OKAN BURUK


 
Okan Buruk kimdir, kaç yaşında ve nereli? 

İşte Okan Buruk'un futbol hayatı...

19 Ekim 1973'te İstanbul'da dünyaya gelen Okan Buruk, futbol hayatına Galatasaray'da başladı. 11 yaşında girdiği Sarı Kırmızılı ekip altyapısında çeşitli yaş gruplarında boy gösteren ve yeteneği ile ön plana çıkan Buruk, 1992 yılında Avrupa Gençler Şampiyonu olan Genç Milli Takım'ın kaptanlığını yaptı.

Trabzonspor'la oynanan bir kupa maçında ayağının kırılması nedeniyle bir süre yeşil sahalardan uzak kalan başarılı isim, 2001 yılında Emre Belözoğlu ile birlikte Inter'in yolunu tuttu. 

Türk futbol tarihinin en iyi sağ açıklarından birisi olan ve 7 numara ile özdeşleşen Buruk, A Milli Takım'ın 3. olduğu 2002 FIFA Dünya Kupası'nda forma giydi, 2006 FIFA Dünya Kupası elemelerinde Danimarka'ya attığı golle dikkatleri üzerine çekti.

Inter macerası sonrası Türkiye'ye Beşiktaş formasıyla dönen ve 2004-05 sezonu başında Beşiktaş'a imza atan Buruk, Siyah Beyazlılarda geçirdiği 2 yıl sonrası Galatasaray'a transfer oldu. Galatasaray'da geçirdiği 2 yıl sonunda 2008'de Başakşehir'e katılan Okan Buruk, 2010 yılında ise futbol hayatına nokta koydu.

Galatasaray'da 1 UEFA Kupası, 1 UEFA Süper Kupası, 7 Süper Lig, 5 Türkiye Kupası, 1 de Süper Kupa kazanan tecrübeli isim, Beşiktaş'la da 1 Türkiye Kupası şampiyonluğu yaşadı. A Milli Takım formasını 54 kez giyen ve 8 kez ağları sarsan Buruk, profesyonel futbol hayatında 434 maça çıktı, 49 gol, 69 asistle skora katkı sağladı.

Okan Buruk hangi takımlarda çalıştı, kaç kupa kazandı? 

19 Mayıs 2010'da Çek Cumhuriyeti ile oynanan maçın 9. dakikasında Emre Aşık'la beraber oyundan çıkarak jübilesini yapan ve 2011 yılında antrenörlüğe başlayan Okan Buruk, Abdullah Avcı'nın ekibinde A Milli Takım'da 2 yıl çalıştı.

A Milli Futbol Takımı'nda yardımcı antrenör olarak çalıştıktan sonra Elazığspor, Gaziantepspor, Sivasspor , Göztepe , Akhisar Belediyespor, Çaykur Rizespor ve Başakşehir'i çalıştıran 48 yaşındaki teknik direktör 1 Süper Lig ile 1 Türkiye Kupası şampiyonluğu yaşadı.

Futbolculuk kariyerinde iki farklı dönemde toplamda 11 yıl Galatasaray forması giyen, teknik direktörlük macerasını ise Başakşehir'le şampiyonluk yaşayarak taçlandıran Okan Buruk, geçtiğimiz günlerde göreve talip olduğunu açıklamış, ''Futbolda en doğru yerin, en doğru anlaşmanın ait olduğunuz kulüplerle olduğunu düşünüyorum. Benim için de teknik adamlık adına en doğru yerin Galatasaray olduğunu düşünüyorum. Kendimi Fenerbahçe takımının hocası olarak o stadyumda göremiyorum, hissedemiyorum. O farklı bir şey. Belki beni orada Fenerbahçe'nin hocası olarak görmek de Fenerbahçeli bir taraftarın içine sinmeyecek. Birçok Fenerbahçeli taraftar da bunu yaşamak istemez" ifadelerini kullanmıştı.


okan,okan buruk,okan buruk kimdir,okan buruk hayatı,okan buruk galatasaray,galatasaray teknik direktörü,dursun özbek,cenk ergün,okan buruk kariyeri,okan buruk nereli,okan buruk kaç yaşında

GALATASARAY BAŞKANLARI


dursun özbek, galatasaray, galatasaray başkanı, galatasaray başkanları, mustafa cengiz, mustafa cengiz kimdir, galatasaray futbol takımı, ünal aysal, adnan polat, alp yalman, faruk süren,
dursun özbek, galatasaray, galatasaray başkanı, galatasaray başkanları, mustafa cengiz, mustafa cengiz kimdir, galatasaray futbol takımı, ünal aysal, adnan polat, alp yalman, faruk süren,

Dursun Özbek kimdir, serveti ne kadar? Dursun Özbek nereli, kaç yaşında ve ne iş yapıyor?

25 Mart 1949 tarihinde Giresun'un Şebinkarahisar ilçesinde dünyaya gelen Dursun Özbek, Galatasaray Lisesi'nden mezun olduktan sona İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesini 1974 yılında bitirdi. İTÜ Spor Kulübü'nde hem üniversite takımında, hem de Amatör 1. Küme'de futbol oynadı.

Tam adı Dursun Aydın Özbek olan tecrübeli isim, 1972 yılında otomotiv sektöründe çalışmaya başladı. Kardeşi Mehmet Özbek ile birlikte Taksim'de, Talimhane'de 6 metrekarelik bir dükkanda yedek parçacılığa başladı. 1988 yılından beri de turizm sektöründe Nippon ve Point Hotel zincirleriyle İstanbul'da, Antalya‘da Kimeros ve Mabiche otelleri ile hem yatırımcı hem de işletmeci olarak iş hayatına devam etmektedir.

Özbek, 2011 yılında Galatasaray‘ın başkanı Ünal Aysal‘ın kadrosunda yer aldı, ama kısa bir süre sonra kendi isteğiyle görevi bıraktı. 2014 yılında 25 Ekim 2014 tarihinde Duygun Yarsuvat Galatasaray'ın başkanı seçildikten sonra Galatasaray SK Yönetim Kurulu'na seçildi ve başkan yardımcısı oldu.

23 Mayıs 2015 tarihinde yapılan Galatasaray Spor Kulübü Olağan Seçim Genel Kurul Toplantısındaki seçimde eski başkan Duygun Yarsuvat‘ın desteklediği Dursun Aydın Özbek Galatasaray'ın 36. Başkanı olarak seçildi. 20 Ocak 2018 tarihinde düzenlenen Galatasaray Spor Kulübü Olağanüstü Seçim Genel Kurulu'nda rakibi Mustafa Cengiz'e yenildi. Galatasaray Başkanlığı ve Kulüpler Birliği Başkanlığı'ndan ayrıldı.

Fransızca ve İngilizce bilen Dursun Aydın Özbek, evlidir ve 2 çocuğu var.

Dursun Özbek'in listesinde kimler var?

Yönetim Kurulu:

Asil: Metin Öztürk, Niyazi Yelkencioğlu, Bora İsmail Bahçetepe, Rıza Tevfik Morova, Eray Yazgan, Levent Yaz, Cemal Özgörkey, İsmail Sarıkaya, Mehmet Cibara, Dikran Gülmezgil.

Yedek: Can Natan, Emir Aral, Cansu Ak, Tanur Lara Yılmaz, Cem Soylu.

Denetim Kurulu:

Asil: Ömer Çirkin, Fabrizio Casaretto, Ethem Baturalp Pamukçu.

Yedek: Merve Deniz Örken, Hasan Can Külahçıoğlu, Canan Dilara Kızılyalın Uç.

Sicil Kurulu:

Asil: Mehmet Çağatay Altınlı, Kenan Altıntaş, Hayri Gürkan Eliçin, Okan Güngör, Özcan Karamahmutoğlu, Berat Uygur, Burçin Aslan.

Yedek: Ozan Bingöl Yurtsever, Yakup Peker.

Disiplin Kurulu:

Asil: Hakkı Akil, Mithat Can Baydarol, Muharrem Remzi Tan, Hasan Mehmet Tirali, Aydın Önder, Ahmet Murat Canaydın, Ali Baran Öztürk.

Yedek: Ali Güray Kızılay, Nuri Bora Ebussuutoğlu, Sencer Seren, Günran Çalın, Ahmet Mert Gülşen

Dursun Özbek'in projeleri neler?

Daha önce Galatasaray'da başkanlık koltuğunda oturan Dursun Özbek, bugün gerçekleşecek seçim öncesinde de çok iddialı. Geçmiş tecrübesiyle kulübü yeniden ayağa kaldırmak istediğini söyleyen Özbek, "Mevcut sorunları bildiğimiz gibi, çözümlerimiz de hazır" derken, projelerini ve hedeflerini şöyle sıraladı:

"Galatasaray Adası, Florya, Colombus, Mecidiyeköy, Riva, Kemerburgaz, Spor Salonu, Tesisleşme Reformu, Hasnun Galip, Alt Yapı Reformu, yeni araziler gibi konuları kapsayan, bağımsız denetim şirketleri tarafından da incelenmiş ve rapora bağlanmış projelerimizi, Galatasaray'ın gelecek yıllarını kurtarmak için hazırladık. Bu projeler bizi önce mali bağımsızlığa sonra da sürdürülebilir başarıya götürecek."

'En sıkıntılı dönemdeyiz'

117 yıllık Galatasaray tarihinin en kritik seçimine doğru gittiklerini vurgulayan Dursun Özbek, "Ben hiç mali olarak bu kadar sıkıntılı, birlik olarak bu kadar problemli, gelecek kaygısı bu kadar yüksek bir dönem görmemiştim. Bu dönemde de arkadaşlarım sıkça 'Bu zor zamanda ortaya çıkmazsan ne zaman çıkacaksın' dediler. Artık benim için kaçmak, Galatasaray'a yapılacak bir ihanetti. Bu yüzden aday olmayı kabul ettim. Zaten her ne kadar tablo bu kadar karanlık gözükse de bu karanlıktan çıkmanın yolu da var. Biz de o yolu Galatasarayımız'a sunmak için yola çıktık" ifadelerini kullandı.

'9.5 milyar TL nakit akışı'

Camianın ve taraftarın beklentisinin farkında olduğunu kaydeden Özbek, "Hazırladığımız 11 proje ile hem Galatasaray’a mali bağımsızlığını kazandıracağız hem de 2026 sonuna kadar yaklaşık 9.5 milyar TL net nakit akışı sağlayacağız Bu projeler hayata geçirilirken hiçbir branşta küçülmeye gitmeyeceğiz. Mali bağımsızlığımızı inşa ederken sportif başarıyı hedeflemekten geri durmayacağız. Önceki başkanlık dönemimde olduğu gibi iyi kadro, iyi teknik direktör ve mücadele ruhu ile taraftarımızın beklentilerini karşılayacağız. En az 4 oyuncu alarak futbol takımımızı güçlendireceğiz. Hedefimiz iskelet kadromuzu korumak. Cumhuriyetimizin 100. yılında tüm branşlarda kupalar ve şampiyonluklar elde etmek istiyoruz."

Mustafa CENGİZ KİMDİR?

1949 yılında Gaziantep'in Nizip ilçesinde dünyaya gelen Mustafa Cengiz, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdi. Ülkenin tarımsal modernizasyonunda kilit faktör olması amacıyla kurulan 40 bin tarımsal köy kalkınma kooperatifi Merkez Birliği (Köy-Koop) kuruluş ve özellikle dış ticaret oluşumunda kurucu uzman olarak çalıştı.

Daha sonra eski Yerel Yönetim sonra İçişleri Bakanlığı vesayetindeki 670 Belediye’nin merkez iktisadi kuruluşu TANSA (Tanzim Satışlar) ilk ve son genel müdürü olarak, o dönem 3 hükümetle çalıştı.

1990 yılından bu yana ise petrol, akaryakıt sektöründe kendi şirketleri ile faaliyet göstermektedir.

Petrol sektöründe TABGİS (Türkiye Akaryakıt Bayiileri ve Gaz İşverenler Sendikası) Genel Başkanlığı ve İTO Petrol meslek komitelerinde sektör temsilciliği yapmıştır.

Galatasaray Spor Kulübü Tüzük Tadil Komisyonu üyesi olarak, tüzüğünün günün koşullarına uyum düzenlemesinde Galatasaray Divanı tarafından görevlendirilmiş ve komisyon olarak Tüzük tadil çalışmalarında bulunmaya devam etmekte olan Mustafa Cengiz ileri düzeyde İngilizce, Fransızca ve Arapça bilmektedir.

Galasaray Kulübünün olağanüstü genel kurulunda sandıkların hepsi açılırken, sandıklardan Mustafa Cengiz'e 1703, Dursun Özbek'e ise 1623 oy çıktı.

Yeni seçilen Yönetim Kurulu Üyeleri:

Başkan: MUSTAFA CENGİZ

Asil üyeler: Celal Açar, Ahmet Sabri Şenkal, Acar Baltaş, Nejat Güney, Okan Böke, Adil Araboğlu, Emre Erdoğan, Cenk Soyer, Hacı Hüseyin Toprak, Ahmet Ünal Çeviköz.

Yedek üyeler: Mahmut Recevik, Mehmet Ömer Cansever, Dinç Üner, Erol Özmandıracı, Arif Badur.

Galatasaray Başkanları:

Ali Sami YEN
(1905-1918) (1925) 

Refik Cevdet KALPAKCIOĞLU
(1919-1922) (1934)   

Yusuf Ziya ÖNİŞ
(1922-1924) (1950-1952)

Ali Haydar ŞEKİP
(1925)   

Ahmet ROBENSON
(1926)   

Adnan İbrahim PİRİOĞLU
(1927)

Necmettin SADAK
(1928-1929)   

Abidin DAVER
(1929-1930)   

Ahmet KARA
(1930-1931) (1933)

Tahir KEVKEP
(1931-1932)   

Ali Haydar BARŞAL
(1932-1933) (1933-1934)   

Fethi İSFENDİYAROĞLU
(1933)

Ethem MENEMENCİOĞLU
(1934-1936)   

Saim GOGEN
(1936-1937)   

Sedat Ziya KANTOĞLU
(1937-1939) (1944)

Nizan NURİ
(1939)   

Adnan AKISKA
(1939)   

Tevfik Ali ÇINAR
(1940-1942)

Osman DARDAĞAN
(1942-1943)   

Muslihittin PEYKOĞLU
(1944-1946)   

Suphi BATUR
(1946-1950) (1965-1968)

Ulvi YENAL
(1953) (1962-1964)   

Refik SELİMOĞLU
(1954-1956) (1960-1962)   
Sadık GİZ
(1957-1959)

Selahattin BAYEZIT
(1969-1973) (1975-1979)   

Prof.Dr.Mustafa PEKİN
(1973-1975)   

Prof.Dr.Ali URAS
(1979-1984) (1984-1986)

Dr.Ali TANRIYAR
(1986-1988) (1988-1990)   

Alp YALMAN
(1990-1992) (1992-1996)   

Faruk SÜREN
(1996-2001)

H.Mehmet CANSUN
(2001-2002)   

Özhan CANAYDIN
(2002-2008)   

Adnan POLAT
(2008-2011)

Ünal AYSAL
(2011-2014)   

Duygun YARSUVAT
(2014-2015)   

Dursun ÖZBEK
(2015-2018)

Mustafa CENGİZ
(2018-2021)

Burak ELMAS
( 2021- 2022)

Dursun ÖZBEK
(2022 - ...

dursun özbek, galatasaray, galatasaray başkanı, galatasaray başkanları, mustafa cengiz, mustafa cengiz kimdir, galatasaray futbol takımı, ünal aysal, adnan polat, alp yalman, faruk süren,

JORGE JESUS


Jorge Jesus kimdir, kaç yaşında? Jorge Jesus nereli, hangi takımlarda çalıştı ve kaç kupa kazandı?

Fenerbahçe , 20 Aralık’ta Vitor Pereira ile yolları ayırdıktan sonra hemen yeni hoca arayışlarına başlamıştı. Ancak Ali Koç, görüştüğü hiçbir teknik adamı ikna edemeyince sezon sonuna kadar İsmail Kartal ile anlaşma sağlanmıştı. Başkan Koç, son haftalarda Jorge Jesus için girişimleri sıklaştırdı ve sonunda el sıkışıldı. Fenerbahçe, yeni sezondan itibaren takımı çalıştıracak olan yeni teknik adamına artık kavuştu. İstanbul'a gelen 67 yaşındaki teknik direktör, son görüşmelerin ardından imzayı atacak, resmi açıklama yapılacak.

 2.5 aydır Sarı Lacivertliler’i analiz eden Jorge Jesus, yeni sezonda Fenerbahçe'nin yeni teknik direktörü oldu.

12 farklı takımda 16 kupa kazanan, bugüne kadar 7 kez Şampiyonlar Ligi ön elemesine çıkan 5’inde turu atlayan taraf olmayı başaran Jorge Jesus'un kariyeri de son dakika gelişmelerinin ardından Fenerbahçeli taraftarlar tarafından merak konusu oldu.

Jorge Jesus, 24 Temmuz 1954 yılında Portekiz'in Amadora şehrinde dünyaya geldi. Futbolculuk hayatında Belenenses, Farense, Benfica Castelo Branco gibi takımlarda top koşturan ancak istediği başarılara ulaşamayan Portekizli, teknik adamlık kariyerinde ise fark yaratmayı başardı. Portekiz'de uzun süre alt seviye takımlarda çalışan Jesus, 2008 yılında göreve başladığı Braga'daki performansıyla adını Avrupa futboluna duyurdu.

Braga'nın başında 47 maça çıkan Jesus, 23 galibiyet, 13 beraberlik, 11 mağlubiyet aldı.

Milan, Wolfsburg, Portsmouth ve Heerenveen'in olduğu E Grubu'nu 6 puanla 3. sırada tamamlayarak UEFA Avrupa Ligi'nde (O zamanki adı UEFA Kupası) gruptan çıkmayı başaran Braga, Standart Liege engelini aşsa da PSG'ye diş geçiremedi.

Dönemin Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman, dönemin Benfica Teknik Direktörü Jorge Jesus.

Düşük bütçesiyle Avrupa'da adından söz ettiren, ligi ise 5. tamamlayan Kırmızı Beyazlılar'da teknik patron Jesus, sezon sonu ülkenin köklü ekiplerinden Benfica'nın başına geçti. Burada 6 yıl geçiren ve 3 lig şampiyonluğu, 5 Portekiz Kupası, Portekiz Süper Kupası kazandıran başarılı çalıştırıcı, 2012/2013 sezonunda Avrupa Ligi'nde takımına final oynatma başarısı gösterdi.

Yarı finalde Fenerbahçe ile rakip olan Jesus'un Benfica'sı, ilk maçı 1-0 kaybetse de rövanşı 3-1 kazanarak final biletini almıştı. İlk maçı Egemen Korkmaz'ın golüyle kazanan Kanarya'da Baroni'nin kaçırdığı penaltı Sarı Lacivertli camiaya gönül veren futbolseverlerin hala aklında olsa gerek. Finalde kazanan ise 2-1'le İngiliz devi Chelsea olmuştu.

Benfica döneminde oyunculara yaptığı katkılarla dikkat çeken Jesus; Oblak, Matic, Witsel, Oblak, Bernardo Silva, David Luiz, Di Maria, Ramirez, Garay, Javi Garcia, Rodrigo, Salvio, Gaitan gibi nice isimleri Avrupa futboluna kazandırdı. Benfica ise bu yıldızlardan elde ettiği yüklü bonservislerle kasasını doldurdu.

321 maçta 227 galibiyet, 47'şer beraberlik ve mağlubiyet alan, geçirdiği 6 yılda kulübün efsaneleri arasına adını yazdıran Jesus, 2015 yılında flaş bir karar aldı ve Benfica'nın ezeli rakibi Sporting'in başına geçti. O dönem Portekiz basını, Benfica'nın borçları nedeniyle maaşında indirime gitmesi talebinde bulunduğu Jesus'un, bunu kabul etmediği ve Sporting ile yüksek bir yıllık ücrete anlaştığı öne sürmüştü.

2015 yılında Benfica'nın maaşında indirim yapması talebinde bulunan Jesus, bunu kabul etmeyip ezeli rakip Sporting'e imza atmıştı.

Portekizli'nin bu kararı, iki takım arasında ciddi gerginliklere sebep olurken Sporting, Jesus'u Twitter sayfası üzerinden "Evine hoşgeldin Jorge Jesus" yazılı bir fotoğrafla açıklamıştı. İmza töreninin ardından konuşan Jesus ise Başkent ekibi ile anlaşarak hayatında yeni bir döneme başladığını ifade etmişti.

Sporting'de 3 yıl geçiren Jesus, ligde zafere ulaşamasa da Yeşil Beyazlılara 2 kupa kazandırdı.

Sporting'de ligi 1 kez 2., 2 kez de 3. bitiren Jesus, Yeşil Beyazlılara 1 Portekiz Kupası, 1 Portekiz Süper Kupası kazandırdı. Benfica'da ligde yaşadığı başarıyı Sporting'e taşıyamayan Jesus, geçirdiği 3 yılın ardından Al Hilal'e anlaştı.

Jesus yönetimindeki Al Hilal, 20 maçta 15 galibiyet, 4 beraberlik, 1 mağlubiyet aldı.

Jesus yönetiminde muhteşem bir dönem geçiren Suudi Arabistan ekibi, 20 maçta 15 galibiyet, 4 beraberlik, 1 mağlubiyet aldı. Al Hilal'de 2.45 puan ortalaması yakalayan ve 1 Süper Kupa kazanan Portekizli, radikal bir kararla Brezilya ekibi Flamengo'nun başına geçti.

Flamengo'da tarihi başarılara imza atan Jesus, Brezilya ekibinde geçirdiği kısa süre içerisinde 5 kupa kazandı.

Burada çok ciddi başarılara imza atan 67 yaşındaki futbol adamı, Flamengo'ya Copa Libertadores, Brezilya Ligi Şampiyonluğu, Brezilya Süper Kupası, Guanabara Kupası ve Recopa Sudamericana'yı kazandırdı. Haziran 2019-Temmuz 2020 yılları arasında çalıştığı Brezilya'da kupalara ambargo koyan Jesus, Ağustos 2020'de sürpriz bir kararla Benfica'ya döndü. İlk dönemindeki başarısını ikinci dönemine yansıtamayan kurt hoca, 1.5 sezon görevde kaldı. (53 galibiyet, 16 beraberlik ve 14 mağlubiyet)

Gittiği her takımda başarıya ulaşan ve kalitesini yansıtan Jorge Jesus, tam bir kupa canavarı. 12 farklı takımda 16 kupa kazanan, 7 kez Şampiyonlar Ligi ön elemesine çıkan ve bunların 5’inde turu atlayan taraf olmayı başaran Portekizli'nin en önemli özelliği, hep baskı ortamının yüksek olduğu takımlarda çalışması ve bu baskıyla başa çıkarak kupalara ulaşması. UEFA Pro Lisans sahibi olan Jesus, teknik direktörlük kariyerine 834 maçta 516 galibiyet alarak 2.04 puan ortalaması yakaladı.


jesus,Jorge Jesus,Jorge Jesus kimdir,Jorge Jesus kariyeri,Jorge Jesus nereli,Jorge Jesus kaç yaşında,Jorge Jesus kazandığı kupalar,Jorge Jesus hangi takımları çalıştırdı,Jorge Jesus fenerbahçe teknik direktörü,


TÜRKİYE KUPASI TARİHİ

türkiye kupası tarihi, ziraat türkiye kupası tarihçesi, türkiye kupası şampiyonları, türkiye kupasını kazanan takımlar,
türkiye kupası şampiyonları, türkiye kupası tarihi, türkiye kupasını kazanan takımlar, ziraat türkiye kupası tarihçesi, galatasaray, fenerbahçe, beşiktaş, trabzonspor, 

Türkiye Kupası Tarihçesi

1962-1963 Sezonunda başlayan ve ilk şampiyonu Galatasaray olan Türkiye Kupası'nın adı 1980-1981 sezonunda Federasyon Kupası olarak değiştirildi. Ancak 1992-1993 sezonundan itibaren tekrar Türkiye Kupası adı verilirken, 2005-06 ile 2008-09 sezonları arasında Fortis Bankası'nın sponsor olması ile Fortis Türkiye Kupası, 2009-10 sezonu ile birlikte Ziraat Bankası'nın sponsor olması ile Ziraat Türkiye Kupası adını aldı.

Türkiye Kupası ve Federasyon Kupası isimleri altında düzenlenen organizasyonda Galatasaray 17 kez bu kupayı müzesine taşırken, Beşiktaş  9, Trabzonspor 8 ve Fenerbahçe 6 defa kupayı kazandı.  Altay, Ankaragücü, Gençlerbirliği, Göztepe ve Kocaeli ikişer, Kayserispor, Bursaspor, Eskişehirspor, Sakaryaspor ve Konyaspor da birer kez kupa sevinci yaşayan takımlar oldu.


Türkiye Kupası Şampiyonları

2021-22

SİVASPOR - Kayserispor 3-2

2020-21

BEŞİKTAŞ -Antalyaspor 2-0

2019-20

TRABZONSPOR - Alanyaspor 2-0

2018-19

GALATASRAY - Akhisar Belediyespor 3-1

2017-18

AKHİSAR BELEDİYESPOR - Fenerbahçe 3-2

2016 - 17

KONYASPOR - Başakşehir 0-0 (4-1 Pen.)

2015 - 16

GALATASARAY-Fenerbahçe
1-0

2014 - 15

GALATASARAY-Bursaspor 3-2

2013 - 14

GALATASARAY-Eskişehirspor 1-0

2012 - 13

FENERBAHÇE - Trabzonspor 1-0

2011 - 12

FENERBAHÇE - Bursaspor 4-0

2010 - 11

BEŞİKTAŞ - Büyükşehir Belediyespor 2-2 (6-5 Pen.)

2009 - 10

TRABZONSPOR - Fenerbahçe 3-1

2008 - 09

BEŞİKTAŞ - Fenerbahçe 4-2

2007 - 08

KAYSERİSPOR - Gençlerbirliği 0-0 (11-10 Pen.)

2006 - 07

BEŞİKTAŞ - Kayseri Erciyesspor 1-0

2005 - 06

BEŞİKTAŞ - Fenerbahçe 3-2

2004 - 05

GALATASARAY - Fenerbahçe 5-1

2003 - 04

TRABZONSPOR - Gençlerbirliği 4-0

2002 - 03

TRABZONSPOR - Gençlerbirliği 3-1

2001 - 02

KOCAELISPOR - Besiktas 4-0

2000 - 01

GENÇLERBİRLİĞİ -Fenerbahçe 2-2 (6-3 pen.)

1999 - 00

GALATASARAY - Antalya 5-3

1998 - 99

GALATASARAY - Beşiktaş

İlk Maç: 0-0

İkinci Maç: 2-0

1997 - 98

BEŞİKTAŞ - Galatasaray

İlk Maç: 1-1

İkinci Maç: 1-1 (5-3 Pen.)

1996 - 97


KOCAELİSPOR - Trabzonspor

İlk Maç: 1-1

İkinci Maç: 1-0

1995 - 96

GALATASARAY - Fenerbahçe

İlk Maç: 1-0

İkinci Maç: 1-1

1994 - 95

TRABZONSPOR - Galatasaray

İlk Maç: 3-2

İkinci Maç: 1-0

1993 - 94


BEŞİKTAŞ - Galatasaray

İlk Maç: 0-0

İkinci Maç: 3-2

1992 - 93

GALATASARAY - Beşiktaş

İlk Maç: 1-0

İkinci Maç: 2-2

1991 - 92

TRABZONSPOR - Bursaspor

İlk Maç: 0-3

İkinci Maç: 5-1

1990 - 91

GALATASARAY - Ankaragücü 3-1 (Uzatmada)

1989 - 90

BEŞİKTAŞ - Trabzonspor 2-0

1988 - 89

BEŞİKTAŞ - Fenerbahçe

İlk Maç:1-0

İkinci Maç: 2-1

1987 - 88

SAKARYASPOR - Samsunspor

İlk Maç:2-0

İkinci Maç: 1-1

1986 - 87

GENÇLERBİRLİĞİ - Eskişehirspor

İlk Maç:5-0

İkinci Maç: 1-2

1985 - 86

BURSASPOR - Altay 2-0

1984 - 85

GALATASARAY - Trabzonspor

İlk Maç: 2-1

İkinci Maç: 0-0

1983 - 84

TRABZONSPOR - Beşiktaş 2-0 (Uzatmada)

1982 - 83

FENERBAHÇE - Mersin İdman Yurdu

İlk Maç: 2-1

İkinci Maç: 2-0

1981 - 82

GALATASARAY - Ankaragücü

İlk Maç: 3-0

İkinci Maç: 1-2

1980 - 81

ANKARAGÜCÜ - Boluspor

İlk Maç: 2-1

İkinci Maç:0-0

1979 - 80

ALTAY - Galatasaray

İlk Maç: 1-0

İkinci Maç: 1-1

1978 - 79

FENERBAHÇE - Altay

İlk Maç: 1-2

İkinci Maç:2-0

1977 - 78

TRABZONSPOR - Adana Demirspor

İlk Maç: 3-0

İkinci Maç:0-0

1976 - 77

TRABZONSPOR - Beşiktaş

İlk Maç: 1-0

İkinci Maç:0-0

1975 - 76

GALATASARAY - Trabzonspor

İlk Maç: 0-1

İkinci Maç: 1-0 (5-4 Pen.)

1974 - 75

BEŞİKTAŞ - Trabzonspor

İlk Maç: 0-1

İkinci Maç:2-0

1973 - 74

FENERBAHÇE - Bursaspor

İlk Maç: 0-1

İkinci Maç:3-0

1972 - 73

GALATASARAY - Ankaragücü

İlk Maç: 3-1

İkinci Maç:1-1

1971 - 72

ANKARAGÜCÜ - Altay

İlk Maç: 0-0

İkinci Maç:3-0

1970 - 71

ESKİŞEHİRSPOR - Bursaspor

İlk Maç: 0-1

İkinci Maç:2-0

1969 - 70

GÖZTEPE - Eskişehirspor

İlk Maç: 1-2

İkinci Maç:3-1

1968 - 69

GÖZTEPE - Galatasaray

İlk Maç: 1-0

İkinci Maç:1-1 (Uzatmada)

1967 - 68

FENERBAHÇE - Altay

İlk Maç: 2-0

İkinci Maç:0-1

1966 - 67

ALTAY - Göztepe

İlk Maç: 2-2

1965 - 66

GALATASARAY - Beşiktaş 1-0

1964 - 65

GALATASARAY - Fenerbahçe

İlk Maç: 0-0

İkinci Maç:1-0

1963 - 64

GALATASARAY - Altay 0-0

1962 - 63

GALATASARAY - Fenerbahçe

İlk Maç: 2-1

İkinci Maç: 2-1


(*) Hükmen kazandı.
(**) Kura ile kazandı.

türkiye kupası şampiyonları,türkiye kupasını kazanan takımlar,galatasaray,beşiktaş,trabzonspor,ziraat türkiye kupası tarihçesi,türkiye kupası tarihi,fenerbahçe,sivasspor,kayserispor
Bu haber, türkiye kupası tarihi, ziraat türkiye kupası tarihçesi, türkiye kupası şampiyonları, türkiye kupasını kazanan takımlar, ile ilgilidir.

BASKETBOL TÜRKİYE KUPASI ŞAMPİYONLARI

Basketbol Erkekler Türkiye Kupası’nda bugüne dek şampiyonluğa ulaşan takımlar ve final maçlarının skorları şöyle:

basketbol, en fazla şampiyon kim, erkekler, hangi takımlar şampiyon oldu, türkiye kupası, basketbol şampiyonları, basketbol türkiye kupası şampiyonları, galatasaray basketbol, fenerbahçe basketbol, darüşşafaka, efes pilsen, tofaş basketbol, beşiktaş basketbol

1966-67 - FENERBAHÇE-Muhafızgücü 84-67, 65-76
1967-68 - ALTINORDU-Muhafızgücü 71-56, 63-67
1968-69 - İTÜ-Galatasaray 64-56
1969-70 - GALATASARAY-İTÜ 86-83
1970-71 - İTÜ-Beşiktaş 74-69
1971-72 - GALATASARAY-İTÜ 70-69
1972-73 - TED KOLEJLİLER-Beşiktaş 64-68, 68-56
1991-92 İstanbul ŞİŞECAM PAŞABAHÇE-NASAŞ Spor 79-71
1992-93 Trabzon TOFAŞ-NASAŞ Spor 90-64
1993-94 Mersin EFES PİLSEN-Fenerbahçe 81-76
1994-95 İzmir GALATASARAY-Ortaköy 66-54
1995-96 Ankara EFES PİLSEN-PTT Türk Telekom 89-63
1996-97 Kütahya EFES PİLSEN-Fenerbahçe 84-71
1997-98 Adana EFES PİLSEN-Türk Telekom 71-67
1998-99 Samsun TOFAŞ-Fenerbahçe 77-75
1999-00 Mersin TOFAŞ-Ülkerspor 72-54
2000-01 Bursa EFES PİLSEN-Türk Telekom 85-78
2001-02 İstanbul EFES PİLSEN-Darüşşafaka 78-74
2002-03 Ankara ÜLKERSPOR-Türk Telekom 79-63
2003-04 Konya ÜLKERSPOR-Efes Pilsen 84-74
2004-05 Bursa ÜLKERSPOR-Pınar Karşıyaka 73-41
2005-06 Adana EFES PİLSEN-Ülkerspor 74-68
2006-07 Antalya EFES PİLSEN-Banvit 73-59
2007-08 Ankara TÜRK TELEKOM-OYAK Renault 80-61
2008-09 İzmir EFES PİLSEN-Erdemirspor 79-70
2009-10 Adana FENERBAHÇE ÜLKER-Mersin B.Belediyesi 72-68
2010-11 Kayseri FENERBAHÇE ÜLKER-Beşiktaş Cola Turka 81-72
2011-12 Konya BEŞİKTAŞ MİLANGAZ-Banvit 78-74
2012-13 Eskişehir FENERBAHÇE ÜLKER-Galatasaray M.Park 63-57
2013-14 Ankara PINAR KARŞIYAKA-Anadolu Efes 66-65
2014-15 Gaziantep ANADOLU EFES-Fenerbahçe 70-60
2015-16 Bursa FENERBAHÇE-Darüşşafaka Doğuş 67-65
2016-17 Ankara BANVİT-Anadolu Efes 75-66
2017-18 Anadolu Efes-Tofaş 78-61
2018-19 Fenerbahçe-Anadolu Efes 80-70
2019-20 Fenerbahçe-Darüşşafaka 74-71
2020-21 Pandemi nedeniyle düzenlenmedi...
2021-22 Anadolu Efes-Fenerbahçe 86-72

TakımŞampiyonlukİkincilik
Anadolu Efes124
Fenerbahçe75
Ülker32
Galatasaray32
Tofaş31
İTÜ22
Türk Telekom14
Beşiktaş13
Banvit12
Pınar Karşıyaka11
Altınordu10
Paşabahçe10
TED Ankara Kolejliler10
Darüşşafaka03
Muhafızgücü02
Nasaş02
Ortaköy01
Oyak Renault01
Erdemir01
Mersin BŞB01
 


galatasaray basketbol,basketbol şampiyonları,fenerbahçe basketbol,türkiye kupası,en fazla şampiyon kim,basketbol türkiye kupası şampiyonları,anadolu efes,tofaş,karşıyaka,darüşşafaka

basketbol, en fazla şampiyon kim, türkiye kupası, basketbol şampiyonları, basketbol türkiye kupası şampiyonları, galatasaray basketbol, fenerbahçe basketbol, 

EN İLGİNÇ SPOR OLAYLARI

İLGİNÇ SPOR OLAYLARI

İşte spor tarihinden o unutulmaz olaylar ve sözler...

ilginç spor olayları, spor olayları, ababe bilika etiyopyalı atlet, magic jahnson, michael jordan, hitler, berlin olimpiyatları, jesse owens, en çok gol atılan maç, en farklı skor, tavuk vakası, en dürüst hakem

1- Ababe Bilika'nın tüm dünyaya verdiği ders

İlk defa bir Etiyopyalı olimpiyat şampiyonu olarak altın madalya kazanmıştır. Bu atlet Ababe Bilika olup yalın ayak koşarak maratonu kazanmıştır.

2- Michael Jordan'ın Scutt Burrell'e verdiği ayar

Ünlü basketbolcu Michael Jordan antrenman maçında takıma yeni gelen Scott Burrell'ın maça hiç asılmadığını, sürekli laubali oynadığını fark eder. Sürekli onun üstüne oynar, üzerinden geçer ve smaçlar. Smaç yaptıkça Scott Burrell iyice oyunu bırakır. Sonraki pozisyonda Jordan, Scott Burrell'den topu çalıp topu Scott Burrel'in suratına çok sert bir şekilde atar ve:"Biz burada çalışıyoruz eğer eğlenmek istiyorsan Disneyland'a git..."der. Hesaplaşma

3- Magic Johnson'ın Jordan itirafı

"Bazen Jordan o kadar güzel oynardı ki onu savunmaya çalışmak yerine potayı güzel gören bir yerden Jordan’ın yapacağı şeyi izlemeyi seçiyordum, çünkü ertesi gün herkes o hareketten bahsederken tam anlamıyla görememiş olmak beni çıldırtıyordu..." Magic Johnson


4- 1936 Berlin Olimpiyatlarındaki siyahi atletin başarısı Hitler'e dert oldu.

1936 Berlin Olimpiyatlarında altın madalya kazanan değişik ülke sporcularının bu başarıları ve özellikle de Amerika adına yarışan siyahî atlet Jesse Owens'ın 4 adet altın madalya birden kazanması, Adolf Hitler’in Alman ırkının en üstün ırk olduğu iddiasının doğru olmadığının kanıtı olarak, uzun süre karşı propaganda aracı olarak kullanılmıştır.

5- Türk güreşçi Koç Mehmet'in azmi

1896 (Atina, ilk modern olimpiyat) I. Olimpiyat Oyunları başladığında, Türk güreşçi Koç Mehmet, kendi imkânlarıyla Atina’ya gitmiş, ancak kayıt koşulların bilemediğinden müsabakaya katılamamıştır. Hesaplaşma


6- Alpay'ın milliyetçilik damarı İngiltere'de de dinmedi.

İngiltere'de "istenmeyen adam" ilan edilen Alpay Özalan, gece saat üçte evinin önünde İngiltere marşı dinlettiren bandoya, Türk marşı dinlettirdi.

7- Türkiye ve Hindistan 1950 dünya kupasına gidemedi. Neden Mi?

1950 dünya kupası Brezilya’da oynanacaktı. Bu turnuvaya katılma hakkı kazanıp da gidemeyen iki takım vardı. Birisi Türkiye, diğeri ise Hindistan’dır. Türkiye milli takımı maddi yetersizlikten dolayı Brezilya’ya gönderilemedi. Bu nedenle Türkiye turnuvadan çekilmek zorunda kaldı. Hindistan ise çıplak ayakla oynamak isteyince FIFA reddine uğradı.

8- İtalya-Ukrayna maçı grevi

Basın sektöründeki grev nedeniyle, İtalya’nın meşhur kanalı Rai1'den yayınlanan İtalya-Ukrayna maçını anlatmak için hiç bir spor spikeri görev almadı.


9- 149 - 0'lık maç.

2002′de Madagaskar ekibi Stade Olympique L’Emryne, şampiyon AS Adema karşısında kendi kalesine 149 gol attı. Bu ilginç girişimin nedeni ise bir önceki maçta hakemin verdiği karaları protesto etmek içindi.

10- Saha kenarında kırmızı kart gören efsane futbolcu Mark Van Bommel

Hollandalı oyuncu Mark Van Bommel, oyuna girmek için beklerken saha kenarında kırmızı kart görmüştür.

11- İsveç'deki uyanık güreşçiler

1912 Stockholm’de (İsveç) şampiyonluk için güreşen iki sporcu, saatlerce mücadele etmişler, iki tarafta birbirine tam olarak üstünlük sağlayamamışlardır. Her ikisi de altın madalyayı alacaklarını umarak, maçı idare etmişler ve 9 saat boyunca güreşmişlerdir. Hakem heyeti aldığı bir kararla maçı sona erdirmiş, her iki güreşçi de ikinci ilân edilmiş ve gümüş madalya sahibi olmuşlardır.


12. Tavuk vakası

1986 ve 1990 Dünya Kupası’nda, Arjantin Milli Takımı futbolcularının tavuk yemesi "uğursuzluk getiriyor" gerekçesiyle yasaklanmıştır.

13- Aile mesleği

Baba oğulun aynı kadroda yer aldığı tek milli maçta İzlandalı sporcu Arnor Gudjohnsen oyundan çıkarken yerini öz oğlu Eidur'a bırakmıştır.

14- Çek Lokomotifi durdurulamıyor

1952 Helsinki Finlandiya’da, Çek atlet Emil Zatopek (Lâkabı Çek Lokomotifi ) 5.000 mt ve 10.000 mt koşularında altın madalya almıştır. Ayrıca aynı olimpiyatta hayatında ilk kez katıldığı maraton koşusunu da birinci bitirerek altın madalya sayısını üçe çıkarmıştır.

15- En dürüst hakem

İngiliz hakem Martin Sylvester 1998'de oynanan bir maçta, futbolcuya yumruk attığı için kendisine kırmızı kart göstermiştir.

16- Mike Tyson'un Kulak Avcılığı

Boks tarihinin en sıradışı olaylarından biri Mike Tyson ile Evander Holyfield arasında geçti. 1997 yılında unvan maçı için ringe çıkan boksörlerden Mike Tyson, maçta rakibinden yediği darbelerden etkilense gerek, Evarder'in kulağını ısırdı. Evander'in kulağını ısıran ve hatta bir parça koparan Mike Tyson'un ringlere veda edişi böylece kanlı bitmiş oldu. Bir dönem efsane olan Mike Tyson, kendisine inananları bir kez daha hayal kırıklığına uğrattı.

17- Metroyu Kullandı Maratonu Kazandı

Kübalı atlet Rosie Ruiz, 1980 yılında katıldığı Boston Maratonu'nu kazandı. Her şey normal giderken, bazı kişilerin, Rosie Ruiz'in maraton koşusunun bitiş çizgisine 1 mil kala yarışa başladığını ortaya atmasıyla skandal patlak verdi. Ruiz, koşunun bitimine sadece 1 mil kala maratona dahil olmuş ve altın madalyayı kazanmıştı. Boston Maratonu'ndan 6 ay önce de New York Maratonu'nu ilk sırada tamamlayan Ruiz, gazetecilerin, - ''Maratonda rakiplerinize nasıl 25 dakika fark attınız?'' sorusuna, -''Bu sabah çok büyük bir enerjiyle uyandım'' diye yanıt vermişti. Ruiz'in New York Maratonu'nda da metroyu kullanmış olduğu ve son durakta inerek maratona katıldığı ortaya çıkmıştır.


ilginç spor olayları, spor olayları, ababe bilika etiyopyalı atlet, magic jahnson, michael jordan, hitler, berlin olimpiyatları, jesse owens, en çok gol atılan maç, en farklı skor, tavuk vakası, en dürüst hakem 

ŞAMPİYON TRANZONSPOR

 


2021-2022 Süper Lig Ahmet Çalık sezonunu şampiyon olarak tamamlayan Trabzonspor ve Trabzonsporlular yaptıkları kutlamalarla dünyada adından söz ettirmeyi başardılar.

Çok zor bir sezonun ardından Şampiyonluk Kupasına kavuşan Trabzonspor'da yaşanan sevinç uzun yıllar hafızalardan silinmeyecek hatıralara sahne oldu.

Ayrıca şampiyonluğu göğüsleyerek 38 yıllık bir hasrete sonveren Abdullah Avcı yönetimindeki teknik hayet ve futbolcular efsane kadrolar arasında yerini aldı.


  

TRABZONSPOR ŞAMPİYON KADROSU - 2022

NOOYUNCUPOZİSYONYAŞ
1Uğurcan ÇakırKALECİ25
16Erce KardeşlerKALECİ27
54Muhammet Taha TepeKALECİ20
59Arda AkbulutKALECİ20
4Hüseyin TürkmenDEFANS23
13Vitor HugoDEFANS30
22Taha AltıkardeşDEFANS18
23İsmail KöybaşıDEFANS32
24Stefano DenswilDEFANS28
33Bruno PeresDEFANS31
67Kerem ŞenDEFANS19
70Ahmetcan KaplanDEFANS18
72Tymoteusz PuchaczDEFANS22
99Serkan AsanDEFANS22
5Berat ÖzdemirORTA SAHA23
6Manolis SiopisORTA SAHA27
8Dorukhan ToközORTA SAHA25
10Abdülkadir ÖmürORTA SAHA22
11Anastasios BakasetasORTA SAHA28
15Anders TrondsenORTA SAHA26
17Marek HamsikORTA SAHA34
18Edin ViscaORTA SAHA31
29Yunus MallıORTA SAHA29
41Murat Cem AkpınarORTA SAHA22
9Anthony NwakaemeFORVET32
14Andreas CorneliusFORVET28
19Bengali KoitaFORVET31
20Yusuf ErdoğanFORVET29
21DjaninyFORVET30
28Salih KavrazlıFORVET19
37Emrehan GedikliFORVET18
77Jean KouassiFORVET27
90Batuhan KörFORVET20
94Enis DestanFORVET19
No:Numara. Oyuncu:Oyuncu. Pzs.:Pozisyon. Yaş:Yaş. Maç:Maç. 11:İlk 11. Yedek:Yedek. Dk:Dakika
Haber:www.fanatik.com.tr
trabzon,trabzonspor,61,61.dakika,şampiyon trabzonspor,şampiyonluk kutlamaları,trabzonspor kadrosu,trabzonspor futbol takımı,abdullah avcı,ahmet ağaoğlu,uğurcan çakır,bakasetas,hamcık,

SPORCU YARALANMALARI


 
Spor yaralanmalarında doğru bilinen 8 yanlış!

Bilinçli spor yapmanın ve spor yaralanmalarından korunmanın önemine dikkat çeken Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Prof. Dr. Hasan Bombacı, “Spor yaparken risklerin bilincinde olmak ve yaralanma ortaya çıktığında doğru müdahale yapmak sonraki dönemlerde karşılaşılacak problemleri en aza indirecektir” dedi. Prof. Dr. Hasan Bombacı, spor yaralanmaları ile ilgili doğru zannedilen yanlışlar hakkında açıklamalarda bulundu.

Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Bombacı, “Spor çocukluk çağında eğlenmek için serbestçe yapılan bir aktiviteden, profesyonel anlamda uygulanan yarışmalara kadar hayatın her döneminde yapılan bir aktivitedir. Ne var ki spor beraberinde yaralanma riskini de getirir. Spor yaralanmalarının pek çoğu önlenebilir yaralanmalardır” diye konuştu.

KOŞMAK DİZLERE ZARAR VERİR

Spor yaralanması konusunda koşucularda ilk suçlananın çoğunlukla ayakkabılar olduğunu belirten Prof. Dr. Hasan Bombacı, “Ayakkabıların gerçekten önemi vardır. Ancak diğer pek çok spor dallarında olduğu gibi koşucularda da ortaya çıkan bazı rahatsızlıklar birden çok faktöre bağlıdır. Koşulan zemin, beslenme, su kaybı, konsantrasyon, spora vücudun hazırlanması (ısınma-germe-aktivite-soğuma-tekrar germe) gibi faktörlerin hepsi spordan elde edeceğimiz faydayı ya da zarar görmeyi etkileyebilir. Bununla birlikte canlıların pek çoğunun doğal bir aktivitesi olan koşmanın potansiyel zararlarının çok büyük bir kısmının önlenmesi mümkündür” diye konuştu.

“BİR SPORCUNUN ÖN ÇAPRAZ BAĞ (ÖÇB) YARALANMASI YAŞAMASI KARİYERİNİN SONLANMASINA NEDEN OLUR.

Bu bilginin geçmişte doğru olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Prof. Dr. Hasan Bombacı, “Ön çapraz bağ (ÖÇB) diz bölgesinin ciddi yaralanmalarından birisidir. Günümüzde ÖÇB ameliyatları gelişen teknoloji ve teknikler sayesinde çok daha başarılı sonuçlar vermektedir. Ancak ameliyat sonrası spora dönüş sürecini bağın iyileşmesi ile ilgili biyolojik bir süreç olduğu için belli sürelerin altına indirmek çok olası değildir. Bununla birlikte iyi bir rehabilitasyon süreci ile ÖÇB rekonstrüksiyonu yapılan hastalarda yaklaşık yüzde 70-80 oranında spora dönüş, yüzde 50 oranında ameliyat öncesi performansı yakalamak mümkündür” açıklamasında bulundu.

“GÜÇLENMEK İÇİN NE KADAR ÇOK EGZERSİZ YAPILIRSA SONUÇ O DENLİ İYİ OLUR.”

Prof. Dr. Hasan Bombacı adaleleri güçlendirme egzersizlerinin 2 türlü olacağını belirterek şu bilgileri verdi:

“Bu egzersizlerin yapılışı da sonuçları da farklıdır. Birincisi adalenin gücünü ve hacmini artıran egzersizlerdir. Bu egzersiz tekniğinde egzersiz gittikçe artan dirence karşı yapılır. Bu esnada adalenin aerobik mekanizmayla enerji üretme kapasite gittikçe azalır ve anaerobik mekanizma devreye girer. Adalede yorgunluk ortaya çıkar ve ortama salınan bazı maddeler ağrıya sebep olur. Bu sırada örneğin ağır kaldırma gibi egzersizlerde devreye giren adaptasyon mekanizmaları adalede hem hacim hem de güç artışına sebep olur. İkinci yolda ise daha çok adalenin dayanıklılığı artar. Burada adale içinde güç üreten motor üniteler artmaz daha ziyade aynı yönde hareket eden adalelerin aktivasyonu artar. Bu durumda hacmi çok artmayan adalenin dayanıklılığı artar. Güçlendirme egzersizlerinde miktarın yanında teknik de önemli bir yer tutar.”

“AKUT BİR YARALANMADA AĞRIYI GİDERMEK İÇİN EN DOĞRU YOL ISI UYGULAMAKTIR.”

Ani gelişen bir yaralanmada gelişen doku hasarı yaralanmanın şiddetine göre kimi zaman kanamaya ancak hemen her zaman lokal ödeme sebep olur. Kanama meydana gelen durumlarda hasarlı bölgede kanamanın sınırlanması için damarların büzülerek (“vazokonstrüksiyon”) tepki göstereceğini dile getiren Prof. Dr. Bombacı, “Takiben kanamayı durdurmaya yarayan diğer mekanizmalar devreye girer. Bunu izleyen saatler içerisinde o bölgedeki oksijen azlığına tepki olarak damarlarda genişleme ve damar geçirgenliğinde artma meydana gelir bu da ödemin artması anlamına gelir” diyerek şunları da ekledi:

“Eğer yaralanmanın başlarında sıcak uygulanırsa damarların genişlemesine bağlı olarak hasarlı bölgede kanama ve ödem artar. Bu da istenmeyen bir durumdur. Bunun yerine hasarlı bölgeye uygun ölçüde basınçla soğuk uygulanması gerekir.”

“EGZERSİZDEN FAYDA SAĞLAMAK İÇİN MUTLAKA ACI OLMALIDIR”

Bu bilginin de her zaman doğru olmadığının altını çizen Prof. Dr. Hasan Bombacı, egzersiz yaparken duyulan acının en önemli nedeninin adalenin kasılması sırasında ortaya çıkan laktik asidin yarattığı irritasyon olduğu bilgisini verdi. Bunun özellikle ağırlık kaldırmak gibi “yüksek dirence karşı yapılan egzersizlerde belirgin olduğunu söyleyen Prof. Dr. Bombacı, “Bunun nedeni adalenin kapasitesinin en çok kullanıldığı durumlarda adale içinde enerji üretme mekanizması ‘aerobik yol’dan ‘anaerobik yol’a geçmesidir. Bu sınırlara kadar zorlama, kas hücrelerinin hem hacminin artması hem de sayılarının artması için gereklidir. Ancak adalelerin maksimum kuvvetin altında çalıştığı dayanıklılık egzersizlerinde bu durum ortaya çıksa da daha hafif derecededir. Bir diğer egzersiz çeşidi olan germe egzersizlerinde de egzersizin yarattığı acı, egzersizin başlarında hissedilir ancak daha kısa sürelidir” dedi.


“ÇIKIK BİR PARMAĞIN İYİLEŞMESİ KIRIK OLANDAN DAHA UZUN SÜRER.”

Parmak çıkıklarının tedavi yaklaşımının el ya da ayağa göre farklılıklar göstereceğine dikkat çeken Prof. Dr. Hasan Bombacı, “Daha sık görülen el kırık ve çıkıklarından bahsedecek olursak elin kompleks yapısına ve oluşacak hasarın çeşitliliğine bağlı olarak çok farklı sonuçların ortaya çıkabileceğini söylemek yanlış olmaz” diyerek gerek kırık gerekse çıkıklar da konservatif tedavi olarak anılan cerrahi dışı tedaviler uygulanabileceği gibi kırık ve çıkığın yerine ve şekline bağlı olarak çok çeşitli cerrahi işlemler de uygulamanın gerekebileceğine vurgu yaptı. Prof. Dr. Bombacı kırık ve çıkığın yeri ve şekline göre iyileşme sürecinin her iki yaralanmada da çok değişkenlik gösterebileceğini sözlerine ekledi.

“AYAK BİLEĞİ BURKULMASI, AYAK BİLEĞİ KIRIĞINDAN DAHA KÖTÜDÜR.”

Ayak bileği burkulması günlük hayatta çok sık meydana gelen bir yaralanmadır. Ayak bileği burkulması dendiğinde ayak bileği ekleminde ortaya çıkan bağ yaralanmalarının akla geldiğini ifade eden Prof. Dr. Hasan Bombacı şunları da aktardı: “Buna çok sık olmamakla beraber küçük kırıklar da eşlik edebilir. Kırık olmadıkça ilk defa olan ayak bileği burkulmasının (bağ yaralanmasının) tedavisi, bağ hasarının derecesine göre değişen sürelerde, çoğunlukla da özel dizayn edilmiş ortezlerle tespittir. Ayak bileği kırıkları da aslında temelde ayak bileğinin anormal yük altında kalması ile oluşur. Ancak bu durumda ayak bileğini oluşturan bir ya da birden fazla kemikte kırıklar oluşur. Tedavisinde ise büyük bir çoğunlukla ameliyat gerekir. Bazen bu kırıklara kıkırdak hasarları da eşlik edebilir. Dolayısıyla sonuçları daha öngörülemezdir ve risk taşır.”

“ERGENLİK ÖNCESİ VE ERGENLERDE AĞIRLIK KALDIRMA EGZERSİZLERİ BÜYÜME PLAKLARININ YARALANMASINA NEDEN OLUR, BÜYÜME GERİLER.”

Bu bilginin de her zaman doğru olmadığının altını çizen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Prof. Dr. Hasan Bombacı, ergenlik öncesi çocuklarda adale hacmi ve adalelerin oksijen yakma kapasitesinin erişkinlere göre daha az olduğunu hatırlatarak “Bu adalelerin daha az güç üretmesine sebep olur. Dolayısıyla çocuklar daha çabuk yorulurlar. Adalelerin erken yorulması da dolaylı olarak eklemlere ve uzun kemiklerin uçlarında yer alan büyüme plaklarına fazla yük binmesi demektir. Bu büyüme kıkırdağının yaralanmasına zemin hazırlar. Ancak son zamanlarda yapılan araştırmalar çocuklarda iyi düzenlenmiş ve zamana yayılmış (8-12 hafta) egzersiz programları ile büyüme plaklarında oluşabilecek risklerin en aza indirilebileceğini göstermektedir. Çocukların yaptığı güçlendirme egzersizlerinde daha düşük dirence karşı daha çok tekrarla yapılan egzersizler daha uygundur” dedi.

Haber: www.yenicag.com.tr

spor,sporcu sağlığı,spor ve sağlık,spor yaralanmaları,spor yaralanmalarında doğrular,spor yaralanmaları en iyi doktor,spor yaralanmalarında ilk müdahale,ilk yardım,

TÜRKİYEDE DAĞCILIK SPORUNUN TARİHİ

Bu yazı, türkiyede dağcılık tarihi, dağcılık tarihçesi türkiye, dağcılık nedir, dağcılık sporu, dağcılık tarihi, ile ilgilidir.

dağcılık nedir,türkiyede dağcılık tarihi,dağcılık tarihi,dağcılık tarihçesi türkiye,dağcılık sporu,dağcılık sporu,dağcılık federasyonu,dağcılık malzemeleri,dağcılık kulübü
TÜRKİYEDE DAĞCILIK SPORU

Ülkemizde dağcılık etkinlikleri ilk kez yabancıların bizim dağlarımıza çıkmasıyla başlamıştır. Bu ilk tırmanışlar dağcılık etkinliklerinden çok bilimsel araştırma temelinde gelişen tırmanışlardır.

Bu konuda bilinen ilk tırmanış Alman fizik profesörünün Büyük Ağrı dağına yaptığı tırmanıştır. 27 Eylül 1829 tarihinde Prof. Dr. F. V. Parrot Büyük Ağrı dağının zirvesine ( 5165 m. ) ulaşan ilk kişi olmuştur. Bu tırmanış aynı zamanda ülkemizde dağcılık etkinliklerinin başlangıcıdır. Parrot'un 1844 yılında ölümü üzerine bölgedeki çalışmaları yürütmek üzere Alman hükümeti Prof. Dr. O.W. Herman Abich'i Türkiye'ye gönderir. Abich, bir doğa bilimci olan Dr. Wagner ile birlikte 1845 yılında Büyük Ağrı dağının zirvesine bir tırmanış daha gerçekleştirir.

Daha sonra yine bir Alman Profesör Karl Koch tarafından 1846'da Rize Kaçkar dağlarında Kaçkar ana zirvesine ( 3932 m. ) tırmanıldığı bilinmektedir. 1894 yılında W. Rickmer gene Kaçkar dağlarında, Altıparmak zirvesine ( 3472 m. ) tırmanmıştır.

1859 yılından itibaren Orta Toroslar' da Aladağlar bölgesinde araştırma yapmak üzere bir çok yabancı bilim adamı ülkemize gelmiştir. Bu bilim adamlarından Avusturya'lı jeolog Franz Schaffer 1901 yılında Alaca başı olarak bilinen 3200 mlik zirveye tırmanmıştır. Bu tırmanış Aladağlar'da yapılan ilk tırmanış olarak bilinmektedir. F. Schaffer'in yayımladığı notları Alman dağcılık kulübü üyelerinin ilgisini çekmiş ve bölgeyi araştırmak ve tırmanışlar yapmak üzere 1927 yılında bir ekip gönderilmiştir.    
     
1927 yılı yaz aylarında Dr. Georg Künne, Dr. Wilhelm Martin ve eşi Marianne'den oluşan ekip Demirkazık ( 3756 m. ), Kaldı ( 3736 m. ), Kızılkaya ( 3725 m. ), Alaca ( 3582 m. ), Eznevit ( 3550 m. ) zirvelerinin ilk çıkışlarını gerçekleştirmiştir. Demirkazık zirvesi çıkışı sırasında ekibe Demirkazık köyünden Veli çavuş adı ile bilinen bir genç köylü rehberlik yapmıştır. Veli çavuşun da ekiple birlikte Demirkazık zirvesine çıktığı bilinmektedir. Bu anlamda Demirkazık zirvesinin bilinen ilk Türk çıkışı 1927 yılında Veli çavuşa aittir.

Hakkari bölgesindeki Güneydoğu Toroslar' da yer alan Cilo ve Sat dağları üzerinde 1900 yılında F .R. Maunsel tarafından harita çıkartılması amacıyla çeşitli araştırmalar yapılmıştır. 1931 yılında Ludwig Krenek ve Ludwig Sperlich Cilo ve sat dağlarında ilk tırmanışları gerçekleştirmişlerdir. Bundan sonra düzenlenen ikinci etkinlik ise, 1937 yılında 8 Eylül - 8 Ekim tarihleri arasında Berlin üniversitesi doçentlerinden Hans Bobek başkanlığında, 5 kişilik Alman dağcı ekip tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu etkinlik sırasında Reşko ( 4136 m. ) zirvesi de dahil olmak üzere 20 ana zirvenin ilk tırmanışları yapılmıştır.

1938 yılı yabancı dağcıların Aladağlar' daki bir çok zirveye ilk çıkışları gerçekleştirdikleri yıl olmuştur. Alman - Avusturya dağcılık kulübünün üyelerinden Walter Pleunigg, Siegfried
Tritthard, Hermann Heide ve Josef Pucher'den oluşan 4 kişilik dağcı ekip bir dizi tırmanış gerçekleştirmişlerdir. Bu ekip 25'i ilk çıkış olmak üzere toplam 30 zirve çıkışı gerçekleştirmiştir. Bu tırmanışlar ile Aladağların Torasan bölgesindeki zirveler haricinde hemen hemen bütün zirvelere çıkılmıştır.

İkinci Dünya savaşı yıllarında Türkiye'de bulunan İngiliz Büyükelçiliği'nde görevli, 3 diplomat Aladağlar'da çeşitli tırmanışlar yapmışlardır. Edward H. Peck, Robin Hodgin, L. H. Hurst adlı bu diplomatlar tarafından 1943, 1944, 1945 yıllarında gerçekleştirilen tırmanışlarda bilinen zirvelere farklı rotalardan çıkışlar yapılmıştır. Bu rotaların bazıları hala bu diplomatların adı ile bilinmektedir. 1955 yılında ise hem Alman hem de İtalyan dağcılar Aladağlar' da çıkılmamış bir çok rotayı tırmandılar. Özellikle İtalyan ekip Aladağlar'ın Torasan bölgesinde çıkılmamış olan 20' den fazla zirvenin ilk çıkışlarını gerçekleştirdiler. Bu yıldan sonra da yabancıların Aladağlar' daki etkinlikleri uzun dönem devam etmiştir.

1962 yılında Bemhard Maidl ve Rudiger Steuer, Cilo Dağları'na yaptıkları tırmanışta 4136 m.lik Uludoruk zirvesinin kuzey duvarının büyük buzul üzerinden yapılan ilk çıkışını gerçekleştirdiler. 1966 yılında Doug Scott ve Brian Watts Cilo Dağları'ndaki Göl Dağı kuzeydoğu duvarını ilk kez tırmandılar. 1967'de Martin Lutterjohann ve Herbert Zehetner Cilo Dağları'nd"a 4136 m.lik Uludoruk zirvesinin batı yüzünün ve Suppa Durek'in 4.116 m. metrelik doğu duvarının ilk tırmanışlarını gerçekleştirdiler. 1967 yılında Andrzeg Kus ve Andrzej Mroz Uludoruk zirvesinin batı duvarındaki en teknik rota olan büyük çatlağı tırmandılar. 1969 yılında Toni Fuchs, Ise Fuchs, Muzaffer Erol Gez ve Servet Taş tan oluşan A vusturya- Türk ekibi Cilo Dağları 'nda Köşe Direği'nin ( 3918 m. ) doğu duvarına tırmandılar.

1972 yılında Aladağlar' da Demirkazık kuzey duvarı ilk kez tırmanıldı. Tırmanışı Avusturalya'dan Joe Friend ve Yeni Zellanda'dan Rick Jamieson gerçekleştirdiler. 1986 yılında Vay Vay dağı ( 3563 m. ) kuzey duvarı İtalyan bir ekip tarafından çıkıldı.

İLK TÜRK ÇIKIŞLARI

İlk Türk dağcısı olarak bilinen isim, Ali Vehbi Türküstün'dür. Fransa'da Paris'te Tıp öğrenimi yaparken 4 Fransız dağcı arkadaşı ile birlikte 26 Temmuz 1906 günü Alp Dağları 'nın en yüksek noktası olan Mont Blanc zirvesine tırmandığı bilinmektedir. Bu tırmanış Türk dağcılık tarihinde bilinen ilk tırmanıştır. Türklerin dağcılık sporuna ilgileri daha çok askeri amaçlı alarak Birinci Dünya Savaşı yıllarında başlamıştır. Savaş sırasında İtalyan cephesinde Avusturyalı dağcı birliğinin bir tatbikatını izleyen Pertev Paşa, Osmanlı ordusu bünyesinde böyle bir birliğin kurulması için çalışmıştır. Pertev Paşa'nın isteği üzerine Avusturyalı bir dağcı olan Albay Bilgeri, 5 subay ve 40 Astsubaydan oluşan Türk askerlerine temel dağcılık bilgileri vermiştir.

 Miralay ( Albay ) Cemil Cahit Toydemir' in 1924'te Kayseri'deki Erciyes Dağı zirvesine ( 3.916 m.), yanında 6 subay ve 1 erle birlikte doğu yönünden tırmanışı ile Türkiye'de dağcılık etkinlikleri başlamıştır. Cemil Cahit Toydemir böylece Türkiye dağlarında dağcılık sporunu başlatan ilk kişi olarak kabul edilmiştir. Miralay Cemil Bey Erciyes Dağı zirvesine tırmandıktan sonra kendisiyle birlikte zirve yapan subay ve erlerin isimlerini bir kağıda yazıp metal bir sigara tabakası içine koyarak zirveye bırakmıştır. Bu metal sigara tabakası aynı zamanda yurdumuzun ilk zirve defteri olma özelliğini taşımaktadır.

Ülkemizde ilk dağ gezileri Uludağa düzenlenmiştir. 1925 yılında Bursa 'lı bir doktor olan Osman Şevki Bey, Bursa'daki Keşiş Dağı zirvesine ( 2545 m. ) ilk tırmanışı yapmıştır. Tırmandığı bu dağa Uludağ adını vermiştir. Bu adlandırma Atatürk tarafından da beğenilmiş ve dağın adının Uludağ olarak değiştirilmesine karar verilmiştir. Soyadı kanunu çıktıktan sonra Dr. Osman Şevki Bey'e Atatürk tarafından Uludağ soyadı verilmiştir.

3 Ağustos 1934 tarihinde 9. Kolordu'ya bağlı askeri birlikten 8 kişilik ekip, Küçük Ağrı Dağı ( 3868 m. ) zirvesine tırmanmış. Tırmanışı gerçekleştirenlerden biri 8 yaşlarında bir subay çocuğudur. 3 Eylül 1934 tarihinde Yüzbaşı Rüştü ve Teğmen Bekir komutasındaki bir askeri ekip Büyük Ağrı Dağı'nın zirvesine ( 5165 m. ) ilk çıkışı gerçekleştirir. Zirveye çıkan ekip 14 kişiden oluşmaktadır. Bu tırmanışlar Büyük Ağrı ve Küçük Ağrı Dağı zirvesine yapılan ilk Türk tırmanışıdır.

Büyük Ağrı Dağı zirvesine yapılan kayıtlara geçmiş ikinci Türk çıkışı ise, gene askeri bir birlik tarafından 1937 yılında yapılan tırmanıştır. Binbaşı Cevdet Sunay başkanlığında 15 subay ve 50 askerden oluşan bir birlik zirve tırmanışına geçmiştir. Zirveye ulaşan 8 kişilik bir grup olmuştur. Zirveye Atatürk büstü dikilmiştir. Tırmanış sırasında 38 yaşında olan Binbaşı Cevdet Sunay daha sonra Türkiye'nin 5. Cumhurbaşkanı olarak 1966 - 1973 yılları arasında görev yapmıştır.

TÜRK DAĞCILIK CEMİYETİ VE ÖRGÜTLENME

Bu yıllarda ülkemizde dağcılık biri askeri diğeri sivil olmak üzere iki koldan yürütülmektedir. Başlangıçta askeri tırmanışlar ön plandadır. Sonraları sivil ve sportif amaçlı tırmanışlar git gide yaygınlık kazanmıştır. 1926 yılında Türk ordusu içinde bir dağcılık talimgahı kurulmuştur. Bu okul ülkemizde açılmış ilk dağcılık okuludur. Birinci Dünya savaşı yıllarında Türk Ordusu'ndaki subaylara dağcılık eğitimi veren Avusturyalı dağcı Albay Bilgeri, Cumhuriyetin ilanından sonra 1927 ve 1928 yıllarında tekrar Türkiye'ye gelerek Eğridir’de 3 er ay süre ile dağcılık kursları düzenlemiştir

Bu çalışmalar sonrasında 1928 yılında "Türk Dağcılık cemiyeti" adı altında ilk dağcılık örgütü ülkemizde kurulmuştur. 1933 yılında ise "Türk yürüyüşçülük, Dağcılık Kış sporları Kulübü" adı altında bir klüp faaliyete başlamıştır. Bu kulüp sonradan "Tenis, Eskirim ve Dağcılık Kulübü" adını almıştır. Bu kulübün kurucusu, dönemin İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı olan Muhiddin Bey' dir. Muhiddin Bey'e dağcılık sporuna karşı yakın ilgisi nedeniyle soyadı kanunu çıktıktan sonra Atatürk tarafından Üstündağ soyadı verilmiştir.

1939 yılında Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü bünyesinde "Dağcılık ve Kış Sporları Federasyonu" oluşturulmuştur. Aslında federasyonun ilk kuruluşu 1936 yılında olmuştur ancak yasal anlamda işlerlik kazandığı yıl 1939'dur. Federasyon içinde uzun yıllar dağcılık ve kayak birlikte yürütülmüştür. Kayak çoğu zaman ön planda tutulmuş ve bu birliktelik 1966 yılına kadar devam etmiştir. Daha sonra dağcıların yoğun çabaları sonucu dağcılık için ayrı bir federasyon oluşturulmuştur.

DAĞCILIK FEDERASYONUNUN KURULMASI VE TIRMANIŞLAR

Dağcılık Federasyonun ilk başkanlığını 1936 - 1941 yılları arasında Latif Osman Çıkıgil yürütmüştür. Ülkemizin bu ilk kuşak dağcıları arasında, Latif Osman Çıkıgil, Muvaffak Uyanık ve Muharrem Barut isimleri ön plandadır. Dağcılık Federasyonu başkanlığını, 1941 - 1944 yılları arasında Nizamettin Kırşan, 1944 - 1948 yılları arasında ise vekaleten Asım Kurt yürütmüştür. 1948'den sonra ise Asım Kurt aslen başkan olmuştur. Asım Kurt'un başkanlığı federasyonun dağ ve kayak olarak ikiye ayrıldığı 1966 yılına kadar devam etmiştir.

1966- 1973 yıllarında Latif Osman Çıkıgil, 1973- 1976 yıllarında Dr.Bozkurt Ergör, 31-05-1977 tarihinden 16-03-1978 tarihine kadar Dr. Güner Ünal, 1978-1979 yıllarında Muzaffer tıraş, 07-05- 1980 tarihinde atanarak 1980 yılında görev yapan Prof. Dr. Abdulmecitdoğru 1981- 1984 tarihlerinde yeniden Dr. Bozkurt Ergör, 06-12 – 1984 tarihinde başlayıp,14-02 1990 tarihine kadar yeniden Prof.Dr.Abdulmecitdöğru, 21-11-1990 tarihinden 20-11 1992 tarihine kadar Erdem Büyükbingöl, 20-12-1993 tarihinde seçimle göreve gelen ve 1995 tarihine kadar görevi devam eden Dr.A.Tayfun Tercan, 18-01-1996 tarihinde Bakan atamasiyla göreve başlayan Ziya Mengenecioğlu 19- Ocak 1997 tarihine kadar Türkiye Dağcılık Federasyonu Başkanlıklarını yürütmüşlerdir.

19- Ocak 1997 tarihlerinde yapılan Federasyon başkanlığı seçimlerinde aday olan ve118 delegeden 83 ünün oyunu alan , Alaattin Karaca seçimle Türkiye Dağcılık Federasyonu Başkanlığı görevine seçilmiş ikinci Federasyon Başkanıdır. Dörder yıl aralıklarla yeniden yapılan seçimleri sırasıyla 18-Kasım 2000-,11-Aralık 2004 tarihlerinde rakipsz kazanan ve son seçimde oy kullanan 721 delegenin tümünün oylarını alarak yeniden Türkiye Dağcılık Federasyonu Başkanlığına seçilen Karaca halen Türkiye Dağcılık Federasyonu başkanıdır.

1940 LI YILLAR

1941 yılında Erciyes ve Bolkar dağlarında dağcılık federasyonu tarafından düzenlenen tırmanışlar bulunmaktadır. 1941 yılındaki Bu tırmanışlar, ülkemizde devlet tarafından düzenlenen ilk sivil dağcılık hareketi olarak bilinmektedir. Asım Kurt'un federasyon başkanlığı döneminde 1945 yılında Latif Osman Çıkıgil'in çabalarıyla Federasyon adına Cemil Oka liderliğindeki bir ekip Aladağlar' a etkinlik düzenlemiş ve Demirkazık zirvesine klasik rotadan çıkılarak zirveye defter bırakılmıştır.

Bu tırmanış Demirkazık zirvesine ilk Türk ekip çıkışıdır.

1945 yılında Hakkari bölgesindeki Cilo ve Sat dağlarında da ilk Türk etkinliği organize edilmiştir. Bu etkinliğe Prof. Dr. Reşat İzbırak araştırmacı olarak katılmıştır. Bu etkinlikte Gelyano zirvesine ( 3650 m. ) tırmanılmıştır. Reşko zirvesi ( 4136m. ) denenmiş ancak 4030 m.ye kadar tırmanılabilmiş ve geri dönülmüştür. Bu zirveye ilk çıkış 5 Ağustos 1947 tarihinde MT A adına araştırma yapan bir jeolog ekip tarafından yapılmıştır. Zirveye çıkan ekip içersinde, Hayri Ünsal, Süleyman Türkünal, Ali Güzel, İbrahim Şenocak ve avcı Osman bulunmaktadır. 1948 yılında ise aynı bölgeye dağcılık federasyonu tarafından ikinci bir etkinlik organize edilmiştir. Bu etkinliğe ise Prof. Dr. Sım Erinç araştırmacı olarak katılmıştır. Bu etkinlik sırasında Reşko zirvesine çıkış gerçekleştirilmiştir. Bu tırmanışı gerçekleştiren kişiler arasında Latif Osman Çıkıgil, Muvaffak Uyanık, Asım Kurt, Şinasi barutçu gibi kişiler bulunmaktadır.

Asım Kurt'un federasyon içinde daha çok kayağa ağırlık vermesi dağcılık adına fazla bir etkinliğin organize edilememesine neden olmuştur. Bu durum federasyon içinde yoğun tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Dağcılık Federasyonu içinde ikinci kuşak olarak bilinen Dr. Bozkurt Ergör, Muzaffer Erol Gez ve arkadaşları bu durumu şiddetle eleştirmişlerdir.

1950 Lİ YILLAR

1952 yılında Aladağlar'da Kaldı zirvesinin ilk Türk çıkışı yapılmıştır. Ancak bu zirveye çıkan kişi bir dağcı değildir. Şahap Tanyolaç adlı bir mühendis bölgede yapılmakta olan yol hattını daha iyi görebilmek için yüksek bir yere çıkma ihtiyacı duymuş ve Kaldı zirvesine ( 3736 m. ) tırmanmıştır.

Bu tırmanış Kaldı zirvesinin bilinen ilk Türk çıkışıdır.

1953 yılında ilk Türk - Avusturya ortak ekspedisyonu Aladağlar' da gerçekleştirilmiştir. Türk ekibi içersinde, Ersin Alok, Muvaffak Uyanık, Rasim Akın ve Selehattin Dipçin bulunmaktadır. 15 gün süren bu etkinlik sırasında Demirkazık, Kaldı, Küçük Demirkazık (3400 m. ), Alaca ( 3582 m. ) ve Emler ( 3723 m. ) tırmanışları gerçekleştirilmiştir. Tırmanılan zirvelerden son üçü ilk kez Türk ekipleri tarafından çıkılmıştır.

1954 yılında Esin Alok ve Rasim Akın önderliğindeki Türk ekibi, Kızılkaya batı rotası ve Demirkazık Peck kulvarı rotasından ilk Türk çıkışlarını gerçekleştirmişlerdir. Aynı yıl federasyon tarafından Büyük Ağrı Dağı çıkışı organize edilmiştir. 1954 yılında Erdal İnönü Kayseri'den arkadaşı Necdet Nakipoğlu ile birlikte Erciyes zirvesine tırmanmıştır. 1950 li yıllarda Manisa Tarzanı olarak bilinen Ahmeddin Çarlak, Manisa Dağcılık Kulübü ekibi ile birlikte Büyük Ağrı, Demirkazık ve Cilo Dağları'nda tırmanışlar yapmıştır.
1955 yılında Bozkurt Ergör, Trabzon'da askerlik yaptığı dönemde bir hafta sonu Kaçkar Dağları'na gitmiş ve ilk çıkışını kendi gerçekleştirdiği için adını Ergör Tepe ( 3589 m. ) koyduğu zirveye tırmanmıştır.

1956 yılında federasyon tarafından Aladağlara'da bir tırmanış etkinliği daha organize edilmiştir. Etkinliğe Türkiye'nin değişik bölgelerinden 53 dağcı katılmıştır. Bu etkinliğe misafir olarak Avusturyalı dağcıların da katılmasıyla büyük bir ekspedisyon oluşturulmuştur. Bu etkinlik sırasında Demirkazık ( 3756 m. ) ve Emler ( 3723 m. ) zirvelerine tırman ekip arasında Bozkurt Ergör, Muzaffer Erol Gez ve Engin Kongar bulunmaktadır. Bu tırmanıştan 1 ay kadar sonra Demirkazık zirvesine tekrar tırmanmak üzere gelen Engin Kongar 8 Eylül 1956 tarihinde batı yüzünde tırmanış sırasında düşerek hayatını kaybetmiştir.

Bu olay ülkemizde ölümle sonuçlanan ilk dağ kazasıdır. Dr. Bozkurt Ergör yıllar sonra Aladağlar'ın haritasını yaparken bugün Emler adıyla bilinen zirveye "Engin Tepe" adını vermiştir. Engin Kongar' ın mezarı Aladağlar' da, Niğde - Çamardı yolu üzerinde Çukurbağ Köyü kavşağı yakınında bulunmaktadır.

1960 LI YILLAR

1950- 1960 yıllarında Ankara, Manısa, Kayseri, Erzurum illerinde dağcılık kulüpleri kurulma girişimleri başlamıştır. 1960 lı yıllarda Dağcılık ve Kış Sporları fedarasyonu içersindeki tartışmalar hız kazanmış ve bazı ayrılıklar yaşanmıştır. Dr. Bozkurt Ergör 1962 yılında İstanbul'da "Türk Dağcılık Kulübü" adı altında ayrı bir örgütlenmeye gitmiştir. Bu örgüt 1972 yılına kadar varlığını sürdürmüştür. 12 Mart askeri yönetimi sırasında kulüp kapanmıştır. Kulübün yönetiminde başlangıçta Dr. Bozkurt Ergör, Şinasi Barutçu, Muvaffak Uyanık gibi kişiler bulunmaktadır. 1963 yılında Sönmez Targan kulübün başkanlığını yürütmüştür. Aynı dönemde, Anadolu'da farklı illerde dağcılık kulüplerinin kurulması için çalışmalar sürdürülmüştür. Bu çalışmalar ülkemizde ilk özel dağcılık örgütlenmelerinin çekirdeğini oluşturmuştu.

21.Temmuz 1966 tarihinde federasyon resmen ikiye ayrılmış ve Dağcılık Fedarasyonu bağımsız bir birim olarak çalışmalarına başlamıştır. Ayrıldıktan sonra Federasyonun ilk başkanlığına Latif Osman Çıkıgil getirilmiştir. 1965 , 1966 ve 1967 ve onu izleyen yıllarda Türk dağcıları artık her yıl Aladağlar' a kamp kurmaya ve çeşitli tırmanışlar yapmaya başlamışlardır. Bu tırmanışlar sırasında bir çok ilk Türk çıkışı gerçekleştirilmiştir. 1965 yılında Muzaffer Erol Gez başkanlığında 8 kişilik ekip çeşitli zirve çıkışlarının yanı sıra Cebelbaşı ( 3574 m. ), Direktaş ( 3510 m. ) ve Kızılkaya ( 3725 m. ) zirvelerinin ilk Türk çıkışlarını yapmıştır. 1966 yılında gene Muzaffer Erol Gez başkanlığındaki 4 kişilik bir ekip Gürtepe ( 3630 m. ) zirvesinin ilk Türk çıkışını gerçekleştirmiştir. .1967 yılında federasyon tarafından Aladağlar' da büyük bir tırmanış kampı kurulmuştur. Kampa Latif Osman Çıkıgil, Bozkurt Ergör, Sönmez Targan, Muzaffer Erol Gez, İsmet Ülker gibi dağcıların da aralarında bulunduğu toplam 30 kadar dağcı katılmıştır.

Kampa katılan dağcılar gruplara ayrılarak bir çok zirve tırmanışı gerçekleştirmişlerdir. Kaldı kuzey, Kaldı güney - doğu ilk Türk çıkışı, Sıyırmalık zirvesi batı duvar çıkışları Türk tırmanış tarihinde birer ilktir. Bu tırmanış, ülkemizde teknik duvar çıkışlarının başlangıcı olarak kabul edilebilir. 1969 yılında Bozkurt Ergör ve Sönmez Targan Demirkazık ilk kış tırmanışını gerçekleştirmişlerdir. Bu tırmanış Türk dağcılık tarihinde bir dönüm noktasıdır. Bu tırmanışla birlikte Türk dağcıları ülkemizdeki dağların kış çıkışlarını yapmak için çalışmalar başlatmışlardır.

Türkiye de Dağcılık sporunun tarihçesini eksiksiz yayınlamak mümkün görünmemektedir. Örneğin 1966 lı ve 1980 li yıllarda Türk Dağcılık sporuna hizmet veren Gazı Kadogen, Yücel Dönmez, Canip Karakuş, Ahmet Şahin, Şahap Atalay, Adnan Doğu, Ertuğrul Dayıoğlu, Halit Değirmencioğlu, Gültekin Çeki   gibi kişilerin Dağ turizminde ve dağcılık sporundaki verdiği hizmetler ve yaptığı tırmanışların izlerini silmek mümkün değildir.

1970 Lİ YILLAR

 Bu yıllarda Türk dağcıları yoğun olarak daha teknik tırmanışlar ve kış çıkışları yapmaya yöneldikleri görülmektedir. 1969 yılında Demirkazık zirvesi kış çıkışından sonra Dr. Bozkurt Ergör, 1970 yılında Büyük Ağrı zirvesinin ilk kış çıkışını gerçekleştirdi.

1972 yılında Yalçın Koç ve Hüseyin Özbek Kaldı zirvesinin ilk kış çıkışını yapmış, Gene Yalçın Koç Reşko nun ilk kış çıkışını yapmıştır.

29-Aralık 1973- 6- Ocak 1974 tarihlerinde Dağcılık Federasyonunca düzenlenen Kaçkar dağı kış tırmanışında Sönmez Targan, Yalçın Koç, Mustafa Gültekin, Atilla Erkut, Yüksel Kuranoğlu, Turgut Taşer, Alaattin Karaca, Kemal Kantarcı, Hüseyin Şen den oluşan ekip 4-Ocak 1974 tarihinde saat 19-00 da yukarı Kavrandan tırmanışa başlayarak 5-Ocak 1974 tarihinde 17 saat süren tırmanış sonrası Büyük buzul rotasından saat 12-00 de Kaçkar dağına zirvesine kişin çikan ilk ekip olmayı Türk dağcılığına kazandırmışlardır.(Dağcılık Federasyonu yayını Temmuz 1974)

Yine 4- 9- Şubat 1974 tarihlerinde Erciyes Dağ evinde açılan eğitim kampının sonunda Genç dağcılarımızdan Kemal Kantarcı ve Alaattin Karaca Erciyes in ana doruğuna kışın ulaşmayı denemişler, o günün koşullarıyla çok büyük bir başarı elde ederek kışın ortasında Erciyes in 3917 metre yükseklikteki ana doruğuna ulaşan ilk dağcı olmak şerefini Türk Dağcılığına hediye etmişlerdir.( Dağcılık Federasyonu yayını Temmuz 1974)

1973 yılında atamayla Dr.Bozkurt Ergör Türkiye Dağcılık Federasyonu başkanlığına getirildi.

15- 25 Temmuz 1973 tarihlerinde Doktor Bozkurt Ergör Federasyonunca Kayseri Tekir yaylasında açılan eğitim kampı, dağcılık sporunun ülke geneline yayılmasında dönüm noktası olmuştur. Bozkurt Ergör, Metin Öz, Yalçın Koç, Ahmet Şahin in eğitmenlik, Elazığ bölgesinden öğretmen Kenan Hatipoğlunun kamp müdürlüğü, Özcan Albuz un kamp müdür yardımcılığı yaptığı eğitim faaliyeti sonrası başarılı olan dağcılar o günün koşulları ile Niğde Aladağlar da Kaya uzmanlığı kampına alınmışlardır. Onyedi günlük eğitim sürecince Alaca, Kaldı, Laitkaya, Güzeller, Demirkazık, Kızılkaya, Direktaş zirvelerine tırmanışlar yapılmış, Parmakkaya ya ise tırmanma denemesi gerçekleştirilerek, kayanın kuzey yüzündeki oyuk bölümüne kadar tırmanılmıştır.

Bu eğitimlerden yetişen Alaattin Karaca, (Erzurum) Gazenfer Albayrak, (Elazığ) Ziya Mengenecioğlu, (Erzurum) Sait Mutlu, (Mersin) İsmaılUyanık, (İstanbul) HalilAlpay, (İstanbul) Oğuz Salihoğlu, (Kayseri) Ahmet Orhun, (Konya ) Mehmet Vurgun, (Niğde) Turgut Güner, (Ordu ) Bahri Bayraktutan, (Rize) daha sonrakı yıllarda yetişen dağcıların eğitimlerinde büyük katkı sağlamışlardır.

O günün koşulları ile az sayıda olan dağcılarımıza Ergun Kuyumcu, Orhan Ayalp, Adnan Kayatepe, Mumtaz Çankaya, Nuri Dokuzoğlu, Ömer Faruk Gülşen, Gökhan Elmaslı, Tekin Küçüknalbant, Rıza Yücesan, Şükrü Soyata ve ismini sayamayacağımız kişiler katılarak dağcılık sporunun yaygınlaştırılmasına çalışılmışlardır.

Doktor Bozkurt Ergör sadece eğitim çalışmaları ile değil, Dağcılık malzemelerinin ülkemizde üretilmesinde de liderlik ederek sporumuzun gelişmesine büyük katkı sağlamıştır. Kişisel dostlukları sonucu Kayseri Sanat enstitüsünde ve Kayseri Sanayi sitesinde büyük emeklerle yaptırdığı Karabina, çeşitli sikkeler, Krampon, Kazma, Tozluk, gibi malzemelerle tırmanışlar yapılmıştır.

1966 yılından itibaren ayrı bir birim olarak örgütlenen Türkiye Dağcılık Federasyonu Bozkurt Ergör'ün başkanlığı döneminde, 1977 yılında Uluslararası Dağcılar Birliği 'ne ( UIAA ) resmen üye olmuştur ve halen Türkiye Dağcılık Federasyonu UIAA’ nın üyesidir.

1980 Lİ YILLAR

 Bu yıllar ülkemizde Güney Doğu bölgelerimizde bölücü terör yaygınlık kazandığı yıllardır. Bu olaylar ülkemiz dağcılığını da olumsuz etkilemiştir. Bu bölgede yer alan Cilo ve Sat dağları tırmanışa kapatılmıştır. Bu dağlar günümüzde de tırmanışa kapalı durumdadır. Bölgede tırmanışa kapatılan diğer önemli dağlar arasında Ağrı ve Süphan Dağı da bulunmaktadır. Ağrı Dağı 1990 yılında tırmanışa kapatılmış ve 1999 yılına kadar hiçbir tırmanış yapılamamıştır. 1999 yılından sonra Ağrı ve Süphan Dağları izinli olarak tırmanışa açılmıştır. 80 li yıllarda Güney Doğu bölgemizde yaşanan bu gelişmeler sonucu dağcılarımızın ilgisi yoğun olarak Aladağlar üzerinde toplanmıştır. Bu yıllarda Aladağlar' da bir çok tırmanış organize edilmiştir. Bu tırmanışlardan bazılarını aşağıda vermek istiyoruz.

1980 yılında ADB'den Ömer Tüzel ve Recep Çatak Aladağlar'da Direktaş zirvesinin ( 3510 m. ) kuzey duvarından ilk Türk çıkışını gerçekleştirdiler. 80 li yılların başında ADB' den Kaşif Aladağlı ve Recep Çatak'ın da içinde bulunduğu bir grup, Aladağlar'ın Torasan bölgesi haricinde tamamında keşif ve sırt haritalarının çıkartılması amacıyla etkinlik ve bir dizi teknik tırmanış gerçekleştirmiştir. 1983 yılında Ömer Tüzel Vay Vay ( 3563 m. ) güney batı yüzü ilk Türk tırmanışını yapmıştır. Hikmet ve Ahmet Gürbüz kardeşler 1984 yılı kış aylarında Kızılkaya ( 3725 m. ) ilk kış tırmanışını yapmıştır.  

Kızılkaya kış tırmanışı iki gün içerisinde arka arkaya üç ayrı ekipçe gerçekleştirilmiştir. Alaattin Karaca, Mehmet Yüregilli, Celalettin Karacan dan oluşan ikinci ekip ilk tırmanışın yapıldığı ikinci gün, Kızılkaya kış tırmanışını gerçekleştirmiştir. 1985 yılı kış aylarında ise Alaca zirvesinin ( 3582 m. ) batı yüzünden ilk Türk kış çıkışlarını gerçekleştirmişlerdir.

1986 kış aylarında Tekin Küçüknalbant Güzeller ( 3461 m. ) zirvesinin güney sırtından solo olarak ilk Türk kış çıkışını gerçekleştirmiştir. 1986 yılında Küçük Demirkazık -zirvesinin ( 3400 m. ) Orhan Özçalık liderliğinde 3 kişilik bir ekip tarafından ilk kış çıkışı gerçekleştirilmiştir.

1987 yılında Emler zirvesinin ( 3723 m. ) ilk kış tırmanışı Ümit Genç tarafından solo olarak yapılmıştır. Aynı yıl Batur Kürüz Direktaş zirvesine ( 3510 m. ) güney yüzden solo kış çıkışı yapmıştır. 1988 yılında Parmak kaya’nın ilk Türk çıkışı Emre Altoparlak tarafından gerçekleştirilmiştir.

Bu tırmanışlar yapılırken Dağcılık Federasyonu'nda 1984 yılında Prof. Dr. Abdülmecit Doğru başkanlığa getirilmiştir. Abdülmecit Doğru 1990 yılına kadar başkanlığı yürütmüştür. Bu süre içinde bir çok yurt dışı tırmanış gerçekleştiren Abdülmecit Doğru, 1991 yılı Erciyes kış tırmanışı sırasında Prof. Dr. Ahmet Bilge ile birlikte çığ düşmesi sonucu hayatını kaybetmiştir.

 1990 LI YILLAR VE GÜNÜMÜZDE DAĞCILIK
               
1990 yılında Anadolu Dağcılar Birliği ( ADB) kapanmıştır. Bazı üniversitelerimizde çok az sayıda Tescilli Dağcılık Kulüpleri kurulmuştur. Bazı Üniversitelerimizde ise spor kolları veya Spor Birlikleri bünyesinde dağcılık faaliyetleri yürütülmüştür.

1990 yılı Ağustos ayında Hacettepe Üniversitesi Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü'nden ( HÜDDOSK ) Ertuğrul Melikoğlu, Dekirkazık kuzey duvarının ilk ve solo çıkışını gerçekleştirmiştir. Bu çıkıştan 4 gün kadar sonra Aynı duvar Gıyasettin Demirhan ve Murat Yıldırım tarafından bir kez daha çıkılmıştır.

Aynı yıl aralık ayında Hacettepe Üniversitesi Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü'nden Ertuğrul Melikoğlu, Orhan Özçalık, Ataç Besi, M. Ali Onur, Bülent Ferhatoğlu'ndan oluşan 5 kişilik ekip, Demirkazık zirvesi batı rotasından ilk çıkışı gerçekleştirmişlerdir. 1991 yılında Ertuğrul Melikoğlu Parmakkaya'nın ilk solo çıkışını gerçekleştirmiştir. Ertuğrul Melikoğlu, ayrıca Kaldı zirvesinin ( 3688 m. ) Kuzey Doğu buzulu üzerinden bu zirvenin ilk solo kış çıkışını gerçekleştirmiştir.

1990 yılı içinde Türk dağcılığı gerçekten patlama yapmıştır. Yeni kuşak dağcılar ülke genelindeki bir çok zirveye çok önemli tırmanışlar gerçekleştirmişlerdir. Yurt dışında ise gerçekten kısa süre önce hayal bile edilemeyecek zirvelerin çıkışları gerçekleştirilmiştir. Son dönemde ülkemiz dağcılığına damgasını vuran iki isim, Bilkent Üniversitesi Doğa Sporları kolundan yetişmiş aynı yıllarda Türkiye Dağcılık Federasyonu yönetiminin maddi ve manevi büyük desteğini almış Nasuh Mahruki ve Tunç Fındıktır. Sadece Tunç Fındık'ın yurt içi ve dışında çıktığı 400 den fazla zirve ile Aladağlar ve Kaçkar Dağlan'nda açtığı ve ilk tırmanışlarını gerçekleştirdiği 100 den fazla yeni rota bulunmaktadır. Bu dağcılarımızın yanı sıra, Kürşat Avcı, Serhan Poçan, Ertuğrul Melikoğlu, Yılmaz Sevgül, Gıyasettin Demirhan, Haldun Aydıngün, Murat Kandi, Doğan Palut, Alper Sesli, Uğur Uluocak gibi dağcılarımız günümüz dağcılığında yaptıkları bir çok tırmanışla öne çıkan isimler olmuşlardır.

1995 yılında dağcılık federasyonu başkanlığını yürüttüğü dönemde Tayfun Tercan, Kaçkar dağlarında bir tırmanış dönüşü düşerek hayatını kaybetmiştir. Ne yazık ki, Kürşat Avcı ve Uğur Uluocak da son dönemde dağların bizden aldığı isimler arasına katılmışlardır. İTÜDAK'dan Uğur Uluocak 3 Temmuz 2003 tarihinde Kırgızistan'da Teke Tor zirvesi ( 4441 m. ) dönüşünde düşerek hayatını kaybetmiştir. 7 Ağustos 2003 tarihinde ise Aladağlar Demirkazık kuzey duvarı çıkışı sırasında HÜDDOSK' dan Kürşat Avcı tutunduğu kayanın kopması sonucu düşerek hayatını kaybetmiştir.


1997-2006 YILLARI
       
Fahri olarak yürütülen Federasyon başkanlığı ve yönetim kurulu üyelikleri görevi yıllarca büyük bir özveriyle yürütülmüştür. Bazı yönetimler eğitim ağırlıklı çalışmalar yaparak dağcılık sporunu ülke geneline yaymaya özen gösterirken, bazı yönetimlerde tırmanış ağırlıklı faaliyetler yapmayı tercih etmişlerdir. Bazı yönetimler eğitim Dağcılık Federasyonunun görevi değildir demiş, bazı görevlilerde yurtdışı tırmanışlar yapmayı ön plana çıkarmışlardır.

Yıllarca bu anlayış doğrultusunda yapılan dağcılık günümüze kadar gelmiştir. En acı olanı ise Türkiye Dağcılık Federasyonu kalıcı tarafsız ve adil bir arşiv sisteminden yoksun bırakılmıştır. Gerçek dağcılık yapan kişiler yazma alışkanlığını oluşturamamış, Bu durum ise dağcılık tarihi açısından büyük eksikliktir.

5 Aralık 1993 Yılından sonra ülkemizde spor federasyonları başkanları seçimle göreve gelmeye başlamışlardır. 1993 yılında yapılan ilk seçimlerde merhum Tayfun Tercan, Sayın Alaattin Karaca, Sayın Sönmez Targan ve Sayın Ziya Mengeneci Türkiye Dağcılık Federasyonu başkanlığına aday olmuşlardır.Yapılan seçimler sonrası Dr.Tayfun Tercan 35 Alaattin Karaca 27, Ziya Mengeneci 14, Sönmez Targan 10 oy almışlardır. Oy sayılarından da anlaşılacağı gibi en fazla oyu alan merhum Tercan Türkiye Dağcılık Federasyonu Başkanlığına seçimle gelen ilk federasyon başkanı olmuştur. Merhum Tayfun Tercan 1995 yılında Kaçkar dağlarında yürüyüş dönüşü geçirdiği kaza sonrası şehit olmuştur. Bu üzücü olaydan sonra 18-01-1996 tarihinde Ziya Mengeneci Bakanlık onayı ile Türkiye Dağcılık Federasyonu Başkanlığına atanmıştır. 1997 yılında yeniden yapılan seçimlerde Alaattin Karaca ve Ziya Mengeneci Federasyon Başkanlığına aday olmuşlardır.Yapılan seçimler sonrası 118 delegenin 83 unun oyunu alan Alaattin Karaca Türkiye Dağcılık Federasyonu Başkanlığına seçilmiştir.

1997 yılında ülkemizdeki yazılı kaynaklarda dağcılık sporunun sayısal verileri ise, 25 aktif il, 23 tescilli dağcılık kulübü, 919 lisanslı sporcu olarak görülmektedir. O tarihlerde Türkiye Dağcılık Federasyonu Eğitim Yönetmeliği, Eğitmen Yönetmeliği olmayan bir federasyon konumundadır. Eğitimler usta çırak ilişkisi içerisinde verilmekte, tek yasal belge ,Sayın Dr Bozkurt Ergör döneminde Ankara yakınlarındaki Hüseyin Gazide 17-25 Haziran 1974 tarihinde açılmış olan Dağcılık Eğitmeni yetiştirme kampını başarı ile tamamlayan Ankara Bölgesinden Faruk Sükan, Hakkari Bölgesinden Kemal Çapa, Rize Bölgesinden Bahri Bayraktutan, Erzurum Bölgesinden Alaattin Karaca, İçel Bölgesinden Sait Mutlu'nun yardımcı eğitmen belgesine sahip oldukları görülmektedir.

Son dönemde federasyon başkanlığını ülkemizin yetiştirdiği ve halen aktif olarak dağcılık yapan, ülkemizin ve Avrupa’nın en yüksek dağı olan Ağrı dağına 2004 yılına kadar 82 defa zirve tırmanışı yapan Sayın  Alaattin Karaca yürütmektedir. Sayın Karaca’nın göreve gelmesi ile dağcılık sporu ülkemizde yaygınlaşma politikası izlemiştir.

Yapılan özverili çalışmalar sonrasında 1997 yılında 25 olan aktif il sayısı 2006 yılında 79, 23 olan aktif kulüp sayısı 194, 919  lisanslı dağcı sayısı Haziran 2006 itibari ile  GSGM verilerine göre  4503 bayan, 13405 Erkek sporcu olmak üzere Toplam 17908’dır. Kaynak: http://www.gsgm.gov.tr/sayfalar/istatistik/istatistik_index.htm# alınmıştır.

Bu dönemde daha önce olmayan Eğitim, Eğitmen ve Dağcılık Mihmandarlığı Yönetmelikleri hazırlanmış ve yürürlüğe konulmuştur. Çıkarılan Eğitim Yönetmelikleri ile eğitimler iki başlık altında toplanmış Yaz Eğitimleri- Kış eğitimleri şeklinde iki guruba ayrılarak Yaz Temel, Yaz Gelişim ve ileri seviye Kaya eğitimi ,Kış temel ,Kış Gelişim ve İleri Seviye Kar buz eğitimleri şeklinde alt başlıklara ayrılmış ve her eğitim sonrası yapılan teorik ve pratik sınavlarla başarılı öğrenciler belirlenmiştir. Yaz ve Kış eğitimlerini başarı ile tamamlayan sporculara Kış ve Yaz Arama kurtarma ve istekleri halinde Dağ kayağı eğitimleri verilmiştir.

1997- 2006 yılları arasında ülkemizde çok sayıda Dağcılık Kulüpleri kurulmuş, çok sayıda gencimiz Dağcılık eğitim çalışmalarına katılmıştır. Büyüklerin yanında, Gençler ve yıldızlar kategorilerinde eğitim faaliyetleri düzenlenerek eğitimler verilmeye başlanmıştır. Bu tarihten sonraki gelecek yıllar bu dönemde yetişen dağcıların yılları olacaktır.

Ülkemizde bir dönemler spor olup olmadığı tartışılan Dağcılık sporu 1997-2006 lı yıllarda saygınlık kazanmış, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Sivil Savunma Birlikleri ve diğer Kurumlar Türkiye Dağcılık Federasyonu ile ortak çalışmalar yapmaya başlamışlardır.

Federasyonca verilen Yaz ve kış Arama Kurtarma eğitimleri sonucu, Dağcılık sporunda aktif illerimizde Dağcılık Arama Kurtarma Birimlerinin çekirdek kadroları oluşturulmuştur. Dünya Dağcılar Birliği ile Türkiye Dağcılık Federasyonu ilişkilerinde büyük gelişmeler sağlanmış 16- Ekim 2004 tarihinde Hindistan Yeni Delhi’ de yapılan (UIAA) Dünya Dağcılık Birliği toplantısında Nejat Akıncı Ülkemizi temsilen Dağcılık Komisyonu üyeliğine seçilmiştir.

İlk yıllarda sadece dağcılık ve turkayağı branşında faaliyet gösteren Dağcılık federasyonunun bünyesinde yeni branşlar oluşturulmuştur. 22.12.2000 tarih ve Merkez Danışma Kurulunun 331 sayılı onayı ile Spor Tırmanma branşı ilave edilmiş ve ilk resmi yarışması ise 28-29 Ocak 2006 tarihlerinde Sakarya Üniversitesi Spor Kompleksi içinde bulunan nizami Tırmanma Duvarında gerçekleştirilmiştir. Dağ kayağı branşında ise UIAA ya ilk üyelik 2006 yılında yapılmıştır. İtalya’da yapılan dağ kayağı dünya şampiyonası yarışmalarına Nejat Akıncı ülkemizi temsilen ilk katılan yarışmacı olmuştur. UIAA ile olan ilişkilerimiz dehada ilerleyerek UIAA komisyonları ülkemizde toplantılar yapmaya başlamıştır. 9-12 Haziran 2005 tarihinde Kayseri Erciyes dağ evinde Çevre ve dağlara giriş komisyonu 13-16 Nisan 2006 tarihinde Antalya Olimpos ta ise Dağcılık Komisyonu toplanmış ve Türkiye Dağcılık Federasyonu bu toplantılara ev sahipliği yapmıştır.

Türkiye Dağcılık Federasyonu büyük bir samimiyet ve güvenle eğitim çalışmalarını UIAA standartlarına açmış 11- Nisan 2006 tarihinde UIAA standartları komisyonundan gelen heyet Isparta Çandır dakı eğitim çalışmalarını izlemiş ve eğitimle ilgili   taktir ve beğenilerini belirtmişlerdir.

1997-2006 dönemde dağcılık sporu sadece dağcılık olarak ele alınmamış Sosyal, kültürel ve ekonomik boyutları ile de ele alınmıştır. Her faaliyet öncesi idareci, sporcu, eğitmenler toplu şekilde Atatürk Anıtına giderek tören yapıp faaliyetleri başlatmaları geleneksel hal almış ve bu uygulama halkımızın ve yöre insanının ilgisini çekerek halkın taktirini kazanmıştır.Ülkemizdeki anlamlı ve önemli günlerde anma tırmanışları yürüyüşler düzenlenmiştir. Erzurum dan Sarıkamış’a Tur kayakları ile geleneksel yürüyüşler, Afyon Kocatepe’den İzmir Bel kahve ye 30. Ağustos Zafer haftası yürüyüşü, Allahuekber Şehitleri Anma Tırmanışı, Çanakkale Şehitlerimizi Anma Tırmanışı, 30.Ağustos Uluslar arası Ağrı Dağı Zafer Haftası Tırmanışları geleneksel hale getirilerek çok sayıda katılımcıyla faaliyetler gerçekleştirilmiştir.

2002 Dünya dağlar yılı nedeniyle oluşturulan proje gereği on Cumhurbaşkanımız adına ve anısına ülkemizde on ayrı dağa Cumhurbaşkanları tırmanışları düzenlenmiştir. Tırmanış öncesi ve sonrası bastırılan kitaplarla bu anlamlı faaliyetler ölümsüzleştirilmiştir. 2002 Yılında Kırgızistan Bişkek te düzenlenen dağlar yılı küresel toplantısına Türkiye Dağcılık Federasyonu katılmış oluşturduğu stantla 2002 dünya dağlar yılında ülkemizde yapılanları ve ülkemizdeki dağcılık sporunu katılımcı ülkelere anlatmaya özen göstermiştir.

YURT DIŞINDA YAPILAN TIRMANIŞLAR
   
Türk dağcılarının yurt dışında gerçekleştirdiği tırmanışların en eskisi ilk Türk dağcısı olarak da bilinen Ali Vehbi Türküstün’ün 1906 yılında Alp Dağları'nın en yüksek noktası olan Mont Blanc zirvesine yaptığı tırmanıştır. Bu tırmanış Türk dağcılık tarihinde bilinen ilk tırmanışı olduğu kadar yurt dışında yapılan ilk tırmanıştır.

Daha sonra uzun yıllar yurt dışı tırmanış yapılamamıştır. 1964 yılında Bozkurt Ergör'ün İsviçre'de Möch ( 4003 m. ) ve Fransa'da Mont Blanc ( 4807 m. ) zirvelerine tırmanmıştır. Bu tarihten sonra 1980 li yıllarda Abdülmecit Doğru'nun gerçekleştirdiği bir dizi tırmanış bulunmaktadır. 1980 yılında Kafkaslar'da Elbruz dağı ( 5642 m.), 1983 yılında Rusya'da Pamir Dağlan' nda Halil Alpay ile birlikte gerçekleştirdiği Peak Lenin zirvesi ( 7134 m. ) ve 1985 yılında Komünizm zirvesi (7495 m. ) bu zirvelerin ilk Türk çıkışları olmuştur.

1989 yılından sonra yurt dışı çıkışlar büyük bir ivme kazanmıştır. 1989 yılında İran'da bulunan Devamend zirvesi ( 5671 m. ) tırmanışına katılan on dağcımız iki ayrı rotadan çıkarak zirveye ulaşmışlardır. 1992 yılında Nasuh Malıruki, Kırgızistan'da bulunan Tien Shan Dağları'nda Khan Tengri ( 7010 m. ) zirvesine tırmanmıştır. 1993 yılında ise Kafkasya Dağları'ndaki Elbruz zirvesine ( 5642 m. ) ilk Türk kış çıkışını yapmıştır.

1993 ve 1994 yıllannda TDF'nin girdiği uluslararası ilişkiler ve ayırdığı ödenek sayesinde Türk Dağcıları Pamir Dağlan, Tien Shan Dağları ve Demavend Dağı'na çeşitli expedisyonlar düzenlemişlerdir. Bu etkinliklerden ilki, 1993 yılında Pamir Dağları'ndaki Peak Lenin ( 7134 m. )zirvesine düzenlenmiş ve Nasuh Mahruki ile Uğur Uluocak zirveye çıkmışlardır. Aynı etkinlikte diğer gruptan Serhan Poçan ve Seyhan Çamlıgüney Tien Shan Dağları'nda Khan
Tengri zirvesine ( 7010 m. ) çıkılmışlardır. Aynı yıl Demavent'e de tırmanılmıştır. TDF'nin organize ettiği ikinci etkinlik ise 1994 yılında yapılmış ve Tien Shan Dağları'nda Khan Tengri zirvesine kötü hava koşulları nedeniyle çıkılamamıştır. Aynı yıl yapılan bir diğer etkinlik ise gene Demavent zirvesine olmuştur.

1994 yılında Nasuh Mahruki, askerliğini yapmakta iken özel izin alıp Rusya'da bulunan 7000 m.lik 3 önemli zirvenin tırmanışını daha gerçekleştirmiştir. Sırasıyla Pamir Dağları'ndaki Korjenevskoy ( 7105 m. ) ve Communisma ( 7495 m. ) ile Tien Shan Dağları'ndaki Pobeda ( 7439 m. ) zirvelerine çıkarak Sovyet Asya'nın 7000 m.nin üzerindeki en yüksek 5 zirvesine çıkmıştır. Böylece bu 5 zirveye tırmanan dağcılara Rusya Dağcılık Federasyonu tarafından verilen "Kar Leopan" unvanını almıştır.

1994 yılı ağustos ayında Uğur Uluocak tarafından da 4 önemli tırmanış gerçekleştirilmiştir. Peak Varadiov zirvesi ( 5600 m. ), Korjenevskoy ( 7105 m. ), Communisma ( 7495 m. ) ve Peak Of Four zirvesi ( 6299 m. ) Bu son zirvenin ilk Türk çıkışı ise 1 ay kadar önce Nasuh Mahruki tarafından yapılmıştır.

1995 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Dağcılık Kolundan ( YTÜDK ) Alper Sesli, Kenya sınırları içinde bulunan Afrika kıtasının en yüksek doruğu olan Kilimanjero zirvesine ( 5895 m. ) tırmanmıştır. 1995 yılının en önemli başarısı hiç kuşkusuz Nasuh Mahruki'nin 17 Mayıs 1995 tarihinde gerçekleştirdiği Everest zirvesi ( 8848 m. ) tırmanışıdır.

1996 yılında Nasuh Manruki 7 kıtanın en yüksek zirvelerinin tamamına çıkmayı başarmıştır. Everest'ten sonra sırasıyla, 1995 yılında Vinson ( 5140 m. ) ve Aconcagua (6959 m. ) zirvelerine tırmanmıştır. 1996 yılında ise, Mc Kinley ( 6194 m. ), Kilimanjaro ( 5895 m. ), Elbruz ( 5642 m. ), Cosciusko ( 2320 m. ) zirvelerinin çıkışını yapmıştır. 1996 yılında TDF tarafından desteklenen Khan Tengri tırmanışı gerçekleştirmiştir. Tırmanışa katılan Serhan Poçan, Uğur Uluocak, Tunç Fındık, Kürşat Avcı, Yılmaz Sevgül, Engin Külahoğlu, Gülay Ünal, Burçak Özoğlu başarılı şekilde zirveye ulaşmışlardır.

1998 yılında Nasuh Malıruki Lhotse zirvesine tırmanmıştır. 1999 yılında Uğur Uluocak Shisha Pangma ( 8013 m. ) ve Cho Oyu ( 8201 m. ) çıkışlarını 7 gün ara ile tamamlamıştır. Nasuh Mahruki 2000 yılında dünyanın en zor zirvelerinden biri olan K2 zirvesinin ( 8611 m. ) çıkışını gerçekleştirmiştir. 2001 yılında Tunç Fındık Everest zirvesine ( 8848 m. ) farklı bir rotadan çıkarak buraya çıkan ikinci Türk olmuştur. Alaattin Karaca döneminde beş dağcımız 7105 mt.lik Peek Konjerevesko zirvesine tırmanış denemiş iki sporcumuz zirveye ulaşmıştır.

ÜLKEMİZDE DAĞCILIK ÖRGÜTLENMESİ

Türkiye'de Dağcılık örgütlenmeleri mevcut federasyonlar Yetki ve Sorumluluk yönetmeliğe göre yapılmak zorundadır. Dağcılık Federasyonu çok köklü bir geçmişe sahip olmakla birlikte, uzun yıllar diğer spor branşlarında olduğu gibi başkanı Devlet tarafından atama yoluyla göreve gelmiştir.

5 Aralık 1993 tarihinden sonra Tescilli dağcılık kulüpleri ve diğer kurum ve kuruluşların yetkililerinin oyları ile seçilen başkan ve oluşturulan yönetim ve alt kurullar, Türkiye Dağcılık Federasyonunu kendileri veya başkalarının istedi yi şekilde değil Yasa ve Yönetmelikler doğrultusunda yönetmek zorundadırlar.

Yönetimlerin Yasa ve yönetmeliklere dayalı kararlı çalışması bazı kişilerce yanlış yorumlanarak, özgürlüğün sınırlanması olarak değerlendirilmeye çalışılsa da bu uygulama yapılma zorundadır. Yasal olmayan yasal kuruluşunu tamamlamamış hiçbir kuruluşun Federasyon imkanlarından yararlanamayacağı yasa emridir. Spor Kulübü kuruluş Tüzüğünü hazırlamış, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'ne tescil işlemini tamamlamış olmalıdır.

Dağcı Bağlı Bulunduğu Spor Kulübü veya Gençlik spor il Müdürlüklerinden Lisansını almış her yıl vize işlemini yaptırmış kişidir. Bu işlemleri yaptırmayan kurum ve kuruluşlar ile kişilerin Federasyon faaliyetlerinden faydalanamayacağı yasa gereğidir.

Dağcılık Federasyonunu isteyenleri seyahate götüren ticari bir kurum değil, Türkiye de yasal oluşumunu tamamlamış kurumlar ile dağcı olmak isteyen ve dağcı olma hakkını elde etmiş isteyen her vatandaşın yasa ve yönetmelikler çerçevesinde faydalanabileceği bir spor federasyonudur. Dağcılık Federasyonunun ciddi bir Devlet kuruluşu olarak bilmek gereklidir.

Kaynak : TDF - Türkiye Dağcılık Federasyonu


Bu yazı, türkiyede dağcılık tarihi, dağcılık tarihçesi türkiye, dağcılık nedir, dağcılık sporu, dağcılık tarihi, ile ilgilidir.

Kategori

Profesyonel Sporlar-Amatör Sporlar-Ekstrem Sporlar-Spor Tarihi-Sporcular-Futbol-Basketbol-Voleybol-Spor Tarihi-Spor Arşivi

Önemli Konular

%100 futbol- 1. lig- 12 dev adam- 2 lig- 3. lig- a milli ampute futbol milli takımı- a milli basketbol takımı- a milli futbol takımı- a milli kadın futbol takımı- a milli voleybol takımı- altyapı- amatör kulüpler- amatör sporlar- atıcılık tarihçesi - atletizm- basketbol- beşiktaş- bisiklet sporu- boks- buz hokeyi- buz pateni- dünya futbol yıldızları- dünya kupası- egzersiz çeşitleri- eksrim spor tarihi- engelli sporcular- fenerbahçe- futbol- galatasaray- gol krallığı- güreş- hakemler- hentbol tarihçesi- kadın futbolu- kadınlar voleybol- olimpiyat- premier lig- santraç- spor dalları- spor terimleri ve anlamları- spor ve sağlık- spor yazıları- su kayağı tarihçesi- su topu sporu- süper lig- şampiyonlar ligi- tenis- TFF- trabzonspor- uefa- voleybol- vücut geliştirme sporu nedir-