DÜNYA FUTBOL YLDIZLARI-12 (SOKRATES)

sokrates, brezilya sokrates, doctor sokrates, futbolun filozofu sokrates, futbol efsaneleri, futbol yıldızları sokrates, sokrates kimdir, sokrates hayatı, sokrates kariyeri,

DOKTOR SOCRATES

Beyaz Pele Zico'lu, Malatyaspor'a transfer olan ancak Malatya'nın İstanbul'da olmadığını öğrenince bir maç bile oynamadan kaçan Eder'li, Falcao'lu 1982 Dünya Kupası finalisti Brezilya'nın uzun boylu, ince bacaklı, tarak değmemiş saçları ve kara uzun sakallarıyla takımın orta sahasının beyni Socrates... “Savunmacılara çalım atmak diktatörlere çalım atmaktan daha kolay… Siz zoru başaracak, Brezilya’ya demokrasi şampiyonluğunu getireceksiniz.” sözlerinin sahibi Dr. Socrates, şimdi belki de cennette kendisinden bir kaç gün önce giden Gary Speed ve ruhdaşı George Best ile beraber yeteneklerini sergiliyordur. Onun ruhuna ithafen...


Brezilya'nın Para kentinin başkenti, aynı zamanda da çizgi roman kahramanı Mister No'nun Manaus'a doğru yolculuğa başlamadan önce kalkış yaptığı liman kenti olan Belem'de, Şubat ayının 19'unda, yıllardan da 1954'te dünyaya geldi Socrates. Tam adı bir çok Latin gibi twit atılamayacak uzunlukta, yani “Socrates Brasiliero Sampaio de Souza Vieira de Oliveira” olan futbol filozofunun ismindeki Socrates, babasının adeta imzası. Yoksulluk içinde ve bir kütüphanede yaşayan babasının kendisine bu ismi vermesinin yanı sıra diğer erkek kardeşlerine de Antik Yunan şairi Sofocles ve filozof Sostenes isimlerini koyması nasıl bir aileden yetiştiğinin kanıtı niteliğinde adeta. Ailenin futbolla ilgilenen bir başka üyesi de PSG forması ile hatırlayacağımız ve trajik bir şekilde kazandıkları 1994 Dünya Kupası'nda Brezilya kadrosunda bulunan Rai idi. Görüldüğü üzere Vieira de Oliveira ailesinin özeti iki kelime: Futbol ve Felsefe... Tıpkı Socrates'in hayatı gibi...

Profesyonel futbol hayatına 1974 yılında Botafogo'da başlayan Socrates, burada geçen dört sezonun ardından büyük işler yapacağı ve kendisiyle özdeşleşecek hareketlere girişeceği ekip olan Corinthians'a transfer oldu. Corinthians yıllarına yazının ilerleyen kısımlarında tekrardan değineceğimiz yetenekli orta saha, 1984-1985 sezonunu Fiorentina'da geçirdikten sonra 1986-1987'de de Flamengo forması giydi. 1988-1989 sezonunda Santos renklerinde izlediğimiz Socrates, aynı yılilk takımı Botafogo'ya transfer olup futbolu bıraktı. Ta ki 2004 yılına kadar.
2004 yılında İngiltere'nin bir kasaba takımı olan Garforth Town ile 1 aylık sözleşme imzaladığında tam 50 yaşındaydı. Sadece 10 dakika forma giymiş olsa da Socrates, kül tablalarında ardı ardına söndürdüğü sigaralarının aksine futbol ateşinin sönmediğini ispatlamıştı herkese. Hiç teknik direktörlük yapmayan Socrates, futbolculara teknik direktörlerin verebileceklerinden daha da fazlasını verdi. Futbolun siyasi ve düşünsel platformlarında bulunan, hatta ülkesinde bu platformların kurucusu niteliğinde olan ve kendi deyimiyle “kanına biraz siyahlık karışmış” beyaz Brezilyalı, hiçbir zaman da sosyalist olduğunu gizlemedi.

DOKTOR CHE'DEN DOKTOR SOCRATES ’E

Socrates futbolculuğunun yanında aynı zamanda bir tıp doktoruydu. Zaten futbolu bıraktıktan sonra bir süre gönüllü olarak hiçbir ücret almadan doktorluk yaptı, tıpkı Che Guevara gibi... "Ben futbol oynarken aynı zamanda tıp da okuyordum. Herkesten daha çok yenilikçi olmak zorundaydım. Eğer tıp okumamış olsaydım, yetenekleri daha sınırlı bir oyuncu olurdum. Kesinlikle"şeklinde konuşan Socrates bunun yanında felsefe doktorası da yaptı. Hayranı olduğu Che Guevara ve ismini taşıdığı Sokrates gibi hem doktor hem de felsefeciydi yani. Kendisinin belirttiği üzere duvarında sadece Che Guevara ve John Lennon posterleri bulunan Socrates'in en sevdiği filozoflar ise Hobbes, Platon ve Machievelli’ydi.
Brezilya’da meydana gelen 1964 askeri darbesi sırasında henüz 10 yaşında bir çocuk olan Socrates'in o dönem yaşadığı bir olay hem hayat görüşünü hem de Lâtin ve dünya futbolunun gündemine oturacak bir hareketin temellerini atacaktı.

YEŞİL SAHALARA DEMOKRASİ GETİRDİ

Darbe sırasında babasının Bolşevik iktidarını anlatan bir kitabı ortadan kaldırıp, yakarak yok etmesine şahit olan Socrates, bu olayın ardından dikta rejimine ve diktatörlüğe neden baş kaldırması gerektiğini içinde hissetmeye başladı. (Hayatın cilvesidir ki ben de bu yazıyı ülkemizin utanç günlerinden birisi olan 12 Eylül'de yazıyorum.) Corinthians forması giyerken kulüp yönetiminin tutumundan rahatsız olan Socrates yanına takım arkadaşı ve Rus Ekim Devrimi'nin lideri Lenin ile adaş olan Vladimir'i de alarak, “Corinthans Democrasy” hareketini başlattı. Bu hareket ilk başladığı dönemlerde topluca hareket etme esasına dayanıyordu. Socrates'in dillendirdiği üzere “ne zaman yemek yeneceği” gibi basit konuları içeriyor ancak ileri demokrasi (ülkemizdeki anlamından tamamen uzak) kurallarına dayalı olarak uygulanıyordu. 15 Kasım 1982 tarihinde Socrates ve arkadaşları, Brezilya'daki dikta rejiminin yıkılması umudunu taşıdıkları genel seçimler öncesi, sırtlarında “DİA 15 VOTE” yani “15'inde Seçime” yazılı formalarla sahaya çıktılar. Bu bir nevi başkaldırıydı. Brezilya hükümetinin ve doğal olarak hükümetin elinde olan Futbol Federasyonu'nun uyguladığı baskıya başkaldırıydı. Bu baskı futbolcuların neredeyse ahmak, kendi başlarına bir şeyler yapamaz statüsüne konulmasına neden olacak düzeydeydi. Buna açıklama olarak da gelişmemiş bölgelerden eğitimsiz olarak gelen futbolcuların kendi kendilerini yönetecek olgunluğa ulaşamadıkları gösteriliyordu. Fakat bu tanımın ikincisine uymayan bir isim vardı Brezilya topraklarında; Socrates. Türk sinemasının en “kahraman” karakterlerinden Tatar Ramazan edasıyla sahneye çıkan Socrates, “Ben bu oyunu bozarım arkadaş” dercesine Corinhtians Democrasy hareketini başlatmış ve hatta Corinhtians, 1982 yılında Sao Paolo eyalet şampiyonasında zafere ulaşırken Socrates ve arkadaşları sırtlarında çok manidar bir yazı taşımışlardı: DEMOCRACİA.
Socrates'in ülkeden ayrılmasına ramak kala 1984 yılında bir seçim oldu. Socrates, İtalya'nın iki ünlü kulübünden teklif almıştı. Ancak seçim döneminde, “Eğer tahsis edilen yeni anayasa değişikliği kabul edilir ve ülke yönetimi sivillere verilirse bu teklifleri geri çevireceğim” sözünü tutmak üzere izin istedi. Seçim sonrası işler istediği gibi gitmedi ve İtalya'nın Mor Menekşelerine, Fiorentina'ya transfer oldu.
Futbolu bıraktıktan sonra da mücadelesine devam etti. Brezilya'nın fakir ve gelişmemiş kasabalarını dolaşıp hastaların tedavi ve bakım sürecine katkıda bulundu. Kendi sağlığını ise hiçbir zaman düşünmüyordu. Tam bir sigara ve içki düşkünüydü. Hatta maç günleri bile iki pakete yakın sigara içtiğini iddia edenler var. "13 yaşımdan beri sigara içiyorum. Benim için tek felsefi mesele var o da şu; neden olmadığım biri gibi görünmeye çalışayım? Sigara içiyorum. Akciğer kanserinden ya da amfizemden gideceğim. Sigara içmeden duramıyorum."

KADDAFİ’DEN GELEN İLGİNÇ TEKLİF

Hayatı sadece futboldan ibaret görmeyen Socrates felsefe, ekonomi ve siyasetle de yakından ilgiliydi. Zaten futbolculuk dönemlerinde yaptıklarına bakınca da bunu net olarak görebiliyoruz. Futbol hayatının ardından da bir çok gazete ve dergide yazarlık yaptı. Bu sayede de dünyanın bir çok önemli isimleriyle tanıştı.
1996 yılında Socrates’in Mısır ve Libya’ya düzenlenen bir tura katıldığını öğrenen Kaddafi, Brezilyalı oyuncuyla tanışmak istediğini dile getirmiş. Bir Arap diktatörüne ulaşabilmek için geçilecek ne kadar zorlu yol varsa geçilip ulaşılan Kaddafi, kendisine ileride Brezilya Başkanlığına aday olması gerektiğini, seçim süresinde de her türlü parasal kaynağı sağlayacağını belirtmiş. Ancak Doktor Socrates bu teklifi geri çevirmiş.
Brezilya Devlet Başkanlığına aday olmamasına rağmen Pele ve Ricardo Teixeira'ya karşı Futbol Federasyonu Başkanlığına adaylığını açıkladı. Tabi ki bu Socrates'in ruhuna uygun olarak bir “karşı adaylık"tı. Bir çok kesime ilginç gelecek önerileri vardı ve nitekim seçilemedi. Eğer seçim halk tarafından yapılsaydı yüzde 95 gibi ezici bir oyla seçileceğini belirten Socrates, bu tarz işlerde kapı arkasından çevrilen oyunların farkında olduğunu da dile getiriyordu. Halka o kadar bağlı ve güvenen bir adamdı ki, Başkan seçilseydi yapacağı köklü değişikliklerinden birisi de Brezilya Milli Takımı'nın teknik direktörünün de halk tarafından seçilmesi olacaktı



Bu haber, sokrates, brezilya sokrates, doctor sokrates, futbolun filozofu sokrates, futbol efsaneleri, futbol yıldızları sokrates, sokrates kimdir, sokrates hayatı, sokrates kariyeri, ile ilgilidir.

BOKSUN EFSANELERİ

efsane boksörler, dünyanın en iyi 10 boksörü, boksun efsaneleri, muhammed ali, mike tayson, Sugar Ray Robinson, Rocky Marciano, Manny Pacquiao, Joe Louis, Floyd Mayweather

DÜNYANIN EN İYİ 10 BOKSÖRÜ

1)Muhammad Ali

Muhammed Ali Clay (Önceki adı: Cassius Marcellus Clay Jr., (d. 17 Ocak 1942; Louisville, Kentucky). Tüm zamanların en iyi boksörü olarak kabul edilir.

Müslüman olmadan önceki ismi Cassius Marcellus Clay Jr. olan Muhammed Ali, 17 Ocak 1942’de Kentucky Louisville’de doğdu.Afro-Amerikan ve İrlanda kökenlidir. 12 yaşındayken boksla tanıştı ve kısa zaman içinde National AAU ve Altın Eldiven Şampiyonası’nda amatör kayıtlara girdi. Yine 1960’ta Roma’da ağır hafif sıklette altın madalyayı alarak profesyonel lige döndü. 18 yaşındayken katıldığı Roma Olimpiyatları’nda altın madalya aldıktan sonra ünü giderek artmaya başladı.

1964 yılında 22 yaşındayken, S. Liston’u yenip Dünya Şampiyonu oldu. Bu zaferden sonra dinini değiştirdiğini ve İslam’a geçtiğini açıkladı. Muhammed Ali ismini aldı ve çok sevdiği boks’a 1967’den 1970’e kadar ara vermek zorunda kaldı. “Vietnamlılar bana hiçbir kötülük yapmadılar ki onlarla savaşayım.” diyerek Vietnam savaşına gitmediği için 5 yıl hapis ve 10 bin dolar para cezasına çarptırıldı. Lisansı ve pasaportu elinden alınınca dava süresince maddi sıkıntılar yaşadı ve iflas ettiğini açıkladı. Ailesinin yardımı ve üniversitelerde para karşılığı yaptığı konuşmalarla geçimini sağladı. 1970’te temyiz davasını kazanıp tekrar boksa döndü. 1971’deJoe Frazier ile ‘Asrın maçı’na çıktı ve profesyonel boks kariyerinde ilk defa kaybetti. Uzmanlar üç buçuk sene aradan sonra sadece 2 maç yapan Muhammed Ali’nin bu kadar zor bir maça hazır olmadığı görüşünde hemfikirdi. Fakat o en kısa zamanda tekrar şampiyon olmak istiyordu. Ardından çenesinin kırıldığı maçta Ken Norton’a sayı ile yenilince, kendi ve yakınları dışında birçok kişi kariyerinin bittiğini sandı. Fakat o azmedip art arda unvan için rakip olan boksörleri bir bir yendi. Ken Norton’i yenip rövanşı aldı.

1973’te Joe Frazier ile unvan maçı için anlaştı. Arada sadece Joe Frazier-George Foreman maçı kalmıştı. Frazier sürpriz bir şekilde iki raund’da nakavt oldu. Ali böylece önce Fraizer ile maç yapıp arkasından da Foreman’la maç ayarladı ve iki maçı da nakavt’la kazandı. Böylece hem kaybettiği unvanını alacak hem de daha bitmediğini gösterecekti. 1974’te Foreman’ın bahisçilerde 7’ye 1 favori olduğu maçta rakibini hiç beklenmedik bir taktik ile sekizinci raundda nakavt edip hak ettiği unvanı Floyd Patterson’den sonra tekrar elde eden ikinci boksör oldu. 1978’de L. Spinks’e yenilip ardından aynı yıl rakibini yenince Dünya Şampiyonluğunu 3 kez elde eden ilk boksör oldu. O zamanlar sadece 2 Dünya Boks Federasyonu olması değerini daha da farklı kılıyordu. 2008 yılı itibari ile 8 Dünya Boks Federasyonu bulunuyordu. Muhammad Ali’nin etkin döneminde en iyi boksörler, unvanı elde edebilmek için, mutlaka karşı karşıya gelirlerdi. George Foreman’in 1994 yılında 20 sene aradan sonra tekrar Dünya Şampiyonu olması ve unvanını çok kez savunması, o dönemin boksunun birçok ülkede neden “Altın 70’li yıllar” diye anıldığını bize anlatıyor.

1978’de boksu Şampiyon olarak bıraktı. Sonra Parkinson hastalığına yakalanmasına rağmen bunu gizleyip büyük para karşılığı iki maç daha yapıp kaybetti. İkisi de o vaktin veya sonrasının Dünya Şampiyonları idi. (eski sparring partneri Larry Holmes ve Trevor Berbick). Profesyonel döneminde sadece 5 kez yenilen, Olimpiyat ve Dünya Şampiyonu olan Muhammed Ali, 36 yaşına kadar bütün şampiyonlar için tek isim olmayı başardı ve 37’si nakavt olmak üzere 56 maç kazandı.

Ona sadece bir boksör olarak bakmamak gerekir. Çünkü o gücüyle olduğu kadar kişiliğiyle de hep daha iyisini yapmaya çalışmıştır. 1960 Roma Olimpiyatları’ndan döndükten iki gün sonra bir lokantada sadece beyazlara servis yapıldığını öğrenince, altın madalyasını Ohio Nehri’ne atmıştır.1996 Atlanta Olimpiyatları’nda bu madalyanın yerine başka bir altın madalya kendisine verilmiştir.

Din olarak İslamiyet’i seçmiştir ve Vietnam savaşına gitmemiştir. Bu durumu şöyle dile getirmiştir: “Benim onlarla sorunum yok.” (I’I ain’t got no quarrel with them Vietcong’). Bu nedenle unvanlarına el konuldu ve bokstan uzaklaştırıldı. Fakat o yılmadı. Bu süre içerisinde üniversiteleri dolaşarak İslamiyet’i anlattı. Malcolm X ile yakın ilişkileri oldu. Verimli işlerle uğraştı.

Muhammed Ali, sadece Muhammed Ali isminden ibaret değildir. O, zamanının en iyisidir. 2001 yılında Hollywood tarafından hayatı filme alındı. Aliadlı filmde Muhammed Ali’yi Will Smith canlandırdı.

Parkinson hastalığı yüzünden uzun süre Michigan’daki çiftliğinde gözlerden uzak yaşamayı tercih eden ünlü boksör, ringlerde 20 yıldır ağzından düşürmediği “Bütün zamanların en iyisiyim” lafını ispatlayarak bir efsane olmuştur. Muhammed Ali 1984’den beri Parkinson hastasıdır.

Buna rağmen, 2001 yılındaki 11 Eylül saldırıları üzerine Muhammed Ali, başında New York İtfaiye Müdürlüğü şapkası ile Sıfır Noktasına giderek destek ve dayanışmasını göstermek gereği duymuş ve şöyle demiştir:

“Beni asıl inciten, ‘İslam’ adının bulaştırılması ve ‘Müslüman’ [adının] bulaştırılması, ve sorun çıkarılıp nefret ve şiddete yol açılması. İslam, katil dini değildir. İslam, barış demektir. Evde öylece oturup insanların sorunun kaynağı olarak Müslümanları yaftalamalarına seyirci kalamazdım.”[4]

Hayatını anlatan biyografik roman, 2002 yılında Kaknüs Yayınları tarafından yayımlanmıştır

2)Manny Pacquiao

Emmanuel “Manny” Dapidran Pacquiao, (d. 17 Aralık 1978),Velter sıklet dünya şampiyonu profesyonel Filipinli boksör. 32 yaşındayken Filipinler Temsilciler Meclisine seçildi. Sinema oyunculuğu ve basketbol oyunculuğu[6] dahil, emekli bir şarkıcıdır.[7]

Manny Pacquiao on dünya şampiyonluğu olan ilk ve tek sekiz bölümlü dünya şampiyonluğunun[8] yanı sıra dört farklı ağırlık sınıflarında şampiyonluk kazanan ilk sporcudur.[9] Forbes’a göre, 2013 itibariyle dünyada 14. en çok kazanan sporcudur.

Amerika Boks Yazarları Derneği (BBWAA), Dünya Boks Konseyi (WBC) ve Dünya Boks Organizasyonu (WBO) tarafından 2000’li yıllarda “On Yılın Dövüşçüsü” seçildi.

2006, 2008, ve 2009 yılında ödülü kazanan “Yılın Dövüşçüsü” ödülünü üç kez ve 2009 ve 2011 yılında ESPY Ödüllerinde En İyi Dövüşçü ödülünü kazanmıştır.

Manny Pacquiao, WBO Velter sıklet şampiyonu ve şu anda The Ring pound-for-pound listesinde ikinci sıradadır.

2012 yılında yenilgilerine kadar ESPN, Sports Illustrated, Sporting Life, Yahoo! Sports, About.com, ve BoxRec gibi bazı spor haberleri ve boks web siteleri tarafından dünyanın en iyi boksörü olarak değerlendirilmiştir.

Boks kariyerinin ötesinde, basketbol, iş, oyunculuk, müzik ve siyaset hayatına katıldı. 2010 yılının Mayıs ayında, Sarangani ilini temsilen, Filipinler 15. Kongresi’nde Temsilciler Meclisi’ne seçildi. 2013 yılında Filipinler 16. Kongresi’ne yeniden seçildi.

Pacquiao boks kariyeri boyunca 65 maça çıkmıştır . Bu maçlardan 57’sini kazanmış (38’i nakavt) ve 6 kez kaybetmiş ve 2 kez beraberlikle ringden ayrılmıştır.

Ayrıca 2 Mayıs 2015’te “Asrın Maçı” olarak nitelendirilen , 12 raund üzerinden oynanan karşılaşmada rakibi Floyd Mayweather’e sayı ile kaybetmiştir ama çoğu boks otoritesi bu maçı Pacquiao’nun hak ettiğini ve Mayweather’in sürekli rakibine sarılıp , ring içinde sürekli Pacquaio’dan kaçtığını savunmuştur . Maç anında ise Mayweather bu hareketleri yüzünden izleyiciler tarafından sık sık yuhalanmıştır.

3)Mike Tyson

Michael Gerard Tyson Müslüman olduktan sonraki adı Malik Abdul Aziz (d. 30 Haziran 1966, Brooklyn, New York, ABD)

Boks tarihinde tüm zamanların en asi oyuncusu olarak tanınmaktadır. Lakabı “Demir Mike”tır. 1,80 cm boyunda ve 98–100 kg ağırlığındaki boksör Mart 1985’te yaptığı ilk profesyonel maçında rakibini 1. rauntta 8. saniyede nakavtla yendi. 20 yaşında dünyanın en büyük boksörleri arasında adı geçmeye başladı ve kısa süre sonra Dünya Ağır Sıklet Boks Şampiyonluğu unvanını kazandı (1986). Aynı zamanda en genç ağır siklet boks şampiyonu oldu. Rakibi olan Trevor Berbick’i 2. rauntta nakavt etmiştir. Mike Tyson1988 yılında bir başka dev Larry Holmes’u da nakavt etmiştir. Çenesi oldukça sağlam, ve hiç nakavt olmamış olan Larry Holmes, Mike Tyson karşısında 4 raunt dayanabildi. Yine 1988 yılında bir başka çenesi sağlam ve hiç yenilmemiş, nakavt olmamış Michael Spinks’se karşı da galibiyet kazanmıştır. Mike, 1. rauntta nakavt etmiştir. 1990’a kadar yaptığı 37 maçın tamamını kazanan Tyson, ilk mağlubiyeti 1990 yılında Buster Douglas ile yaptığı karşılaşmada aldı ve WBC, WBA, IBF kemerlerini kaybetti.

Aynı yıl, ABD Güzellik Kraliçesi’ne tecavüz olayı, Mike Tyson’ın skandallar zincirinin ilk ve en önemli halkasıydı. Bu suçlamadan 3 yıl hapis ile cezalandırılmıştır. Bu suçtan girdiği hapishanede Müslüman oldu ve Malik Abdülaziz ismini aldı. Cezası biter bitmez bir barda çıkardığı kavga yüzünden kendisini tekrar mahkemede buldu. Yumrukları kadar, yasa dışı olaylarıyla da anıldı. Dünya Boks Konseyi (WBC) ve Dünya Boks Birliği’nin (WBA) Ağır Siklet Şampiyonluğu unvanlarını elde etti. 1996’da Holyfield’a yenilerek WBA unvanını kaptırdı.

1997’de Evander Holyfield ile yaptığı unvan maçının üçüncü raundunda rakibinin kulağını kopardığı gerekçesiyle diskalifiye edildi. İki yıl men cezası alan Tyson’ın Ohio eyaletinde ömür boyu boks yapması yasaklandı. Tyson, 1999 yılında tekrar ringlere döndü.

8 Haziran 2002’de Memphis’te, Lennox Lewis ile Mike Tyson arasında yapılan Dünya Ağır Siklet Boks Şampiyonası karşılaşmasında kazanan taraf Lennox Lewis oldu. Lennox Lewis, karşılaşmada pek varlık gösteremeyen Tyson’ı sekizinci rauntta yenerek Dünya Ağır Siklet Boks Şampiyonu unvanını korudu.

31 Temmuz 2004’te Tyson bir “geri dönüş” maçına, Louisville, Kentucky’de İngiliz Danny Williams ile karşılaşmaya gitti. Tyson ilk iki raundu kazandı. Üçüncü raundun başlarında Williams, hileli hareketler yapmaya başladı ve ceza puanları yedi. Dördüncü rauntta sürpriz bir şekilde Williams, Tyson’ı nakavt etti. Maç sonrasında Tyson’ın tek bacakla dövüştüğü, diğer bacağının bağlarında bir kopma olduğu açıklandı. Bu Tyson’ın kariyerindeki beşinci yenilgisiydi. Maçtan 4 gün sonra bacağından ameliyat oldu. Menajeri Shelly Finkel, Tyson’ın bacağındaki sorunu yüzünden hasara yol açacak sağ kroşelerini atamadığını belirtti.

4)Sugar Ray Robinson

Sugar Ray Robinson (3 Mayıs 1921 – 12 Nisan 1989), Amerikalı profesyonel boksör.

Gelmiş geçmiş en iyi boksörlerden biri olarak gösterilmektedir. International Boxing Hall of Fame’e 1990 yılında girmiştir. Amatör olarak 85-0’lık bir serisi vardır ve bu maçların 69’unu nakavt ile kazanmıştır.

1940 yılında daha 19 yaşındayken profesyonel boksa başlamış ve 1951’e kadar 131 maçta sadece 1 yenilgi yüzü görmüştür. Dünya ortasiklet Şampiyonu ünvanını 1946’dan 1951’e kadar korumuştur. Bir sene sonra bir üst siklete (middle weight) geçmiş ve 1952 yılında bu siklette de şampiyon olmuştur. Sugar Ray Robinson gelmiş geçmiş tüm boksörler arasında farklı sikletlerde 5 kere şampiyon olan tek sporcudur.

5)Rocky Marciano

Rocky Marciano (d., Rocco Francis Marchegiano, 1 Eylül 1923 – 31 Ağustos 1969), Aslen İtalyan olan Marciano ABD doğumludur. İtalyan asıllı yenilgisiz dünya ağır siklet boks şampiyonu ABD’li boksör. Rocky filmine de esin kaynağı olan boksör gençlik yıllarında kömür dağıtım şirketinin kamyonlarında nakliyecilik yapmış, hendek kazmış, demiryolu işçiliği yapıştır. 2.Dünya savaşında ABD ordusunda savaş malzemeleri taşımıştır. 1946 yılında ordular arası düzenlenen amatör boks turnuvasında şampiyon olmuştur. 17 Mart 1947’de Lee Epperson’ı nakavt ederek profeyonel boks kariyerine başlamıştır. Önce Rocky Mack ismini kullanmış fakat daha sonra Amerikan İngilizcesinde soyadı Marciano olarak telaffuz edildiği için Rocky Marciano ismiyle dövüşmüştür. 23 Eylül 1952’de çıktığı 43.maçında Jersey Joe Walcott’ı nakavt ederek dünya ağır siklet boks şampiyonluğu unvanını kazanmıştır ve kariyerinin sonuna kadar 27 Nisan 1956’ya dek bu unvanı elinde bulundurmuştur. 31 Ağustos 1969’da bir uçak kazasında hayatını kaybetmiştir. 49 maçta 49 galibiyetle yenilgi almadan kariyerini tamamlayan tek ağır siklet dünya şampiyonu boksördür. ALLAH rahmet eylesin babam en büyük hayranıydı.

6)Joe Louis

Tam adı: joseph louis barrow.
12 mayis 1914’de lafayette, alabama’da dogmustur.
1934’de profesyonel boksa baslamistir. 1937’de james j. braddock’i 8.roundda knock out ederek dünya agirsiklet boks sampiyonu olmustur. ünvanini 25 kere korumustur, bunlarin 20sini knock out ile kazanmistir. dünya agirsiklet boks sampiyonlugu ünvanini en uzun süre elinde bulunduran insan olarak tarihe geçmistir. boks kariyeri boyunca 5.000.000$ kazanmistir.
1949’un mart ayinda boksu birakmistir, 2 defa ringlere geri dönmeye çalismis ancak basarisiz olmustur.

12 nisan 1981 las vegas’da ölmüstür.

70 maçta 66 galibiyet 52 nakavt ile tarihin en iyi boksörleri arasındadır

7)Floyd Mayweather Jr.

Floyd Mayweather, Jr. (doğum ismi Floyd Joy Sinclair; 24 Şubat 1977). Halen profesyonel olarak yenilgisiz ve beş dünya şampiyonluğu, on dünya şampiyonluğu ve dört farklı ağırlık sınıfında şampiyonluğu bulunmaktadır.

Mayweather, iki kez Halka dergisinin (1998 ve 2007 yılında ödül kazandı) Yılın Dövüşçüsü; 2007 yılında Amerika Boks Yazarları Derneği’nin (BWAA) Yılın Dövüşçüsü ödülünü ve 2007, 2008, 2010, 2012, 2013, ve 2014 yıllarında En İyi Dövüşçü ESPY Ödülünü kazandı.

48 Galibiyet (26 nakavt, 22 karar), 0 Yenilgi, 0 Berabere

8)Roy Jones Jr.

Levesta Roy Jones, Jr. (d. 16 Ocak 1969) Amerikalı Rus boksör. boks yorumcusu, boks antrenörü,rapçi ve aktör.

75 maçta 61 galibiyet 45 nakavt ve 9 yenilgi ile kariyerini tamamlayan Joneste Tüm zamanların en iyi 10 boksörü arasına girmiştir. En büyük boksörler Jones’in sol yumruğu için her zaman övgü ile bahseder.

9)George Foreman

George Edward Foreman Teksas doğumlu efsaneli boksör. 45 yaşında, Michael Moorer ‘ı nakavt ederek “en yaşlı ağır sıklet boks şampiyonu ünvanına sahip oldu. Ring dergisi onu en büyük 25 dövüşçü listesine aldı. 1968’de Ağır siklet altın madalyası aldı. Profesyonel olarak 81 maçta 76 galibiyete sahip bu büyük boksör 68 maçını Nakavt ile bitirmiştir ve sadece 5 kere yenilmiştir.

10)Sugar Ray LeonardSugar Ray Leonard 

1980’de En iyi boksör seçilen Leonard ayrıca Muhammed Ali döneminde 100$ üstünde para kazanabilen tek boksördür. Ayrıca Motivasyonel Konuşmacılık ve Oyunculukta yapmıştır. Profesyonel kariyeri boyunca 40 maçta sadece 3 kere kaybetmiştir. TÜM ZAMANLARIN EN İYİ 10 BOKSÖRÜ sıralamasında 10. sıradadır


Bu haber, efsane boksörler, dünyanın en iyi 10 boksörü, boksun efsaneleri, muhammed ali, mike tayson, Sugar Ray Robinson, Rocky Marciano, Manny Pacquiao, Joe Louis, Floyd Mayweather Jr. ile ilgilidir.

EN HIZLI FUTBOLCULAR

dünyanın en hızlı futbolcuları, fifa18, futbol oyunları, en yavaş futbolcu, pc, ps4, xbox one, messi, neymar, ronaldo,

FIFA 18, 29 Eylül 2017’de PC, PS4 ve Xbox One için satışa sunulacak. Oyunla ilgili merak edilen konulardan biri de FIFA 18 de en hızlı futbolcuların kim olduğu. "ZAN OMG" adlı Youtube kanalının yayınladığı videodac ise oyuncuların hız istatistiklerini karşılaştırmalı olarak görülüyor. Toplu ve topsuz olacak şekilde iki ayrı hız yarışına sokulan futbolcular, çizgili sahada bir noktadan başlayarak sahanın diğer ucuna doğru koşuyorlar.

Messi, Neymar ve C. Ronaldo arasında en yavaş Messi. Toplu koşuda birinci Ronaldo, topsuz koşuda ise lider Neymar. Ancak tüm bunlara rağmen üç futbolcunun da süreleri neredeyse birbirine yakın.

FIFA 18'in en hızlı futbolcuları şu şekilde:

1-Pierre-Emerick Aubameyang- Borussia Dortmund
2-Jonathan Biabiany- Sparta Prague
3-Hector Bellerin- Arsenal
4-Mathis Bolly- Greuther Fürth
5-Ernest Asante- FC Nordsjælland
6-Jurgen Damm- Tigres
7-Gareth Bale- Real Madrid
8-Leroy Sane- Manchester City
9-David Accam- Chicago Fire
10-Kekuta Manneh- Columbus Crew

milliyet.com.tr

Bu haber, dünyanın en hızlı futbolcuları, fifa18, futbol oyunları, en yavaş futbolcu, pc, ps4, xbox one, messi, neymar, ronaldo, il ilgilidir.

DÜNYA BASKETBOL YILDIZLARI-3 (LARRY BİRD)

larry bird, larry bird kimdir, larry bird hayatı, nba efsaneleri larry bird, dünya basketbol yıldızları larry bird, larry bird kariyeri, larry bird başarıları,

LARRY BİRD KİMDİR?

NBA Efsanelerinden konuşulurken ilk anılacak isimlerin başında gelecek birisinden bahsetmek istiyorum sizlere. NBA'de bir döneme damgasını vurmuş fenomen Larry Bird.

Larry Bird 7 Aralık 1956 tarihinde Indiana, West Baden'e bağlı French Lick kasabasında durumu pek de iyi olmayan bir ailenin tek oğlu olarak dünyaya gelmiştir ve oldukça sıkıntılı bir çocukluk dönemi geçirmiştir. Babası Kore Savaşına katılmış, döndükten sonra psikolojik sağlığını kaybetmiş ve alkol bağımlısı olmuştu. Liseyi Springs Valley in French Lick'de okuduktan sonra eğitimini Indiana State Üniversitesi'nde tamamlayan Bird, o yıllarda okulunun NCAA finali oynamasında büyük rol oynadı. 2,06 m boyunda ve 112 kg ağırlığında olup, hırslı yapısı ve mükemmel şut yüzdesi ile tanındı.

NBA Kariyeri 1979 yılında 1. tur 6. sıradan Boston Celtics tarafından seçilerek başlamış, 1979-1992 yılları arasında Boston Celtics formasını hiç çıkarmadan giymiş ve sayısız başarılara imza atmıştır.

En önemli başarıları şunlardır:

5 kez final oynamış ve 3 kez NBA Şampiyonluğu yaşamıştır. (1981, 1984, 1986)
3 kez NBA Normal Sezon MVP (Normal Sezonun En Değerli Oyuncusu 1984,1985,1986)
12 kez NBA All-Star seçilmiştir. (1980, 1981, 1982, 1983, 1984, 1985, 1986, 1987, 1988, 1990, 1991, 1992)
9 kez sezonun en iyi beşine seçilmiştir.(1980 ve 1988 arası)
3 kez NBA Üç Sayı Yarışması Galibi (1986–1987-1988)
1979 yılında Yılın Kolej Oyuncusu
1980 yılında NBA Yılın Çaylağı,
1982 yılında NBA All-Star Maçı MVP Ödülü

12 Mart 1985 tarihinde Atlanta Hawks karşılaşmasındaki 60 sayılık performansı ve 11 Şubat 1981 tarihindeki Los Angeles Lakers karşısındaki 21 rebounduyla kariyer rekorlarını kırmıştır.

1987-88 sezonunda maç başına 9.3 rebound, 6.1 asist, 1.6 top çalma, 0.8 blok ve    29.9 sayı ortalamalarıyla kariyerindeki en parlak zamanını yaşamıştır.

1997-2000 yılları arasında çalıştırdığı Indiana Pacers'da 1988 yılında NBA Yılın antrenörü seçilmiştir.

Bu başarılarından sonra NBA Tarihinin En İyi 50 Oyuncusu arasına ismini yazdırmayı başarmış ve Boston Celtics'teki efsane "33" numaralı forması bir daha kullanılmamak üzere emekli edilmiştir.

Larry Bird şu anda Indiana Pacers Basketbol operasyonlarından sorumlu başkanlık görevini icra etmektedir.


Bu haber larry bird, larry bird kimdir, larry bird hayatı, nba efsaneleri larry bird, dünya basketbol yıldızları larry bird, larry bird kariyeri, larry bird başarıları, ile ilgilidir.

DÜNYA FUTBOL YILDIZLARI-11 (NEDVED)

pavel nedved, nedved, çek futbolcu nedved, dünya futbol yıldızları nedved, çekya futbolcu nedved, efsane futbolcular nedved, nedved jübile yapıyor, pavel nedved kimdir

Çekya'nın yetiştirdiği en önemli futbolculardan biri olan Juventus'lu Pavel Nedved, 45 yaşında yeşil sahalara geri dönüyor. Nedved, Çek takımı FK Skalna takımı ile bir maçlık sözleşme imzalıyor. Juventus ile çıktığı son maçtan tam 8 yıl sonra emekli olacak olan Nedved, bunu Çekya ekibi FK Skalna'da gerçekleştirmeye hazırlanıyor.

EFSANELER ARASINA GİRDİ

Kariyerinde Viktoria Plzen, Dukla Prag, Sparta Prag ve Lazio gibi takımlar bulunan Pavel Nedved, Juventus'a transfer olduktan sonra Torino ekibinin efsane isimleri arasına ismini yazdırmayı başarmıştı.

PAVEL NEDVED KİMDİR?

Pavel Nedved, 30 Ağustos 1972 tarihinde, dönemin Çekoslovakya’sının Cheb şehrinde dünyaya gelmiştir. 5 farklı kulübün altyapı eğitimini almış olan Çek futbolcu, kariyerinin zirvesine, İtalya’da çıkmıştır. İlk resmi sözleşmesini 1991 yılında Dukla Prag ile yapan Nedved, burada geçirdiği 1 yılda 19 lig maçında görev almış ve 3 kez fileleri havalandırma sevinci yaşamıştır. Burada gelecek vadeden bir futbolcu olduğunu ispatlayan Pavel Nedved, 1 yıl sonra 1992 yılında henüz 20 yaşındayken Çek Cumhuriyeti’nin en önemli kulüplerinden biri olarak kabul edilen Sparta Prag’a transfer olmuştur. Sparta Prag ile UEFA organizasyonlarında da kendisini gösterme fırsatı yakalayan Nedved, burada 4 sezon forma giymiş ve 97 lig maçında 23 kez fileleri havalandırmıştır. Bir orta saha olmasına karşın çok iyi bir hücumcu da olabilen Nedved, birçok Avrupa kulübün gözdesi haline gelmeyi başarmıştır. 1996’da Çek Cumhuriyeti ile UEFA Euro 1996’ya katılan Nedved, turnuva boyunca Çekler adına sıra dışı işler yapınca, Çek Cumhuriyeti finale kadar yükselme başarısı göstermiştir. Çek Cumhuriyeti formasıyla finalde Almanya’ya karşı mücadele eden Nedved, takımının maçı kaybetmesine engel olamamış ve Çekler turnuvayı 2. Tamamlamışlardır.

nedved1996 yılının yazında gösterdiği başarılı performansının ardından İtalya Serie A ekiplerinden S.S. Lazio, Sparta Prag’ın kapısını çalmış ve taraflar Nedved’in transferi konusunda anlaşmışlardır. 1996’da İtalya’ya transfer olan Nedved, burada Lazio forması altında 5 yıl geçirmiştir. Lazio ile birçok başarılı sonuca ve kupalara uzanan Nedved, 138 Serie A maçında görev almış ve 33 kez de fileleri sarsma başarısı göstermiştir. Lazio’da da yükselen bir performans sergileyen Pavel Nedved, 29 yaşında İtalya’nın ve Avrupa’nın en büyük kulüplerinden biri olan Juventus’a transfer olmuştur. Juventus bu transfer için Lazio’ya yüklü bir bonservis bedeli ödese de sonrasında bu parayı fazlasıyla çıkarmıştır. 2001 yazında Juventus ile anlaşan Nedved, burada adeta kariyerinin zirvesine çıkmıştır. 8 yıl boyunca giydiği Juventus formasıyla 247 maçta görev alan Çek yıldız rakip filelere 51 gol göndermiştir. Juventus ile beraber Serie A şampiyonluklarına yenilerini ekleyen Çek futbolcu, 2006’daki Calciopoli skandalında Juventus’dan ayrılmayarak ciddi bir vefa örneği göstermiştir.



Bu haber, pavel nedved, nedved, çek futbolcu nedved, dünya futbol yıldızları nedved, çekya futbolcu nedved, efsane futbolcular nedved, nedved jübile yapıyor, pavel nedved kimdir ile ilgilidir.

DÜNYA BASKETBOL YILDIZLARI-2 (Kerim AbdülCabbar)

Kerim AbdülCabbar, Kerim AbdülCabbar kimdir, Kerim AbdülCabbar hayatı, Kerim AbdülCabbar neden müslüman oldu, müslüman olan basketbolcular, nba yıldızları,

Efsane basketbolcu Kerim AbdülCabbar ‘ın Hayatı

Kerim Abdül-Cabbar (Kareem Abdul-Jabbar), gerçek adı Ferdinand Lewis Alcindor, Jr. olan 16 Nisan 1947′de New York City, New York, ABD’de doğmuş 2,18 m boyunda eski profesyonel basketbol oyuncusudur. Müslüman olmadan önce Lew Alcindor olarak bilinen basketbolcu 1971′de İslamiyeti seçtikten sonra Kareem Abdul-Jabbar ismini almıştır.
Tüm zamanların en iyi oyuncularından kabul edilen Abdul-Jabbar UCLA’da 1965-69 yıllarında basketbol literatüründe 5 numara ile tabir edilen merkez pozisyonda oynadı. Kariyeri boyunca 38.387 sayı kaydetti, ki bu rakam NBA’da bir oyuncunun kariyeri boyunca ulaşabildiği en yüksek rakamdır. 6 defa en değerli oyuncu olma başarısını göstermiş, NBA’de 20 sezon geçirip 1989′da profesyonel basketboldan ayrıldıktan sonra basketbol antrenörlüğü, yazarlık ve oyunculuk yapmıştır.
NBA kariyerine başlamadan önce Harlem Gezginleri kendisine onlarla beraber oynaması karşılığında 1 milyon dolar önermiş olsa da o bu teklif onu son derece güldürmüştür.Kerim bu şaçma teklifi reddetti ve 1969′da Milwaukee Bucks tarafından draft edildi. NBA’e girdiği ilk yıl oldukça başarılı bir performans gösteren Alcindor sayı krallığında ikinci, ribaunt krallığında ise ikinci oldu ve yılın çaylağı seçildi. 1970-71 sezonunda MVP seçildiği ve şampiyon olduğu maçtan bir gün sonra 1 Mayıs 1971′de ismini Kareem Abdul-Jabbar olarak değiştirmiştir.
Efsane Bruce Lee ile ölüm oyunu (Game of Death) adlı filmde rol almıştır. Ayrıca, Bruce Lee’den dövüş dersleri aldığı da bilinir.

1975 yılında Los Angeles Lakers’a geçen yıldız oyuncu, takıma 1979′da Magic Johnson’ında dahil olmasıyla beraber NBA’de iyice dominant duruma gelmiştir ve 6 şampiyonluktan sonra profesyonel basketbol yaşamına veda etmiştir.

İstatistikler

Forma Numarası – 33
Oynadığı maç sayısı – 1560 (NBA tarihinde 2.)
Şut yüzdesi % – 55,9 (NBA tarihinde 8.)
Serbest Atış Yüzdesi % – 72,1
3′lük yüzdesi % – 5,6
Ribaunt – 17.440 (NBA tarihinde 3.)
Maç başına ribaunt – 11,2 (NBA tarihinde 24.)
Asist – 5660 (NBA tarihinde 31.)
Maç başına asist – 3,6
Top çalma – 1160
Maç başına top çalma – 0,74
Blok – 3189 (NBA tarihinde 3.)
Maç başına blok – 2,57
Maç başına sayı – 24,6 (NBA tarihinde 12.)
Abdülcabbar’a ait NBA rekorları
En fazla sayı atan oyuncusu – 38.387
En fazla süre oynayan (57.446)
En fazla All-Star seçilen (19)
En Fazla All-Star maçı oynayan (17)
En fazla Play-Off maçı oynayan (237)
Tüm Zamanların Sayı Kralı Efsane Adam


Bu haber, Kerim AbdülCabbar, Kerim AbdülCabbar kimdir, Kerim AbdülCabbar hayatı, Kerim AbdülCabbar neden müslüman oldu, müslüman olan basketbolcular, nba yıldızları, ile ilgilidir.



DÜNYA FUTBOL YILDIZLAR-10 (SHEVCHENKO)

Andriy Shevchenko, Andriy Shevchenko kimdir, Andriy Shevchenko hayatı, Andriy Shevchenko kariyeri, dünya futbol yıldızları Shevchenko, dünyanın en iyi futbolcuları,

ANDRİY SHEVCHENKO KİMDİR?

Andriy Shevchenko, 29 Eylül 1976 tarihinde, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin bir parçası olan Ukrayna’nın Dvirkivschyna şehrinde dünyaya gelmiştir. Eski bir futbolcu olan Shevchenko şu an itibariyle, Ukrayna politikasında önemli bir kişilik olarak hayatını sürdürmektedir. 1994 yılında başladığı aktif futbolculuk kariyerinde birçok önemli kulüpte görev almış olan Andriy Shevchenko, Ukrayna futbol tarihinin ve Sovyetlerin gelmiş geçmiş en iyi 3 oyuncusundan biri olarak kabul edilmektedir. UEFA Şampiyonlar Ligi’nin en golcü 5 oyuncusu arasında yer alan Andriy Shevchenko, bu başarıya sırasıyla Dynamo Kyiv, Milan ve Chelsea formalarıyla ulaşmıştır. Uzun yıllar Ukrayna’nın Dynamo Kyiv takımında forma giymiş olan Andriy Shevchenko, 1999 yılında 24 milyon avro karşılığında İtalya Serie A ekiplerinden AC Milan’a transfer olmuş ve Ukrayna futbol tarihinin o dönemde en pahalı futbolcu olmayı başarmıştır.

Andriy-Shevchenko-Ukraine-0011994’de başlayan Dynamo Kyiv kariyerine 1999’da AC Milan’a rekor transfer ücreti karşılığında son veren Shevchenko, burada sayısız başarılar ve gol krallıkları elde etmiştir. Ayrıca Shevchenko Dynamo Kyiv ile UEFA Şampiyonlar Ligi finalinin eşiğinden dönmüştür. Son iki yılında Dynamo Kyiv formasıyla sadece Ukrayna Ligi’nde toplam 37 gole ulaşan Shevchenko birçok futbol otoritesine dünyanın en iyi bitiricileri arasında gösterilmiştir. Bu kadar ilgi karşında kendisine gelen birçok teklife rağmen Shevchenko AC Milan’a imza atmıştır. Milan’da geçirdiği ilk iki sezonunda sadece Serie A’da 48 gole ulaşarak iki yıl üst üste gol kralı olmayı başaran Shevchenko, Real Madrid’in transfer listesine girmiş ancak Milan onun için 65 milyon avroluk bir bedel isteyince transfer gerçekleşmemiştir. Milan forması altında geçirdiği 7 yılda birçok zafer elde den ve defalarca gol kralı olan ve ayrıca da 2004 yılında Balon d’Or’ Ödülü’nu kazanan Shevchenko, 2003 yılında UEFA Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşamıştır.

2006 yılında Rus milyarder Roman Abramoviç’in sahibi olduğu Chelsea, AC Milan’a 46 milyon avroluk bir bonservis bedeli ödemiş ve Shevchenko, Chelsea’ye imza atmıştır. Ancak Chelsea ile oldukça başarısız maçlar çıkaran Shevchenko, 2 yılda toplam 9 kez Premier Lig’de golle buluşunca, 2008 yılında AC Milan’a kiralanmıştır. Milan’a kiralanan Shevchenko, 18 Serie A maçında gol atma başarısı gösteremeyince, Milan macerası da sonsuza dek sona ermiş oldu. Sonrasında altyapısında yetiştiği Dynamo Kyiv’e bedelsiz olarak satılan Shevchenko burada 3 yıl daha forma giymiş ve UEFA Euro 2012 sonrasında aktif futbolculuk kariyerine noktayı koymuştur.

Halen Ukrayna A Milli Takımı'nın teknik direktörlüğünü yapmaktadır.


Bu haber, Andriy Shevchenko, Andriy Shevchenko kimdir, Andriy Shevchenko hayatı, Andriy Shevchenko kariyeri, dünya futbol yıldızları Shevchenko, dünyanın en iyi futbolcuları, ile ilgilidir. 

DÜNYA DERBİLERİ


Ülkemizde olduğu gibi dünyanın diğer ülkelerinde de ezeli rekabete dayalı derbi maçları büyük bir heyecana sahne oluyor. Ezeli rekabet ve zorluk derecesi göz önüne alındığında dünya derbi sıralaması ilginç verilere dayanıyor.

Dünya derbileri sıralaması:

1- Fenerbahce-Galatasaray - 9.4. puan
2- Boca Juniors-River Plate - 9.3.puan
3- Celtic-Rangers - 9.1.puan
4- Olympiakos-Panathinaikos - 8.6.puan
5- Hajduk Split-Dinamo Zagreb - 8.6.puan
6- Flamengo-Fluminense - 8.5.puan
7- Kızılyıldız-Partizan - 8.5.puan
8- Roma-Lazio - 8.5.puan
9- Ajax-Feyenoord - 8.4.puan
10- Al Ahly-Zamalek - 8.4.puan
11- Penarol - Nacional - 8.3.puan
12- Sevilla-Betis - 8.2.puan
13- Barcelona SC - Emelec - 8.puan
14- Benfica-Sporting Lizbon - 8.puan
15- CSKA Sofya-Levski Sofya - 8.puan
16- Genoa-Sampdoria - 8.puan
17- Gremio-Internacional - 8.puan
18- Independiente-Racing Club - 8.puan
19- Palmeiras-Corinthians - 8.puan
20- AC Milan-Inter Milan - 7.9.puan
21- Universidad de Chile-Colo Colo - 8.puan
22- Chivas-America - 7.7.puan
23- Aris-PAOK - 7.8.puan
24- Aston Villa-Birmingham - 7.8.puan
25- The Strongest-Bolivar - 7.8.puan
26- Esteghlal-Perspolis - 7.8.puan
27- Dinamo Bükreş-Steaua Bükreş - 7.7 puan.puan


Bu haber, dünya derbi sıralaması, dünya derbileri, galatasaray-fenerbahçe, ezeli rekabet, boca juniors-river plate, celtic-rangers, olympiakos-panathinaikos, ajax-feyenord, sevilla-betis, roma-lazio, barcelona-emelec, benfica-sporting lizbon, ac milan-inter milan, palmeiras-corinthians, ile ilgilidir.

2017-2018 FUTBOL SEZONUNDA DERBİLER

2017-2018 futbol sezonu derbi haftaları, türkiyede derbiler, galatasaray, fenerbahçe, beşiktaş, trabzonspor, en zor derbi maçlar

2017-2018 FUTBOL SEZONU DERBİ HAFTALARI

Türkiye Futbol Federasyonunun Riva'da yer alan idari merkezindeki Orhan Saka Salonu'nda gerçekleştirilen kura çekimi sonrası, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray'ın kendi aralarında oynayacağı derbi müsabakaların haftaları netleşti.

Sezonun ilk derbi karşılaşması, ligin 5. haftasında Beşiktaş ile Galatasaray arasında Vodafone Arena'da yapılacak. Bu müsabakanın rövanşı, 22. haftada gerçekleştirilecek.

Fenerbahçe ile Galatasaray'ın karşı karşıya geleceği ikinci derbi maçı ise 11. haftada Ülker Stadı'nda oynanacak. İki takım, ligin ikinci yarısında ise 28. haftada kozlarını paylaşacak.

Ligde ilk yarının son derbisinde ise 13. haftada Fenerbahçe ile Beşiktaş, Ülker Stadı'nda karşı karşıya gelecek. Bu derbinin rövanşını ise takımlar 30. haftada oynayacak.

Sezonun ilk yarısındaki derbilerde Galatasaray'ın iki maçını da dış sahada, Fenerbahçe'nin ise iki müsabakasını da kendi sahasında yapacak olması dikkati çekti.

Öte yandan Trabzonspor, ligin 8. haftasında Galatasaray ve 10. haftasında Beşiktaş ile deplasmanda karşılaşacak. Bordo-mavili ekip, 16. haftada ise Fenerbahçe'yi evinde konuk edecek.

5. Hafta Beşiktaş - Galatasaray
8. Hafta Galatasaray - Trabzonspor
10. hafta Beşiktaş - Trabzonspor
11. hafta Fenerbahçe - Galatasaray
13. hafta Fenerbahçe - Beşiktaş
16. hafta Trabzonspor - Fenerbahçe
22. hafta Galatasaray - Beşiktaş
25. hafta Trabzonspor - Galatasaray
27. hafta Trabzonspor - Beşiktaş
28. hafta Galatasaray - Fenerbahçe
30. hafta Beşiktaş - Fenerbahçe
33. hafta Fenerbahçe - Trabzonspor


Bu haber, 2017-2018 futbol sezonu derbi haftaları, türkiyede derbiler, galatasaray, fenerbahçe, beşiktaş, trabzonspor, en zor derbi maçlar, ile ilgilidir.

DÜNYA BASKETBOL YILDIZLARI-1 (MİCHAEL JORDON)

michael jordan kimdir, nba yıldızları michael jordan, basketbol yıldızları michael jordan, basketbol efsaneleri michael jordan, amerika nba ligi, michael jordan kariyeri

MİCHAEL JORDON KİMDİR?

Michael Jordan 17 Şubat 1963 tarihinde Brooklyn, New York'da dünyaya gelmiştir. Tam adı Michael Jeffrey Jordan'dır. 98 kg. ağırlığında ve 1.98 m. boyunda olan efsane oyuncu NBA'de çeşitli istatistiklerde rekorlara sahiptir. Eşinin adı Juanita Jordan'dır ve çiftin üç çocuğu bulunmaktadır.

Jordan pek çok kişi tarafından dünyaya gelmiş en iyi basketbolcu olarak nitelendirilir. Hatta sadece basketbol sporu icin değil spor tarihinin en büyük efsanelerinden birisidir.

ABD profesyonel basketbol ligi NBA'nın resmi sitesine göre, "Oybirliğiyle, Michael Jordan tüm zamanların en büyük basketbolcusudur.

1984 yılındaki NBA Draft'nda Chicago Bulls tarafından seçilerek bu takıma katıldı. Çok kısa sürede ligin yıldız oyuncuları arasında yer alarak, üretken ve skorcu oyunu ile seyircileri salona çekti. Sıçrama yeteneği, özellikle All Star Organizasyonu'ndaki slam dunk yarışmasındaki faul çizgisinden potaya smaç yapması ile, Jordan'a "Air Jordan" ve "His Airness lakaplarını getirdi.

NBA'de gösterdiği performansla, 'Yılın Çaylak Oyuncusu' seçilen Jordan, kariyerindeki 9 All-Star maçının ilkinde de yine aynı sezon oynadı. 1986-1987 sezonu sona erdiğinde, Michael Jordan artık NBA Ligi'nin efsane oyuncusu Wilt Chamberlain'in ardından bir sezonda 3 bin sayı rekorunu geçen ikinci oyuncu oldu.

1987-1993 yılları arasında üst üste yedi kez sayı kralı olan Jordan, her sezon maç başına 30 sayı ortalamasının da üzerine çıkarak Chamberlain'in rekorunu kırdı.

Chicago Bulls formasını giydiği günden itibaren play-off maçları da dahil inanılmaz sayı rekorlarına imza atan Jordan, 1986 yılında Boston Celtics'e karşı kaydettiği 63 sayı ile tüm rekorları altüst etti.

1991 yılında Chicago Bulls'un ilk NBA şampiyonluğunu yaşamasında büyük rol oynayan Michael Jordan, bu başarısını 1992 ve 1993 yıllarında da tekrarlamayı başardı.

1988, 1991 ve 1992 yıllarında ligin 'En Değerli Oyuncusu', 1988 ve 1996'da All-Star maçlarının 'En Değerli Oyuncusu' seçilen Jordan, 1991, 1992 ve 1993 yıllarında da NBA play-off serisinin 'En Değerli Oyuncusu' ünvanını kazandı.

Ayrıca ilk kez NBA oyuncularının yer aldığı ve Dream Team (Rüya Takım) adı verilen ABD Olimpik Milli Basketbol Takımı'nda da görev yapan Michael Jordan, İspanya'daki Barcelona Olimpiyatları'nda takımının altın madalya kazanmasında en büyük rolü oynadı.

1993 - 1994 sezonunun ardından, babasını bıçaklı bir saldırı sonucunda kaybeden ünlü basketbolcu, sinirleri de bozulunca basketbola veda ettiğini açıklayarak tüm hayranlarını şok etti.

Basketboldan kopsa da spordan kopmayı bir türlü başaramayan Michael Jordan, 1994 yılında bu kez beyzbol oyuncusu olarak sevenlerinin karşısına çıktı. Yine Chicago forması giyen Jordan, Chicago White Sox 'Beyaz Çorap' takımı ile Amerikan Ligi'ndeki (AL) ilk sezonunda ligin önemli oyuncularından biri haline geldi. Beyzbolu iyi oynamasına karşın içindeki basketbol ateşini bir türlü söndüremeyen efsane oyuncu, 1994-1995 sezonun sonunda NBA Ligi'ne dönme kararı alarak beyzbola veda etti.

Basketbola verdiği araya rağmen performansından hiçbir şey kaybetmeyen Michael Jordan, 1995-1996 sezonunda maç başına ortalama 30.4 sayı ortalaması ile 'En Değerli Oyuncu' seçilirken, Chicago Bulls takımı da bir sezonda 72 maç kazanan ilk NBA takımı olarak tarihe geçti.

NBA finallerinde de 'En Değerli Oyuncu' seçilen Jordan, aynı zamanda bu ünvanı dört kez kazanan ilk basketbolcu olarak da tüm zamanların en iyi basketbolcusu olarak anılmaya başladı.

1998 yılında altıncı şampiyonluğa çok yaklaşan Chicago Bulls, Utah Jazz karşısında son 5.2 saniyede maçı kaybedince, 1999 yılında Jordan tekrar basketboldan ayrıldığını açıkladı.

Her ne yaparsa yapsın içindeki basketbol aşkından kurtulamayan Michael Jordan son olarak 2001 yılında Washington Wizards formasıyla tekrar potalara geri döndü.

Wizards'ı tam anlamıyla sırtlayan Jordan, potalardan uzun süre ayrı kalmasına rağmen, eski günlerine çabuk döndü. Washinton'da gösterdiği başarılı performanstan sonra 2003 yılında artık 40 yaşına geldiğini ve basketbolu tamamen bıraktığını açıkladı.

MÜTHİŞ KARİYERİ

Kariyer sayı ortalamasında (sezon 30.1 playoff 33.4) tüm zamanların en yüksek ortalamasına sahip oyuncudur.

Bir playoff Maçında 63 sayı atarak playoffların bir maçda en çok sayı atan oyuncusu olmuştur.

Espn nin anketinde 100 yılın en iyi atleti seçilmiştir.

Tam 10 sezon NBA'de sayı kralı olmayı başarmış ve kırılması pek de mümkün olmayan bir rekora imza atmıştır.

NBA Şampiyonlukları :(6 kez)
1990-91, 1991-92, 1992-93, 1995-96, 1996-97, 1997-98

Olimpiyat altın madalyası (2 kez)
1984, 1992

Jordan adına çıkarılan ürünler ile de çok önemliydi. Nike firmasının 1985 yılında çıkardığı ve halen üretilen Air Jordan modeli ile firmanın popülerliğini oldukça arttırdı.

Oyuncuya adanan ve 1996'da "Space Jam" ve 2007 yılında "Basketball Man" adlı filmlerde başrol oynamıştır.

Jordan halen Kuzey Karolina'daki Charlotte Bobcats takımının sahibidir.

Büyük yıldızın ayrıca Amerika'nın çeşitli bölgelerine yayılmış durumda olan restaurantlar zinciri bulunmaktadır.

Sanırız kendisini en iyi şu sözüyle anlayabiliriz; ''Beni zirveye yeteneğim getirmiştir, Ancak hala burada olmamı sağlayan karakterimdir!''

Başarılar 

NBA MVP (En değerli oyuncu ödülü): 1987-88, 1990-91, 1991-92, 1995-96, 1997-98
NBA Finalleri MVP Ödülü: 1990-91, 1991-92, 1992-93, 1995-96, 1996-97, 1997-98
NBA Yılın En İyi Defans Oyuncusu Ödülü: 1987-88
NBA Yılın Çaylağı Ödülü: 1984-85
ACC Ligi Yılın Basketbolcusu: 1983-84
NBA All-Star Smaç Şampiyonası Ödülü: 1987, 1988
23 numaralı formasıyla hafızalarda yer edindi.
Kariyer sayı ortalamasında (sezon 30.1 playoff 33.4) tüm zamanların en yüksek ortalamasına sahip oyuncudur.
Bir playoff Maçında 63 sayı atarak playoffların bir maçda en çok sayı atan oyuncusu olmuştur.
Espn'nin anketinde 100 yılın en iyi atleti seçilmiştir.
10 sezon nba de sayı kralı olmayı başararak bir rekora imza atmıştır.
Şampiyonluklar
NBA şampiyonluğu (6 kez): 1990-91, 1991-92, 1992-93, 1995-96, 1996-97, 1997-98
Olimpiyat altın madalyası (2 kez): 1984, 1992


Bu haber, michael jordan kimdir, nba yıldızları michael jordan, basketbol yıldızları michael jordan, basketbol efsaneleri michael jordan, amerika nba ligi, michael jordan kariyeri ile ilgilidir.

DÜNYA FUTBOL YILDIZLARI-9 (DİNO ZOFF)

ino Zoff kimdir, Ünlü futbolcu Dino Zoff hayatı, dino zoff biyografisi, dino zoff spor kariyeri, dino zoff başarıları, italyan kaleciler dino zoff, dünya kupası dino zoff,

Dino Zoff kimdir? 

Dino Zoff; Dino Zoff, futbol yeteneği ile dünya çapında tanınan en büyük kalecidir. Üç kez FIFA Dünya Kupa-sı’nda italya kalesini korudu ve takımının 1982’deki kupa sevincine ortak oldu. İtalya ligi maçları, Dünya Kupası’nı kapsayan periyotta 1.142 dakika kalesinde gol görmeyerek bir rekora imza attı. 14 yaşında 1.49 m boyunda iken, İnter Milân ve Juventus kulüplerine başvuran ve boyunun kısa olması nedeniyle reddedilen Zoff, 5 yıl sonra kasaba takımı olan Marianese’de göründü. 5 yıl içerisinde 33 cm uzayarak 1.82 m’ye ulaşan boyu ona Seri A (İtalya Futbol Ligi)’nın kapısını açmaktaydı. Motor tamirciliğini bırakarak kendisini tamamen futbola adayan Dino Zoff, sahneye ilk 24 Eylül 1961 yılında Udinese forması ile çıktı ve kalesinde gördüğü 5 golle hem takım arkadaşlarının hem de kulübün büyük tepkisini çekti.

1962 sezonunda Udinese’de başarılı bir grafik çizen Dino Zoff, 1963 yılında Mantoya Kulübü’ne transfer oldu. Güven veren oyunu ona İtalya millî takımının yolunu açtı. Onun ismi İtalya Dünya Kupası takımında Albertosi, Anzolin ve Pizzaballa ile birlikte anılıyordu.

1966 yılında Anna-Maria ile evlenen ve 1967 yılında ilk çocuğu Marco’nun doğum sevincini yaşayan İtalyan kaleci, aynı yıl Napoli takımı ile sözleşme imzaladı. 1968 yılında İtalya’nın Avrupa Şampiyonası yarı finalinde Bulgaristan’la yaptığı ve 2-0 İtalya’nın kazandığı maçta ilk kez uluslararası arenaya çıktı. Finale İtalya ve Yugoslavya çıkmış o da bu süreçte İtalya’nın kalesine ipotek koymuştu. Yugoslavya’yı yenerek Avrupa şampiyonluğuna ulaşan İtalyan takımının fotoğraflarında büyük bir yıldız olarak yer aldı. 1972 sezonunda transfer olduğu Juventus ile büyük başarılara ortak oldu. 1973, 1975, 1977, 1978, 1981, 1982 yıllarında İtalya şampiyonluğu, 1977 yılında UEFA Kupası, 1979 ve 1983 yılında İtalya Kupası sevinçlerinde baş köşedeydi. 22 yıllık Seri A kariyerinde toplam 570 maç oynadı. İtalya milli takımında 1968 yılından 1982 yılına kadar toplam 112 kez yer aldı ve bunların 59’unda takımının kaptanlığını da üstlendi, İtalya’nın katıldığı 1974, 1978 ve 1982 FIFA Dünya Kupaları’nda kaleyi o korudu ve İtalya’nın 1982 dünya şampiyonluğunda önemli pay sahibiydi.

1988 yılında Juventus’ta kaleci antrenörlüğü yapmaya başlayan Dino Zoff, 1988 Seul Olimpiyatlarında İtalya takımının başındaydı ve dönüşte Juventus onu menajerliğe getirdi. Juventus’u Uefa Kupası ve İtalya Kupası’na taşıyan Zoff, 1990-1994 yıllarında Lâzio, 1998-2000 yılında İtalya milli takımını çalıştırdı. 2000 Avrupa Şampiyonası finalinde Fransa ile karşılaşan ve David Trezeguet’nin altın golüyle, Fransa’nın şampiyon olduğu maçta İtalya kulübesindeydi. 2001 yılında yeniden Lâzio’ya döndü.


Bu haber, Dino Zoff kimdir, Ünlü futbolcu Dino Zoff hayatı, dino zoff biyografisi, dino zoff spor kariyeri, dino zoff başarıları, italyan kaleciler dino zoff, dünya kupası dino zoff, ile ilgilidir. 

DÜNYA FUTBOL YILDIZLARI-8 (SCHUMACHER)

tony schumacher, schumacher kimdir, alman kaleci schumacher, tony schumacherin hayatı, schumacherin kariyeri, schumacher afaroz, Battiston olayı, dünya kupası schumacher, germany

Toni Schumacher ( 1954 – .. ) Almanya

Harald Anton Schumacher kısaca (Toni Schumacher) (d. 6 Mart 1954, Düren), kaleci olarak forma giymiş Alman efsanevi eski futbolcu ve teknik direktör.

Futbolculuk kariyerine, sekiz yaşında Schwarz-Weiß Düren takımında başlamıştır. Çeşitli pozisyonlarda denendikten sonra, fazla koşmayı sevmemesinden dolayı kaleci olarak futbola devam etti. Daha profesyonel olmadan kaledeki başarısı ile dikkat çekip Alman Genç Milli Takımı kadrosuna dahil edildi. 1972’de yerel Mittelrhein şampiyonasında önceki senenin Almanya genç şampiyonu 1. FC Köln ile mücadele ettiler. 1-0 yenilseler de Köln’ün genç takım antrenörü Jupp Röhrig’in dikkatini çekmişti.

FC Köln

1972-73 sezonunda Bundesliga takımlarından 1. FC Köln’e transfer oldu. İlk sezonunda Gerhard Welz’in ikinci yedeği olarak Bundesliga’da forma giyemedi. İlk resmi maçına o sezonki Almanya Kupası çeyrek final ikinci maçında çıktı. Köln’de Eintracht Braunschweig ile oynanan maçta 67. dakikada Welz’in yerine girmişti. O sezon Köln, kupayı uzatmalarda kaybetti.

Sonraki sezon Welz’in geçirdiği sakatlık nedeniyle, 19 yaşındayken ilk Bundesliga maçına çıktı. 8 Eylül 1973’te VfL Bochum karşısında 90 dakika forma giydi. 11 gün sonra kariyerinin ilk Avrupa kupası maçına çıktı. Eskişehirspor ile Eskişehir’de 0-0 berabere kaldıkları maç gol yemeden tamamladığı ilk maç olmuştu. 3 gün sonra ise ligde Kickers Offenbach karşısında maçı gol yemeden tamamlıyordu. O sezon UEFA Kupası çeyrek finaline çıkan takımda, çeyrek finalde bir maçta da forma giydi.

1974-75 sezonu ile takımın birinci kaleciliğine yükselip, bu görevi yıllar boyunca devam ettirdi. Bu dönemde, yıldız oyuncu Wolfgang Overath önderliğindeki Köln ile büyük başarılar kazandı. Ligde beşincilik aşağısını görmeyen takım ile 1974-75 sezonunda UEFA Kupası’nda yarı final oynadı. 1977’de Köln, ünlü koç Hennes Weisweiler ile Almanya Kupası’nın sahibi olurken, Schumacher takımın kalesini koruyordu.

Overath’ın futbolu bırakmasından sonra Weisweiler’in genç yetenekleri takıma monte etmesi ile 1977-78 sezonunda 1. FC Köln, Bundesliga şampiyonu olurken, Schumacher 34 maçta 90 dakika forma giydi. O sezon bir kez daha Almanya Kupası’nı kazanarak, çifte kupa sevinci yaşadılar. Schmacher, bu dönemde 1977-1983 arasında büyün lig maçlarında forma giyerek kırılması güç bir rekora imza atmıştı. 1978-79 sezonunda kariyerinde ilk kez UEFA Şampiyon Kulüpler Kupası’nda forma giyen kaleci, bu kupada da bir yarı final gördü. Nisan 1979’da Weisweiler’ın takımdan ayrılması Schumacher’in birinci kaleciliğini etkilemedi. 1979-80’da Almanya Kupası finali, 1980-81’de UEFA Kupası yarı finali, 1982-83 yılında kariyerinin üçüncü Almanya Kupası şampiyonluğunu gördü.

1983-84 sezonunun 6. haftası SV Waldhof Mannheim ile yapılan lig maçında teknik adam Rinus Michels ile yaşadığı bir tartışma nedeniyle forma giyemeyerek 213 maçlık arka arkaya forma giyme serisi sonlandı. Yine de bu maç dışındaki bütün maçlarda ve sonraki sezonun yine bütün maçlarında forma giydi.

1985-86 sezonu düzenli olarak birinci kaleci olarak oynadığı son sezon oldu. O sezon ligde 13. olarak o zamana kadarki en kötü dereceyi aldı. Ancak aynı sezon UEFA Şampiyon Kulüpler Kupası finalindeki iki maçta da forma giyerek kariyer zirvesi yaptı. Real Madrid’e, Madrid’de 5-1 kaybettiler. Berlin’de rakiplerini 2-0 yenseler de kupayı kazanamadılar. 1986-87 sezonu 1. FC Köln’deki son sezonu oldu. Christoph Daum yönetimindeki takımda ilk 18 hafta forma giydi ancak daha sonra Daum, formayı 20 yaşındaki Bodo Illgner’e teslim etti.

Köln’de 421 lig maçına, 34 Avrupa maçında, 55 Almanya Kupası maçına çıktı. 1984 ve 1986 yıllarında Almanya’da Yılın Futbolcusu ödülüne layık görüldü. Hans Tilkowski ve Sepp Maier’den sonra bu ödülü kazanan üçüncü kaleci oldu.

Schalke 04

1987-88’de 1. FC Köln’den kovulmasından sonra bir başka Bundesliga takımı olan FC Schalke 04’e transfer oldu. Ancak burada çok kötü bir sezon geçirdi. İlk maçında Hamburger SV’den 5 gol yedi. Almanya Kupası’nda ilk turda elenen takım, ligde de sonuncu olarak küme düştü. Schalke, 84 gol yiyerek ligin en çok gol yiyen takımı olurken, Schumacher bu gollerin 77’sini yiyen isim oluyordu.

Fenerbahçe SK

1988-89 sezonunda kariyerinde ilk ve son kez yurtdışına çıkarak Fenerbahçe SK’ya transfer oldu. Todor Veselinovi? yönetimindeki takımdaki ilk sınavını TSYD Kupası’nda verdi. Ligde takımın vazgeçilmez ismi olup 35 maçın hepsinde 90 dakika forma giydi. Bunların 14’ünde gol yemedi. Fenerbahçe, sezonu şampiyon olarak bitirdi. Fenerbahçe 103 gol atarken, Schumacher sayesinde ligin en az gol yiyen ikinci takımıydı. Türkiye Kupası ve Cumhurbaşkanlığı Kupası’nda Beşiktaş’ın ardından ikinci olsalar da Galatasaray’ı yenerek bir de Başbakanlık Kupası sahibi oluyorlardı.

1989-90 sezonu ortasında Hepatit B hastalığına yakalanan Schumacher, bir süre futbola ara verdi. Sezon sonuna doğru tekrar geri döndü ancak lig ikincisi ve Türkiye Kupası’nda yarı final gördü. 1990-91 sezonunda da Fenerbahçe’nin kalesini korusa da büyük bir başarı sahibi olamadılar.

Haziran 1991’de futbolu bırakmaya karar verdi. 4 Haziran 1991’de geliri çocuk hastahanesi yapımına gitmek üzere bir jübile düzenlendi. Schumacher’in 1. FC Köln’den arkadaşı Bernd Schuster’in forma giydiği Atletico Madrid ile İnönü Stadı’nda oynanan jubile maçı 3-3’lük beraberlik ile bitti. Maç, stat elektriklerinin kesilmesi nedeniyle 60 dakika oynanabilmişti. Schumacher, 15. dakikada oyundan çıkıp yerini Yaşar Duran’a bırakmıştı.

27 Temmuz 1991’de ikinci jübilesini Bayern Münih ile yaptı. İzmir Atatürk Stadı’nda oynanan maçı Fenerbahçe, 3-2 kazandı. Schumacher, yine 15 dakika Fenerbahçe’nin kalesini korudu.

FC Bayern Münih

1991-92’de futbolu bırakacağını açıklamasına rağmen kaleci sıkıntısı çeken FC Bayern Münih’e transfer oldu. Münih’in birinci kalecisi Raimond Aumann, 6. haftada sakatlanmıştı. Yedek kaleci Sven Scheuer’in de sakatlanması ile Münih, amatör takım kalecisi Gerald Hillringhaus’ ile ilk yarıyı tamamlamıştı. Ekim ayında 15. haftadan itibaren kaleyi teslim alan Schumacher, 8 maç üstüste Münih kalesini korudu. Aumann’ın sakatlığının bitmesi ile de takımı bıraktı. Münih, bu sekiz maçın üçünde gol yememişti ancak ligi 10. sırada tamamladılar. Schumacher de sezon sonunda futbolu bırakacağını açıkladı. 14 Nisan 1992’de Köln karması ile Almanya karması arasında oynanan maçla yeşil sahalara üçüncü kez veda etti.

Borussia Dortmund

1995-96 sezonunda Schumacher, Dortmund’da kaleci antrenörü olarak çalışıyordu. Borussia Dortmund o sezon ikinci kez üstüste Bundesliga şampiyonluğunu garantilermişti. 18 Mayıs 1996’da teknik direktör Ottmar Hitzfeld tarafından ligin son haftasında Dortmund’un sahasında oynanan SC Freiburg maçı kadrosuna alındı. Maçın son üç dakikasında o sezon ilk kez forma giyen Wolfgang de Beer’in yerine oyuna alındı. 42 yaşındaki kaleci dört buçuk yıllık aradan sonra, hem kariyerinin son maçına çıkmış oldu, hem de kariyerinin ikinci Bundesliga şampiyonluğunu kazanmış oldu.

Milli takım kariyeri

Almanya B ve A Genç takımlarında kaleyi koruduktan sonra 26 Mayıs 1979’da İzlanda ile oynanan milli maçta 25 yaşında ilk kez Batı Almanya Milli Futbol Takımı kadrosuna dahil edildi ve devre arasında Jupp Derwall tarafından Maier’in yerine oyuna sokuldu.

EURO 1980

1979’da Sepp Maier’in futbolu bırakması sonrası Derwall, kalede Norbert Nigbur’u düşünüyordu ancak Nigbur’un geçirdiği sakatlık nedeniyle Schumacher, 1980 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda Batı Almanya kalesini korudu. Takım turnuvayı kazanırken, Schumacher 4 maçta da 90 dakika forma giydi, 2’si penaltıdan olmak üzere sadece 3 gol yiyerek takımı kupaya götüren isimlerden oldu.

1982 Dünya Kupası ve Battiston Olayı

Schumacher, 1982 Dünya Kupası eleme maçlarında Derwall’in birinci tercihi olmuştu. Batı Almanya, 8 maçın hepsini kazanırken Schumacher 7 maçta forma giymiş ve sadece 3 gol yemişti.

Dünya Kupası, Batı Almanya için oldukça olaylı geçmişti. 25 Haziran 1982’deki ünlü Batı Almanya – Avusturya maçında, Schumacher kaledeydi. Son grup maçı olan bu maçtan önce diğer rakipler Cezayir-Şili maçını oynamıştı. Batı Almanya-Avusturya maçının 1-0 Batı Almanya lehine bitmesi iki takım için de tur atlamak demekti ve maç öyle sonuçlandı.

Batı Almanya ikinci grup maçlarını da birinci olarak bitirip, yarı finalde Fransa ile eşleşti. Yarı final maçının ikinci yarısında, Batı Almanya defansının arkasına atılan bir topla, Fransız savunma oyuncusu Battiston, Schumacher ile karşı karşıya kaldı ve topu üzerine doğru koşarak gelen rakibinin üzerinden aşırtmak istedi. Havaya sıçrayan Schumacher, kalçasıyla çok sert bir şekilde Battison’a çarptı. Bilincini kaybeden Battiston’un 2 dişi kırıldı, omurları zarar gördü. Fransa kaptanı Michel Platini,

“Battiston’un öldüğünü sandım”dedi. Hakem pozisyonda faul olmadığını hükmetti ve kale vuruşuyla oyunun başlamasına karar verdi.

Normal süresi 1-1, uzatmaları 3-3 tamamlanan karşılaşmayı Batı Almanya penaltılarla 5-4 kazandı ve finalist oldu. Batı Almanya finalde İtalya’ya 3-1 yenildi.

Schumacher’in hareketi ve pozisyondan sonra Battiston ile ilgilenmemesi büyük tepki gördü. Fransızlar Alman kaleciye Sevilla kasabı lakabını taktı. Schumacher ise 27 Şubat 2012 tarihinde Le Figaro’ya yaptığı açıklamada, yıllar geçse de bu olayın unutulmadığını, çok üzgün olduğunu ve Battiston’u sakatlamak istemediğini söylemişti. Schumacher, :


 “Onu sakatlamak istemedim, aynı pozisyon yine olsa, yine aynı şekilde hareket ederim. O pozisyonda topu almamın tek yolu buydu. Maçtan sonra Fransızlar’dan tehdit mesajları aldım. Bana ‘Nazi’ dediler, ölüm tehditleri aldım. Çocuklarım bile tehdit edildi. Acı çektim” demişti.[1] Patrick Battiston ise, 29 Şubat 2012 tarihinde RTL’e verdiği demeçte, sakatlandığı maçtan 30 yıl sonra çok üzgün olduğunu ifade eden Schumacher’i affettiğini ve bu konunun uzamasını istemediğini belirtti.

Schumacher ile görüşmek istemediğini kaydeden Battiston, :

“Zamanla, tüm bu olanların insanlar üzerinde iz bıraktığını fark ettim ama artık hepsi bitti. Bu, oyunun bir gerçeği. Hiçbir zaman hareketin kasten yapılıp yapılmadığını bilemeyeceğiz”dedi.

EURO 1984

Schumacher’in katıldığı üçüncü büyük turnuva 1984 Avrupa Futbol Şampiyonası oldu. Elemelerde 8 maçta da forma giyip sadece 5 gol yedi. Şampiyonada 3 maçta da forma giydi. Ancak son maçta İspanya oyuncusu Antonio Maceda’nın 90. dakikada attığı gole engel olamadı ve Batı Almanya uzun süre sonra bir turnuvaya gruplarda veda etmek zorunda kaldı.

1986 Dünya Kupası

Schumacher’ın son katıldığı turnuva 1986 FIFA Dünya Kupası oldu. Elemelerde 8 maçta da 90 dakika forma giymiş ve grup birincisi olarak kupaya katılma hakkı kazanmışlardı. Gruplardan ikinci olarak çıksalar da finale kadar yükseldiler. Çeyrek finalde ev sahibi Meksika’yı penaltılarla 4-1 yenerlerken, Schumacher iki penaltıyı kurtararak kahraman oluyorlardı. Finalde, Arjantin’e 3-2 yenilerek kaybettiler. Schumacher, finalde yediği ilk golde büyük bir hata yapsa da turnuva sonunda Diego Armando Maradona’nın ardından en iyi ikinci futbolcu seçildi.

Dünya Kupası öncesi, turnuvadan sonra milli futbolu bırakacağını söyledi ancak turnuva sonrası kararını değiştirdi. Ancak daha sonra yazdığı kitap yüzünden arası teknik direktör Franz Beckenbauer ve Almanya Futbol Federasyonu ile açıldı. Kitabında, milli takım futbolcularının 1982 Dünya Kupası süresince alkol ve kumar ile vakit geçirdiğini yazmıştı. 15 Ekim 1986’da İspanya ile 2-2 berabere kaldıkları hazırlık maçı Batı Almanya forması giydiği son maç oldu.

Aforoz

Schumacher kendi hayat hikâyesini kitaplaştırmış ancak 1987 yılında basılan bu eser onun Almanya’daki kariyerinin sonu olmuştur. Kitapta Schumacher diğer milli futbolcu arkadaşlarının kötü özelliklerinden bahsetmiş ve yaygın doping kullanım iddialarında bulunmuştur. Kitap yüzünden uzun süredir oynadığı 1. FC Köln ekibinden uzaklaştırılmış ve milli takımdan kesilmiştir.

Türkiye’deki Kariyer

1988-1991 yıllarında Fenerbahçe Spor Kulübü’nde oynamış, ilk sezonunda Fenerbahçe’nin 103 gollü şampiyonuğunda büyük pay sahibi olmuştur. 1989-90 sezonunda ise Hepatit-B virüsü nedeniyle aylarca takımdan uzak kalmak zorunda kalması sari-lacivertli takımın şampiyonluğuna malolmuştur. Futbolu 1991 yılında Fenerbahçe’nin Atletico Madrid (3-3) ve Bayern Münih (3-2) ile yaptığı jübile maçlarıyla bırakmıştır.


Bu haber, tony schumacher, schumacher kimdir, alman kaleci schumacher, tony schumacherin hayatı, schumacherin kariyeri, schumacher afaroz, Battiston olayı, dünya kupası schumacher, germany, ile ilgilidir.

DÜNYA FUTBOL YILDIZLARI- 7 (RONALDO)

ronaldo, ronaldo kimdir, ronaldonun hayatı, Ronaldo Luís Nazário de Lima, brezilyalı golcü ronaldo, dünya futbol yıldızları ronaldo, dünya kupası gol kralları ronaldo

Ronaldo Luís Nazário de Lima, kısaca Ronaldo santrafor pozisyonunda oynayan Brezilyalı eski futbolcudur.

22 Eylül 1976'da Rio de Janeiro, Bento Ribeiro'da doğdu.

İlk profesyonel sözlemesini Social Ramos takımıyla yaptı. 1991'de Sao Cristovao'ya gitti ve 54 maçta 35 gol attı.

1993 yılında transfer olduğu Cruzeiro'da harikalar yarattı; 60 maçta 58 gol kaydetti. Mayıs ayında Cruzeiro ile ilk remi kupası olan Brezilya Kupası'nı kaldırdı.

Mart 1994'te Arjantin karşısında ilk kez milli formayı giydi..

Haziran 1994'te bütün maçlara yedek soyundu ama Dünya Kupası'nı kaldıran Brezilya Milli Takımı'nın bir parçası oldu..

Temmuz 1994'te 6 milyon euro karşılığında PSV'ye transfer oldu.

İlk 2 maçta 3 gol attığı PSV'de 1994-95 sezonunu 30 golle gol kralı olarak tamamladı ve 1996'da da PSV ile Hollanda Kupası'nı kazandı.

1996 Haziran'ında 10 milyon euro karşılığında Barcelona'ya transfer oldu ve FIFA Dünya’da Yılın Futbolcusu ödülünü ilk kez kazandı..

1997 Mayıs'ında Kupa Galipleri Kupası finalinde maçın skorunu tayin eden penaltıyı kaydetti ve Katalan devine kupayı kazandırdı. La Liga’da gol kralı oldu ama şampiyonluğa ulaşamadı..

1997'de Brezilya ile Copa America'yı kazandı ve 5 golle en golcü 2. isim oldu.

Barcelona formasıyla 37 maçta 34 gol attı ve 30.5 milyon euroluk rekor bir ücretle Inter'e transfer oldu..

1997'de FIFA Dünya'da Yılın Futbolcusu unvanını koruyan tarihteki ilk isim oldu. Avrupa'da Yılın Futbolcusu ödülüne layık görülen ilk Güney Amerikalı oldu.

1998 yılında Inter'in UEFA Kupası'nda Lazio'yu 3-0 yenerek kupaya uzandığı finalde 1 gol kaydederken, 47 maçta 34 gol attı..

1998'de Brezilya'nın Dünya Kupası finaline kalmasına yardımcı oldu ama Fransa maçından hemen önce sakatlandı. Finalde sergilenen kötü futbol ile Dünya'nın en büyüğü bu sefer Fransa oldu.

Temmmuz 1999'da gol kralı olduğu turnuvada 2. Copa America'sını kazandı.

Ekim 1999'da da Lecce'yi 6-0 yendikleri maçta takımının 5. golünü kaydetti ama 6 ay sahalardan uzak kalmasına sebep olan diz sakatlığına yakalandı.

Nisan 2000'de İtalya Kupası finaliyle sahalara geri döndü. 2. devrede oyuna girdi ama 6 dakika oynadıktan sonra aynı dizinden bir kez daha sakatlanarak 2000 – 2001 sezonunun tamamını kaçırdı.

Eylül 2001'de UEFA Kupası ilk tur maçında Romanya ekibi Brasov karşısında resmen sahalara geri döndü. Kasım ayında yaklaşık 2 yıl aradan sonra ilk kez Serie A'da sahaya çıktı ama San Siro'da Lecce karşısında 14 dakika sahada kalabildi; yine sakatlandı.

Haziran 2002'de Brezilya'nın 5. Dünya Kupası’nı kazanmasında baş rolü oynadı. 8 golle gol kralı oldu ve bu gollerden 2'sini finalde Almanya’ya kaydetti.

31 Ağustos 2002'de transfer sezonunun kapanmasına saatler kala Real Madrid'e transfer oldu..

Aralık 2002'de Kıtalararası Kulüpler Şampiyonası'nda Yokohama'da oynanan maçta şampiyon olan Real Madrid’in ve “Turnuvanın En Değerli Oyuncusu” seçildi. Kariyerinde 3. kez FIFA Dünya’da Yılın Futbolcusu oldu. Ronaldo ayrıca kariyerinde 2. kez Avrupa’da Yılın Futbolcusu seçildi.

2003 yılında Real Madrid'in La Liga'da şampiyon olduğu sezonu 30 lig maçında 21 golle tamamladı.

23 Nisan 2003'te Şampiyonlar Ligi'nde Manchester United ağlarına Old Trafford'da 3 gol atıp takımını yarı finale taşıdı.

2004 yılında Ronaldo gol kralı oldu ama Real Madrid şampiyonluk unvanını koruyamadı. Mart 2004'te Başkent devi ile sözleşmesini 2 yıl uzattı..

2006 Dünya Kupası'nda 3. kez katıldığı Dünya Kupası'nda 19. maçında 15. golünü kaydederek "tüm zamanların en golcü" ismi olmayı başardı ve Gerd Muller'in rekorunu kırdı..

Ocak 2007'de uzun süren transfer görüşmelerinin ardından Real Madrid'ten Milan'a 7.8 milyon dolara transfer oldu ve 18 aylık bir sözleşme imzaladı..

Şubat 2007'de Milan formasını ilk kez giydi ve Siena'ya iki gol attı..

2008'in Şubat ayında 3. kez dizinden sakatlandı ve Milan formasını bir daha giyemedi..

2008'in Aralık ayında ülkesinin takımı Corinthians'a gitti ve 2009'da takımına Brezilya Kupası'nı kazanmasında yardımcı oldu..

Corinthians'la olan sözleşmesi sürmesine rağmen 14 Şubat 2011'de futbolu bıraktığını açıkladı.. 8 Haziran'da Brezilya ile Romanya arasında oynanan hazırlık karşılaşmasında son kez milli formayı giydi ve jubilesini yaptı..


Bu haber, ronaldo, ronaldo kimdir, ronaldonun hayatı, Ronaldo Luís Nazário de Lima, brezilyalı golcü ronaldo, dünya futbol yıldızları ronaldo, dünya kupası gol kralları ronaldo ile ilgilidir.

DÜNYA FUTBOL YILDIZLARI- 6 (LİNEKER)

ingiliz golcüler, england gol lineker, gary lineker kimdir, gary lineker hayatı, ingiliz golcü gary lineker, dünya futbol yıldızları lineker, fair play gary lineker, ingiliz centilmen lineker,

30 Kasım 1960 İngiltere Leicester’da doğmuş, 80’i Milli takım toplamda 546 maça çıkmış bir oyuncu…

Ne var ki bunda +500 yapmış onlarca oyuncu var diyeceksiniz ama bu futbolcunun özelliği başka..

Hayatında değil kırmızı, SARI KART bile görmeden tamamlayan 16 senelik bir spor hayatı!

1986 Dünya Kupası Gol kralı ( bu aynı zamanda İngilizlerin tek gol krallığı) ve ÖZELLİKLE bugün oldukça revaçta olan, tarihe geçmiş ‘Futbol 22 kişinin oynadığı ve hep Almanların kazandığı bir oyundur’ sözünün sahibi…

Hala 1986 ve 1990’da toplamda 12 maçta attığı 10 golle Dünya Kupalarının en çok gol atan Britanyalı oyuncusu.

GARY LINEKER, doduğu yer olan Leicester’in en popüler takımı olan Leicester City’de 194 maçta attığı 95 golle spot ışıklarını üzerine çevirmişti.

Sonrasında Everton, Katalan devi Barcelona, tekrardan Ada’ya dönüş ama bu kez istikamet Londra ve Tottenham macerası..

Formasını giydiği bütün takımlarda neredeyse oynadığı her 2 maçtan birinde gol attı. Son durak Asya ve Japonyaydı.. 32 yaşında gittiği bu diğer Ada ülkesinde sakatlığına rağmen 23 maçta oynadı ve 9 gol atmayı başardı.  

1986 Dünya Kupasında Milli takım forması ile Polonya’ya ve Barca forması ile Real Madrid filelerine de tarihe geçen 3 gollü maçları olmuş ama  efsane WEMBLEY’de 2 kez hat-trick yapmış, ikisi de tanıdık bir ülkeye karşı; TÜRKİYE!

İlki 1986 Dünya Kupası elemelerinde 5-0 biten maçta,  16Ekim 1985’de, diğeri de tam 2 sene sonra  14 Ekim 1987’de Avrupa Şampiyonası elemelerinde meşhur 8-0’lik maçların birinde..

KAZANMANIN tek önemli şey olduğu bu günlerde, GARY LINEKER gibi müzelik insanların değerini çok daha iyi bilmek gerekiyor!

FAIR PLAY’in sözlükteki tarifi İngiliz efsane bugün 54 yaşında ..

Kart görmeden futbol hayatını bitirmeyi başarmış bir EFSANE OYUNCU daha var, onu da en kısa zamanda yazıp sizlerle paylaşacağız ama bugün konumuz Lineker !  Avrupa’nın en güçlü liglerinin ikisinde +500 ve 2 Dünya Kupasında 12 maç oynamış biri için, SARI KART GÖRMEDEN futbol hayatını noktalamasına denecek tek birşey geliyor aklıma ; ŞAPKA !


Bu haber, ingiliz golcüler, england gol lineker, gary lineker kimdir, gary lineker hayatı, ingiliz golcü gary lineker, dünya futbol yıldızları lineker, fair play gary lineker, ingiliz centilmen lineker, ile ilgilidir.

DÜNYA FUTBOL YILDIZLARI-5 (BAGGİO)

roberto baggio, roberto baggio kimdir, baggio, baccio, italyan golcü baggio, dünya futbol yıldızları baggio, dünya kupası gol kralları, roberto baggio hayatı, baggio futbol kariyeri

Roberto Baggio (1967/.......)

Roberto Baggio (d. 18 Şubat 1967) 1990`larda oynadığı dönemin en başarılı orta saha ve forvet oyuncularından bir kabul edilen İtalyan futbolcu. Inter Milan, Juventus ve AC Milan gibi İtalya`nın önde gelen kulüplerinde ve İtalya Milli Futbol Takımı`nda forma giymiştir.

İtalya milli formasını 1990 - 2004 yılları arasında 56 kez giymiş ve bu maçlarda 24 gol atmıştır. Başarılarla dolu futbolculuk kariyerinin en dramatik anını 1994 yılında ABD`de düzenlenen FIFA Dünya Kupası`nda yaşamıştır. Bir çok maçta takımı tek başına sürükleyen ve finale kadar çıkaran Baggio, finalde Brezilya karşısında penaltılara kalan maçta kullandığı penaltıyı dışarı atarak kupanın unutulmaz anlarından birinde yer almıştır.

Futbolculuk kariyeri

1981-1985 Vicenza 36 (13)
1985-1990 Fiorentina 94 (39)
1990-1995 Juventus 141 (78)
1995-1997 A.C. Milan 51 (12)
1997-1998 Bologna 30 (22)
1998-2000 Inter Milan 41 (9)
2000-2004 Brescia 95 (43)

Başarıları

Oynadığı takımlarda
Serie A şampiyonluğu: 1995, 1996
İtalya Kupası: 1995
UEFA Kupası: 1993


Bireysel Başarıları

Avrupa Yılın Futbolcusu Ödülü: 1993
FIFA Dünya`da Yılın Futbolcusu Ödülü: 1993
FIFA 100: 2004


Bu haber, roberto baggio, roberto baggio kimdir, baggio, baccio, italyan golcü baggio, dünya futbol yıldızları baggio, dünya kupası gol kralları, roberto baggio hayatı, baggio futbol kariyeri ile ilgilidir.

DÜNYA FUTBOL YILDIZLARI- 4 (PLATİNİ)

uefa başkanı, uefa başkanı michel platini, mchel platini, platini, fransız golcü platini, dünya kupası gol kralları platini, platini kimdir, michel platini hayatı kısa, dünya futbol yıldızları

Michel  Platini (1955 -  .... )

Bir italyan göçmenin torunu olan Michel Platini, 1955’de Joeuf’da doğdu. Futbola ilk olarak, babasının antrenörlüğünü üstlendiği Nancy takımında başladı.

1976 yılında Olimpiyatlar’da oynayan Platini ilk resmi uluslararası müsabakasına aynı yıl Çekoslavakya karşısında çıktı. Nancy takımında oynadığı yedi sezonda attığı 98 golün ardından 1979 yılında AS St. Etienne takımına transfer oldu.

1982 yılında rekor bir transfer ücretiyle (1.200.000 pound) Juventus’a transfer olan Platini orada da gollerine devam etti ve italyan ekibinin 4 yıl içinde 3 kez şampiyon olmasında ve ayrıca Avrupa kupalarında da büyük başarılara imza atmasında büyük pay sahibi oldu. Milli takımını ’84 Avrupa Şampiyonası’na sürüklemekle kalmayan Platini, 2 hat-trick de dahil olmak üzere toplam 9 golle Fontaine’in rekorunu da kırdı.1985 yılında Avrupa’nın En iyi Futbolcusu ödülünü de 3. kez alan Platini dünya futbol tarihine adını altın harflerle yazdırdı.

Platini 1978, 1982 ve en son da 1986 Dünya Kupalarında oynadı. Jübilesini Dünya Karmasıyla birlikte 1987’in ağustos ayında Wembley Stadı’nda büyük bir taraftar kitlesi önünde yapan Platini, hayatının geri kalan bölümüne adım attı.Ancak futboldan uzak durması pek uzun sürmedi ve 1990 Dünya Kupası’na katılamayan Fransa’nın başına teknik patron olarak geçti.
uefa başkanı, uefa başkanı michel platini, mchel platini, platini, fransız golcü platini, dünya kupası gol kralları platini, platini kimdir, michel platini hayatı kısa, dünya futbol yıldızları

UEFA başkanı olarak görev yaptı.

UEFA Başkanı Platini ve FIFA Başkanı Blatter’e 8 yıl futboldan men cezası!

FIFA Etik Komitesi, 21 Aralık 2015 tarihinde FIFA Başkanı Sepp Blatter ile UEFA Başkanı Michel Platini’ye 8 yıl futboldan men cezası verdi. Soruşturmanın akıbetini ‘açıklanamayan’ 2 milyon dolar belirledi. Blatter’in Platini’ye verdiği 2 milyon doların sebebinin ve kaynağın konusunda yapılan savunmalar inandırıcı bulunmadı.

FIFA Etik Komitesi, FIFA Başkanı Sepp Blatter ile UEFA Başkanı Michel Platini’ye 8 yıl futboldan men cezası verdi. Kurul ayrıca, Blatter’e 50 bin, Platini’ye de 80 bin İsviçre Frankı para cezasına çarptırdı.

ABD ve İsviçre’de yürütülen soruşturmaları kapsamında İsviçre Adalet Bakanlığı geçtiğimiz hafta FIFA ile bağlantılı tüm banka hesaplarını dondurmuştu.FIFA Etik Kurulu’nun bu kararının ardından, 26 Şubat 2016’da yapılacak FIFA Başkanlığı seçiminde aday olmayı planlayan Michel Platini’nin başkanlık hayalleri tamamen bitmiş oldu.


Bu haber, uefa başkanı, uefa başkanı michel platini, mchel platini, platini, fransız golcü platini, dünya kupası gol kralları platini, platini kimdir, michel platini hayatı kısa, dünya futbol yıldızları ile ilgilidir.

DÜNYA FUTBOL YILDIZLARI-3 (GERD MÜLLER)

dünya futbol yıldızları, efsane golcüler, gerd müller kimdir, gerd müller hayatı, alman golcüler, germany futbol gerd müller, mayern münih gerd müller,

GERD MÜLLER'İN HAYATI

Doğum tarihi: 3 Kasım 1945
Ülke: Batı Almanya (62 milli maç, 68 gol)
Pozisyon: Santrafor
Öne çıkan özellikler: Bitiricilik, sert şutlar, pozisyon alma, kısa deparlar, sıçrama
Boy: 1.77 cm
Oynadığı takımlar: 1861 Nördlingen (63-64), Bayern Münih (64-79) 
Fort Lauderdale Strikers (79-82)
Batı Almanya Milli Takımı (1988-2004)
Goller: 709 maç, 655 gol

Nördlingen doğumlu Müller, II. Dünya Savaşı’nın son günlerinde hayata gözlerini açtı. Zor bir çocukluktu onunki. Almanya savaştan mağlup ayrılmış, Hitler’in orduları Stalingrad’ta facia üstüne facia yaşamıştı. Yetmemiş daha dört sene geçmeden ‘49’da Almanya Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrılmıştı. Ortaokul çağındaki Müller de bir fabrikada tekstil işçisi olarak çalışmaya başlamıştı. Daha sonra denediği işler arasında kaynakçılık da vardı.

“GÜREŞÇİ Mİ BU?”

Kasabanın yerel takımı 1861 Nördlingen’e katıldığında 15 yaşındaydı. Kısa sürede gole alışan santrfor 51 maçta 108 gol atınca Bayern’in dikkatini çekmiş oldu. Hocası onu ilk gördüğünde, “Bu çocuktan adam olmaz” demişti. Hatta bir de ona lâkap takmıştı. ‘Kısa Şişko Müller’. İşte o çocuk kısa sürede onu mahcup edecekti. Müller şunu fark etmişti; yere yakın olması, topa daha yakın olması demekti, topa daha yakın gole daha yakın olması demekti. .

Müller, Bayern Münih’e geldiğinde takım ikinci ligin sıradan takımlarından biriydi. Nazi döneminde yönetime en çok destek veren bölgelerden biri Bavyera olmasına rağmen ‘En fazla Yahudi üyeye sahip olan kulüp’ unvanı Bayern’in pek işlerine yaramamıştı. Takım, sadece 1931 yılında bir kez şampiyon olmuş, ardından yıllarca ikinci ligde ‘debelenmişti.’ Müller geldiğinde, takımda Beckenbauer ve Sepp Maier gibi henüz efsane olmamış isimler de yer alıyordu. Fakat ‘Kısa Şişko Müller sendromu’ sürüyordu. Teknik Direktör Zlatko ‘Cik’ Cajkovski “Ne yapacağım bu tıknazı” diyordu, “Topçu değil, halterci bu!”
dünya futbol yıldızları, efsane golcüler, gerd müller kimdir, gerd müller hayatı, alman golcüler, germany futbol gerd müller, mayern münih gerd müller,

BAYERN’İ COŞTURDU

Tam 64 santim çapındaki baldırlarıyla Müller, Bayern ile çıktığı ilk maçında 2 gol attı, sezonu 26 maçta 33 golle bitirdi ve takım ‘Bundesliga’ya çıktı. Ardından gelen ilk sezonda Almanya Kupası geldi, ardından da goller, kupalar ve şampiyonluklar. Müller, Bayern kariyerinde 607 maça çıktı ve 566 gol attı. "Kafamın içinde bir ses, bana şu yöne git, bu yöne git diye sesleniyor. Kalecilere Tanrı bizzat yardım ediyor. Ben bile vurduğumda topun nereye gideceğini bilmiyorum, kaleci nereden bilebilir ki? Var bir iş" diyordu attığı golleri nasıl attığı sorulduğunda. 15 senede 4 lig şampiyonluğu, üst üste 3 Şampiyon Kulüpler Kupası şampiyonluğu, 1 Kupa Galipleri Kupası, 1 Kıtalararası Kupa, 4 Almanya Kupası elde etti. 1 kere Avrupa'da Yılın Futbolcusu oldu, iki kere Altın Ayakkabı'yı aldı. 4 kere Şampiyon Kulüpler Kupası'nda, 7 kereyse Bundesliga'da Gol Krallığı'na ulaştı.

‘Kaiser’ yani ‘İmparator’ lakabıyla anılan Franz Beckenbauer 70’li yılları domine eden, sadece Bayern’in değil, Alman ve Avrupa futbolunun da kaderini değiştiren "Bombacı" lakaplı bu adam için şöyle diyor:

“Birçok büyük oyuncu ile beraber oynadım: Wolfgang Overath, Paul Netzer, Karl-Heinz Rummenigge ve Paul Breitner, ama bence aralarında en iyisi Gerd Müller'di. Durdurulmazdı. Bayern bugün sahip olduğu her şeyi Gerd Müller'e borçlu. Onun golleri olmasa hepimiz antrenman sahasında, eski bir tahta sıranın üzerinde oturuyor olurduk."

İLK MİLLİ MAÇ: TÜRKİYE’YE KARŞI

Müller ilk kez bir hazırlık maçında Türkiye’ye karşı milli olmuştu. Oyunun son dakikalarında oyuna girince gol de atamamıştı. "Bombacı" ikinci maçta gösterdi hünerini; Arnavutluk’a atılan 4 golde imzası vardı. Milli takım kariyerini tamamladığında kariyerinde 62 milli maç, 68 gol vardı.

"74'teki şampiyon takımdan daha iyiydik" dediği 1970 Dünya Kupası'nda da yer almıştı, 72'teki Avrupa Kupası'nda da. Ama daha da önemlisi jübile maçıydı. 1974 yılında Dünya Kupası final maçında çalışkan Panzerler, Total Futbol’un beşiği Hollanda’ya karşı oynuyordu. Daha 3. dakikada top Almanlar’ın ayağına değmeden golü yazmıştı Hollandalılar. Müller'se hakemin durumu eşitleyeceğinden emindi; "Final maçında bir daha düştüğümüzde hakemin penaltı vereceğine emindim. Öyle de oldu" diyordu Hözlenbein için verilen penaltıyı anlatırken. Ama sadece hakem değil, başka bir şeyi daha unutmuştu Hollandalılar; Gerd Müller faktörünü...

Önce Breitner penaltıdan skoru eşitlemiş, sonra da günün gazete sayfalarında “Seksen dokuz dakika tutarsın, bir dakika tutamazsın; golünü yazar” denilen Müller durumu 2-1’e getirmişti. “Hollanda'ya karşı finalde attığım gol kesinlikle en önemlisiydi" diyen Müller, bir Dünya Kupası finali maçında takımına kupaya getiren golü atıp milli jübilesini yaptı Müller…
dünya futbol yıldızları, efsane golcüler, gerd müller kimdir, gerd müller hayatı, alman golcüler, germany futbol gerd müller, mayern münih gerd müller,

NASIL BİR FUTBOLCUYDU?

Dönemin ünlü spor gazetecisi ve spikerlerinden Pertev Tunaseli, Milliyet’teki yazısında nasıl tarif ettiğini analım Müller’i; “Müller doksan dakika sahada dolaştığını sananlar hüsrana uğramıştır. Müller hakiki bir centilmen, futbolu ilim hâline getirmiş biridir. Avustralya’dan Alaskya’ya kadar maç kasetleri toplar. Ne kadar zengin İtalyan kulübü varsa peşindedir. Müller’in yavaş görünen oyun akışı içinde fizik noksanlıkları olduğunu düşünenler hep yanılırlar. Doksanıncı dakikada bile koşar, geriye yardım eder. Bir kaleci Müller’e karşı oynuyorsa asla yere düşürmemelidir, çünkü anında bir ayak uzanacak Bayern gol kazanacaktır.”

Sanılan aksine Müller bir ceza sahası içi santraforu olması rağmen, kısa deparlarda çok mahir bir oyuncuydu. Beckenbauer, "Antrenmanlarda onu asla geçemezdim" diyor. Bu yüzden aklınıza durağan bir oyuncu imajı gelmemeli. Genellikle kuvvetli şutlarla topu istediği yere atıyor Müller. Çok iyi yükseldiği içinse kısa sayılabilecek boyuna rağmen kafa toplarında da etkili, marke etmesi zor bir oyuncu bir profili çiziyor.

Belki bugün Dünya'nın gelmiş geçmiş en iyi oyuncularını sayarken onu ilk sıraya yerleştiremeyiz ama "Gelmiş geçmiş en büyük golcü kim?" sorusuna verilebilecek en büyük yanıt aslında Gerd Müller'in adı.


Bu haber, dünya futbol yıldızları, efsane golcüler, gerd müller kimdir, gerd müller hayatı, alman golcüler, germany futbol gerd müller, mayern münih gerd müller, ile ilgilidir.

Kategori

Profesyonel Sporlar-Amatör Sporlar-Ekstrem Sporlar-Spor Tarihi-Sporcular-Futbol-Basketbol-Voleybol-Spor Tarihi-Spor Arşivi

Önemli Konular

%100 futbol- 1. lig- 12 dev adam- 2 lig- 3. lig- a milli ampute futbol milli takımı- a milli basketbol takımı- a milli futbol takımı- a milli kadın futbol takımı- a milli voleybol takımı- altyapı- amatör kulüpler- amatör sporlar- atıcılık tarihçesi - atletizm- basketbol- beşiktaş- bisiklet sporu- boks- buz hokeyi- buz pateni- dünya futbol yıldızları- dünya kupası- egzersiz çeşitleri- eksrim spor tarihi- engelli sporcular- fenerbahçe- futbol- galatasaray- gol krallığı- güreş- hakemler- hentbol tarihçesi- kadın futbolu- kadınlar voleybol- olimpiyat- premier lig- santraç- spor dalları- spor terimleri ve anlamları- spor ve sağlık- spor yazıları- su kayağı tarihçesi- su topu sporu- süper lig- şampiyonlar ligi- tenis- TFF- trabzonspor- uefa- voleybol- vücut geliştirme sporu nedir-