klitschko'nun zamanın WBO Dünya Şampiyonu Sultan İbragimov'u yenerek IBF ve WBO şampiyonu olduğu maçtan bir görüntü

WBO

Dünya Şampiyonu:Wladimir Klitschko

1-)  Eddie Chambers (A.B.D)
2 -) Alexander Povetkin (Rusya)
3 -) David Tua (Samoa)
4-) Denis Boytsov (Rusya)
5-) Brian Minto (A.B.D)
6-)Alexander Dimitrenko (Ukrayna)
Kevin Johnson (A.B.D)
Rene Detweiller (Almanya)
Chris Arreola (A.B.D)
Ruslan Chagaev(Özbekistan)
James Toney (A.B.D)
Sam Sexton (İngiltere)
Gonzalo Omar Basile (Arjantin)
Chauncy Welliver (A.B.D)
Alex Leapai (Avustralya)




ağır sıklet boks sıralaması, Alexander Povetkin, dünya ağır sıklet boks şampiyonları, ıbf, John Ruiz, Oleg Maskaev, wbc, wbo, Wladimir Klitschko, boksörler, boks tarihi, 

GÜNDEM TRANSFER AMA!

transfer haberleri, transfer son dakika, süper lig transfer, galatasaray, fenerbahçe, beşiktaş, trabzpnspor, sporyazarları, www.sporyazari.com,

SPOR ANALİZ

Süper Ligde sezonun ilk yarısı sona erdi. İlk yarı boyunca çok sürprizler yaşandı. Galatasaray, Beşiktaş ve özellikle de Fenerbahçe taraftarlarının unutamayacağı bir ilk yarıya şahit olduk.

Şimdi futbolcular izinde. Birkaç gün sonra yeniden antrenmanlar başlayacak. Ancak manejerler, teknik direktörler ve yöneticiler harıl harıl transfer yapmak için çalışıyorlar. Özellikle devre arası transferleri zor ve bir o kadar isabet oranı düşüktür. Çünkü hiçbir takım kolay kolay iyi giden takımını bozmak istemez ve iyi oyuncusunu satmaz.

Spor gazetelerinde boy boy transfer haberleri manşetleri süslüyor. Sanki ‘transfer savaşları’ yapılıyor. Giden-gelen, alınan-satılan o kadar çok ki! Transfer komitesinde görevli yöneticiler de, teknik direktörler de, menejerler de bu haberleri okuyunca şok geçiriyordur. Ya da hiç okumuyorlardır. Gazete patronları da, gazetelerini satmak için doğru haber! yapılması amacıyla çok güçlü istihbarat çalışması yaptırıyordur!..Nekadar iyi niyetli olduğumu görüyorsunuz değil mi?

Birkaç haber örneği vereyim.

Galatasaray; 3-4 futbolcusunu gönderiyor. Çin’den golcü Alan’ı, Akhisar’dan Seleznov’u, İspanyol Luis Felipe’yi, Balotelli’yi, hatta Zlatan İbrahimoviç’i bile transfer ediyor!

Beşiktaş; 6 futbolcusunu gönderiyor. Burak Yılmaz’ı, Kaliniç’i, Adis Yahoviç’i transfer ediyor!

Fenerbahçe’nin listesi çok kabarık. 5-6 futbolcusunu gönderiyor. Burak Yılmaz, Douglas, Fabregas, Balotelli, Gabriel Barbossa, Tolgay Aslan, Ighalo, Godin, Brahimi, Salvio, Herrera, Giroud, Dembele, Welbeck, Mangala, Cahill, Kompany, Miranda…transfer ediyor!

Trabzonspor ise; Wilker Angel, Vujodin Saviç….

Bir atasözümüz var ‘Ufak at da civcivler yesin’ diye. Bu lokmalar çok büyük! Şu sorular cevap bekliyor:

Hani takımlarımız satmadan alamayacaktı? Finansal Fair Play kurallarına uymaları gerekmiyor mu artık? O kadar borç varken bu transferleri hangi parayla yapacaklar? Oynadıkları takımlar serbest mi bırakıyor? Futbolcular gelmek istiyorlar mı?…

Bu kadar doğru haber! yapmak insanların sağlığını da bozar. Her sabah büyük bir ümitle güne başlayan taraftarlar, gece olunca büyük bir hayal kırıklığı ile uyumak zorunda kalırlar, uyuyamazlar.

Doğru haber yapmak bu kadar mı zor? Masa başı haber yapmak ne kadar etik? İnsanların ümitleri ile oynamak bu kadar kolay ve basit mi? Lütfen gündem transfer ama haberler doğru olsun…Abdurrahman ACER/www.sporyazari.net



transfer haberleri, transfer son dakika, süper lig transfer, galatasaray, fenerbahçe, beşiktaş, trabzpnspor, sporyazarları, www.sporyazari.com, 

HAFTANIN KÖŞE YAZARI

spor yazarları, köşe yazarları, spor köşe yazarları, fanatik, fotomaç, amk, mehmet demirkol, fenerbahçe, transfer

Durgun ve hareketsiz

İlk yarıda çok durgun ve çok hareketsiz bir Fenerbahçe vardı. Geçen haftanın ilk yarısındaki baskılı oyunla gelen enerji kaybı, ikinci yarıda büyük bir yıkıma neden olunca sanırım Yanal daha dengeli bir oyunda karar kıldı. İkinci yarıda düşen değil yavaş yavaş vites artıran bir takım olmak istedi. Antalyaspor ise 4 eksikle çıktığı maçta Chico’yu maç içinde kaybetti. Bülent hoca da yapması gerektiğini yaptı. İyi yerleştiler. Hasan Ali ve Isla’yı oyuna sokmadılar. Soldado ve Ayew de markajda kaldı. Oyun Antalya sahasında ama onların istediği gibi oynandı. Ekici ancak 2. yarıda biraz kat etmeye başladı. Ayew kenara geçti. 2. topları biraz daha fazla aldılar. Ve ceza sahası etkinliği arttı. Ama şut ancak 71’de geldi. Hemen ardından gelen kırmızı kart ise fren oldu. Olumlu bir şey aranacaksa sadece 1 pozisyon verilmiş olmasının altını çizebiliriz. Hepsi o.

Gecenin sorusu

Fenerbahçe’de dün sahaya çıkan 11 oyuncu bir daha bu formayı giymese kim itiraz eder?

Maçın starı

Oyunda standardın üzerine çıkan bir performans yoktu. O yüzden yıldız klasmanına giren bir oyuncu yok. Çok ararsak çok da zorlayıcı olmamakla birlikte 3 şutta başarılı olan Boffin’i söyleyebiliriz. Böylece 7 maçlık başarılı performansını da taçlandıralım.

Maçın olayı

3 puanlı sistemde ilk yarıyı düşme hattında tamamlayan takımların yüzde 64’ü alt lige düştü. Fenerbahçe 17 maçta 16 puan ve 16 gole ulaşabildi. Bu kabusun da ötesinde kıyamet gibi bir durum. Bu nasıl düzelir. 2 haftadır daha net gördük ki bu salt teknik direktörlük bir durum değil.

Kısa mesaj

Transferler olacak kuşkusuz. Ama Jailson döndüğünde Ersun Yanal’ın en önemli oyuncusu olabilir.

 Mehmet Demirkol/Fanatik

A MİLLİ BASKETBOL TAKIMI İDARİ VE TEKNİK HEYETİ

tbf, türkiye basketbol federasyonu, a milli basketbol takımı teknik kadro, a milli basketbol takımı idari kadro, kerem tunçeri, ufuk sarıca, hidayet türkoğlu,

A MİLLİ BASKETBOL TAKIMI İDARİ VE TEKNİK HEYETİ
İdari ve Teknik Kadro
Kerem Tunçeri
A Erkek Milli Takım Menajeri
TBF
Orhan Demirel
A Erkek Milli Takım İdarecisi
TBF
Ufuk Sarıca
A Erkek Milli Takım Baş Antrenörü
TBF / Beşiktaş JK Sompo Japan
Ertuğrul Erdoğan
Yardımcı Antrenör
İstanbul BBSK
Erdem Can
Yardımcı Antrenör
Fenerbahçe
Arda Demirbağ
Yardımcı Antrenör
Beşiktaş JK Sompo Japan
Barış Kocaoğlu
Doktor
Burak Yağmur Öztürk
Doktor

İlker Belgutay
Kondisyoner
Fenerbahçe
Murat Menderes Çağlar
Fizyoterapist
Anadolu Efes
Mustafa Fatih Çetintaş
Fizyoterapist
Serdar Korkmaz
Fizyoterapist
Duygu Sağlam
Diyetisyen
Osman Seyhan Kesim
Masör
Beşiktaş JK Sompo Japan
Mehmet Burak Kozan
Masör
İstanbul BBSK
Faik Özköksal
Masör
Fenerbahçe
Miktat Güvendi
Malzemeci
TBF


Bu haber, tbf, türkiye basketbol federasyonu, a milli basketbol takımı teknik kadro, a milli basketbol takımı idari kadro, kerem tunçeri, ufuk sarıca, hidayet türkoğlu, 

ŞAMPİYONLAR LİĞİ'NDE TÜRK TAKIMLARI

uefa, şampiyonlar ligi, şampiyonlar ligine katılan türk takımları, şampiyonlar ligi en başarılı türk teknik direktör, fatih terim, mustafa denizli, galatasaray, beşiktaş, fenerbahçe,

Şampiyonlar Liği'ne katılan Türk Takımları hangileri?

Futbolda Avrupa'nın kulüpler bazında en büyük organizasyonu UEFA Şampiyonlar Ligi'ne şimdiye kadar Türkiye'den 5 takım katıldı.

1992-1993 sezonundan bu yana düzenlenen organizasyonda bu sezona kadar Galatasaray 14, Beşiktaş ve Fenerbahçe 6'şar, Bursaspor ile Trabzonspor ise 1'er kez mücadele etti.

Galatasaray 104, Fenerbahçe 40, Beşiktaş 36, Bursaspor ve Trabzonspor da 6'şar kez UEFA Şampiyonlar Ligi'nde sahaya çıktı.

Türk takımları "Devler Ligi"nde 192 maça çıktı, bu karşılaşmalarda 48 galibiyet, 44 beraberlik, 100 yenilgi yaşadı. Bu maçlarda 184 gol atan Türk ekipleri, kalesinde ise 336 gol gördü.

Çeyrek final oynayan Türk takımları

Türk takımlarının "Devler Ligi"nde şimdiye kadar en büyük başarısı çeyrek final oldu.

Galatasaray, Rumen teknik adam Mircea Lucescu yönetiminde 2000-2001 ve Fatih Terim döneminde 2012-2013 sezonlarında, Fenerbahçe de 2007-2008 sezonunda Brezilyalı teknik adam Arthur Antunes Coimbra "Zico" yönetiminde çeyrek final oynama başarısı gösterdi.

Bu arada, UEFA Şampiyonlar Ligi'nin bugünkünden farklı bir statüde oynandığı 1993-1994 sezonunda Galatasaray, Rainer Hollmann yönetiminde ilk iki eleme turu geçerek, son 8 takımın mücadele ettiği gruplara kalmıştı. A Grubu'nda Barcelona, Monaco ve Spartak Moskova ile mücadele eden sarı-kırmızılılar, 2 puanla son sırada yer alarak elenmişti. A ve B gruplarında ilk iki sırayı alan takımlar ise yarı final oynamıştı.

En çok görev yapan Türk teknik adam kim?

Fatih Terim, Türk takımlarıyla bu ligde en çok görev yapan teknik adam unvanını elinde bulunduruyor.

Terim, Galatasaray'ın başında 41 kez Şampiyonlar Ligi maçına çıkarken, Mircea Lucescu ise Galatasaray ve Beşiktaş'ın başında 32 maçta görev aldı.

En başarısız hangi teknik direktör?

UEFA Şampiyonlar Ligi'nde Türk takımlarının başındaki en başarısız teknik adam Mustafa Denizli oldu.

Mustafa Denizli'nin başında bulunduğu Fenerbahçe, "Devler Ligi"nde 2001-2002 sezonunda grubunu puansız kapattı.

İlk kez bir Türk takımı grup maçlarını puansız kapatırken, Denizli'nin başındaki Fenerbahçe 6 maçta 6 yenilgi aldı, sadece 3 gol atıp, kalesinde 12 gol gördü.


Bu haber, uefa, şampiyonlar ligi, şampiyonlar ligine katılan türk takımları, şampiyonlar ligi en başarılı türk teknik direktör, fatih terim, mustafa denizli, galatasaray, beşiktaş, fenerbahçe, ile ilgilidir.

ALİ KOÇ VE ERSUN YANAL

ersun yanal, ali koç, fenerbahçe, şampiyonluk, süper lig, fenerbahçe teknik direktörü

SPOR ANALİZ

Çok zor günlerden geçen Fenerbahçe’de mecburen! Ersun Yanal takımın başına getirildi.

Mecburen, çünkü Başkan Ali Koç sezonun başında hiçbir zaman Ersun Yanal’ı takımın başına getireceğini düşünmüyordu. Bunu da ifade etmişti. Hedefleri çok büyüktü.Futbol takımının bu kadar başarısız olacağını rüyasında görse inanmazdı. Hiçbir Fenerbahçeli inanmazdı. Kabus gibi bir şey!

Sosyal medyada ve televizyon proğramlarında yapılan yorumlar, işin vehametini ortaya koyuyor. Burada yazmayacağım ama çok ilginç ve kinayeli paylaşımlar yapılıyor.

Fenerbahçe’nin bu duruma nasıl düştüğünü önceki yazılarımda anlatmıştım. Artık bunlar geride kaldı derken, küme düşme hattının derbisinde! Fenerbahçe kendi sahasında ve 45 bin taraftarının önünde Erzurumspor ile 2-2 berabere kaldı. Hem de 2-0’ı koruyamadı. Takımın başında da yeni teknik direktör Ersun Yanal vardı. Yani Ersun Yanal’ın ilkmaçında değişen bir şey olmadı.

Bugün ise imza töreni vardı. Ersun Yanal ile Ali Koç imza töreninde kameraların karşısında idiler. Gerçekten şaştım kaldım. Şok oldum. Başkan konuşurken neredeyse gülüyor. Ersun Yanal’a iltifatlar ediyor. Ersun Yanal da buna aynı yüz ifadesi ile karşılık veriyor. Sanki Fenerbahçe sondan ikinci sırada değil, şampiyonluğa oynuyor ve bunu da Ersun Yanal başarmış da sözleşmeyi uzatıyorlar. Hayretle izledim…

İmza töreni sırasında öğrendiğimize göre, ligin ikinci yarısında Başkan Ali Koç tarafından Fenerbahçe’ye, dolayısıyla Ersun Yanal’a verilen hedef ‘ikinci devrenin puan sıralamasında ilk üç arasında yer almak.’ Ama imza törenindeki yüz ifadelerine ve sözlere bakılırsa işler yoluna girecek herhalde diyoruz.’ Bu nasıl olacak? Finansal fair playkuralları içinde hangi transferler yapılabilecek hep beraber göreceğiz.

Fenerbahçe, ligimizin köşe taşlarından biridir. Fenerbahçe olmadan zirve yarışı sönük geçer. Ezeli rekabet futbolumuzun tadı tuzudur, güzelliğidir. Fenerbahçe’nin zirve yarışında olmaması, hem Avrupa Kupalarında hem de milli takımımızda başarısız sonuçlar almamıza dahi neden olur. Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor için de bunlar geçerlidir. Dört büyüklerin zirve yarışının içinde olduğu bir lig hayal edin. Nasıl bir heyecan fırtınası eserdi?

Fenerbahçe bir an önce iyi futbol ve iyi sonuçlar almalı ve gelecek sezondan itibaren de şampiyonluk yarışının en iddialı takımlarından biri olmalıdır. İşte o zaman Ali Koç’un ve Ersun Yanal’ın sözlerinin ve gülümsemelerinin bir anlamı olur. İşte o zaman süper ligimize heyecan ve kalite gelir.

Abdurrahman ACER/www.sporyazari.net




ersun yanal, ali koç, fenerbahçe, şampiyonluk, süper lig, fenerbahçe teknik direktörü

2018 FİFA YILIN EN İYİLERİ

2018 fifa yilin en iyilerini belirledi, işte yılın futbolcusu, 2018 fifa yılın 11'i, yılın kalecisi, yılın fair play ödülü, yılın golü, yılın teknik direktörü, yılık kadın futbolcusu, modric, marta, messi

FIFA Yılın En İyileri'ni belirledi! İşte yılın futbolcusu....

FIFA yılın en iyilerini belirledi. Yılın futbolcusu, yılın golü ve yılın en iyi 11'inin belirlendiği gecede Erzurumsporlu isim de ödül kazananlar arasındaydı.

2018 FİFA Yılın futbolcusu: Luca Modric


2018 FIFA Yılın En İyi Teknik Direktörü: Fransa Milli Takımı Teknik Direktörü Didier Deshcamps.


2018 FIFA Yılın En İyi Kalecisi: Thibaut Courtois.


2018 FİFA Yılın Golü: Mohamed Salah, Everton'a attığı golle Puskas ödülünün sahibi oldu..


2018 FİFA Yılın Fair Play Ödülü: BB Erzurumspor'da forma giyen Lennart Thy, yılın fair-play ödülünü aldı..


2018 FİFA Yılın taraftarları: Peru taraftarı.


2018 FİFA Yılın kadın futbolcusu: Marta.


2018 FİFA Yılın kadın takımı teknik direktörü: Reynald Pedros.


2018 fifa yilin en iyilerini belirledi, işte yılın futbolcusu, 2018 fifa yılın 11'i, yılın kalecisi, yılın fair play ödülü, yılın golü, yılın teknik direktörü, yılık kadın futbolcusu, modric, marta, messi
2018 FİFA Yılın 11'i :

                                                                   DE GEA,

                                   DANI ,ALVES, VARANE, RAMOS, MARCELO, 

                                                KANTE, MODRIC, HAZARD, 

                                                MESSI, RONALDO, MBAPPE

Haber:www.fanatik.com.tr



2018 fifa yilin en iyilerini belirledi, işte yılın futbolcusu, 2018 fifa yılın 11'i, yılın kalecisi, yılın fair play ödülü, yılın golü, yılın teknik direktörü, yılık kadın futbolcusu, modric, marta, messi,

SPOR ANALİZ


beşiktaş, trabzonspor, derbi, şampiyonluk, ünal karaman, şenol güneş, abdulkadir ömür, yusuf yazıcı, uğurcan, güven yalçın, dorukhan toköz


ALKIŞLIYORUM!

Deplasmanda olmasına rağmen Trabzonspor, coşkulu, mücadeleci ve göze hoş gelen futbol oynamak için elinden gelen her şeyi yaptı. Tek eksik 2-0’lık skoru maçın son dakikalarında koruyamamış olması idi.

Trabzonspor’da genç yıldız Abdulkadir, Sosa ve Anthony hafta boyunca antrenmanlara tam kapasite ile katılamadılar. Maça da ilaç kullanarak başlayabildiler. Ancak buna rağmen ellerinden geleni sahaya yansıttılar. Teknik Direktör Ünal Karaman’ın takıma katkısı çok büyük. Futbolcular Ünal Karaman’a inanıyor ve seviyorlar. Bu da sahaya pozitif olarak yansıyor. 

Maça gelen taraftarlar,  iki devresi siyah ile beyaz kadar farklı bir maç izlediler. İlk yarıda önde basan, sürekli markaj uygulayan ve Rodallega ile 1-0’ı yakalayan Trabzonspor, oyunun net hakimiydi.

Bordo-Mavililer, ikinci yarının başında da Anthony Nwakaeme’nin golüyle iyice morallendi. Maç belki de koptu ya da farka gidebilir diye beklentiye girenler bile oldu. İkinci yarının hemen başında deplasmanda 2-0’ı yakalamak büyük bir avantaj idi.

Ancak sonrasında Beşiktaş taraftarları devreye girdi. “Beşiktaş taraftarı takıma ve yönetime tepki gösterecek” diye beklerken, tribünler tam tersi bir reaksiyon gösterdi. Takımlarına öyle bir coşku ile destek verdiler ki, futbolcular kendine geldi ve maçın seyri Beşiktaş lehine değişti. Her takımın taraftarı, dün gece takımları zorda iken, tribünlerde coşku ile desteğini artıran ve futbolcularını motive eden Beşiktaş taraftarlarını örnek almalı. Tribünlerde görmek istediğimiz manzaraları dün gece görme fırsatı bulduk. Alkışlar Siyah Beyazlı taraftarlara…

Siyah beyazlı tribünlerin müthiş coşkusu, son saniyelerde meyvesini verdi. Mustafa Pektemek’in golüyle sevinen Beşiktaşlı taraftarlar, 90 dakika sonunda ise her şeye rağmen pes etmeyen futbolcuları alkışladı.

Sahada ‘rütbesiz futbolcular’ da asıl maçın kazananları idi. Adı yeni yeni anılmaya başlayan gençlerimiz sahada pırıl pırıl parladılar. Beşiktaş’ta Dorukhan ve Güven Yalçın, Trabzonspor’da kaleci Uğurcan, Hüseyin, Abdulkadir ve Yusuf Yazıcı hocalarının güvenini boşa çıkarmadılar ve Türk Futbolu için umutlanmamızı sağladılar. Hem gençlerimize hem de onlara güvenen hocalarına da özel alkış gönderiyorum.

Dün gece Beşiktaş ve Trabzonsporlu futbolcular derbiye yakışır bir mücadele sergiledi. Her iki takımı da tebrik ediyorum. Süper Ligde bu tür maçları her zaman görmek istiyoruz.

Süper Ligimizde yeşil sahalarda böyle mücadeleler ve tribünlerde taraftar şovları daha fazla olmalı. Futbol; rekabet, mücadele, hırs, kazanma arzusu ve heyecanın yanında eğlence, seyir zevki, dostluk,  barış ve stres atma aracı olarak düşünülmesi gereken bir spor dalı. Asla düşmanlık, nefret ve öfke ile anılmamalı. Kazananı tebrik etmeyi başarabilmeliyiz…

Abdurrahman ACER/www.sporyazari.net


beşiktaş, trabzonspor, derbi, şampiyonluk, ünal karaman, şenol güneş, abdulkadir ömür, yusuf yazıcı, uğurcan, güven yalçın, dorukhan toköz

SPOR ANALİZ


FUTBOLDA KOŞU MESAFELERİ VE GALATASARAY

Galatasaray’ın bu akşam Şampiyonlar Ligi’nde grup lideri Porto ile maçı var. Galatasaray’ın ligde ve şampiyonlar ligindeki durumu ortada. İç ve dış çalkantılarla uğraşıyor. Yaşadığı çalkantılar da skora yansıyor. Önemli manada maddi ve manevi kayıplara neden oluyor. İşin bu tarafını bir tarafa bırakıp teknik yönden değerlendirmeler yapmak bugün itibariyle daha doğru olacak.

Galatasaray geçen yılın gol kralı Gomis’i satarak harakiri yaptı. Yerine transfer yapamadı. Takımın gol gücü neredeyse yarı yarıya düştü. Son maçta da gördük ki, altı pas içine kadar getirilen top gol çizgisinden içeri galibiyeti getirecek sayıda atılamıyor. Şampiyonlar liginde de durum daha vahim. Gol atamıyor. Bu akşam Porto karşısında  durum değişir mi göreceğiz.

Ama asıl sorun takımın koşu mesafesi toplamında. Şampiyonlar Liginde mücadele eden takımlara bir göz atalım.
Dordmund 116,7 kilometre ile zirvede yer alıyor. Hoffenheim 114,2 km, Shakhtar Donekst 114,1 km, Ajax 113,8, CSKA Moskova 113,5 km, Lyon 113,5 km, Tott enham 113,4 km, Club Brugge 113,4 km, Benfica 111,8 km, Bayern Münih 111,7 km, İnter 110,4 km…şeklinde devam ediyor. 

Galatasaray’ın grubunda mücadele ettiği takımlara baktığımızda ise; Shalke 108,0 km, Porto 104,1 km ve Lokomotif Moskova 104,7 km koşu mesafesi ile oynuyor. Galatasaray ise 101,9 km koşu mesafesine sahip. 

Rakibinizin sizden daha fazla koşması demek, sahada daha fazla görülmesi, daha kalabalık gibi hissedilmesi, daha fazla topa sahip olması, daha fazla gol pozisyonuna girmesi anlamına geliyor. Dolayısıyla maçı kazanma şansı daha fazla oluyor. Süper Lig lideri Başakşehir de yine bu yönüyle öne çıkıyor. Yani çok koşan kazanıyor diyebiliriz.

Galatasaray, yaşadığı şanssızlıkları ve kadro eksikliğini ancak çok koşarak ve çok pozisyona girerek giderebilir. Gol bölgelerinde daha sık görünmek ve gol pozisyonuna daha fazla girerek skor üretebilir. Bugün de Porto karşısında çok koşmak zorunda. Porto’dan daha fazla koşarak eksik yanlarını kapatmaya ve rakibinin üstün yönlerini azaltmaya çalışmalıdır. 

Koşan bir Galatasaray, kaliteli ayakları ile Porto karşısında galip gelecektir. Buna çok ihtiyacı var. Şampiyonlar Liginde maç kazanmak büyük bir gelire de kavuşmak anlamına geliyor. Mutlaka maç kazanmalı ve Şampiyonlar Liginde devam etmeli ki mali durumunu da düzeltebilsin.  En azından UEFA Avrupa Kupası’na kalmayı başarmalıdır. ‘Avrupa Kupası önemli değil, ligde şampiyon olalım’ sözleri takımın motivasyonu açısından da son derece yanlıştır.

Belki de Gomis ile devam etse yada iyi bir golcü transfer edebilseydi, ödeyeceği parayı Şampiyonlar Liginde alacağı 1-2 galibiyetle çıkarabilirdi. Hatta grubundan çıkmış bir Galatasaray çok daha iyi transferlere devre arasında imza atabilirdi. 

Sonuç olarak; Galatasaray daha fazla koşmalı. Toplamda 110 km mesafeyi mutlaka geçmeli.

Abdurrahman Acer /www.sporyazari.net 


Galatasaray, şampiyonlar ligi, koşu mesafeleri, uefa  avrupa ligi, gol

BOCA JUNİORS

Bu haber, boca tarihi, boca juniors, arjantin, maradona, ile ilgilidir.


Esteban Baglietto, Alfredo Scarpatti, Santiago Sana ve kardeşler Teodoro ve Juan Antonio Farenga tarafından 3April 1905'te yapılanlar, o zamanlardaki diğer arkadaş gruplarının Arjantin'de yaptığı şeylerden çok farklı değildi.

Futbola karşı inkar edilemez bir tutku ve bir takım kurmak. Bu davanın özelliği, bilmeden ülkedeki en büyük kulübün, küresel bir dev haline gelecek bir kulübün ve çok sayıda taraftarın tutkunun olacağı bir şey başlattıklarıydı. Baglietto'nun beklenmedik ziyaretçileri tarafından kesilen evindeki toplantı,

Plaza Solís'deki tezgah. Burada, o zamanlar geleneksel olan İngiliz prestijine dokunan 'Juniors' eklenmesiyle mahalle tarafından ödünç verilen isim üzerinde karar verdiler. Baglietto cumhurbaşkanı seçildi. Sonra, 21 Nisan 1905'te Independencia Sud'un gerekçesiyle Boca, tarihinin ilk maçında Mariano Moreno'yı 4-0 yendi.

RUH-RENKLERİ

Boca'nın bir ismi vardı, oynamak için bir adım ve onlara bir tutkuyla destek veren bir avuç İtalyan göçmen vardı, fakat onları tanımlamak için bir renk yoktu. O zamanlar futbol setleri kabaca dikildi, bu yüzden

Farengas'ın kızkardeşi Manuela, ilk maçları için bir takım bulmalarına izin vermek için beyaz gömleklerde birkaç siyah şerit dikti. Tek kısıtlama, o dönemin İngiliz kulübü olan mezunlar yüzünden kızıl ve beyaz olamazlardı. Boca da gökyüzü mavisini giydi ve kısa süre ince mavi çizgileri sonunda sonunda benimsedi.

Mavi ve sarı renkli, o sırada La Boca'da bulunan İsveç bayrağı renklerinden ilham alıyordu. Gemilerin altına geçen köprü üzerinde çalışan Juan Bricchetto, onlara fikir verdi. Başlangıçta sarı bir şeritle maviydi fakat daha sonra 1913'de sarı şerit yönüyle karıştırmaktan kaçınmak için sonunda geçen altın bir şablon benimsendi.

İlk yıllarında kendi zemini bulma zorluklarına rağmen, Boca'nın popülerliği büyümeye devam etti. Bocaide Meydanı'ndaki kuruluşundan ve Independencia Sud sahasındaki ilk maçtan bu yana Boca, Carboneras Wilson'la sınırdaş bir zemin üzerinde oynadı.

Ve sonra bölge hissedarlarının (1,500 ila 300) bir kaybı La Boca'da bir yer aramaya zorlanana kadar kısaca Wilde'ye yerleşmek için ayrıldı. Kulüp ilk olarak Ministro Brin, Senguel, Caboto ve Tununyan arasında yerleşti ve 1922'de kulüp bir kere daha Brandsen, Del Valle Iberlucea, Aristóbulo Del Valle ve Ferrocarril Sud izlerini bir kez kökleştirdi. Kulüp, ilk şampiyonluğunu,

1919'da ortaya çıkmıştı ve bu durum göze çarpan oyuncuların patlamasıyla aynı zamana denk geldi ve cesaretleri vardı ve daha sonra Xeneize'in (Cenevizliler) öncülerinden biri haline geldi. Bu oyuncular kaleci AméricoTesoriere, ikon Pedro Calomino ve cesur kalp Alfredo Garassino'ydu. La Boca'da, ahşap ayaklı bir stadyumda, Yirminci yüzyılın altın çağının ilk başarıları geldi. Toplamda altı First Division unvanını kazandı

(1919, 1920, 1923, 1924, 1926 ve 1930) ve üç Carlos Ibarguren Kupası (1919, 1923 ve 1924), Rekabet Kupası (1919 ve 1925), Copa de Honor (1920) ve Teşvik Kupası (1926) .


MARADONA BOCA'YA KATILIYOR

Boca, kendisinin olağanüstü bir geleceği öngörebileceği Arjantin fenomenini imzalayan pazarı temizledi ve ayrıca kendisini bir kulübün hayranı olarak gören ve 1979'da gençlik düzeyinde bir şampiyon oldu. Maradona'nın yanı sıra Miguel Brindisi,

Onunla birlikte Metropolitano kazanmak için belirleyici bir çift oluşturacaklarını söyledi. Boca, 20 maç kazandı, 10 topa çıktı, sadece 4 kere kaybetti ve 10 Nisan'daki yağışlı akşam Maradona, Fillol'un unutulmaz bir golü atarak mutlak bir lider olarak River 3-0'lık skorla gol attı. Bu unvan Boca ile Maradona arasında bir bağın başlangıcıydı ancak kısa bir süre sonra, 14 yıl sonra dönmek için Barcelona'ya satıldı ...

ŞİMDİ...

Bir efsane haline gelen antrenör Carlos Bianchi 2012'de geç saatlerde bir öğleden sonra dönerek kısa bir tartışma sonrasında Başkan Daniel Angelic ile anlaşma sağlanması için yaptığı faaliyetlerden kopuşunu kesti. La Bombonera'da, sunuş vesilesiyle bir kalabalık karşıladı.

2013, Boca ile üçüncü sezonunun başlangıcını işaret etti. Kulüp tarihindeki en başarılı antrenör resmen 5 Ocak'ta işine başladı ve hemen o sıcak sabah yeni sezona girmeye başladı. Dönüşü Juan Román Riquelme ile tekrar bir araya geldi.

1998 ve 2001 yılları arasındaki ortaklık Boca hayranlarına bu kadar çok sevinç veriyordu.


Bu haber, boca tarihi, boca juniors, arjantin, maradona, ile ilgilidir.

GÜREŞTE TARİHİ BAŞARI

Milli güreşçiler Avrupa Güreş Şampiyonası'nda tarih yazdı

güreş, güreş milli takımı, avrupa güreş şampiyonası, altın madalya alan güreşçilerimiz, atasporumuz güreş, rıza kayaalp, taha akgül, yasemin adar, soner demirtaş

Rusya Federasyonu'na bağlı Dağıstan Özerk Cumhuriyeti'nde organize edilen Avrupa Güreş Şampiyonası 6 Mayıs Pazar günü yapılan müsabakalarla sona erdi. Turnuvaya Türk güreşçiler damga vurdu. Türkiye 7 gün süren şampiyonada 5 altın madalya aldı.

Rusya Federasyonu'na bağlı Dağıstan Özerk Cumhuriyeti'nde düzenlenen Avrupa Güreş Şampiyonası sona erdi.

Kaspiysk kentinde 7 gün süren şampiyonada Türkiye, 5'i altın, 8'i bronz olmak üzere toplam 13 madalya kazandı.

Avrupa şampiyonalarında en fazla madalya sayısına ulaşan milliler, Dağıstan'da büyük bir başarıya imza attı.

Sıklet sayısının 8'den 10'a çıkarıldığı şampiyonada erkekler serbest stilde Taha Akgül ve Soner Demirtaş, grekoromende Rıza Kayaalp, kadınlar kategorisinde de Yasemin Adar ve Elif Jale Yeşilırmak altın madalya elde etti.

güreş, güreş milli takımı, avrupa güreş şampiyonası, altın madalya alan güreşçilerimiz, atasporumuz güreş, rıza kayaalp, taha akgül, yasemin adar, soner demirtaş

Ali Aliyev Spor Salonu'ndaki organizasyonda serbest stilde Selahattin Kılıçsallayan, Recep Topal ve Serdar Böke, grekoromende Ekrem Öztürk ve Enes Başar, kadınlarda da Evin Demirhan, Buse Tosun ve Bediha Gün üçüncülük kürsüsüne çıktı.

Türkiye, takım halinde serbest stil ve kadınlarda 3. olurken, grekoromen stilde 6. sırada yer aldı.

Şampiyonada 2 altın ve 3 bronz madalya kazanan Kadın Güreş Milli Takımı, tarihinin en iyi derecesini elde etti. Türkiye, kadınlarda ilk kez iki şampiyon birden çıkardı.

Grekoromen stil 130 kiloda zirveyi yine rakiplerine kaptırmayan Rıza Kayaalp, üst üste 7, toplamda ise 8. kez Avrupa şampiyonu olarak "Asrın Güreşçisi" unvanına sahip Hamza Yerlikaya'nın rekorunu egale etti.

Serbest stil 125 kiloda altın madalya kazanan olimpiyat şampiyona milli güreşçi Taha Akgül, finalde Gürcü Geno Petriashvili'yi yendi.

Geçen yıl Fransa'nın başkenti Paris'te düzenlenen Dünya Şampiyonası'nda finalde yenildiği Petriashvili'den rövanşı alan Taha, 6. kez Avrupa şampiyonu olarak, Türk sporcular arasında serbest stilde kendisine ait rekoru geliştirdi.

güreş, güreş milli takımı, avrupa güreş şampiyonası, altın madalya alan güreşçilerimiz, atasporumuz güreş, rıza kayaalp, taha akgül, yasemin adar, soner demirtaş

Kadınlarda Yasemin Adar, erkekler serbest stilde de Soner Demirtaş, üst üste üçüncü kez altın madalyayı boynuna taktı. Elif Jale Yeşilırmak da ilk kez Avrupa şampiyonluğu sevinci yaşadı.

Türkiye, geçen yıl Sırbistan'ın Novi Sad kentinde düzenlenen Avrupa Güreş Şampiyonası'nda 5 altın, 1 gümüş ve 3 bronz madalya kazanmıştı.

Öte yandan, Dağıstan'da yoğun güvenlik önlemi altında gerçekleştirilen şampiyonada Rusya, ev sahibi avantajını iyi kullandı.

Dağıstanlı güreşseverler, serbest stil müsabakalarında 5 bin kişilik Aliyev Spor Salonu'nu doldururken, Rus sporculara büyük destek verdi.

güreş, güreş milli takımı, avrupa güreş şampiyonası, altın madalya alan güreşçilerimiz, atasporumuz güreş, rıza kayaalp, taha akgül, yasemin adar, soner demirtaş

12 altın madalya kazanan Rusya, takım halinde serbest stil, grekoromen ve kadınlarda birinci oldu.

Serbest stilde Azerbaycan, kadınlarda ise Belarus ikinci oldu. Grekoromende ikinciliği Gürcistan, üçüncülüğü ise Azerbaycan elde etti.

Haber: www.sabah.com.tr


güreş, güreş milli takımı, avrupa güreş şampiyonası, altın madalya alan güreşçilerimiz, atasporumuz güreş, rıza kayaalp, taha akgül, yasemin adar, soner demirtaş

SPOR ANALİZ

futbol, uefa, süper lig, milli takım, galatasaray, fenerbahçe, beşiktaş, kasımpaşaspor, başakşehir, şampiyonlık, var sistemi, sporyazari.net


FUTBOL BAHARI!

Sportoto Süper Ligde ilginç olaylar yaşanıyor. İlginç olduğu kadar da garip!

Adına ‘Futbol Baharı’ diyorum. Çünkü işler biraz karışık!

14 maçta, 14 gol ve 14 puan. Şaka gibi. Hangi takım bu. Ülkemizin güzide ve en çok şampiyon olan takımlarından Fenerbahçe. Sadece Fenerbahçe’nin ligdeki durumu dahi yaşanan ilginçliği ve garipliği ortaya koymaya yeterli. Bir gariplik VAR mı? YOK mu ? siz karar verin…

Fenerbahçe’de yaşanan tartışmalı Genel Kurul’dan sonra Ali Koç başkan seçildi. Comolli ve Cocu’yu takımın başına getirerek lige başladı. Aradan 14 hafta geçti ve Fenerbahçe küme  düşme hattında geziniyor. Haftalık ortalaması 1 puan ve 1 gol. Tarihinin en kötü 14 haftasını yaşıyor. Asıl kötü olan taraftarın takım üzerindeki umudunun tükenmesi.

Lider Başakşehirspor ve ikinci sıradaki Kasımpaşaspor ise tabiri caizse ligin tozunu atıyorlar. Sezon sonuna kadar bu durumları böyle devam eder mi? Hatta ikisinden biri tarihlerinde ilk kez şampiyon olur mu? Bunu zaman gösterecek. Ama kalan diğer takımlar lige verilecek arayı bekliyor gibi. Özellikle de Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor arayı iple çekiyor.

Ligimizde mücadele eden takımların durumları A Milli Takımı da doğrudan etkiliyor. Uluslar Liginde havlu attık. Avrupa Şampiyonası grup kuraları çekildi. Özellikle grubumuzda yer alan Fransa, İzlanda ve Arnavutluk karşısında zorlanacağımızı düşünüyorum. Yani grupta işimiz zor…

Üstelik VAR sisteminde de ciddi sıkıntılarla karşı karşıyayız. Her hafta oynanan futboldan çok VAR’a rağmen hakemlerin verdiği hatalı kararlar konuşuluyor. Çok basit pozisyonlarda dahi bariz hatalar yapılıyor. Düzelir diye bekliyoruz.

Futbol Federasyonu ve Kulüpler Birliği, aksayan konularla ilgili tedbirler almalı ve tartışmaları azaltmalıdır. Sadece cezalandırma ya da bildiri yayımlama aksaklıkları gidermeye yetmemektedir. Hatta gerginlikleri arttırmaktadır. Diyalog kanalları açık tutulmalıdır.

Peki hiç olumlu bir şey yok mu? diyebilirsiniz. Tabii ki var. Beni heyecanlandıran tek şey özellikle son haftalarda, çoğu da mecburiyetten sahaya sürülen genç futbolcular. Hemen hemen bütün takımlarımızda direkt onbirde ya da sonradan oynatılan gençler Türk futbolu adına ümitlenmemizi sağlıyor.

Çok gündeme gelmese de şu konu da çok önemli. Takımlarımızın başında görev yapan teknik direktörlerin neredeyse tamamı Türk. Başakşehir’in başında Abdullah Avcı, Kasımpaşa’nın başında Mustafa Denizli, Galatasaray’ın başında Fatih Terim, Beşiktaş’ın başında Şenol Güneş, Trabzon’un başında Ünal Karaman…Sadece Fenerbahçe’nin başında emaneten! Ronald Kouman görev yapıyor. O da gidici!

Evet belki de yazımın başlığının ilham kaynağı olan ‘Arap Baharı’ aklımıza güzel olmayan olayları getirse de ‘Futbol Baharı’ yaşadığımız ortada. Önemli olan yaşanan bu olumsuz gelişmelerin sonucunda ülkemizin ve futbolumuzun lehine güzel sonuçlar ortaya çıkması. Karışık ve başarısız görülen futbolumuz, çok daha başarılı sonuçlarla ülke olarak sevinmemize ve kenetlenmemize vesile olur. Olacaktır. Güzel günlere olan inancım tam…

Abdurrahman ACER/ www.sporyazari.net


futbol, uefa, süper lig, milli takım, galatasaray, fenerbahçe, beşiktaş, kasımpaşaspor, başakşehir, şampiyonlık, var sistemi, sporyazari.net

SPOR ANALİZ

galatasaray, beşiktaş, derbi, var, var sistemi, cüneyt çakır, süper lig hakemler
BEŞİKTAŞ'A 'VAR', GALATASARAY'A 'YOK'

Artık VAR’a inanmıyorum. VAR bize göre değil. VAR yokken hakem hata yapabilir derken, şimdi işin içinde kasıt arar olduk. Hata kabul edilebiliyor ancak kasıt asla!

Her hafta futboldan çok, VAR olduğu halde, hakemlerin verdiği yanlış kararlar konuşuluyor. ‘Emek hırsızlığı yapılıyor’ inancı her geçen hafta daha yoğun bir şekilde kabul görür hale geldi. Galip gelen takımın teknik adamaları, futbolcuları ya da yöneticileri olumsuz hiçbir eleştiri yapmıyor. Taraftarlar da galip gelmenin mutluluğunu yaşıyor. Adalet sadece kaybedene gerekliymiş gibi davranış sergileniyor. Diğer hafta bu sefer kendi takımları kaybedince eleştiriler ayyuka çıkıyor. Yanlış kime yapılırsa yapılsın karşı çıkılmalı. Amaç sadece galip gelmek olmamalı. ‘Galip gelen haklıdır’ anlayışı futbolu yok ediyor. Mağlup olan ise her şeyi hakeme yüklüyor. Takımının hata ve eksiklerini hiç konuşmuyor. İkisi de yanlış, olan Türk Futboluna oluyor.

Geçen hafta yaşanan ve yine merkezinde Galatasaray olan tartışmalar sonrası, Merkez Hakem Kurulu tarafından, derbi maça Türkiye’nin en iyi hakemi olarak kabul edilen ve dünya markası olan Cüneyt Çakır görevlendirildi. Doğru bir görevlendirme oldu.

Cüneyt Çakır hata yapmayayım derken öyle hatalar yaptı ki, yine sahada oynanan anlamsız ve kalite seviyesi oldukça düşük olan futbol yerine yine hataları konuşuyoruz. VAR bile hatalara engel olamadı.

Beşiktaş’a verilen penaltı kararı doğru. Ama penaltı öncesi verilen çift vuruş kararı yanlış. Ligin en formsuz forveti Eren Derdiyok, Galatasaray’a,  maç kazandıramadığı gibi maç kaybettirmeye devam ediyor. Anlam veremediğim şey Fatih Terim’in Eren Derdiyok’a nasıl tahammül ettiği ve doksan dakika oyunda tuttuğu. Santraforsuz oynamak ya da Mustafa Kapı gibi genç ve pırıl pırıl bir futbolcuya şans veririm ve sonuna kadar arkasında dururum daha akıllıca bir davranış olurdu.

Onyekuru’nun ceza sahası içinde Necip tarafından düşürülmesi sonucu önce verilen sonra VAR’a gidilerek iptal edilen pozisyonu penaltı. Cüneyt Çakır penaltı kararından nasıl döndü şaştım kaldım. Yüzde yüz penaltı.

Eren Derdiyok’un pozisyonu penaltı ise, Vida’nın eline çarpan ve yine VAR uygulaması sonucu iptal edilen pozisyonu ne olabilir?..

Spor yazarlarının da işi çok zor. Sahada futbol kalitesi düşük bir oyun olunca, işte böyle tartışmalı kararları yazmak zorunda kalıyoruz. Oyunu değil de kişileri konuşuyoruz. Avrupa Kupalarında ve Milli Maçlarda neden kötü sonuçlar aldığımızın cevabı da işte burada. Sahada iki büyük takım mücadele ediyor ve iyi oynayan 3-5 kişiyi geçmez.

Galatasaray’da Muslera, Ozan Kabak, Ahmet Çalık, Fernando, Beşiktaş’ta ise Ljajic, Mustafa Pektemek, Vida, Caner…Gerisiiçin ne söyleyebiliriz bilemiyorum.

Futbolun güzelliklerini yazmak dileğiyle…

Abdurrahman ACER/www.sporyazari.net



galatasaray, beşiktaş, derbi, var, var sistemi, cüneyt çakır, süper lig hakemler 

Kategori

Profesyonel Sporlar-Amatör Sporlar-Ekstrem Sporlar-Spor Tarihi-Sporcular-Futbol-Basketbol-Voleybol-Spor Tarihi-Spor Arşivi

Önemli Konular

%100 futbol- 1. lig- 12 dev adam- 2 lig- 3. lig- a milli ampute futbol milli takımı- a milli basketbol takımı- a milli futbol takımı- a milli kadın futbol takımı- a milli voleybol takımı- altyapı- amatör kulüpler- amatör sporlar- atıcılık tarihçesi - atletizm- basketbol- beşiktaş- bisiklet sporu- boks- buz hokeyi- buz pateni- dünya futbol yıldızları- dünya kupası- egzersiz çeşitleri- eksrim spor tarihi- engelli sporcular- fenerbahçe- futbol- galatasaray- gol krallığı- güreş- hakemler- hentbol tarihçesi- kadın futbolu- kadınlar voleybol- olimpiyat- premier lig- santraç- spor dalları- spor terimleri ve anlamları- spor ve sağlık- spor yazıları- su kayağı tarihçesi- su topu sporu- süper lig- şampiyonlar ligi- tenis- TFF- trabzonspor- uefa- voleybol- vücut geliştirme sporu nedir-